Winamp Logo
Hizmetten Cover
Hizmetten Profile

Hizmetten

Turkish, Religion, 1 season, 1036 episodes, 6 days, 3 hours, 5 minutes
About
Hizmetten.com ailesi olarak sizden aldığımız destek ve dualarla yayın hayatına başladık ve her gün daha da güçlenerek yolumuza devam ediyoruz. Dünyanın dört bir yanında görev yapan hizmet gönüllülerinin gerçekleştirdiği faaliyetler artık hizmetten.com ‘ da yer alacak. Hizmetten.com sitesinin haberlerinden haberdar olmak istiyorsanız lütfen Safari, Chrome ve Firefox internet tarayıcılarınızda bulunan “zil” işaretine tıklayarak ücretsiz abone olun. Bizimle paylaşmak istediğiniz haberler için e-posta adresimiz: [email protected] #FethullahGülenHocaefendi #FethullahGülen #Hizmetten
Episode Artwork

Allah vefalı, Rasûlullah vefalı, Ashab vefalı, büyük insanlar vefalı… | Mizan | M. Fethullah Gülen

Allah vefalı, Rasûlullah vefalı, Ashab vefalı, büyük insanlar vefalı… | Mizan | M. Fethullah Gülen by
4/16/20246 minutes, 45 seconds
Episode Artwork

Vefalı olup verdiğiniz sözü yerine getirin! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

“Vefalı olup verdiğiniz sözü yerine getirin ki Ben de size karşı vefa ile muamele edip ahdimi yerine getireyim.” buyuruyor. (Bakara, 2/40) (04:45) *Bediüzzaman Hazretleri’nin ifade ettiği üzere, “İman bir mânevî tûbâ-i Cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür ise, mânevî bir zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor.” İnsan, kendi cehennemini kendisi tutuşturuyor ve insan mahiyetinde yaratılmış olma, mantık, akıl, ihsaslar, peygamber, müçtehid, müceddit, nasih, hatip… gibi itfaiyecilere yol vermiyor ki alevleri söndürsünler. (06:55) *Recâizâde Ekrem’in ifadesiyle, “Bir kitabullah-ı a’zamdır serâser kâinât / Hangi harfi yoklasan mânâsı Allah çıkar.” Hazreti Pîr de, kâinatın satırları teemmül edildiğinde onların Mele-i Âlâdan insana gönderilmiş birer mektup olduğuna dikkatleri çekiyor.
4/15/20247 minutes, 52 seconds
Episode Artwork

Ramazan Bayramı Vaazı | 15 Eylül 1977 | M. Fethullah Gülen

Ramazan Bayramı Vaazı, 15 Eylül 1977 – MANİSA
4/11/20241 hour, 43 minutes, 12 seconds
Episode Artwork

Ramazan Bayramı Duası | 17 Ekim 1974 | Bir Yakarış | M. Fethullah Gülen

Ramazan Bayramı Duası | 17 Ekim 1974 | Bir Yakarış | M. Fethullah Gülen by
4/10/202422 minutes, 11 seconds
Episode Artwork

1975 Ramazan Bayramı Vaazı | M. Fethullah Gülen

Ramazan Bayramı, 6 Ekim 1975 – MANİSA
4/9/20241 hour, 27 minutes, 14 seconds
Episode Artwork

Kadir Gecesi Vaazı ve Duası | 2 Mayıs 1989 | M. Fethullah Gülen

Kadir Gecesi Vaazı ve Duası | 2 Mayıs 1989 | M. Fethullah Gülen by
4/5/20241 hour, 7 minutes, 8 seconds
Episode Artwork

1975 Kadir Gecesi Vaazı | M. Fethullah Gülen

M. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 2 Ekim 1975'de Edremit Alemizade Sırönü Camii'nde Kadir Gecesi münasebetiyle verdiği vaazı..
4/5/202458 minutes, 54 seconds
Episode Artwork

Böyle mübarek aylarda insanlık için tazarru ve niyazlarda bulunma! | Mizan | M. Fethullah Gülen

Vardı, hani bir vecizede vardı: “Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur!” Bence dünyaya ait hiçbir meseleyi dert edinmemek lazım; nasıl olsa gelip-geçicidir bunlar. Onlara ehemmiyet verir, onları gözünüzde büyütürseniz, onların altında kalır ezilirsiniz. Elden geldiğince o mevzuda temkinli olmalı ve görmezden gelmeli onları. Karakterlerinin gereğini yapıyor… كُلٌّ يَعْمَلُ عَلَى شَاكِلَتِهِ “Her insan kendi seciye ve karakterine göre davranır.” (İsrâ, 17/84) يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا عَلَيْكُمْ أَنْفُسَكُمْ لاَ يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ إِذَا اهْتَدَيْتُمْ “Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltmeye bakın! Siz doğru yolda olduktan sonra sapanlar size zarar veremez.” (Mâide, 5/105) “Kendinize bakın!” diyor Kur’an-ı kerim. Kendi kusurlarınızı görmeye çalışın. Falan size zulmettiği zaman bile, “Acaba biz, Rabbimize karşı vazife ve sorumluluklarımızın hangisinde kusur yaptık ki, Cenâb-ı Hak, birilerini bize musallat etti!” Şu virüsü musallat eder Allah, zelzeleyi musallat eder, fay kırılmasını musallat eder, çekirgeyi musallat eder, güvercini musallat eder, eder eder, Allah celle celâluhu. Ancak Allah’ın (celle celâluhu) “imhal”leri vardır; “ihmal”leri değil, “imhal”leri vardır. Mehil verir, Erhamü’r-Râhimîn’dir O (celle celâluhu), Rabbü’l-âlemîn’dir. Herkes böyle bir kusur işlediğinde onu hemen cezalandırırsa, yeryüzünde yine Kur’an-ı Kerim’in değişik yerlerde farklı ifadelerle beyan buyurduğu gibi yürüyen bir tane canlı kalmaz. Evet, çünkü herkes şöyle-böyle bir günah işler, bir zulümde bulunur. Dolayısıyla Allah onu cezalandırınca, o gider; şunu cezalandırınca, o gider; bunu cezalandırınca, o gider; hiç kimse kalmaz. Oysaki öyle değil. Allah’ın (celle celâluhu) imhalleri vardır ki insan kendine gelsin, aklını başına alsın, o kusurdan vazgeçsin, sevaba yönelsin, arınmaya koşsun, Allah (celle celâluhu) da onu bağışlasın, affetsin. اَللَّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ كَرِيمٌ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنَّا، يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ * اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا، يَا غَفَّارُ، يَا سَتَّارُ، اِغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا كُلَّهَا، وَاسْتُرْ عُيُوبَنَا كُلَّهَا “Allahım, şüphesiz Sen affetmek şanından olan Afüvv, ikram u ihsan denince akla gelen yegâne Kerim’sin; affetmeyi çok seversin. Bizi affeyle, ey Erhamerrahimîn. Bizi yarlığa, merhamet buyur bize. Ey Gaffâr, ey Settâr, günahlarımızın tamamını mağfiret buyur; bütün ayıplarımızı setreyle.” Böyle mübarek aylarda, insanlık için, kendiniz için bu türlü tazarru ve niyazlarda bulunma mevzuu çok önemli bir şey. Allah, ona denk getirdi; hem Ramazan’ın sevabı, hem orucun sevabı, hem geceleri kalkıp ihya etmenin sevabı.. unutulmuş teheccüdleri kılmanın sevabı.. secdeyi derinlemesine duymanın, hadiste buyurulduğu üzere O’na (celle celâluhu) en yakın olma hâlini duymanın sevabı… Hakikaten başınızı yere koyduğunuzda, O’na en yakın olduğunuzu hissederek, “Allah’ım! Ne olur şunu lütfeyle, bunu lütfeyle!” deme mevzuu, Cenâb-ı Hakk’ın ayrı bir lütfu, ayrı bir ihsanı oluyor size. Bela ve musibetleri asla başkalarına fatura etmemeliyiz; bilakis kendimizden bilip hemen istiğfar ve tevbeye yönelmeliyiz!.. Bu arada, “Falanlar filanlara zulmetmişlerdi de, filanlar haksızlıkta bulunmuşlardı da, dolayısıyla onların bu zulümlerinden dolayı geldi!” gibi düşünce ve sözler ile bunları başkalarına fatura etmek suretiyle işin içinden sıyrılmaya çalışmamak lazım. Bu türlü bela ve musibetlerde antrparantez arz ediyorum elden geldiğince, insan, her şeyi kendinden bilmeli.
4/4/20247 minutes, 12 seconds
Episode Artwork

İftar, Sahur ve İtikaf | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Bu video 03/05/2019 tarihinde yayınlanan “RAHMET, ÜMİT VE BEREKET AYI RAMAZAN” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel... İftar vaktinin ayrı bir neşvesi var. Aç-susuz duruyorsunuz; dudaklarınız kurumuş, bir yudum suya, “Bir olsa da!..” falan diyorsunuz. Sonra, iftar edeceğiniz zaman, Cenâb-ı Hakk’ın nimetinin kadr u kıymetini bilme söz konusu. لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَأَزِيدَنَّكُمْ وَلَئِنْ كَفَرْتُمْ إِنَّ عَذَابِي لَشَدِيدٌ “Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size arttırırım ve andolsun, eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz, benim azabım pek şiddetlidir.” (İbrahim, 14/7) “Şükrederseniz, nimetimi artırırım Ben!” Şimdi Ramazan-ı şerifte, o bir bardak suyun kadri/kıymeti biliniyor. Orada öyle bir şükrediyorsunuz ki siz, hâlen en azından… “Elhamdülillah yâ Rabbi! Sen, bu suyu yaratmışsın.. su ile benim ağzımdaki münasebeti yaratmışsın.. yutağımdaki münasebeti yaratmışsın.. vücudumdaki münasebeti yaratmışsın.. vücudumda suya ihtiyacı yaratmışsın Sen.. ve ben, bütün bunları hissediyorum, onu yaratmışsın!..” İnsan bunları düşünmeyince zannediyorum gâfilâne yaşıyor demektir. İnsandaki tefekkür, tedebbür, tezekkür, taakkul meseleyi böyle ele almayı iktiza eder. Şayet, bir iftar vaktinde, iftar, bunları düşündürüyorsa sana, bu da çok önemli bir husustur. Sahura kalkıyorsun; gece, uykunu terk ediyorsun. Hele şimdiki dönemde, Terâvîh kılacaksın; yorgun-argın, vakit bulabilecek misin, bulamayacak mısın; iki saat uyuyacak mısın, uyumayacak mısın?!. Fakat o tatlı uykudan, yumuşak döşekten, sımsıcak yorganın altından sıyrılarak, sahura kalkacaksın, yemek yiyeceksin orada. Fakat senin kendi rahatını terk etmen, belki ailevî rahatını terk etmen, onlarla münasebetini terk etmen… Bunlar öyle fedakârlıklardır ki, Cenâb-ı Hak nezdinde neye tekâbül eder, bilemezsiniz. Bir de “itikâf” var; bu da Türkiye’de çok unutulan ibadetlerden birisi. Bunlar yapılıyor fakat büyük ölçüde kadavrası yapılıyor; işin hakikati ile yapılan şey arasında numara-drop uygunluğu yok. Bir de “itikâf” var; Ramazan’ın son on gününde, mescitlerde kalma şeklinde. Ama bugün bu ya hiç yok, ya o kadar azalmış ki, zannediyorum bunu değil başkaları imam da yapmıyor, müezzin de yapmıyor, Diyanet mensubu da yapmıyor, müftü efendi de yapmıyor, vaiz efendi de yapmıyor. “Oruç tutmak, yeter!” diyorlar; inşallah oruç tutuyorlardır, “Oruç tutmak, yeter!” falan diyorlar. Evet, bir de itikâf var; tamamen o Hak dostlarının halvet hayatları gibi bir şey, itikâf. Bütün dünya ve mâfîhâdan içindekilerden sıyrılmak.. tamamen “görülüyor olma” mülahazasına kendini salmak; o akıntıya kendini salmak.. “Acaba görüyor olma mülahazası nasıl bir şey? Mir’ât-ı ruhuma nasıl aksedecek benim?” Hep o sevda ile koşmak… İtikâfa da böyle bakmalı!.. Orada, az yeme, az içme, hayrete varma, fânî olma, O’nu (celle celâluhu) bulma… İtikâf… Bu da biraz daha fazla sıkıntılara katlanarak, meseleyi farklı şekilde değerlendirme…
4/1/20244 minutes, 10 seconds
Episode Artwork

Bütün Âzâlarımızla Oruç Tutarsak... | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Bu video 03/05/2019 tarihinde yayınlanan “RAHMET, ÜMİT VE BEREKET AYI RAMAZAN” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel... (Bir hadis-i şerifte anlatılır: Peygamber Efendimiz bir keresinde minbere çıkarken birinci basamakta “Âmin!” dedi. İkinci basamakta yine “Âmin!” dedi. Üçüncü basamakta bir kere daha “Âmin!” dedi. Hutbeden sonra, Sahabe efendilerimiz “Bu sefer Senden daha önce duymadığımız bir şeyi duyduk yâ Rasûlallah! Eskiden böyle yapmıyordunuz, şimdi minbere çıkarken üç defa ‘Âmin’ dediniz. Bunun hikmeti nedir?” diye sordular. Peygamber efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: Cebrâil aleyhisselam geldi ve ‘Anne-babasının ihtiyarlığında onların yanında olmuş ama anne-baba hakkını gözetmemiş, onlara iyi bakarak mağfireti yakalama gibi bir fırsatı değerlendirememiş kimseye yazıklar olsun, burnu yere sürtülsün onun!’ dedi, ben de ‘Âmin!’ dedim. Cebrâil, ‘Yâ Rasûlallah, bir yerde adın anıldığı halde, Sana salât ü selâm getirmeyen de rahmetten uzak olsun, burnu yere sürtülsün!’ dedi, ben de ‘Âmin’ dedim. Ve son basamakta Cebrâil, ‘Ramazan’a yetişmiş, Ramazan’ı idrak etmiş olduğu halde Allah’ın mağfiretini kazanamamış, afv ü mağfiret bulamamış kimseye de yazıklar olsun, rahmetten uzak olsun o!’ dedi, ben de ‘Âmin’ dedim.”) “Ramazan’ı idrak ettiği halde, afv u mağfiret liyakati kazanamamış kimseye yazıklar olsun, burnu sürtülsün onun!” deniyor. Üç hususu söylediği yerlerde, bir tanesi de budur Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem). “Burnun yere sürtülmesi” mevzuu, “Hakarete maruz kalsın!” yerinde bir idyum olarak kullanılıyor; “Allah, belasını versin! Allah, kahretsin!” değil. Bunlar ve “Yerin dibine batsın! Canı cehenneme!” gibi cümleler bizim kullandığımız ifadeler; bu şekilde anlamamak lazım onu. Secdede zaten burnumuz yere sürünüyor bizim. “Burnu böyle yere sürtülsün onun!” Yoksa İnsanlığın İftihar Tablosu’nun mübarek dudaklarından dökülen beyanlar, beyanların sultanıdır; çünkü onlar İnsanlığın Sultanı’nın dudaklarından dökülen ifadelerdir. Bir kere meseleye öyle bakmak lazımdır. ... Zaman dilimi olarak Ramazan-ı şerif, Cenâb-ı Hakk’ın mü’minlere rahmet ile teveccüh buyurduğu bir ay olması itibarıyla, Allah, ondaki “bir”lerinizi “yüz” yapabilir, “bin” yapabilir, “on bin” de yapabilir. Hâlis bir niyetle Ramazan-ı şerife girilirse, orucu tutulursa, Terâvîh’i kılınırsa, sahura kalkılırsa ve ağza-göze de sâhip olunarak bu ay iyi değerlendirilirse… Bunu da yine Kendileri (sallallâhu aleyhi ve sellem) ifade buyuruyorlar: رُبَّ صَائِمٍ لَيْسَ لَهُ مِنْ صِيَامِهِ إِلَّا الْجُوعُ وَالْعَطَشُ، وَرُبَّ قَائِمٍ لَيْسَ لَهُ مِنْ قِيَامِهِ إِلَّا السَّهَرُ وَالْعَطَبُ (Bazı rivayetlerde son kelime النَّصَبُ ve التَّعَبُ şeklinde geçmektedir.) “Nice oruç tutanlar vardır ki, açlık ve susuzluk, yanlarına kâr kalmıştır! Nice ayakta duran insanlar da vardır ki, gece teheccüd adına, yanlarına sadece uykusuzluk ve yorgunluk kâr kalmıştır!” Öyle değil; bir taraftan aç-susuz kalırken, bir diğer taraftan da elimizi-ayağımızı, gözümüzü-kulağımızı, dilimizi-dudağımızı kontrol altına almalıyız. Olumsuz bakmama, olumsuz şey söylememe, olumsuz şeylere kulak kabartmama, olumsuz şeylere el uzatmama, olumsuz şeylere doğru bir adım atmama… Bütün âzâ ve cevârihi eskilerin ifadesiyle “mâ hulika leh”inde, yani ne için yaratılmışsa o istikamette kullanma… Bu da orucu çok buutlandıran, ona derinlik üstüne derinlik kazandıran bir şey oluyor. Bütün âzâ ve cevârihine oruç tutturuyorsun; Ramazan böyle bir vesile/mevsim. Şimdi bir insan bunların ne kadarını yapabiliyorsa, o kadar sevap kazanır. Bütününü yapıyorsa burada, enbiyâ-ı ızâmın arkasında yerini alır o insan; Hazreti Ebu Bekirler, Ömerler, Osmanlar, Aliler (radıyallahu anhüm) kâfilesine katılır. Cenâb-ı Hak, öyle oruç tutmaya ve o dırahşan çehreli kâfileye veya Kamer-i Münîr’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) hâlesi olan o kâfileye katılmaya muvaffak eylesin bizleri!..
3/31/20245 minutes, 7 seconds
Episode Artwork

Oruç, Takvaya Yürüme Yolunda Bir Köprüdür. | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Bu video 05/06/2016 tarihinde yayınlanan “RAMAZAN, ORUÇ VE TAKVA” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel... Kur’an-ı Kerim’de, orucun farz oluşu anlatılırken, يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ “Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı ki, (nefsinizin gayrı meşrû ve aşırı arzularına karşı) Allah’ın koruması altına girip takvaya ulaşabilesiniz.” (Bakara, 2/183) buyuruluyor. Fezlekede “takva”nın nazara verilmesinden hareketle Ramazan, oruç ve takva münasebetini lütfeder misiniz? *Takva, vikaye kökünden gelir; vikaye de gayet iyi korunma ve sakınma demektir. Şer’î ıstılahta takva, “Allah’ın emirlerini tutup, yasaklarından kaçınmak suretiyle O’nun azabından korunma cehdi.” şeklinde tarif edilmiştir. *Bir de takvanın oldukça şümûllü ve umumî mânâsı vardır ki, şeriat prensiplerini kemal-i hassasiyetle görüp gözetmeden, şeriat-ı fıtriye kanunlarına riayete; Cehennem ve Cehennem’i netice veren davranışlardan kaçınmaktan, Cennet’i semere verecek hareketlere; sırrını, hafîsini, ahfâsını şirkten, şirki işmam eden şeylerden koruyup kollamaktan, düşünce ve hayat tarzında başkalarına teşebbühten sakınmaya kadar geniş bir yer işgal eder. İster iman, İslam, ihsan mevzuunda isterse de hizmet konusunda iki günü eşit olan aldanmıştır. *Kur’ân-ı Kerim, يَۤا أَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا اٰمِنُوا buyuruyor. (Nisâ, 4/136) Bu ayet-i kerimede “Ey iman edenler!” buyurulurken mazi kipi kullanılıyor. Fiillerde, teceddüt esastır. Bu açıdan burada mü’minlere yönelik olan hitap şu şekilde anlaşılır: “Ey imanını yenileyerek iman eden insanlar!” Fakat böyle olmakla birlikte, Cenâb-ı Hak bunun arkasından yine اٰمِنُوا “Yeniden bir kere daha iman edin” buyuruyor. Demek ki, insanın sürekli imanını kontrol etmesi, mârifet ve muhabbet açısından sürekli kendisiyle yüzleşmesi gerekiyor. *Aslında herkes hem de her sabah gözlerini açarken yeni bir günün idrakiyle, dinini yeniden bir kere daha duymalıdır. Bugün ruhta, kalbde, histe duyulan din dünkü olmamalı. Yarın da bugünkü olmamalı. Öbür gün de yarınki olmamalı. Her gün ama her gün daha derin olmalı. Zât-ı Ulûhiyet ve eserleri vicdanda daha engince duyulmalı. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) “İki günü müsavi olan aldanmıştır.” beyanı bu açıdan da çok önemlidir. Buna göre ister iman, İslam, ihsan mevzuunda isterse de hizmet konusunda iki günü eşit olan aldanmıştır. Oruç, sizden öncekiler için bir vazife olarak yazıldığı gibi size de farz kılındı. *Levh; yassı, düz, üzerine yazı yazılabilecek bir cisim demektir. “Levh-i Mahfuz”; Allah tarafından üzerine maddî-mânevî, canlı-cansız her şeyin kayıt ve tesbit edildiği mânevî bir levha veya bütün bu hususlara bakan ilm-i ilâhînin bir unvanı kabul edilegelmiştir. Onun için herhangi bir tebeddül, tagayyür söz konusu olmadığından ötürü ona “Levh-i Mahfuz” denmiştir. *Ulema, Levh-i Mahfuz’un yanında, يَمْحُوا اللهُ مَايَشَاءُ وَيُثْبِتُ وَعِنْدَهُ أُمُّ الْكِتَابِ “Allah dilediğini mahv u isbat eder ve ana kitap (Ümmü’l-Kitap) O’nun nezdindedir.” (Ra’d, 13/39) âyetinin delâletiyle, bir de “Levh-i Mahv u İsbat”tan bahsederler. *Oruçtan maksad, Allah rızası, nefsin terbiyesi, irâde eğitimi ve takvadır. Oruç tutan insan Allah’ın bir emrini yerine getirdiği gibi, kötülüklerden kaçınma ve yasaklardan uzaklaşma konusunda kendine hâkim olmayı öğrenir. Bundan dolayı, geçmiş milletlerin üzerine de oruç farz olmuştu ve o, her dinin temel rükünlerinden birisiydi. Belki sadece orucu tutma keyfiyetinde bir kısım farklılıklar vardı. *Allah Teâlâ’nın orucu bize farz kıldığı gibi bizden öncekilere de farz kıldığını beyan buyurması, ilahi emirlerin temel ve gaye bakımından birliğini iş’âr etmek; ayrıca bu farzın önemini belirtmek; onun bir ceza değil insanların menfaatine bir emir olduğunu bildirmek ve yerine getirilmesi için teşvik etmek sadedindedir.
3/30/202411 minutes, 16 seconds
Episode Artwork

Ramazan'da İnleyen Gönüller | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Bu video 27/05/2017 tarihinde yayınlanan "RAMAZAN’DA İNLEYEN GÖNÜLLER" isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada:https://www.herkul.org/bamteli/bamtel... Gök kapılarının açıldığı kutlu zaman dilimleri çok iyi değerlendirilmelidir!.. Ramazan nesrimize girmiş, şiirimize girmiş, edebiyatımıza girmiş, vaaz u nasihatlere mevzu olmuş; bu güne kadar, zannediyorum söylenecek her şey söylenmiş. Cenâb-ı Hak, söylenen şeylerin tesirini halk eylesin; her şey O’nun elinde!.. Ancak böyle mübarek günleri her saatiyle, her dakikasıyla, –“Kaos ve Ramazanlaşan Ruhlar” makalesinde de ifade edildiği gibi- sahurlarıyla, geceleriyle, yerinde teheccüdleriyle tam değerlendirmek lazım. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Ramazan-ı şerifte teheccüd kılıyor muydu? Hazreti Âişe validemizin beyanına bakılınca, işte o terâvîhi öyle, o kadar yapıyorlardı; onunla iktifa ediliyordu ve vitr-i vacip kılınıyordu. İsteyen, yine müsait olursa, teheccüd de kılabilir, hacet namazı da kılabilir. Fakat böyle mübarek günler, gök kapılarının açıldığı ve Cenâb-ı Hakk’ın rahmetle baktığı zaman dilimleri olarak çok büyük fırsat bilinmelidir. ... Gök kapıları, Allah tarafından sizin diyeceğiniz/edeceğiniz şeylere açılıyorsa, her halde o gök kapılarının ötesinde bulunanlar da sizin diyeceğiniz şeylere “âmîn” diyor ve “âmîn” demeye teşne bulunuyorlardır. Belki bir gözleri sizin üzerinizde, bir gözleri de gördükleri-görmedikleri mâverâ-i tabiatın, İmam Rabbanî ifadesiyle verâların, verâların, verâların, verâsında… Bî kem u keyf O’na (celle celâluhu) bakıyor gibi.. O’nun o mevzudaki teveccühleri, diyeceği şeyleri almak için… Belki haliniz, İslam dünyasının hali itibariyle, biraz da nazarlarından şefkat taşarak, aynı zamanda ızdırap taşarak, Cenâb-ı Hakk’a teveccüh ediyorlardır. Onların o hallerine iştirak etmek zannediyorum insan olmanın gereğidir. Terâvîh, her “tervîhâ”sıyla, çok iyi değerlendirilmeli. Ne kadar terâvîh kılıyoruz, tabii onun da her zaman münakaşası yapılabilir. ... Ramazan’ın her anı mazlum ve mağdurlara maddî manevî yardım mülahazalarıyla ve gayretleriyle de dolu olmalıdır!.. Evet, Müslümanın bugün en büyük derdi, İslam dünyasının derdi olması lazım. İslam dünyası, değişik dönemlerde çok olumsuz/menfî şeylere maruz kalmıştır. Belki dünya da maruz kalmıştır; Amerika’daki McCarthy gibi, başka yerlerde de nice McCarthy’ler çıkmıştır. Bir yerde bir Saddam çıkmış, bir yerde bir Kaddafi (Kazzâfî) çıkmıştır. Bir yerde de başkaları Müslümanlığı doğru yaşamak isteyen, gönlünce yaşamak isteyen insanların karşısına çıkmış, Müslümanlığı siyasî telakkileri çerçevesi içinde yorumlamış, o yoruma bağlamış ve onun öyle icrâ edilmesini istemişlerdir. Siyasî telakkilerine, siyasî arzularına/isteklerine ve siyasetle ikbâl ve istikbal arzularına muhalif gibi gördükleri şeylere karşı çıkmışlardır, binlerce insanın kanına girmişlerdir. Şimdi bazı İslam dünyasında yüzbinlerce insan… Bu yüzbinlerce insan, kendileriyle alakadar olan aileler ile müşterek mütalaa edildiği zaman, zannediyorum yüz ile çarpmak icap eder. Dolasıyla ızdırap duyan, ızdırap yaşayan, ızdırap soluklayan insanların sayısı, milyonlara bâliğ olmuştur. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Savaş mecburiyetinde kaldığınız zaman, mâbedlere sığınan insanlara ilişmeyin, kadınlara ilişmeyin, çoluk-çocuğa ilişmeyin!..” buyurmuştur. Fakat İslam dünyasında, bazı İslam memleketlerinde, ona riayet etmek şöyle dursun, McCarthy’nin felsefesine, Saddam’ın felsefesine, Kaddafi’nin felsefine göre bile hareket edilmemiştir; daha zâlimâne muameleler yapılmıştır. Ne Ramazan tanınmıştır, ne sahur tanınmıştır, ne terâvîh tanınmıştır, ne Müslümanlık bilinmiştir/tanınmıştır. İslam dünyasında bu çağda zuhur ettiği kadar zâlim, zuhur etmemiştir; münafık, zuhur etmemiştir. Bu çağ, münafık çağıdır; Deccâl’den sonra en tehlikeli çağ, Müslüman göründüğü halde Süfyanca hareket etme, bir Süfyan çağı, bir nifak çağı olduğunda şüphe yoktur.
3/29/20247 minutes, 35 seconds
Episode Artwork

Ramazan, Kendimizi Dinleme Zamanıdır! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Bu video 20/04/2020 tarihinde yayınlanan “ZULÜM, SALGIN ve RAMAZAN” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/zulum-... Bir açıdan da Ramazan’a “kendimizi dinleme zamanı” diyoruz. O da hani ayrı bir tabir; çok defa belki kendi derinliğiyle onu da anlayamayabiliriz. Kendimizi dinleme, esasen bir yönüyle bir inzivaya çekilmiş gibi; işte aç durma, susuz durma, Cenâb-ı Hakk’a teveccüh etme… Bir de o mülahaza ile “kendimizi dinleme” çok önemli bir şey. İnsanın kendini dinlemesi, esasen, “Nesin sen?” sorusunun cevabını düşünmesi… Allah’ın kulu… Cenâb-ı Hakk’a karşı bir kısım mükellefiyetler ile muvazzafsın, bunları yerine getireceksin; gerçek kıymetin o sayede inkişaf edecek; kendini derinlemesine duyacaksın, kulluğunu derinlemesine hissedeceksin; o kulluğuna bağlı olarak Cenâb-ı Hakk’a karşı derin bir saygı hissi ile O’na teveccüh edeceksin… Bu şekilde kendini dinleme, bir inziva hayatı yaşama, bir halvet hayatı yaşama ve öteden gelen şeyleri dinleme adına da çok önemlidir. Evet, kapıyı o istikamette aralarsa, insan, bütün çirkinliklere rağmen, çok farklı şeyler, insanı bayıltan, kendinden geçiren, âdetâ en derin bir musiki hissi ile çok derin şeyler duyabilir; Allah’ın izniyle, inayetiyle. Kendini dinlediği takdirde… Ramazan, zamanı bir başka duyuştur. Ramazan, aynı zamanda böyle bir dinleme faslıdır. Belki ötelerden gelen değişik dalga boyundaki şeyleri dinleme… Aynı zamanda Kur’an adesesiyle bakıp, Kur’an merceğiyle bakıp, Kur’an’ın iniş merceğiyle bakıp hâdiseleri çok farklı görme, kendini ona göre konumlandırma, Allah’ın izni-inayetiyle, ona göre değerlendirme… Konumuna göre kendisi için bazı şeyler takdir etme, biçme, kesme filan… Bir yerden başka bir yere kendini koyma, alıp-koyma… Bütün bunlar, Ramazan sayesinde olabilecek şeylerdendir. Böyle derinlemesine bakınca, insan, zaman üstü oluyor belki. Zaman üstü olunca da zamanı çok farklı derinlikleriyle duyuyor, Allah’ın izni-inayetiyle. Lâhutî derinlikleriyle duyuyor. İşte “dehr” dediğimiz şey… Dehr, hakikatte Zât-ı Ulûhiyete ait bir tecelli… Farklı ifade ediliyor da ben böyle deme lüzumunu duyuyorum: Zât-ı Ulûhiyete ait farklı bir tecelli. Onu öyle derinlemesine duyuyoruz; zamanı derinlemesine duyuyor, zamanın kıymetini anlıyoruz; zamanın insana kazandırdığı şeyleri duyuyor, ân-ı seyyâlesinin ebedî bir ömre bedel olduğunu, ebedî bir ömür değerinde olduğunu duyuyoruz Ramazan-ı şerifte. Ramazan, bütün bu vâridât ile geliyor, insanın başına kendi sağanaklarını boşaltıyor. İnşaallah yine öyle olur
3/28/20243 minutes, 52 seconds
Episode Artwork

Zekât Vaazları - 7 09.02.1979 İzmir Fethullah Gülen Hocaefendi

Zekât Vaazları - 7 09.02.1979 İzmir Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/26/20241 hour, 44 minutes, 26 seconds
Episode Artwork

Zekât Vaazları-6 | 29.12.1978 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi

Zekât Vaazları-6 | 29.12.1978 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/25/20241 hour, 39 minutes, 21 seconds
Episode Artwork

Zekât Vaazları-5 | 22.12.1978 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi

Zekât Vaazları-5 | 22.12.1978 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/24/20241 hour, 34 minutes, 2 seconds
Episode Artwork

Zekât Vaazları-4 | 15.12.1978 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi

Zekât Vaazları-4 | 15.12.1978 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/23/20241 hour, 42 minutes, 2 seconds
Episode Artwork

Zekât Vaazları-3 | 08.12.1978 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi

Zekât Vaazları-3 | 08.12.1978 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/22/20241 hour, 32 minutes, 6 seconds
Episode Artwork

Zekât Vaazları-2 | 01.12.1978 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi

Zekât Vaazları-2 | 01.12.1978 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/21/20241 hour, 37 minutes, 33 seconds
Episode Artwork

Zekat Vaazları-1 | 24 Kasım 1978 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi

Zekat Vaazları-1 | 24 Kasım 1978 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/20/202446 minutes, 7 seconds
Episode Artwork

Kurbet vesilesi Ramazan ve gerçek Oruç | Fethullah Gülen Hocaefendi | 27.06.2014

Kurbet vesilesi Ramazan ve gerçek Oruç | Fethullah Gülen Hocaefendi | 27.06.2014 by
3/19/202430 minutes
Episode Artwork

Müeyyidat Serisi 11 | 11.1.1980 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

Müeyyidat Serisi 11 | 11.1.1980 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/18/20241 hour, 57 seconds
Episode Artwork

Ramazan'da İnleyen Gönüller | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Ramazan'da İnleyen Gönüller | M. Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/18/20247 minutes, 35 seconds
Episode Artwork

Ramazan Oruç ve Takva! | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Ramazan Oruç ve Takva! | M. Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/17/20248 minutes, 37 seconds
Episode Artwork

Oruç Vaazları-5 | Soru-Cevaplar | Fethullah Gülen Hocaefendi

Oruç Vaazları-5 | Soru-Cevaplar | Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/16/202439 minutes, 56 seconds
Episode Artwork

Oruç Vaazları-4 | 19 Ekim 1979 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi

Oruç Vaazları-4 | 19 Ekim 1979 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/15/20241 hour, 19 minutes, 20 seconds
Episode Artwork

Oruç Vaazları-3 | 12 Ekim 1979 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi

Oruç Vaazları-3 | 12 Ekim 1979 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/14/20241 hour, 29 minutes, 35 seconds
Episode Artwork

Oruç Vaazları-2 | 5 Ekim 1979 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi

Oruç Vaazları-2 | 5 Ekim 1979 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/13/20241 hour, 23 minutes, 15 seconds
Episode Artwork

Oruç Vaazları-1 | 28 Eylül 1979 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi

Oruç Vaazları-1 | 28 Eylül 1979 İzmir | Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/12/20241 hour, 27 minutes, 17 seconds
Episode Artwork

Müeyyidat Serisi 10 | 4.1.1980 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

Müeyyidat Serisi 10 | 4.1.1980 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/11/20241 hour, 20 minutes, 25 seconds
Episode Artwork

Ramazan Ayını Nasıl Değerlendirmeliyiz? | M. Fethullah Gülen

Ramazan Ayını Nasıl Değerlendirmeliyiz? | M. Fethullah Gülen by
3/11/20247 minutes, 11 seconds
Episode Artwork

Ramazan Bestesi | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Ramazan Bestesi | M.Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/10/20246 minutes, 21 seconds
Episode Artwork

SİZLERLE YENİ BİR DESTAN YAZMAK İSTİYOR - Mizan Klasik - M. Fethullah Gülen Hocaefendi

SİZLERLE YENİ BİR DESTAN YAZMAK İSTİYOR - Mizan Klasik - M. Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/10/20246 minutes, 9 seconds
Episode Artwork

ALLAH İSMİMİZİ ÇİZMESİN! - Mizan Klasik - M. Fethullah Gülen Hocaefendi

ALLAH İSMİMİZİ ÇİZMESİN! - Mizan Klasik - M. Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/9/20246 minutes, 18 seconds
Episode Artwork

Cömertlik Cennete uzanan bir daldır | Fethullah Gülen Hocaefendi

Cömertlik Cennete uzanan bir daldır | Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/8/202420 minutes, 35 seconds
Episode Artwork

Günümüzde insanların nazarlarını kalbe çevirmeye çok ihtiyacımız var. | Mizan | M. Fethullah Gülen

Ötedeki bütün mazhariyetler, ruh, kalb ve sırra baktığı için şu kudsî hadis-i şerifte beden ve cismaniyet itibarıyla kavrayamayacağımız bu lütuf ve ihsanların birer sürpriz şeklinde sunulacağına işaret edilmiş; أَعْدَدْتُ لِعِبَادِيَ الصَّالِحينَ مَا لَا عَيْنٌ رَأَتْ وَلَا أُذُنٌ سَـمِعَتْ وَلَا خَطَرَ عَلٰى قَلْبِ بَشَرٍ “Salih kullarıma gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insan tasavvurlarını aşkın şeyler hazırladım.” buyurulmuştur. *Bir insan, istidadı ölçüsünde ilme’l-yakîn merdiveninde yükselir; ilme’l-yakînin de belki yüz basamağı vardır. Bu basamakların hepsini aşabilirse, ilme’l-yakînden ayne’l-yakîne, ondan da eğer dünyada mümkün ise, hakka’l-yakîne geçerek marifetini derinleştirebilir. Hak dostları dünyadayken hakka’l-yakîne ulaşılıp ulaşılamayacağı konusunda farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Bu cümleden olarak, İmam Rabbânî hazretleri Mektubât’ında önce bu hayatta hakka’l-yakîne ermenin mümkün olmadığını söylemişse de daha sonraki dönemlerde, ihtimal seyr ü sülûkunun ileri seviyelerinde, dünyada da hakka’l-yakîne erişilebileceğini ifade etmiştir. *Allah’ım, bize fevkalade istidatlar ihsan eyle! O istidatlarımıza da yeni yeni inkişaflar lütfeyle!.. *Meselelerin hep cismaniyete bağlı götürüldüğü günümüzde kalbe doğru yönelişe, insanların nazarlarını kalbe çevirmeye ve şefkat hissini harekete geçirmeye çok ihtiyacımız var.
3/8/20247 minutes, 5 seconds
Episode Artwork

İslam dininin tüm şart ve zamanlarda yaşanabilir olduğu nasıl ispat edilebilir? | F. G. Hocaefendi

İslam dininin tüm şart ve zamanlarda yaşanabilir olduğu nasıl ispat edilebilir? | F. G. Hocaefendi by
3/7/20243 minutes, 19 seconds
Episode Artwork

Eğer Ille De Dünyanın Dört Bir Yanına Açılacaksanız.. Mizan M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Bediüzzaman Hazretleri ortaya koyduğu alternatif yolun dört esasına ilave ve tekmile olarak şefkat ve tefekkür disiplinlerini de sayıyor. *Şefkat mesleği, herkese karşı merhamet kollarını sonuna kadar açmayı gerektirir. Ezcümle, soluklarını bile insanlık için kullananlardan Mevlâna Celaleddîn Rûmî hazretleri döneminde bazıları ağızlarına ne gelirse söylemekte ve Hazreti Mevlânâ’ya hakaret etmektedirler. Bir gün bir tanesi, “Sen inançsızlara bile kucak açıyorsun, onlarla bir araya geliyorsun; günah işleyenlere dahi “gel” diyorsun… Böyle yapmakla İslam’ın onurunu iki paralık ediyor, dinin izzetine dokunuyorsun.” cümlelerinden oluşan ve daha bir düzine hakaretle dolu sözler sarfeder. Hazret, ona tek cümle ile cevap verir; “Sen de gel, sana da bağrımı açıyorum!” der. *Herkese diyecek bir sözüm ve herkese öğretebilecek değerlerim var; fakat, herkesten öğreneceğim şeyler de var. İşte bu espriye bağlı gitmezseniz; ukalalıkla, tiranlıkla “Size şu sistemi, şu anlayışı dikte etmeye geldik!” derseniz, tepki alırsınız. “Almaya geldik; bizden alınacak bir şey varsa şayet, vermeye de geldik!..” düşüncesi esastır. *Size düşen şey, bu şefkat ve vicdan enginliğidir. Bana düşen şey demiyorum; çünkü ben o işin ehli değilim ama size inancım tamdır, Allah’ın izniyle inayetiyle. Kirlenmemişsiniz; kirli mürekkep size bulaşmamış; ruh çehrenizi, kalb çehrenizi kirletmemiş Allah’ın izni ve inayetiyle. Gelecek size emanet!.. Bu disiplinler çerçevesinde herkese kucağınızı açmak şiarınız olsun. Dövseler bile, sövseler bile.. Yunus ifadesiyle, dövene elsiz, sövene dilsiz, derviş gönülsüz gerek. Gönül tamirine bakmak lazım.
3/7/20246 minutes, 19 seconds
Episode Artwork

Efendimiz'in (sav) Emanet Sıfatı - 2 | Sonsuz Nur Vaazları 11 | M.Fethullah Gülen

Efendimiz'in (sav) Emanet Sıfatı - 2 | Sonsuz Nur Vaazları 11 | M.Fethullah Gülen by
3/6/202458 minutes, 34 seconds
Episode Artwork

Terk-i dünya, terk-i ukbâ, terk-i hestî, terk-i terk! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Mizaç, meşrep ve zamanın ilcaatına göre –temel esas ve disiplinler mahfuz– insanı Allah’a ulaştıran yollar farklılaşabilir. Meselâ Muhammed Bahâuddin Nakşibendî Hazretlerinin yolu anlatılırken, bildiğiniz üzere şu dört esasa dikkat çekilir: “Der tarîk-i Nakşibendî lâzım âmed çâr terk: Terk-i dünya, terk-i ukbâ, terk-i hestî, terk-i terk.” (18:52) *Hazreti Üstad ise, günümüzün realitelerini göz önünde bulundurup meseleyi mâkul bir mesnede dayandırdıktan sonra çağın insanına şöyle seslenir: “Der tarik-i acz-mendî, lâzım âmed çâr çiz: Fakr-ı mutlak, acz-i mutlak, şükr-ü mutlak, şevk-i mutlak, ey aziz.”
3/6/20246 minutes, 13 seconds
Episode Artwork

Yalan söylemek hangi hallerde caizdir? | Fethullah Gülen Hocaefendi

Yalan söylemek hangi hallerde caizdir? | Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/5/20244 minutes, 34 seconds
Episode Artwork

Cismâniyeti bırak! Kalb ve ruhun derece-i hayatına gir! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Hazreti Üstad, “Hayvaniyetten çık, cismâniyeti bırak. Kalb ve ruhun derece-i hayatına gir!” diyerek, kalb ve ruh ufkuna yükselmenin mü’minler için bir hedef olduğuna işaret etmiştir. (03:10) *Gönül erbabının ruh ufkuna dair terminolojiye kattıkları başka hususlar da vardır: (Muhterem Hocamızın burada işaret ettiği sır, hafî ve ahfa kavramları için Kalbin Zümrüt Tepeleri’ne bakılabilir. Bu hakikatler özetle şöyle ifade edilmektedir:) “Sır”, hakikat ve ötesini temâşâ ve mütâlaa adına bir ilk rasat noktası ki, derecesine göre her mü’min, kalbinin bu derinliğinden halka ve Hakk’a ait esrarı, yine O’nun tevfikiyle ve O’nun vaz’ettiği emare, işaret ve delâilin çehresinde okur, değerlendirir ve irfan ufku ölçüsünde ancak yorumlayabilir. “Hafî”, vücud ve adem âlemlerine mahrûtî bakabilen bir ufk-u tarassud, seçkinler için özel teveccühlere bir âhize, esrar-ı ulûhiyet ve ilmî vücudlara nâzır kalbin hususî bir derinliği ve Zât-ı Ehad u Samed’in insana müstesna bir vedîasıdır. “Ahfâ” ise, Cenâb-ı Hakk’ın ibâd-ı mükerremine fevkalâdeden inayeti olarak, kenz-i mahfîye açık kalbin en önemli buudu ve bir latîfe-i rahmâniyedir. (03:50) *Âşık Ruhsati şöyle der: “Bir vakte erdi ki bizim günümüz / Yiğit belli değil mert belli değil / Herkes yarasına derman arıyor / Deva belli değil dert belli değil.” İşte her şeyin böylesine belirsizleştiği bir dönemde kalb ve ruh ufkunda yaşamak zorlardan zor olsa gerektir.
3/5/20246 minutes, 3 seconds
Episode Artwork

Müeyyidat Serisi 9 | 28.12.1979 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

Müeyyidat Serisi 9 | 28.12.1979 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/4/20241 hour, 26 minutes, 26 seconds
Episode Artwork

Allah sizin suretlerinize değil, kalplerinize bakar! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Temsilin gücü, konuma saygı ve diyalog sayesinde, yabancı ülkelerdeki bazı üniversitelerde Müslümanlar hakkındaki itirazları başka dinlerin müntesipleri cevaplamaya başladılar. Dün arkadaşlar anlattı: Bir tanesi yakışıksız sözler söyleyince daha arkadaşlarımız bir şey demeden papaz ve üniversite hocası olan biri kalkıp “Sen Hazreti Muhammed’e dair hiçbir şey okumamışsın; sen Hazreti Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali’yi hiç tanımamışsın; ne olur biraz da bunlara objektif olarak baksanız!” diyor. *Chicago’dan bir profesör, Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’in mübarek ismini bir kristale yazdırıp getirmiş ve “Bunu bana siz sevdirdiniz!” diyerek bana hediye etmişti. İşte bu bir adımdır ve insanlara o adımları attıracak şekilde hareket etmek bizim vazifemizdir. *“Günahım hadden efzûndur / Bana rahmeyle Allah’ım!.. Gözüm yaşı akan hundur / Bana rahmeyle Allah’ım!.. Acep nola benim halim / Bitince ta bu dermanım, Azrail alınca canım / Bana rahmeyle Allah’ım!.. Penahımsın bu dünyada / Perişan etme ukbada, Yatarken ben musallada / Bana rahmeyle Allah’ım!..” (Dikençoğlu) *Fuzuli ne hoş söyler: “Canımı cânan eğer isterse minnet cânıma / Can nedir kim, ânı kurban etmeyem cânânıma!..”
3/4/20247 minutes, 22 seconds
Episode Artwork

GELECEKTE VAR OLMANIN ŞARTI NEDİR? - Mizan Klasik - M. Fethullah Gülen Hocaefendi

GELECEKTE VAR OLMANIN ŞARTI NEDİR? - Mizan Klasik - M. Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/3/20248 minutes, 30 seconds
Episode Artwork

BÜTÜN GÖK EHLİ SİZE BAKIYORDU ! - Mizan Klasik - M. Fethullah Gülen Hocaefendi

BÜTÜN GÖK EHLİ SİZE BAKIYORDU ! - Mizan Klasik - M. Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/2/20243 minutes, 51 seconds
Episode Artwork

Ruhun özü nedir? | Fethullah Gülen Hocaefendi

Ruhun özü nedir? | Fethullah Gülen Hocaefendi by
3/1/20246 minutes, 11 seconds
Episode Artwork

Saygı görmenin yolu saygı göstermekten geçer! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Saygı görmenin yolu saygı göstermekten geçmektedir. Belli inancın insanlarının vicdanlarında “Hazreti Muhammed’e kurban olayım, Ebu Bekir’e kurban olayım, Ömer’e kurban olayım, Osman’a kurban olayım, Ali’ye kurban olayım!” hissini oluşturmanın yolu da “Seyyidina Hazreti Mesih’e de o mübarek annesi Meryem validemize de ruhum feda olsun! Annesine de, kendisine de, o ilk safı tutan Havarilerine de kurban olayım!” demekten geçer. *Bir ziyaret esnasında bazı Musevîlerle beraber otururken onlara Hazreti Musa’ya bakışımızla beraber Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’in tevazuunu anlatma sadedinde bir hadiseyi hatırlatmıştım: Bir sahabi ile bir Yahudi aralarında tartışırlar; yahudi, “Hazreti Musa daha büyüktür!” derken, bazı kaynaklarda Hazreti Ebu Bekir olduğu belirtilen sahabi de Aleyhissalatü vesselam Efendimiz’in daha büyük olduğunu söyler. Muhatabı ısrar edince, sahabi ona bir tokat vurur. Peygamber Efendimiz hadiseyi öğrenip o sahabinin Hazreti Musa’nın kadr ü kıymetine uygun düşmeyen bir söz söylediğini duyunca hemen olaya müdahale eder; “Beni, Musa b. İmrân’a tercih etmeyin. Zira, ben onu Mahşer Günü’nde Arş’ın kavâimine tutunmuş olarak göreceğim!” der ve orada meseleyi tadil eder. İşte, o mecliste ben bu vakayı anlatınca misafirler birbirlerinin gözlerine bakıp “Bak!..” der gibi işaretler yapmışlardı. Evet, Efendime karşı kalblerde şu kadarcık bir sevgi uyarmayı bir vazife biliyorum. Ne var ki, üslup çok önemlidir. Bazen hak ve hakikat adına bile olsa söyleyeceğiniz bir söz reaksiyona sebebiyet verebilir.
3/1/20248 minutes, 23 seconds
Episode Artwork

Efendimiz'in (sav) İlim ve Tıp Alanındaki Sözleri-1 | Sonsuz Nur Vaazları 9 | M. Fethullah Gülen

Efendimiz'in (sav) İlim ve Tıp Alanındaki Sözleri-1 | Sonsuz Nur Vaazları 9 | M. Fethullah Gülen by
2/29/202456 minutes, 9 seconds
Episode Artwork

İnsana saygı, konuma saygı, anlayışa saygı! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Peygamberler (alâ nebiyyina ve aleyhimüsselam), özellikle sıdk, emanet, tebliğ, fetânet ve ismet-iffet gibi çok mümtaz vasıflarla muttasıftırlar. Peygamber yolunda yürüyenlerin de bu üstün ahlâkı esas edinmesi ve bu güzel vasıfları temsil etmesi lazımdır. (05:05) *İnsanlığın İftihar Tablosu (aleyhissalatü vesselam) Efendimiz, “Gerçek müslüman, elinden dilinden Müslümanların emniyet ve esenlikte olup (zarar görmedikleri) kimsedir.” buyurduğuna göre, demek ki, müslümanlar bir insanın dilinden, elinden, bakışlarından, düşüncelerinden ve planlarından emin değilse, o hep kendi hesaplarına bağlı şeytanlık mülahazasıyla oturup kalkıyorsa, böyle biri hakiki mü’min ve gerçek müslüman değildir. (09:25) *Bir mü’minin öncelikle diğer müslümanlara bakışı çok sağlam olması lazım geldiği gibi, aynı zamanda seviyelerine göre diğer insanlara karşı bakışı da sağlam olmalıdır. Bundan dolayıdır ki eğitim gönüllüleri dünyanın dört bir yanına “konuma saygı” düşüncesiyle açılmışlardır.
2/29/20245 minutes, 4 seconds
Episode Artwork

Kuran tek kitap haline nasıl getirildi? Bu işlem yapılırken unutulan ayetler olabilir mi?

Kuran tek kitap haline nasıl getirildi? Bu işlem yapılırken unutulan ayetler olabilir mi? by
2/28/202416 minutes, 27 seconds
Episode Artwork

İnsana insanlığından dolayı saygı duyulmalı! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

İnsana insanlığından dolayı saygı duyulmalı. Şayet onun bir yanına karşı çıkılacaksa, onu ahsen-i takvîmden uzaklaştıracak söz ve davranışlarına karşı çıkılmalı. Mesela; yalan bir lafz-ı kafirdir, iftira bir lafz-ı kafirdir, gıybet bir lafz-ı kafirdir, birini karalama bir lafz-ı kafirdir, mü’mine takıyyeci deme bir lafz-ı kafirdir; onu yerden yere vurma, üzerine bir çarpı çekme, değişik haklardan mahrum etme birer fiil-i kafirdir. İşte, ille de karşı çıkılacaksa, bu elfaz-ı küfriyeye ve ef’al-i küfriyeye karşı çıkılmalıdır. (00:20) *Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur: اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ وَالْمُهَاجِرُ مَنْ هَجَرَ مَا نَهَى اللهُ عَنْهُ “Gerçek Müslüman, elinden dilinden Müslümanların emniyet ve esenlikte olup (zarar görmedikleri) kimsedir. Hakikî muhacir de, Allah’ın yasak ettiği şeylerden uzaklaşıp onları terk edendir.” Evet, ideal mü’min, gerçekten silm, selâmet ve güvenlik atmosferi içine girip, o atmosferde kendini eritebilmiş ve mü’minlere, eliyle veya diliyle kötülüğü dokunmayan insandır. (03:03) *Mü’min, diğer insanlara emniyet ve güven vaad eden, elinden ve dilinden başkalarının emin olduğu insandır. Emin ve güvenilir olma manasına emanet, bir Peygamber sıfatıdır. Rasûl-ü Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz o kadar emin idi ki, Mekke halkı, eşlerini ve gelinlik kızlarını birine emanet edecek olsalar akıllarına ilk olarak O gelirdi. Çünkü, Efendimiz’in gözlerinin içine katiyen haram girmemişti, giremezdi; Mekkeliler bunu bilir, O’nun iffet ve ismetine şehadet eder ve O’nu “Muhammedü’l-Emin” diye çağırırlardı. Peygamber Efendimiz’in hayatına ve ahlakına baktığımızda, O’nun tam bir emniyet ve güven insanı olduğunu görürüz. Emin olma, emanete hıyanet etmeme, herkese emniyet telkin etme ve aynı zamanda imanın sâdık temsilcisi olma gibi hususlar O’nun şahsiyetiyle bütünleşmiştir. Zaten, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinden biri de “Mü’min”dir. Çünkü O, güven kaynağıdır. Peygamberleri güvenli kılan ve onları emniyet sıfatıyla serfiraz eden de yine O’dur. Öyle ise, emniyet, güven, emanet ve iman dediğimiz mesele, bizi peygamberlere ve önemli bir ölçüde peygamberleri de Allah’a bağlar.
2/28/20247 minutes, 3 seconds
Episode Artwork

Tercihlerimizi senin rızan istikametinde kullanmayı lütfet! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاءِ وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنْطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذَلِكَ مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَاللَّهُ عِندَهُ حُسْنُ الْمَآبِ “Kadınlar, çocuklar, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüş, güzel cins atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin hoşuna giden şeyler insanlara cazip gelmektedir. Bunlar dünya hayatının geçici bir metaından ibarettir. Asıl varılacak güzel yer ise, Allah’ın katındadır.” (Âl-i İmran Sûresi, 3/14) Bu âyette “şehevât” olarak zikredilen sınıflar meşrû nimetlerdir; fakat gayr-i meşrû tarafa da sebep olma ihtimali vardır. Meşrû durumda bunları süsleyip cazip gösteren Allah Teâladır. Gayr-i meşrû olarak süsleyen ise, şeytan ve beşerin cehaletidir. Fena sayıp kınama bu itibarladır. Bu iştah çekici şeyler, dünya hayatını devam ettirmek ve geçip Allah’a gitmek için birer araç olarak verilmişken bunları amaç haline getirmek ve Allah katındaki güzel mevkiyi kaybetmek, büyük ahmaklıktır. Zira böyle yapanlar hayatlarının önemli bir kısmını o zevkleri elde etme hırsı ile yanıp tutuşarak geçirirler. Sonra da onlardan ayrılıp mahrum kalmanın acısını çekerler. (32:00) *Zülcelâli ve’l-ikrâm unvanı, Cenâb-ı Hakk’ın mürekkep isimlerindendir. Bu isim, Allah Teâlâ’nın herkese ve her şeye, o şeyin istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde, seviye ve ihtiyaçları nisbetinde lütuf, ihsan ve ikramla taltifte bulunduğunu; aynı zamanda O’nun esmâ ve sıfatlarının aşkın ve ihata edilmez şekilde gâlibane, kâhirane, hâkimane zuhurlarının da mevcut olduğunu hatırlatan bir isimdir. (37:20) *Unutulan/soğutulan çayın hatırlattıkları.. tarihî ibretlere uzanan hakikat damlaları…
2/27/20248 minutes, 5 seconds
Episode Artwork

Müeyyidat Serisi 8 | 21.12.1979 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

Müeyyidat Serisi 8 | 21.12.1979 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi by
2/26/20242 hours, 26 minutes, 27 seconds
Episode Artwork

Nasıl yaşarsanız, öyle ölürsünüz! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Dünya bir yandan çok kıymetli ve değerlidir; diğer taraftan ise o, hadislerde bir cîfe, bir leş yuvası olarak tarif edilmekte ve onun talipleri de köpeklere benzetilmektedir. Hazreti Üstad bu ikilem gibi gözüken meseleyi “dünyanın üç yüzü” vardır diyerek açıklığa kavuşturuyor: “Dünyanın üç yüzü var: Birinci yüzü, Cenâb-ı Hakk’ın esmâsına bakar. Onların nukûşunu gösterir. Mâna-yı harfiyle, onlara âyinedarlık eder. Dünyanın şu yüzü, hadsiz mektubât-ı Samedaniyyedir. Bu yüzü gayet güzeldir. Nefrete değil, aşka lâyıktır. İkinci yüzü, âhirete bakar. Âhiretin tarlasıdır. Cennet’in mezraasıdır. Rahmetin mezheresidir. Şu yüzü dahi, evvelki yüzü gibi güzeldir. Tahkire değil, muhabbete lâyıktır. Üçüncü yüzü, insanın hevesâtına bakan ve gaflet perdesi olan ve ehl-i dünyanın mel’abe-i hevesâtı olan yüzdür. Şu yüz çirkindir. Çünkü: Fânidir; zâildir, elemlidir, aldatır. İşte hadiste vârid olan tahkir ve ehl-i hakikatın ettiği nefret bu yüzdedir. Kur’ân-ı Hakim’in kâinattan ve mevcudâttan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise, evvelki iki yüze bakar. Sahabilerin ve sair ehlullahın mergub dünyaları, evvelki iki yüzdedir.” Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاءِ وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنْطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذَلِكَ مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَاللَّهُ عِندَهُ حُسْنُ الْمَآبِ “Kadınlar, çocuklar, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüş, güzel cins atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin hoşuna giden şeyler insanlara cazip gelmektedir. Bunlar dünya hayatının geçici bir metaından ibarettir. Asıl varılacak güzel yer ise, Allah’ın katındadır.” (Âl-i İmran Sûresi, 3/14
2/26/20245 minutes, 3 seconds
Episode Artwork

İNSAN TABİATININ BOŞLUKLARI NASIL ANLAŞILMALIDIR? - Mizan Klasik - M. Fethullah Gülen Hocaefendi

İNSAN TABİATININ BOŞLUKLARI NASIL ANLAŞILMALIDIR? - Mizan Klasik - M. Fethullah Gülen Hocaefendi by
2/18/20246 minutes, 10 seconds
Episode Artwork

SİZ ÖYLE BİR HİZMET ORTAYA KOYDUNUZ Kİ ! - Mizan Klasik - M. Fethullah Gülen Hocaefendi

SİZ ÖYLE BİR HİZMET ORTAYA KOYDUNUZ Kİ ! - Mizan Klasik - M. Fethullah Gülen Hocaefendi by
2/17/20248 minutes, 9 seconds
Episode Artwork

M. Fethullah Gülen | Acele Ediyorsunuz

M. Fethullah Gülen | Acele Ediyorsunuz by
2/16/20246 minutes, 4 seconds
Episode Artwork

Harun olarak yola çıkıp Kârunlaşan kimseler... | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Bir hadis-i şerifte, Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) hasır üzerinde istirahat buyurması ve hasırın da vücudunda iz bırakması sebebiyle Hazreti Ömer’in gözleri dolu dolu, “Yâ Rasûlallah! Sasaniler şöyle, Romalılar böyle…” diyerek O’nun da dünya nimetlerinden biraz istifade etmesi gerektiğini ima etmesi üzerine Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğu rivayet edilir: مَا لِي وَمَا لِلدُّنْيَا مَا أَنَا فِي الدُّنْيَا إِلَّا كَرَاكِبٍ اسْتَظَلَّ تَحْتَ شَجَرَةٍ ثُمَّ رَاحَ وَتَرَكَهَا “Benim dünya ile ne alâkam olabilir ki! Benim dünyadaki hâlim, bir ağacın altında gölgelenip azıcık dinlendikten sonra yoluna devam eden bir yolcunun hâline benzer.” (Tirmizî, Zühd 44) Hepimiz biliyoruz ki, O (sallallâhu aleyhi ve sellem) isteseydi, Ashab-ı Kiram evinde barkında ne varsa getirir ve O’nun altına sererlerdi. Fakat İnsanlığın İftihar Tablosu, kendisini, muvakkaten bir ağacın altında ârâm eden ve sonra da çekip giden bir yolcuya benzetip dünyayla olan münasebetinin bundan ibaret olduğunu ifade ediyor; ruhunun ufkuna yürüyeceği âna kadar da hep bu ölçüye göre yaşıyor ve ümmetine de istiğna ruhunu talim buyuruyordu. (22:55) *İnsanlığa hizmete kendini adamış olanlar, peygamber yolunda yürüdükleri zaman kalıcı eserler bırakırlar. Yoksa Harun olarak yola çıkıp sonra Kârunlaşan kimseler, bir gün hazineleriyle beraber yerin dibine batarlar da lanet ile yâd edilirler. Hiç olmazsa imana ve Kur’an’a hizmete kendini adamış bu daire-yi mübareke içinde bulunan insanlar, yaptıkları hizmetler içinde, konumları itibarıyla “Ben şunu kendi hesabıma bir avantaj olarak değerlendirebilirim. Hatırımı kullanarak ‘şöyle bir mukavelede/ihalede bana da şu kadar şey düşünün’ diyebilirim” mülahazalarından uzak olmalıdırlar. Eğer dilimde tel’in etmeye, “Yerin dibine batsın!” demeye azıcık açıklık bulunsaydı, dilimin bir parçasında bedduaya yer olsaydı, ‘millete hizmet ediyoruz’ dedikleri halde o iş içinde kendi çıkarlarını düşünenler, meseleleri çıkar çarkına bağlayanlar, ihalelerde kendilerine pay ayıranlar ve kendilerine pay verenleri mabeyn-i hümayun insanı haline getirenler hakkında “Allah sizi çoluk çocuğunuzla, beklentilerinizle, ümitlerinizle yerin dibine batırsın, mahvetsin!” derdim. Ama demedim; çünkü dilimde öyle bir şeye yer yok. İkbal’in dediği gibi, “Dua dua yalvardım; tel’ine, bedduaya ‘amin’ demedim!” (23:47) *Yol, İnsanlığın İftihar Tablosu’nun, Hazreti Ebu Bekir’in, Hazreti Ömer’in yoludur. Onların yol ve yöntemlerinin dışında yürümeye “yolsuzluk” denir. İnsan farkına varmadan elli türlü yolsuzluğa kaymış olur.. ve yolsuzluk, bir yerde insanı güldürse bile, bir gün öyle bir ağlatır ki, orada “Ah keşke ölüp gitseydim, toprak olsaydım da bunları duymasaydım!” dedirtir insana.
2/16/20245 minutes, 42 seconds
Episode Artwork

Şiir | Nerdesin - M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Şiir | Nerdesin - M.Fethullah Gülen Hocaefendi by
2/15/20249 minutes, 48 seconds
Episode Artwork

Gaybî Haberler: Yakın ve Uzak Gelecek | Sonsuz Nur Vaazları 8 | M. Fethullah Gülen

Gaybî Haberler: Yakın ve Uzak Gelecek | Sonsuz Nur Vaazları 8 | M. Fethullah Gülen by
2/14/202459 minutes, 57 seconds
Episode Artwork

Adanmışlar Topluluğunun Vazifesi | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*O’nu dileme ve aynı zamanda başkalarında da O’nu dileme duygusunu uyarma.. işte bundan daha büyük bir şey yoktur. (11:28) *İstiğnâ ve beklentisizlik, Peygamberlik mesleğinin şiarıdır; insanları kurtarmak için kendi hayatını istihkâr ederek her gün ölüp ölüp dirilme, sürekli çalışma, hep koşturma, zahmet çekip meşakkatlere katlanma ama bütün bunlara bedel hiçbir ücret istememe irşad yolunun hususiyetidir. Nitekim Hazreti Nuh, Hazreti Hûd, Hazreti Salih, Hazreti Lût ve Hazreti Şuayb (Allah’ın salat ve selamı Efendimizin ve bütün peygamberlerin üzerine olsun) hep aynı cümleyi tekrar etmiş; وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَى رَبِّ الْعَالَمِينَ “Bu hizmetten ötürü sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan, ancak Rabbülâlemîn’dir.” (Şuarâ, 26/109) diyerek, bütün peygamberlerin ortak duygu ve düşüncesini dile getirmişlerdir. Mevlâ-yı Müteâl, Sultân-ı Rusül Efendimiz’e, “De ki: Sizden bu hizmetim için hiçbir ücret istemiyorum, malınız sizin olsun! Benim ücretim yalnız Allah’a aittir ve O, her şeye şahittir.” (Sebe’, 34/47) buyururken de nübüvvetin bu ulvî yönünü nazara vermiştir.
2/14/20245 minutes, 5 seconds
Episode Artwork

Dünyaya geldiğim an neye malik isem... | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Allah Teala (celle celaluhu), Rasûl-ü Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimize şöyle demesini emir buyurarak İnsanlığın İftihar Tablosu’nun istiğna ruhunu nazara veriyor: قُلْ لَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْراً إِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبَى “De ki: Ben bu risalet ve irşad hizmetinden ötürü, sizden akrabalık sevgisinden başka hiçbir karşılık beklemiyorum.” (Şûrâ, 42/23) Bu ayet-i kerimedeki “akrabalık sevgisi” diye meal verilen “el-meveddete fi’l-kurbâ” ifadesini bazıları “Sizden sadece benim en yakın akrabalarıma (Hazreti Ali, Hazreti Fâtıma ve evlatlarına) sevgi beslemenizi istiyorum.” şeklinde anlamışlar; diğer bazıları “Sizden hiçbir ücret istemiyorum, sadece size olan akrabalığım sebebiyle, bu yakınlığın hukukunu gözetmenizi, bundan ötürü, bana bir sevgi göstermenizi, onun hatırına hakka yönelmenizi diliyorum.” manasıyla yorumlamışlar; kimileri de “Allah’a güzel davranışlarla yaklaşmayı arzu etmenizi istiyorum.” mefhumuyla açıklamışlardır.
2/14/20247 minutes, 20 seconds
Episode Artwork

Kuzenle evlenmek caiz midir? | Fethullah Gülen Hocaefendi

Kuzenle evlenmek caiz midir? | Fethullah Gülen Hocaefendi by
2/13/20241 minute, 5 seconds
Episode Artwork

Meşru Daire Keyfe Kafidir! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Her yerde Hakk’ı heceleme ve hep O’nunla geceleme peşinde olanların solukları dahi ibadet sayılır. Nitekim yatsı namazını eda edip sabah namazına kalkma niyetiyle yatan bir insanın uykudaki nefeslerinin bile zikir/sadaka olacağını Hazreti Sâdık u Masdûk Efendimiz bildirmektedir. (05:50) *Cenâb-ı Allah kullarına rahmetinin enginliğiyle muamelede bulunmuş ve onlara güçlerinin yetebileceği vazifeleri tahmil buyurmuştur. İbadetlerimiz ve ubudiyetimiz, “teklif-i mâlâyutak” yani insana gücünün yetmeyeceği işleri yükleme denebilecek cinsten değildir; herkesin az bir gayretle altından kalkabileceği vazifelerdir. (07:27) *Adanmış ruhların O’nu dileme ve O’nu dilettirmeden öte başka bir arzuları olmamalıdır. (08:35) *Kudsî hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur: أَعْدَدْتُ لِعِبَادِيَ الصَّالِحينَ مَا لَا عَيْنٌ رَأَتْ وَلَا أُذُنٌ سَـمِعَتْ وَلَا خَطَرَ عَلٰى قَلْبِ بَشَرٍ “Salih kullarıma gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insan tasavvurlarını aşkın şeyler hazırladım.” (09:50)
2/13/20245 minutes, 59 seconds
Episode Artwork

Müeyyidat Serisi 7 | 14.12.1979 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

Müeyyidat Serisi 7 | 14.12.1979 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi by
2/12/20241 hour, 19 minutes, 31 seconds
Episode Artwork

Emrolunduğun gibi dosdoğru ol! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Çok ciddi kalibrasyonlarla sesin doğrusunu bulmaya çalışmak lazım. Diyeceğimiz edeceğimiz her şeyi vicdanın kadirşinas terazilerinde tartarak sunmak lazım. (00:30) *Her zaman Kur’an-ı Kerim’in فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” (Hûd sûresi, 11/112) beyanı üzere hareket etmek gerekir. Aslında, namazlarımızda günde kırk defa Fatiha Sûresi okuyup “Bizi sırat-ı müstakime hidayet buyur” diyerek de istikamet talebimizi seslendirmiş oluyoruz.
2/12/20245 minutes, 37 seconds
Episode Artwork

İMTİHANLARIN SIRLARI - Mizan Klasik - M. Fethullah Gülen Hocaefendi

İMTİHANLARIN SIRLARI - Mizan Klasik - M. Fethullah Gülen Hocaefendi by
2/11/202413 minutes, 4 seconds
Episode Artwork

VARLIĞINIZ KENDİNİZİ İSPAT ETMENİZE BAĞLI - Mizan Klasik - M. Fethullah Gülen Hocaefendi

VARLIĞINIZ KENDİNİZİ İSPAT ETMENİZE BAĞLI - Mizan Klasik - M. Fethullah Gülen Hocaefendi by
2/10/20248 minutes, 6 seconds
Episode Artwork

Hiçbir şey kendine kendine olmaz. Allah nasıl meydana gelmiştir? | Fethullah Gülen Hocaefendi

Hiçbir şey kendine kendine olmaz. Allah nasıl meydana gelmiştir? | Fethullah Gülen Hocaefendi by
2/9/20241 minute, 9 seconds
Episode Artwork

Bütün bu eza ve cefanın sebebi.. | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Adanmış ruhlar öyle istiğna ve fedakârlık ortaya koymalıdırlar ki adeta îsârlaşmalıdırlar. Onlar, sadece maddî fedakârlıklarla yetinmeyerek, manevî füyüzat hislerinde de başkalarını kendilerine tercih edebilmelidirler. Hazreti Üstad’ın, “Gözümde ne Cennet sevdası ne de Cehennem korkusu var; milletimin imanını selâmette görürsem, Cehennem’in alevleri içinde yanmaya razıyım! Çünkü vücudum yanarken gönlüm gül gülistan olur.” sözü adanmış ruhlar için bir ufuk ve o ölçüde istiğna duygusu bir hedeftir. *İnsanın mükemmel yaratılışını ve Hak katındaki kıymetini ifade eden Hazreti Ali (radiyallahu anh) “Kendini küçük bir cirim görüyorsun; halbuki bütün âlemler sende gizlidir. Sen bütün kâinatın bir fihristisin.” der. M. Akif de Hazreti Ali’ye isnad edilen bu sözü serlevha yapıp şöyle seslenir: “Haberdâr olmamışsın kendi zâtından da hâlâ sen, / “Muhakkar bir vücûdum!” dersin ey insan, fakat bilsen. / Senin mâhiyyetin hattâ meleklerden de ulvîdir: / Avâlim sende pinhandır, cihanlar sende matvîdir.” İnsanlığa bu mahiyetini duyurma, günümüzün nesillerinin ona en büyük armağanı olacaktır. Bu video 22/09/2013 tarihinde yayınlanan “Îsâr Ruhu: Başkalarını Kendine Tercih Etme Ufku” isimli bamtelinden alınmıştır.
2/9/20247 minutes, 1 second
Episode Artwork

Gaybî Haberler: Kendi Devri ve Yakın Zaman | Sonsuz Nur Vaazları 7 | M. Fethullah Gülen

Gaybî Haberler: Kendi Devri ve Yakın Zaman | Sonsuz Nur Vaazları 7 | M. Fethullah Gülen by
2/8/202457 minutes, 49 seconds
Episode Artwork

Ben diyen insanlar toplumu yaşanmaz hale getirmişlerdir! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Peygamber Efendimiz’in bu tercihi Kalbin Zümrüt Tepeleri’nde “îsâr-u îsârillâh” sözleriyle ifade edilen hâldir; apaçık hususî mazhariyetlere bile birer mahmil bularak, ücret ve huzûzât vaktinde bütün mevhibeleri nisyana gömüp, sadece ve sadece O’nu duyup, O’nun varlığının ziyasının gölgesi olduğunu hissetmektir ki, “Akrabü’l-Mukarrabîn”in yoludur. Bu mânâda, Hazreti Şeref-i Nev-i İnsan ve Ferîd-i Kevn ü Zaman bir îsâr kahramanıdır. O’nun gökler ötesi âlemlerden, dönüp insanlar arasına inmesi, duyup tattıklarını ümmetine de tattırmak için müşriklerin eziyetlerine maruz kalacağı bir yolu seçmesi hiç kimseye nasip olmayan bir “îsâr” derecesi; ümmeti adına Cennet’ten çıkıp cehennemlere gözyaşı salması, salıp bütün insanları dilemesi de hiç kimsenin tasavvur bile edemeyeceği bir başka îsâr derinliğidir. Bu video 22/09/2013 tarihinde yayınlanan “Îsâr Ruhu: Başkalarını Kendine Tercih Etme Ufku” isimli bamtelinden alınmıştır.
2/8/20245 minutes, 8 seconds
Episode Artwork

Seviyorsanız, Seviyor Demektir | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Seviyorsanız, Seviyor Demektir | M. Fethullah Gülen Hocaefendi by
2/7/20243 minutes, 55 seconds
Episode Artwork

Eğer başkalarını yaşatmaya beni vesile kılacaksan... | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Şefkat Peygamberi (aleyhissalâtü vesselam) Efendimiz, melekût âlemini seyerân eylemiş, daha sonra urûcunu, nüzulle taçlandırmış ve ümmetini Cenâb-ı Hakk’a götürmek için geri gelmiştir. Büyük velilerden Abdülkuddüs Hazretleri demiştir ki: “Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Mi’râç’ta gökler ötesi âlemlere gitti, Sidretü’l-Müntehâya ulaştı, Cenâb-ı Allah’la konuştu. Fakat, Cennet’in câzibedâr güzellikleri O’nun başını döndüremedi, bakışlarını bulandıramadı. Döndü, ümmetinin arasına geri geldi. Allah’a yemin ederim, eğer ben oralara gitseydim, o mertebelere ulaşsaydım, geriye dönmezdim!..” Bunu değerlendiren bir büyük zât ise, “işte nebi ile veli arasındaki fark” diyerek önemli bir hakikate işaret etmiştir. Bu video 22/09/2013 tarihinde yayınlanan “Îsâr Ruhu: Başkalarını Kendine Tercih Etme Ufku” isimli bamtelinden alınmıştır.
2/7/20245 minutes, 55 seconds
Episode Artwork

Miraç Kandili Vaazı | 6 Nisan 1986 | Çamlıca Cami

Miraç Kandili Vaazı | 6 Nisan 1986 | Çamlıca Cami by
2/6/202454 minutes, 48 seconds
Episode Artwork

Miraç Kandili'nde Dua | M. Fethullah Gülen

Miraç Kandili'nde Dua | M. Fethullah Gülen by
2/6/20249 minutes, 57 seconds
Episode Artwork

Günümüzde ihtiyaç duyduğumuz en önemli mesele.. | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*İhtimal burada îsâr ruhuyla yaşayanlar Cennet’e girerken bile o istikamette davranırlar. Nitekim, hadis kitaplarında ahirete ait şöyle bir tablo anlatılmakta ve zenginler ile âlimlerin karşılaşmaları nazara verilmektedir: Servetini Allah yolunda infak eden zenginler ile ilmiyle âmil olan âlimler Cennet’in kapısında buluşacaklar. Âlimler, cömert zenginlere hitaben, “Buyurunuz, öncelik sizin hakkınızdır, evvela siz giriniz. Çünkü, şayet siz servetinizi Allah yolunda infak etmeseydiniz, ilim yuvaları açmasaydınız ve eğitim imkanları hazırlamasaydınız, biz ilim sahibi olamaz ve doğru istikameti bulamazdık. İlim yolunda bulunmamıza ve ufkumuzun açılmasına siz vesile oldunuz; biz size borçluyuz. Dolayısıyla hakk-ı tekaddüm size aittir, buyurunuz!” diyecek ve onlara hürmeten bir adım geriye çekilecekler. Fakat, cömert zenginler, “Aslında, biz size borçluyuz; çünkü, eğer siz o engin ilminiz sayesinde bizim gözlerimizi açmasaydınız, bize güzel rehberlik yapmasaydınız, tekvinî ve teşriî emirleri beraberce okumasını öğretmeseydiniz ve helalinden kazanıp Allah için infak etmenin güzelliğini göstermeseydiniz, biz servetimizi böyle hayırlı bir iş uğrunda sarfedemezdik. Siz kılavuzluk yaptınız ve bizi bir verip bin kazanma çizgisine taşıdınız. Bundan dolayı, dünyada olduğu gibi burada da öncülerimizsiniz; buyurunuz, evvela siz giriniz!” mukabelesinde bulunacaklar. Bu tatlı muhavereden sonra âlimler öne geçecek ve ard arda Cennet’e dahil olacaklar. Rasûl-ü Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz bu hadiseyi sadece gelecekten haber vermek için nakletmemiş, aynı zamanda ümmetine bir îsâr ufku göstermiştir. Bu video 22/09/2013 tarihinde yayınlanan “Îsâr Ruhu: Başkalarını Kendine Tercih Etme Ufku” isimli bamtelinden alınmıştır.
2/6/20245 minutes, 10 seconds
Episode Artwork

Müeyyidat Serisi 6 | 07.12.1979 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

Müeyyidat Serisi 6 | 07.12.1979 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi by
2/5/20241 hour, 28 minutes, 53 seconds
Episode Artwork

Îsâr Ruhu: Başkalarını Kendine Tercih Etme Ufku | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*İnsanın, başkalarını kendisine tercih etmesi mânâsına gelen îsâr; ahlâkçılara göre, toplumun menfaat ve çıkarlarını şahsî çıkarlarından önce düşünmek demektir; tasavvuf erbabınca ise, en hâlisâne bir tefânî düşüncesiyle topyekün şahsîliklere karşı bütün bütün kapanıp, yaşama zevkleri yerine yaşatma hazlarıyla var olmanın unvanı kabul edilegelmiştir Bu video 22/09/2013 tarihinde yayınlanan “Îsâr Ruhu: Başkalarını Kendine Tercih Etme Ufku” isimli bamtelinden alınmıştır.
2/5/20244 minutes, 59 seconds
Episode Artwork

BU BESTE TAMAMLANABİLECEK Mİ? - MİZAN KLASİK - M. FETULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ

BU BESTE TAMAMLANABİLECEK Mİ? - MİZAN KLASİK - M. FETULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ by
2/4/20249 minutes, 9 seconds
Episode Artwork

KURTULUŞ ORDADIR - MİZAN KLASİK - M. FETULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ

KURTULUŞ ORDADIR - MİZAN KLASİK - M. FETULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ by
2/3/20246 minutes, 33 seconds
Episode Artwork

Devrilmemek İçin... | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Devrilmemek İçin... | M. Fethullah Gülen Hocaefendi by
2/2/20242 minutes, 22 seconds
Episode Artwork

Esas şefkat başkaları için yaşamaktır! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*İnsanın, başkalarını kendisine tercih etmesi mânâsına gelen îsâr; ahlâkçılara göre, toplumun menfaat ve çıkarlarını şahsî çıkarlarından önce düşünmek demektir; tasavvuf erbabınca ise, en hâlisâne bir tefânî düşüncesiyle topyekün şahsîliklere karşı bütün bütün kapanıp, yaşama zevkleri yerine yaşatma hazlarıyla var olmanın unvanı kabul edilegelmiştir. وَلاَ يَجِدُونَ فِي صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِمَّا أُوتُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلَى أَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ “Onlar, mü’minlere verilen şeylerden nefislerinde herhangi bir kaygı duymaz ve muhtaç olsalar bile onları kendilerine tercih ederler.” (Haşr, 59/9) âyetiyle Ashâb-ı Kirâm’ın yüksek ahlakının bir derinliği olarak işaret edilmek istenen îsâr zirvesi de işte budur. (00:25) *Abdullah İbn-i Ömer radıyallâhu anhümâ hazretlerinin anlattığı şu hadise Ashâb-ı Kirâm’daki îsâr ruhunu aksettirmektedir: “Yedi ev vardı, hepsi de yoksuldu. Birisi bu evlerden birine bir koyun kellesi gönderdi. Ev sâhibi, komşusunun daha muhtaç olduğunu düşünerek kelleyi diğer komşuya gönderdi. İkinci komşu da aynı düşünceyle kelleyi üçüncü komşuya gönderdi. Bu şekilde kelle yedi ev arasında dolaştıktan sonra tekrar ilk hediye edildiği eve gönderildi.” Bu video 22/09/2013 tarihinde yayınlanan “Îsâr Ruhu: Başkalarını Kendine Tercih Etme Ufku” isimli bamtelinden alınmıştır.
2/2/20245 minutes, 54 seconds
Episode Artwork

Peygamberlerin Sıfatlarından Sıdk (Doğruluk) | Sonsuz Nur Vaazları 6 | M. Fethullah Gülen

Peygamberlerin Sıfatlarından Sıdk (Doğruluk) | Sonsuz Nur Vaazları 6 | M. Fethullah Gülen by
2/1/20241 hour, 1 minute, 31 seconds
Episode Artwork

İnsan öyle bir derinliğe ulaşmalı ki.. | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Rasûl-ü Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz, Mâiz’e ve Gâmidiyeli kadına tevbe yolunu göstermiş, kendi ısrarlı talepleriyle cezalandırıldıktan sonra da biri hakkında “Öyle bir tevbe etti ki, bu tevbe şu iki dağ arasındaki insanlara paylaştırılsaydı hepsine yeterdi!”; diğeri hakkında da “O öyle bir tevbe etti ki eğer haraç alan bir mü’min dahi bu tevbeyi yapsaydı Allah affederdi!” buyurmuştu. (27:12) *İnsan iman, marifet, muhabbet, zevk-i ruhânî, aşk u iştiyak ve marifette sabit-kadem olma mevzuunda öyle bir derinliğe ulaşmalı ki.. fakat kendisini sığlardan sığ görmeli. Zaten gerçekten öyle bir derinliğe ulaşan, kendisini insanların en hakiri görür. Mefhum-u muhalifi şudur bunun: Kendini başkalarının üstünde belli bir faikiyete bağlayarak ifade etmeye kalkan kimseler, insanların en zavallısıdır. Mü’min de olsa öyledir, münafık da olsa öyledir, kafir de olsa öyledir. Kendisine kendine göre hayalinde payeler kurgulayan, “Ben şuyum galiba.. şöyle önemli bir misyonu eda etmek üzere dest-i kudret tarafından hususi bir donanımla insanlığın elinden tutmak, onları evc-i kemalata çıkartmak üzere gönderilmiş bir meb’us-u hâssım!” mülahazasını taşıyan insan basbayağı bir zavallıdır ve onun sinek kanadı kadar bir kıymeti yoktur. Büyüklerde büyüklüğün alameti tevazu ve mahviyettir; küçüklüğün alameti de tekebbürdür. (28:00) *İlm-i zâhir erbâbı, eşya ve hâdiselerin neye bakıp neyi gösterdiklerini okumadan daha ziyade, bir kısım naturalistlerin yaptıkları gibi sadece kalıplarla meşgul olur da onların özünü ve gâyesini göremezler; göremez de مَنِ ازْدَادَ عِلْمًا وَلَمْ يَزْدَدْ زُهْدًا لَمْ يَزْدَدْ مِنَ اللهِ إِلَّا بُعْدًا “Kimin ilmi arttıkça zühdü de artmazsa, o ancak Allah’tan uzaklığına uzaklık katmış olur.” mazmununca âlâ-yı illiyyîn yolunda esfel-i sâfilîne sukut ederler. (29:45) *Alvarlı Efe Hazretleri, “Ne ilmim var ne amâlim, Ne hayr u taate kaldı mecalim; Garîk-î isyanım, çoktur vebalim, Acep rûz-i cezada ne ola halim!” diyerek kendisine bakışını ortaya koyuyor. Aslında bütün büyüklerin kendilerine bakışı böyledir. Bu video 06/10/2013 tarihinde yayınlanan “Ölümsüzlük İksiri ve İlim-Zühd Münasebeti” isimli bamtelinden alınmıştır.
2/1/20247 minutes, 26 seconds
Episode Artwork

Tanrının özü ve nitelikleri nedir? | Fethullah Gülen Hocaefendi

Tanrının özü ve nitelikleri nedir? | Fethullah Gülen Hocaefendi by
1/31/20243 minutes, 36 seconds
Episode Artwork

Allahım beni dinimde derin kıl! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Tahkîk; bir şeyin doğru olup olmadığını araştırmak ve o hususta hakikata ulaşmak için çalışıp didinmek, cehd ve gayret göstermek demektir. İman esaslarının mahiyet ve hakikatini araştırıp soruşturarak, sonra da onu amel vesilesiyle iyice tabiata mal ederek (yani tahkik sonucu) ulaşılan imana “tahkîkî iman” denir. Günümüzün insanı böyle bir tahkik peşine düşmediğinden, sadece taklit ile avunduğundan ve bir de bir kısım alkışçılar karşısında bütün bütün aldandığından bir sürü mehdî (!) zuhur etti, adeta mehdî enflasyonu yaşanıyor. (20:50) *“Bak şu gedânın hâline / Bende olmuş zülfün teline / Parmağım aşkın balına / Bandıkça bandım, bir su ver!” diyen Gedâî gibi marifete doymamak ve daha ötesine ulaşmaya çalışmak gerekir. Tatma ve doyma (itminan) mertebelerinden de öte doyduktan sonra doymadığına inanmak ve sürekli doyma peşinde bulunmak lazımdır. Allah karşısında fevkalade terakki ile fevkalade tevazuu cemetmek esastır. (23:20) *Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz, “Allahım beni kendi gözümde küçük, insanlar nazarında ise (yüklediğin misyona uygun şekilde) büyük göster” diye dua ediyordu. Hak dostları da “Allahım beni kendi nazarımda minnacık, pire kadar, sinek kanadı kadar kıl ama dinimde derin kıl.” manasına gelecek şekilde dualar etmişlerdir. Bu video 06/10/2013 tarihinde yayınlanan “Ölümsüzlük İksiri ve İlim-Zühd Münasebeti” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/31/20245 minutes, 50 seconds
Episode Artwork

Hırs Nerede Makbuldür? | 22.10.2007

Soru: “Hırs ölçüsünde istenebilecek tek şey rıza-yı ilahidir; i’lâ-yı kelimetullah bile bu konuda yarımdır. Çünkü, ona da neticeyi düşünme itibarıyla bazı şeyler bulaşmış olabilir.” buyuruluyor. Bu sözü nasıl anlamalı ve hayatımıza nasıl mâl etmeliyiz? Sübjektif mükellefiyet mülahazası bu mevzuda da geçerli midir? -İnanmış bir insan her tavrında, her davranışında ve her düşüncesinde sadece Cenâb-ı Allah’ın hoşnutluğunu hedeflemelidir. (00.55) -Hazreti Ömer b. Abdülaziz, çok güzel mektup yazardı; fakat, onların sırf Allah rızası için yazılmış olmasına ve her kelimenin gönülden kopup çıkmasına çok dikkat ederdi. Bazen yazdığı on mektuptan dokuzunu içlerinde gördüğü çok küçük bir şirk şaibesinden dolayı yırtıp atardı. (03.50) -Hırs duygusunu yaratılış gayesine uygun olarak kullanmak nasıl olur? (05.46) -Rıza-yı İlahîyi arama mevzuunda hakiki bir mü’min ve gerçek bir entellektüel tavrı ortaya koyan Ebu Hasan Eş’arî hazretlerinden bir misal… (07.04) -İnsanın kendini münafık görmesi doğru mudur? Kendinden kuşkulanmanın serhaddi nedir? (08.03) -Cenâb-ı Hakk’ın rızasına ulaşmanın en kestirme yolu i’lâ-yı kelimetullahtır. (11.37) -Aksa’l-gâyât ne demektir; dualarımızda bu tabiri kullanmamızın mahzuru var mıdır? (16.00) -Mekkî teşrii esas alıp sübjektif mükkellefiyet ufkuna göre yaşayan abide şahsiyetlerin örnek hayatlarından birkaç misal… (18.35) -Esved b. Yezid En-Nehaî ve ölüm anındaki endişesi… (24.21) -İmam Malik hazretlerinin Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’e karşı hürmeti… (25.42)
1/30/202429 minutes, 17 seconds
Episode Artwork

Öyle birine gönül ver ki gönlünü şâd eylesin! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Alvarlı Efe Hazretleri der ki: “Öyle bir dildâre dil ver eyleye dilşâd seni / Öyle bir dâmeni tut ki ede ber-murâd seni!” Yani, öyle bir sevgiliye gönül bağla ki, gönlünü şâd etsin. Öyle bir eteğe yapış ki, seni muradına erdirsin. (16:50) *Bir insanın, herhangi bir araştırma lüzumunu duymadan, atalarından görüp duyduğu gibi inanması ve netice itibarıyla da davranışlarını ona göre ayarlaması bir taklittir ve sığlıktır. Bu türlü davranışta muhakeme ve dolayısıyla da “ilm-i yakîn” bulunmadığından, kitlelerin akışına, hârîcî müessirlerin ağır basmalarına göre, sık sık yer ve yön değiştirmeler olabilir. Ayrıca, fen ve felsefeden gelen dalâlet ve küfran karşısında taklit Müslümanları mukavemet edemezler. Bu itibarla, böyle kimselerin çoğu, cami gölgesinde ve sağlam bir toplum içinde neşet ettiklerinden dolayı müslüman olmuşlardır; fakat şayet bir kilisenin hariminde neşet etselerdi, (sebepler açısından) bu defa da birer Hıristiyan olurlardı. Bu video 06/10/2013 tarihinde yayınlanan “Ölümsüzlük İksiri ve İlim-Zühd Münasebeti” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/30/20246 minutes, 15 seconds
Episode Artwork

Müeyyidat Serisi 5 | 30.11.1979 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

Müeyyidat Serisi 5 | 30.11.1979 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi by
1/29/20241 hour, 26 minutes, 58 seconds
Episode Artwork

Ben ben diyen “Hû”yu duyamaz! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Ben ben diyen “Hû”yu duyamaz! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi by
1/29/20245 minutes, 17 seconds
Episode Artwork

ÜZERİMİZE DÜŞEN VAZİFE NEDİR? - MİZAN KLASİK - M. FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ

ÜZERİMİZE DÜŞEN VAZİFE NEDİR? - MİZAN KLASİK - M. FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ by
1/28/202411 minutes, 18 seconds
Episode Artwork

NE MUTLU SİZE! - MİZAN KLASİK - M. FETULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ

NE MUTLU SİZE! - MİZAN KLASİK - M. FETULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ by
1/27/20247 minutes, 59 seconds
Episode Artwork

Vazifeni Sırf Allah Rızası İçin Yap | BİR NEFES

Vazifeni Sırf Allah Rızası İçin Yap | BİR NEFES by
1/26/20242 minutes, 35 seconds
Episode Artwork

Günümüzün insanlarının yabancılaştığı şeyler.. | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Bir ayet-i kerimede Hazreti İbrahim’in şöyle dua ettiği anlatılır: وَاجْعَلْ لِي لِسَانَ صِدْقٍ فِي اْلآخِرِينَ “Bana sonrakiler içinde bir lisân-ı sıdk (ve bir yâd-ı cemîl) lütfeyle!” (Şuarâ Sûresi, 26/84) Hazreti İbrahim’in bu duası kabul olmuştur; nitekim o, Müslümanlar (hatta Hristiyan ve Yahudiler) nezdinde hep bir yâd-ı cemîl olarak anılmakta ve dualarla yâd edilmektedir. Rasûl-ü Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz de öyle bir çizgide yaşamıştır ki O’nu hayırla anmamak mümkün değildir. Siz Allah rızasını gözeterek hizmet edin gidin, “Balık bilmezse Hâlık bilir” hakikati sizin için de cereyan edecek ve siz de yâd-ı cemil olacaksınız. (04:14) *Mahmud, yerde-gökte övülüp methedilen, sena edilen zât demektir. Bu unvan, Peygamber Efendimiz’in ismi olarak Kur’ân’da yer almasa da, ezan sonrası okuduğumuz duada geçtiği üzere Sünnet-i Sahiha’yla sâbit bir ism-i mübarektir. Makam-ı Mahmud, mutlak mânâda İnsanlığın İftihar Tablosu’na has, hamîdiyet ve mahmûdiyetin bir araya getirildiği ulvî bir makamdır. Şöyle ki O (sallallâhu aleyhi ve sellem) Cenâb-ı Hakk’a karşı yerine getirdiği hamdiyle hâmid, gökte ve yerde övülüp medhedilmesiyle de mahmuddur. Evet O, hamd u şükürle kullukta bulunmuş, kulluk yaptıkça Cenâb-ı Hak tarafından övülmüş, övüldükçe mütemadiyen kulluk yapmış, Allah O’nu medih, O da Allah’a hamd etmiş ve neticede övülme ve övgüye mazhar olma makamına ulaşmıştır. (06:50) *Allah Rasûlü’nü (aleyhissalatü vesselam) salat ü selamlarla anmamızın neticesi yine bize dönüyor. O’nun şefaat dairesi genişliyor. Himmetine koşanlar himmet-yab oluyor. Kevserinin başına koşanlar orada âb-ı hayat yudumluyor, ölümsüzlük iksiriyle ölümsüzlüğe eriyorlar. (07:10) *Günümüzün insanlarının yabancılaştığı bir şey: Kendi insanlığını duyma.. insanın Allah için var olduğunu duyma.. ötelere namzet olduğunu duyma… (07:45) *Muhterem Hocaefendi’nin işaret ettiği hutbede okunan yazı: “Yolda Kalanlar da Var” (Sızıntı-Nisan 1982-Başyazı) Bu video 07/10/2013 tarihinde yayınlanan “Mukaddes Mekanlar, Kutsal Zamanlar ve Mübarek Haller” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/26/20245 minutes, 24 seconds
Episode Artwork

Peygamberlerin Hususiyetleri | Sonsuz Nur Vaazları 5 | M Fethullah Gülen

Peygamberlerin Hususiyetleri | Sonsuz Nur Vaazları 5 | M Fethullah Gülen by
1/25/202457 minutes, 7 seconds
Episode Artwork

Yapılan pek çok hatanın temeli... | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Çay Faslından Hakikat Damlaları: Ölümsüzlük İksiri *Yapılan pek çok hatanın temelinde insanın her şeyi bildiğini zannetmesi, kendi kendisine yeteceği mülahazası ve başkalarının fikirlerine müracaat etmeme inhirafı bulunmaktadır. Çağımızda bu körlük yaygınlık kazanmıştır. Halbuki, esas “Akla mağrur olma Eflâtun-ı vakt olsan dahi / Bir edib-i kâmil gördükde tıfl-ı mekteb ol!.” (Nef’î) sözünce yaşamaktır. Zira, Çekinme âkıl isen itiraf-ı noksandan / Emin olan delidir aklının kemalinden!” (M. Naci) (01:50) *Halk arasında “Marifet iltifata tabidir.” şeklinde yaygın olarak kullanılan bir söz vardır. Belki pek çok insan için böyle bir disiplin söz konusu olabilir ama aslında o bencilce bir yaklaşımdır. Yani halk iltifatta bulunduğu takdirde bazı insanlar marifetlerini döktürür, kabiliyetlerini sergilerler. Aslında iltifat, umumi manada insanlar için teşvik edici bir unsur, hatta bir ihtiyaç olarak görülebilir. Fakat adanmış bir ruha göre, iltifat marifete tabidir. Siz yapmanız gerekeni yapar, ortaya koymanız gerekeni ortaya koyarsınız; bunun sonucunda âlem ister iltifat eder, isterse etmez; meseleyi asla buna bağlı götürmezsiniz. Bu video 07/10/2013 tarihinde yayınlanan “Mukaddes Mekanlar, Kutsal Zamanlar ve Mübarek Haller” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/25/20245 minutes, 13 seconds
Episode Artwork

Evrenin zamanda başlangıcı var mıdır? | Fethullah Gülen Hocaefendi

Evrenin zamanda başlangıcı var mıdır? | Fethullah Gülen Hocaefendi by
1/24/20242 minutes, 46 seconds
Episode Artwork

Allah’a iman ederek bir an yaşamak.. | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Kurbet ve maiyyet atmosferinde geçen saniyelerin, hatta anların bereketi zılliyet planında Hak dostlarına ve seviyelerine göre mü’minlere de müyesserdir. Nitekim İmam-ı Rabbânî hazretleri gibi bazı ehl-i hakikat demişler ki: “Bir ân-ı seyyale vücud-u münevver, milyon sene vücud-u ebtere müreccahtır.” Mesela, Allah’a iman ederek bir an yaşamak, O’nu tanımaksızın milyon sene yaşamaktan daha iyidir. Evet, bir ân-ı seyyâle öyle bir ruh hâleti yakalarsınız ki, bütün gönlünüzle “Allah’ım, bir saniyecik Sen’in maiyyetine erme uğrunda bin defa ölürüm!..” dersiniz. Bu öyle bir haldir ki, Allah o küçücük çekirdekten kocaman bir şecere-i Tûbâ yaratır. Öbür tarafa gittiğinizde, o minnacık düşüncenin sizin Cennetinizin çekirdeği olduğunu görürsünüz. İman nuruyla aydınlattığınız o bir anlık zaman diliminde zihninizi dolduran o nurlu düşüncenin, ötede sizin için Cemal’in de, Rıdvân’ın da esası haline geldiğini müşahede edersiniz. *“Tahiyyat”ta “Esselamu aleyke eyyühennebiyyu ve rahmetullahi ve berakâtühu” diyerek Cenâb-ı Hakk’ın Rasûl-ü Ekrem efendimize selamını yad ederken büyükler nasıl bir ruh haletine girerler? Bu video 13/10/2013 tarihinde yayınlanan “Ölümsüzlük İksiri ve İlim-Zühd Münasebeti” isimli Bamtelinden alınmıştır.
1/24/20247 minutes, 4 seconds
Episode Artwork

Reyyân Kapısına Doğru | 10.09.2007

Soru: Ramazan ayını en güzel şekilde değerlendirebilmek için hangi hususlara dikkat etmeliyiz? Teravih namazını sekiz rekat olarak kılabilir miyiz? Ramazana ayrı bir derinlik katan teravih namazının bereketinden yararlanabilmek için onu nasıl ikâme etmeliyiz? -Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Nice oruç tutan vardır ki, tuttuğu oruçtan onun yanına kalan sadece açlık ve susuzluktur.” buyurmuştur. (01.32) -Ebu Hureyre’nin (radıyallahu anh) rivayet ettiğine göre, Rasûlullah (aleyhissalatu vesselâm) şöyle demiştir: “Allah şöyle buyurdu: Âdemoğlunun her ameli kendi içindir. Yalnız oruç müstesna. Onun mükâfatını bizzat Ben veririm. Zira yemesini ve nefsâni arzularını, sırf Benim için terk ediyor. Oruçlu için iki sevinç ânı vardır: Biri iftar ettiği, diğeri de Allah’a kavuştuğu vakittir. Oruçlunun ağzının kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoştur.” (02.22) -Bir hadis-i şerifte, “Cennet’te Reyyân denilen bir kapı vardır ki oradan sadece orucun hakkını verebilenler girer.” denilmektedir. (03.36) -Peygamber Efendimiz Ramazan’da birkaç gece teravih namazı kıldırmış; daha sonra, teravihte cemaat farz kılınır da müslümanlar onu edaya güç yetiremezler endişesiyle yalnız kılmayı tercih etmiş; fakat, “Kim Ramazan namazını (teravih) inanarak ve sevabını Allah’tan umarak kılarsa onun geçmiş günahları bağışlanır.” diyerek ashabını bu namaza teşvik etmiştir. (07.44) -Teravih namazı, -cemaatin umumu gözetilerek- diğer namazlara nispetle biraz daha seri ikame edilebilir; fakat, harflerin mahreci anlaşılmayacak şekilde bozuk bir telaffuzla ve tadil-i erkâna dikkat etmeden kılınamaz. Biraz hızlı hareket edilse de, kelimeleri tane tane okumak, mahreçlere dikkat etmek ve rükünleri eksiksiz yerine getirmek şarttır. (10.17) -Hazreti Ömer, teravih namazını ayrı ayrı kılanları görünce, Ubey b. Kab’ı (radıyallahu anh) imam tayin ederek teravihin cemaatle ve yirmi rekat kılınmasını emretmiştir. Şüphesiz, Hazreti Ömer bunu kendisinin bildiği şer’î bir esasa ve Rasûl-ü Ekrem’in bir vasiyetine istinaden böyle yapmıştır. Nitekim, daha sonraki halifeler ve alimlerin ekseriyeti de bu uygulamaya itiraz etmemişlerdir. (15.16) -Teravihte cemaat olmak sünnet-i kifâyedir; yani, bir mescitte hiçkimse teravihi cemaatle kılmazsa, hepsi günahkâr olur. Teravih namazı tek başına da kılınabilir; fakat cemaatle kılınması daha faziletlidir. (16.45) -Teravih namazını kimler sekiz rekat olarak kılabilir? (18.40) -Kendisine yazık eden üç kişi… (20.49)
1/23/202424 minutes, 33 seconds
Episode Artwork

Eşref zamanı | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Arafat günü ve Kadir gecesi mazhar olunan ilahî tecellilerin hususiyetleri nelerdir? Eşref saat ve eşref zaman ne demektir? Bu video 13/10/2013 tarihinde yayınlanan “Mukaddes Mekanlar, Kutsal Zamanlar ve Mübarek Haller” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/23/20245 minutes, 26 seconds
Episode Artwork

Müeyyidat Serisi 4 | 23.11.1979 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

Müeyyidat Serisi 4 | 23.11.1979 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi by
1/22/20241 hour, 23 minutes, 12 seconds
Episode Artwork

Allah Resulünün Arafat ve Müzdelifedeki Duaları | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Arafat ve Müzdelife vakfelerinde “kul hakları” da bağışlanır mı? Buralarda nasıl bir kurbete erilir? *Mukaddes mekanlar ve kutsal zamanlarda mü’minin hali nasıl olmalıdır? İçteki haşyetin dışa yansımaları hangi surette gerçekleşir? Bu video 13/10/2013 tarihinde yayınlanan “Mukaddes Mekanlar, Kutsal Zamanlar ve Mübarek Haller” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/22/20246 minutes, 34 seconds
Episode Artwork

HİZMETTE TALİP OLDUĞUMUZ ŞEY NEDİR?

HİZMETTE TALİP OLDUĞUMUZ ŞEY NEDİR? by
1/21/202412 minutes, 8 seconds
Episode Artwork

ÖLÜNCE ANCAK ANLAYABİLMİŞLERDİ!

ÖLÜNCE ANCAK ANLAYABİLMİŞLERDİ! by
1/20/202411 minutes, 20 seconds
Episode Artwork

Anne Babaya Saygı | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Anne Babaya Saygı | M. Fethullah Gülen Hocaefendi by
1/19/20248 minutes, 9 seconds
Episode Artwork

Salih amellere kıymetler üstü kıymet kazandıran durumlar! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Salih ameller zatında kıymetlidir; fakat, bazen mekan, zaman ya da hal zarfları, yapılan amele kıymetler üstü kıymet kazandırır. Ka’be, Arafat, Müzdelife gibi mekanlarda ve Hac mevsimi, Arefe günü, Kadir gecesi gibi zamanlarda yapılan ibadetlere bin kat fazlasıyla sevap yazılır. *Mazrufa (sarılıp muhafaza edilen, zarfa konulan şeye) kıymet kazandıran zarflardan biri de “hal”dir. İbadete iyice yumulup kurbet hisleriyle dolduğu bir anda gözlerinden akan yaşlarla hislerini ifade eden bir mü’minin o andaki hali, yaptığı dualara kat kat değer kazandırır ve taleplerinin kabul edilmesine vesile olur. *Ebu Eyyûb el-Ensâri Hazretleri’nin medfun bulunduğu mekanı ve ona benzer mescidleri ziyaret etmek hangi ölçüler içerisinde olmalıdır? *Mina, Arafat ve Müzdelife’nin en önemli hususiyetleri nelerdir? Bu video 13/10/2013 tarihinde yayınlanan “Mukaddes Mekanlar, Kutsal Zamanlar ve Mübarek Haller” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/19/20246 minutes, 33 seconds
Episode Artwork

Peygamberlerin Gönderiliş Gayeleri | Sonsuz Nur Vaazları 4 | M. Fethullah Gülen

Peygamberlerin Gönderiliş Gayeleri | Sonsuz Nur Vaazları 4 | M. Fethullah Gülen by
1/18/20241 hour, 3 minutes, 8 seconds
Episode Artwork

Hazreti Pîr’in sözüne sonuna kadar sadığız:... | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Bir insan hakkındaki haberlerle ilgili hüküm verirken onun dünya görüşü, hayat felsefesi, durduğu yer ve o zamana kadarki gidişatına da bakmak lazımdır. Mesela; gönüllü olarak hizmete kendini vermiş ve adanmış insanların dünya adına dikili bir taşları yok. Bunlara yalvarsanız “Allah aşkına, peygamber aşkına, ne olur, gelin siz de siyasete girin, milletvekili olun, müsteşar olun, müdür olun.” deseniz, şöyle mukabele ederler: “Git Allahını seversen! Elhamdulillah her anlayışta bu işi temsil eden insan var. A istiyorsanız, A çizgisinde insan var; B istiyorsanız, B çizgisinde insan var… Madem hemen her düşüncede insan var, onlar temsil ediyorlar bu işi; siz bunlardan hangisini yararlı görüyorsanız, ülkeye ve millete faydalı görüyorsanız, onu intihab edersiniz, seçersiniz. Fakat o işin içine girme, ille nemalanma, yararlanma, bir makam bir paye sahibi olma… hırsıyla oturup kalkmak doğru değil. Mesleğimiz itibarıyla, Hazreti Pîr’in sözüne sonuna kadar sadığız: Euzu billahi mineşşeytani vessiyaseti: Şeytandan ve siyasetten Allah’a sığınırız. Bu Allah’a sığınılacak bir şey değil, fakat biz, kendini i’lâ-yı kelimetullaha adamış, ruhunun âbidesini ikâmeye adamış insanlar, mesleğimiz itibarıyla ondan Allah’a sığınırız.” (34:52) *Bir de konumu itibarıyla insanlara bakıp öyle hüküm vermek lazım. Siz birisi hakkında bir şeyler düşünüyorsunuz. O elli yaşına girmiş, altmış, yetmiş, yetmiş beş yaşına girmiş ve o güne kadar bu mevzuda en küçük bir istekte bulunmamışsa, ondan sonra kalkıp onun hakkında olumsuz şeyler düşünmek sizde bir fikir inhirafının var olduğunu gösterir; siz hiç farkına varmadan bir düşünce kayması yaşıyorsunuz demektir. Bu itibarla da insanlar hakkında hüküm vermeden önce numara ve drop arama çok önemlidir; o zaman pek çok meselede “Bunlar, bu insanların diyeceği/edeceği şey değildir.” denecektir. (37:13) *Bize düşen şey; “Biz mü’minlerin bu türlü olumsuz şeylere tenezzül edeceklerine ihtimal vermiyoruz. Müslümanlara kötülük yapacaklarına, yaptıkları hizmeti engelleyeceklerine, yaptıkları hizmette onlara çelme takacaklarına ihtimal vermiyoruz.” mülahazası içinde meseleye yaklaşmak ve böylece musibeti/belayı ikileştirmemektir. (41:10) *Genel duamız şudur: يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ بِرَحْمَتِكَ نَسْتَغِيثُ أَصْلِحْ لَناَ شَأْنَناَ كُلَّهُ وَلاَ تَكِلْناَ إِلَى أَنْفُسِناَ طَرْفَةَ عَيْنٍ وَلَا أَقَلَّ مِنْ ذٰلِكَ “Yâ Hayyu, yâ Kayyûm (gerçek hayat sahibi ve kâinatı ayakta tutan), rahmetin hürmetine Senden yardım diliyoruz; her halimizi ıslah eyle ve göz açıp kapayıncaya kadar, hatta ondan daha kısa bir vakit olsun bizi nefsimizle başbaşa bırakma!” Bu video 20/10/2013 tarihinde yayınlanan “Girdili-Çıktılı Aktarmalar ve Suizan Virüsü” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/18/20248 minutes, 4 seconds
Episode Artwork

Tanrı tanımlanabilir mi? | Fethullah Gülen Hocaefendi

Tanrı tanımlanabilir mi? | Fethullah Gülen Hocaefendi by
1/17/20241 minute, 44 seconds
Episode Artwork

Suizan bir hastalıktır! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Biz hepimiz insanız; söylediğimiz sözleri başından kestikleri, sonundan kopardıkları, ortadan deldikleri zaman su-i tevile uğramayacak şekilde beyanda bulunamayız. “Ben öyle bir konuşayım ki ne girdilerle ne de çıktılarla beni mahkum edemesinler!” İnsanın gücü yetmez buna. Mesela siz (terör işleyen, canlı bomba olup masum insanların canına kasteden ve İslam’ın aydınlık yüzüne zift püskürten kimselerden bahsederken) diyorsunuz ki: “Böyle hainler, böyle aşağılık mahluklar var müslümanların içinde.. Yahudilerin içinde de böyle aşağılık mahluklar olmuştur.. Hristiyanların içinde de olmuştur. Bugün de var mı yok mu? (…) Öyle müslümanları, Allah akıllarını başlarına getirsin, insaf versin, yoksa yerin dibine batırsın! Böyle davranan yahudiyi de Allah yerin dibine batırsın.” Fakat, bu cümlelerin başında zikrettiğiniz sıfatları ve şartları, mesela “Böyle davranan…” kaydını koparttıkları zaman geriye “Yahudîyi Allah yerin dibine batırsın!.. Musevîyi Allah yerin dibine batırsın!” kalıyor. Sonra “Konuşmanın falan dakika falan saniyesinde al sana bu kelimeler!..” deyip üstü üste vesika gibi şeyler yığmak suretiyle, bir de yanlış tercümelerle çok büyük kötülüklere ve suizanlara sebebiyet veriyorlar. Günümüzde bunları acı acı müşahede ediyoruz. Bütün bunlarda “tebyin”e gitmeme, arkasını araştırmama meselesi var. Demiyorlar “Orijinal bantta, sözün önüne arkasına bir bakalım! Girdi var mı, çıktı var mı?” Aceleci ruhlar ve zaten önyargılı/şartlanmış olan kimseler, hemen o ilk duyuma binaen bir hüküm veriyorlar; dolayısıyla düşmanlıklar, kinler, nefretler tetiklenmiş oluyor. (26:44) *Suizan bir hastalıktır; aynı zamanda o öyle bir virüstür ki siz onu ortaya attığınız zaman başkalarına da bulaştırmış olursunuz. Bu video 20/10/2013 tarihinde yayınlanan “Girdili-Çıktılı Aktarmalar ve Suizan Virüsü” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/17/20248 minutes, 27 seconds
Episode Artwork

Hizmet Mâzeret Değil!..| 03.09.2007

Soru: Bazen Kur’an hizmeti bahane edilip eşlerin birbiri üzerindeki haklarını da içine alan aile hukuku çiğnenebiliyor. Dinin hakkı ile ailenin hukukunu birbirini ihlal etmeyecek şekilde gözetebilmenin esasları nelerdir? Bu hususta eşlerin tavır ve davranışları nasıl olmalıdır? -Yirmi Dördüncü Söz’de ifade edildiği gibi; “Ubudiyet, mukaddeme-i mükâfat-ı lâhika değil, belki netice-i nimet-i sâbıkadır. Evet, biz ücretimizi almışız; ona göre hizmetle ve ubudiyetle muvazzafız.” Bu açıdan, kulluk adına ne yaparsak yapalım, yine de Allah Teâlâ’nın üzerimizdeki haklarına layıkıyla mukabelede bulunmuş olamayız. (00.12) -Cenâb-ı Hak, omuzlarımıza üzerimizdeki hukukunun büyüklüğü ölçüsünde bir vazife yüklemiyor; bizden -objektif olarak- altından kalkabileceğimiz bir kulluk çizgisi tutturmamızı talep ediyor. (03.00) -Rasûl-ü Ekrem Efendimiz, zamanını çok iyi tanzim ediyor ve ailesinin bütün fertlerinin haklarını mutlaka gözetiyordu. (05.12) -Hazreti Selman-ı Fârisi, sürekli oruç tutan, yatağa hiç girmeyen, neredeyse gecenin tamamını kıyamda geçiren Ebu’d-Derda Hazretlerine Peygamber Efendimiz’den işittiği şu nasihatı hatırlatır: “Senin üzerinde Rabbinin hakkı var, nefsinin hakkı var, ehlinin de hakkı var. Her hak sahibine hakkını ver.” (08.50) -Ne olur, iman ve Kur’an hizmetini bazı hakları ihmal etmek için bir mazeret olarak kullanmayın! Ne olur, bir sürü hukuku çiğneyip de “hizmet” kisvesi altına sığınmayın; sığınıp kendinizi kandırmayın! Hizmet etmek anne-babanın hukukunu gözetmeye ya da eş ve çocukların haklarına riayet etmeye asla mani değildir. (10.16) -Rehber-i Ekmel Efendimiz’in, Allah’la kavî münasebetine ve sorumluluklarının ağırlığına rağmen, eşlerinin ve çocuklarının haklarına karşı fevkalâde hassas davranmasını kendimize örnek almalıyız!.. Hiçbirimiz O’nun kadar meşgul değiliz; bahaneleri bırakmalıyız!.. Ne hizmet, ne sohbet ve ne de istişare üzerimize terettüp eden ailevî hukuku çiğnememize mazeret olamaz!.. (13.12) -Saatlerce süren istişarî toplantılar hak anlayışımıza uygun mu? Mefkûre insanı istişare süresini nasıl tanzim etmeli? Şayet, evine gecikmesi zarurî olacaksa ne yapmalı? (15.57)
1/16/202421 minutes, 20 seconds
Episode Artwork

Nice namaz kılanlar da vardır ki... | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Girdi ve çıktılar, en güzel sözleri bile hakiki manalarından uzaklaştırırır. Mesela, Rasûl -i Ekrem Efendimiz’in, رُبَّ صَائِمٍ لَيْسَ لَهُ مِنْ صِيَامِهِ إِلَّا الْجُوعُ وَرُبَّ قَائِمٍ لَيْسَ لَهُ مِنْ قِيَامِهِ إِلَّا السَّهَرُ “Nice oruç tutanlar vardır ki, nasipleri sadece açlık ve susuzluktur. Nice namaz kılanlar da vardır ki, nasipleri sadece yorgunluk ve zahmettir.” hadisinde “nice” anlamına gelen “rubbe” kelimesi cümlenin başından koparıldığı zaman ortaya bambaşka bir mana çıkar. (20:50) *İçleneceği içleyen ve dışlanacakları da dışlayan her huzur eri, ihsas ve ihtisaslarını değişik şekilde ifade etse de, besteler ve nağmeler aynıdır. Zira onların mir’ât-ı ruhlarına akseden, tecelli-i Zât envârı ve sübühât-ı vech şuâlarıdır. Vâkıa, aynaların ve kabiliyetlerin istidat ve istiâblarına göre bazen duyuş, seziş ve seslendirişler farklı farklı olabilir; hatta bazı fıtratlar bu durumda iltibaslara da düşebilir; burada esas olan temkin, teyakkuz ve “usûlüddîn” prensiplerine bağlılıktır. Bize düşen ise, onlara ait bir kısım farklı iltibaslara mâkul birer mahmil bularak, böyleleri hakkında suizan kapılarını kapalı tutmak olmalıdır. Mesela, Muhyiddin ibn Arabi’nin vücud mülahazaları ve “Ene’l-Hak” diyen Hallac-ı Mansur hazretlerinin sözleri hüsnüzanla te’vile tabi tutulmalıdır. Ezcümle, Muhyiddin İbn Arabî Hazretleri, Şam’da baskıya uğradığı bir zaman ayağını yere vurur ve “Sizin taptığınız tanrı, benim ayaklarımın altındadır.” der. Bazıları onun bu türlü sözlerini ilhadına bir sebep sayarlar. Hâlbuki hazret, muhataplarının Karun gibi gönüllerini paraya kaptırdıklarını ve âdeta ona tapmaya başladıklarını düşünmektedir. Onların taptıkları bu tanrının, ayaklarının altında olduğunu ifade etmesinin ise, ayaklarının altında gömülü bulunan büyük bir hazineye işaret olduğu nice zaman sonra anlaşılmıştır. Bu video 20/10/2013 tarihinde yayınlanan “Girdili-Çıktılı Aktarmalar ve Suizan Virüsü” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/16/20246 minutes, 28 seconds
Episode Artwork

Müeyyidat Serisi 3 | 16.11.197 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

Müeyyidat Serisi 3 | 16.11.197 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi by
1/15/20241 hour, 20 minutes, 48 seconds
Episode Artwork

Hüsn-ü Zan, Adem-i İtimâd | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Biri hakkında kötü düşüncelere sahip olmaya “sû-i zan” denir. Cenâb-ı Hak, bir ayet-i kerimede, sû-i zannın çirkinliğini ifade sadedinde, “Ey iman edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zanların bir kısmı (ism) günahtır. Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın.” (Hucurât Sûresi, 49/12) buyurmuştur. Bundan dolayıdır ki Nur Müellifi, dört büyük hastalığı sayarken, yeis, ucb ve gurur ile beraber sû-i zannı da zikretmiş ve insanın hüsn-ü zanna memur olduğunu belirtmiştir. (14:55) *Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ جَاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَإٍ فَتَبَيَّنُوا أَنْ تُصِيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلَى مَا فَعَلْتُمْ نَادِمِينَ “Ey iman edenler, herhangi bir fâsık size bir haber getirecek olursa, onu iyice tahkik edin, doğruluğunu araştırın. Yoksa, gerçeği bilmeyerek, birtakım kimselere karşı fenalık edip sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurât Sûresi, 49/6) Müfessirlere göre, söz konusu ayet, Benî Mustalik kabilesiyle alâkalı bir haber üzerine gelişen hadiseler münasebetiyle nâzil olmuştu. Velid bin Ukbe, Mustalik oğullarının zekat vermeye yanaşmadıkları ve Peygamber Efendimiz’le savaşmak için hazırlık yaptıkları şeklinde bir haber ulaştırmıştı. Bu haber karşısında çok heyecanlanan bazı sahabiler hemen saldırıya geçmek gerektiğini söylemiş ve âsilerin çabucak cezalandırılmaları istikametinde görüş beyan etmişlerdi. Haddizatında o birkaç sahabinin fevrîlikleri, Allah’ın dinine bağlılıklarından, kalblerindeki iman aşkından, küfre ve isyana karşı duydukları öfkeden dolayıydı. Mustalik oğullarının, Allah Rasûlü’nün emrine itaat etmediklerini ve zekat vermeye yanaşmadıklarını duyar duymaz, gönüllerindeki din gayretiyle hemen ayağa kalkmış ve Rasûl-ü Ekrem’e isyan eden bu kabileyle savaşmak üzere yola koyulma niyetlerini izhar etmişlerdi. Fakat, Allah Rasûlü (sallâllahu aleyhi ve sellem) onların savaş isteklerini hemen kabul etmemiş, önce durumun incelenip haberin doğru olup olmadığının tesbit edilmesi lazım geldiğini söylemiş ve bu vazife için de Hazreti Halid’i görevlendirmişti. Hazreti Halid (radiyallahu anh) gece vakti Benî Mustalik mahallesine varmış, gözcülerini onların arasına göndermiş ve kendisi de etrafı kontrol etmişti. Gözcüler geri dönünce, Mustalik oğullarının İslam’a bağlı olduklarını, onların ezanlarını duyduklarını ve namazlarını gördüklerini haber vermişlerdi. Sabah olunca Hazreti Halid bizzat Mustalik oğullarına gitmiş; onların kat’iyen isyan etmediklerini, biatlarını koruduklarını, zekatı bir vazife bildiklerini ve onu îfâ etmeye gönülden razı olduklarını görmüştü. Şahit olduğu manzara karşısında çok memnun kalan Hazreti Halid durumu Rasûlullah’a iletince, Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) “Tedbirli davranmak Allah’tan, acele ise şeytandandır.” buyurmuştu. İşte, bu olayın akabinde hükmü kıyamete kadar kalacak ve benzer meselelerde müslümanlara hep ışık tutacak olan söz konusu ayet indirilmişti. Bu video 20/10/2013 tarihinde yayınlanan “Girdili-Çıktılı Aktarmalar ve Suizan Virüsü” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/15/20245 minutes, 47 seconds
Episode Artwork

MEDENİLERE GALEBE İKNA İLEDİR

MEDENİLERE GALEBE İKNA İLEDİR by
1/13/20244 minutes, 23 seconds
Episode Artwork

Onları Sürpriz Şekilde Salıver Allah'ım | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Onları Sürpriz Şekilde Salıver Allah'ım | M. Fethullah Gülen Hocaefendi by
1/12/20243 minutes, 8 seconds
Episode Artwork

Siz Güzel Bir Söz Söylersiniz Fakat... | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Şeytan, en olumlu işlerin içine girdiler yaparak onu bulandırmaya/karartmaya çalışır. Ehl-i dünya da bazen “girdi” bazen de “çıktı” yapmak suretiyle insanları aldatmaktadır. Siz güzel bir söz söylemiş, güzel bir tevcihte bulunmuşsunuzdur; fakat, başından sonundan onları biraz kırpınca kuyruğu gitmiş, kulakları kesilmiş, dudağı burnu koparılmış bir şey kalır ortada. (09:15) *Aramızda “Haziran Fırtınası” şeklinde maruf bulunan, “bant furyası” ya da “intikam almak için fırsat kollayan kimselere sünuh eden mevsim” de denebilecek olan günlerde girdili çıktılı montajların en çirkinleri hazırlanmıştı. Mesela; C, birilerinin nazarında çizgisi olmayan, istediği gibi yaşayan kafirin teki; fakat sen diyorsun ki “Arkadaş, ‘C kafirdir’ diyemezsiniz!” Sadece oradan o “diyemezsiniz”i kırptığında ne kalıyor geriye?!. “Falan kafirdir” kalıyor. (10:10) *Yine mesela bazı gazetecilerle otururken elektronik levhada bir cümle çıkıyor: “Bazen güç ve kuvvet insanı kör ve sağır hale getirebilir.” Tam o esnada gazetecilerden biri soruyor, “O ne demek?” Siz de “Bazen güç ve kuvvet insanı başkalarını hesaba katmaz hale getirebilir.” diyorsunuz. Fakat, onlar kendi duygu ve düşüncelerine göre, hakaret sayılabilecek bir tabirle, bunu ifade edince, karşı taraf “Nasıl böyle bir şey der?” diyor. Oysa ki siz belli bir cümleye bağlı olarak, farklı bir münasebetle, konjonktür farklılığı içinde bir şey söylüyorsunuz ama o şeyin yeri değiştirilince, konjonktür kayması olunca, atmosfer farklılaşınca o mesele farklı manalara geliyor. O mesele o farklı manalarla sunulunca bir sürü gönlü yıkmış oluyorsunuz. (12:00) *Biri hakkında kötü düşüncelere sahip olmaya “sû-i zan” denir. Cenâb-ı Hak, bir ayet-i kerimede, sû-i zannın çirkinliğini ifade sadedinde, “Ey iman edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zanların bir kısmı (ism) günahtır. Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın.” (Hucurât Sûresi, 49/12) buyurmuştur. Bundan dolayıdır ki Nur Müellifi, dört büyük hastalığı sayarken, yeis, ucb ve gurur ile beraber sû-i zannı da zikretmiş ve insanın hüsn-ü zanna memur olduğunu belirtmiştir. Bu video 20/10/2013 tarihinde yayınlanan “Girdili-Çıktılı Aktarmalar ve Suizan Virüsü” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/12/20246 minutes, 58 seconds
Episode Artwork

Yürüdüğünüz bu yolda, daima kendinizi yenilemeniz gerekir! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

*Bayezid-i Bistâmî Hazretleri der ki: “Bütün iç dinamizmimi kullanarak Cenâb-ı Hakk’a tam otuz sene ibadet ettim. Sonra gaybdan, ‘Ey Bâyezid, Cenâb-ı Hakk’ın hazineleri ibadetle doludur. Eğer gayen O’na ulaşmaksa, Hak kapısında kendini küçük gör ve amelinde ihlâslı ol!’ sesini duydum ve tembihini aldım…” (12:20) *Zikredilen hadis-i şerif ahiret yolcusu için adeta bir manifestodur. Bununla beraber, Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’in bu mübarek beyanı bir de hizmet-i imaniye ve Kur’aniye açısından değerlendirilmelidir. Gemi, yol, azık, yük, sarp yokuş ve ihlas gibi hususların adanmış ruhlar için neler ifade etmesi gerektiği üzerinde hassasiyetle durulmalıdır. (14:15) * جَدِّدِ السَّفِينَةَ فَإِنَّ الْبَحْرَ عَمِيقٌ Gemini restorasyona tâbi tut, sağını solunu gözden geçir; tamir isteyen yanlarını onar ve bakımını tamamla. Çünkü, ruhlar âleminden Cennet’e uzanan uçsuz bucaksız ummanda dağvârî dalgalarla karşılaşman kaçınılmazdır. Gemin sağlam olmalıdır ki, uzun sefere, hırçın dalgalara ve korkunç fırtınalara dayanabilsin. Küçük bir gölde tenezzüh için kullanılan kayık ile okyanus geçilemez; tekne ile açık denizde uzun süre yol alınamaz. Gemini öyle yenile, o kadar geliştir ve o denli bakımlı tut ki, bir transatlantiğin üzerinde ilerliyormuş gibi aşabilesin en zorlu engelleri!.. Bu hususun bir de iman hizmetine bakan yanı vardır. Adanmış ruhlar, kendi çağlarını ve içinde bulundukları şartları çok iyi okumalı; ona göre olgunluğa ermeli ve metafizik gerilimlerini hep korumalıdırlar. (14:33) Bu video 27/10/2013 tarihinde yayınlanan “Adanmışın Manifestosu” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/12/20245 minutes, 23 seconds
Episode Artwork

Müjdelenen Peygamber | Sonsuz Nur Vaazları 3 | M. Fethullah Gülen

Müjdelenen Peygamber | Sonsuz Nur Vaazları 3 | M. Fethullah Gülen by
1/11/202446 minutes, 48 seconds
Episode Artwork

Yalan söylemek hangi hallerde caizdir? | Fethullah Gülen Hocaefendi

Yalan söylemek hangi hallerde caizdir? | Fethullah Gülen Hocaefendi by
1/10/20244 minutes, 34 seconds
Episode Artwork

Sırtındaki yükünü hafif tut! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

* وَخَفِّفِ الْحِمْلَ فَإِنَّ الْعَقَبَةَ كَئُودٌ Azığını eksiksiz al ama yol boyunca sana lazım olmayacak yükleri boş yere yanında taşıma. Cehennem’e yakıt olacak bütün dünyevîlikler yüktür insanın sırtında. Küfür, fısk, isyan yüktür; her bir günah ve hata yüktür. Bu itibarla, yükün hafifletilmesinden maksat, mâsiyetten sıyrılmak ve günahlardan arınmaktır. Önündeki zorlu engelleri, aşılması güç geçitleri ve sarp yokuşları düşün; belini bükecek ağırlıklarla katedemezsin o uzun mesafeyi. Elli, yüz, yüz elli kiloluk bir ağırlığı belki birkaç adım taşıyabilirsin; fakat, onunla kilometrelerce yürüyemezsin, onca yükle hedefe varmaya güç yetiremezsin. Öyleyse, öteye adım atarken dünyevî ağırlıklarından kurtulmalı, ahirette işine yaramayacak hiçbir şeyin hamallığını yapmamalı ve yükünü hafif tutarak yürüyüşünü kolaylaştırmalısın. Hele dava adamıysan, iffet, ismet ve istiğna kahramanı olmalı, dünyevî ağırlıklardan kurtulmalı, elindeki bir çantacığınla dünyanın neresi nasipse oraya hicrete hazır olmalısın. Tek bir elbiseyle bazen üşüyen bazen de buram buram terleyen Hazreti Ali gibi yaşamaya rıza göstermeli ve hizmetlerini asla dünyevî çıkarlara vasıta yapmamalısın. (23:39) *وَأَخْلِصِ الْعَمَلَ فَإِنَّ النَّاقِدَ بَصِيرٌ Yaptığın her işte doğru, samimî, katışıksız, dupduru, riyadan âzâde ve öz yürekli ol; amellerini sadece Allah’a tahsis et. Gönül safvetini ve fikir istikametini her zaman koru; Allah ile münasebetlerinde dünyevî garazlardan uzak kal. Vazife ve sorumluluklarını, sırf O emrettiği için yerine getir; bunu yaparken de yalnızca O’nun hoşnutluğunu hedefle ve O’nun uhrevî teveccühlerine yönel. Şüphesiz, her şeyi görüp gözeten, sadece cisimlere, suretlere değil kalblere ve niyetlere de nazar eden ve her ameli zâhir-bâtın yanlarıyla küllî olarak değerlendiren Rabb-i Rahîm senin yapıp ettiklerine de muttalidir. Allah Teâlâ ne yapıp ettiğini gördüğü gibi, onu nasıl bir niyetle ortaya koyduğunu da bilmektedir. Mevlâ-yı Müteâl, çok iş ve çok semereden ziyade, her işte rızasının gözetilmesine önem vermektedir. Evet, O’nun nezdinde “Bir dirhem ihlâslı amel, batmanlarla hâlis olmayana tercih edilir.” (29:25) *Hazreti Sâdık u Masdûk Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) جَدِّدُوا إِيمَانَكُمْ بِلَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ “İmanınızı ‘Lâ ilâhe illâllah’ ile yenileyiniz.” buyurmaktadır. Şu kadar var ki, Allah Rasûlü’nün bu nasihati, sadece dil ile Kelime-i Tevhidi söylemeye hamledilmemelidir. Bu mübarek beyan dil ile telaffuz edilirken, aynı zamanda vicdanda da duyulmalıdır ki, iman tecdîd edilmiş olsun. Bu itibarla da, “Lâ ilâhe illallah deyin” sözü, “Bu kelimeleri vicdanınızda duyun; din ve iman adına her an daha bir derinleşme peşinde olun; devamlı kendinizi yenileyin ve yaratılış gayesine ulaşma uğrunda sürekli mesafe katedin!..” demektir. İmanı yenileme meselesi devamlılık isteyen bir husustur. Bu yenilenme, mü’minin tabiatının bir yanı, fıtratının bir parçası hâline gelmelidir ki, o devamlı surette imanını derinleştirsin ve nihayet tahkikî imana erişsin. Evet, imanı tecdîd etme ve böylece ruhen yenilenme, kavlî olarak “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” demekle başlayıp, onun mahz-ı mârifet hâline getirilmesiyle devam eder; sonra da mârifetin muhabbeti, muhabbetin aşk u şevki ve aşk u şevkin de cezb u incizâbı netice vermesiyle en ileri seviyeye ulaşır. Mektubat’ta da vurgulandığı üzere, nefis, hevâ, vehim ve şeytan az-çok her insana hükmetmekte; onun gafletinden istifade ederek, pek çok hile, şüphe ve vesveseyle iman nurunu karartmaktadır. Onun için, her gün, her saat, hatta her vakit, imanı cilalamaya ihtiyaç vardır. Her fırsatta cilalanmış, sürekli parlak tutulmuş ve tahkik ufkuna ulaştırılmış bir iman gemisiyle, değil dünyevî okyanuslar, Cehennem gayyaları bile rahatlıkla geçilebilecektir. Bu video 27/10/2013 tarihinde yayınlanan “Adanmışın Manifestosu” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/10/20248 minutes, 34 seconds
Episode Artwork

Cennet’in Etrafındaki Sur | 27.08.2007

Soru: “Cennet çepeçevre mekârihle sarılmış, cehennem de şehevâtla kuşatılmıştır.” mealindeki hadis-i şerifte nazara verilen “mekârih” ne demektir? Mekârihe neler dahildir? -Mekârih, “mekruh” kelimesinin çoğuludur; nefsin hoşuna gitmeyen şeyler; dertler, sıkıntılar ve meşakkatler demektir. Şehevât ise, “şehvet” kelimesinin cem’idir; nefsin aşırı istekleri ve cismanî arzular manasına gelmektedir. (00.15) -Cennet, aklın zahirî nazarına göre nahoş ve nefse ağır gelen şeylerle kuşatılmıştır. Abdest almak, namaz kılmak, hacca gitmek, zekat vermek, mücahede etmek, Allah yolunda zorluklara katlanmak, yer yer cemiyet içinde bir parya muamelesine tâbi tutulmak, her türlü insanî haklardan mahrum bırakılmak… işte Cennet bunlarla kuşatmıştır. (02.23) -Dinin bazı emirlerinde zâhiren bir meşakkat görünse bile, onlar da aslında hakiki meşakkat değildir; hikmetleri açısından ya bizzat güzeldir ya da neticeleri itibarıyla hayırlıdır. Onlar, uzun bir yolculuğa çıkmış bulunan insanın hedefine sağ-salim varabilmesi için yol azığı mesabesindedir; ileride çıkması muhtemel tehlike ve engellere karşı birer korunma vesilesidir. (04.00) -Cihad da mekârihin bir şubesidir; İslam’da harbin bazı esasları ve hiçbir dinde olmayan kaideleri vardır. Günümüzdeki canlı bombaların İslam’ın dırahşan çehresini karartmaya matuf olduğu âşikârdır. (06.40) -Cehennem, cismanî hevesleri ve şehevî arzuları kendisine tuzak yapmış bir cadıdır. Çoğu kimseler, biraz sonra hayatına mâl olacağından habersiz, tıpkı sineklerin bala koşması gibi, o cadının elindeki zehire koşmaktadırlar. (10.24) -Rehber-i Ekmel Efendimiz (aleyhi ekmelüttehâyâ) bize ibadet ü taati tabiatın bir yanı haline getirmeyi öğrettiği gibi, şehevanî duygulardan kaçınmayı da tabiatın bir derinliği kılmayı talim buyurmuştur. (11.11) -Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in, “Evlenin, çoğalın; zira ben, kıyamet gününde sizin çokluğunuzla iftihar ederim.” hadis-i şerifindeki “iftihar” ifadesi hangi manaya gelmektedir? (13.08)
1/9/202418 minutes, 7 seconds
Episode Artwork

Söylediklerinizi yaşamadıkça inandırıcı olamazsınız! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

وَخُذِ الزَّادَ كَامِلاً فَإِنَّ السَّفَرَ بَعِيدٌ Azığını eksiksiz al, yol boyunca ihtiyaç duyabileceğin her şeyi tedarik et. Sahilden ayrıldıktan sonra artık erzak bulmakta oldukça zorlanırsın, hatta hiç bulamazsın; öyleyse henüz vakit varken ve gemin demir almamışken önündeki uzun seferde muhtaç olacağın levâzımâtı iyi düşün, güzelce hesapla ve tastamam hazırla! Hadis-i şerifteki, “zâd” kelimesi, yiyecek, içecek, giyecek, binecek ve sair ihtiyaçlar demektir; dilimizdeki “azık” sözcüğünün karşılığıdır. İnsan için iki yolculuk mukadderdir; ilki dünyada yolculuktur; ikincisi ise, dünyadan yolculuktur. Dünyada yolculuk için yiyecek, içecek, giyecek ve gerektiğinde harcayacak mal lazım olduğu gibi, dünyadan yolculuk için de azık lazımdır. İşte, ilkinden daha hayırlı olan bu zahîre, takva ve amel-i sâlih azığıdır. Hizmet insanının çağın şartlarına göre çok donanımlı olması da bir nevi azıktır. Bu video 27/10/2013 tarihinde yayınlanan “Adanmışın Manifestosu” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/9/20245 minutes, 3 seconds
Episode Artwork

Müeyyidat Serisi 2 | 2.11.1979 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

Müeyyidat Serisi 2 | 2.11.1979 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi by
1/8/202458 minutes, 45 seconds
Episode Artwork

En Büyük Kayıp, Kazanma Kuşağında Kaybetmedir! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

En büyük kayıp, kazanma kuşağında kaybetmedir. Kaybedenler zaten kaybediyordur, Allah kurtarsın; fakat, mü’minlerin kaybetmesi çok acıdır. *Şeytan, bir parça dahi olsun iyilik düşünmeyen, tamamen fesada kilitlenmiş ve kötülük duygularıyla dopdolu bir varlıktır. Cenâb-ı Hakk’a başkaldırdığı andan itibaren o, insanın en büyük düşmanı olmuştur. Şeytan ve insî-cinnî yardımcıları beşere en büyük zararı verebilmek için öncelikle insanlara en faydalı olan şahısları hedef alır ve onlara hücum eder. Bu hususla ilgili bir menkıbe anlatılır: Ehl-i dünya veya bînamaz bir insan camiin bahçesinden geçiyormuş. O esnada elinde bir sürü gem olan birisini görmüş. Yanına sokularak kim olduğunu sormuş. O da, “Ben şeytanım!” diye cevap vermiş. Bu sefer elindeki gemlerin ne işe yaradığını sormuş. Bunun üzerine şeytan: “Şu camide gönlünü Allah’a vermiş âbid insanlar var. Dışarıya çıktıklarında, onları o atmosferden uzaklaştırıp kendi peşimden sürüklemek için bu gemleri elimde tutuyorum.” demiş. Adam kendisi için de bir gemin olup olmadığını merak etmiş ve şeytana, “Benim gemim hangisi?” diye sormuş. Şeytan, “Senin için geme lüzum yok ki, sen zaten küçük bir işaretle arkamdan koştura koştura geliyorsun!” demiş. *Şeytan, bir kısım kimselerin etrafında kötü bir atmosfer oluşturur; orada laubalîlik estirir, bâtılı tasvir ettirir, nefret hislerini alevlendirir ve insanın mahiyetindeki şehevî, gazabî duyguları harekete geçirir; böylece ağına düşürdüğü o şahısların bakışlarını bulandırır, başlarını döndürür. Evet, o vesveselerini sürekli üfler durur; onun insî borazanları da o üflemeleri yaldızlı sözlerle ve diyalektiklerle sese dönüştürürler. Aldatmak için yaldızlı (içi bozuk, dışı süslü ve aldatıcı) sözler söylerler. Yani vahyeder gibi seri bir ima ve işaretle öyle süslü, yaldızlı sözler telkin ederler ki, bunların sadece dışındaki süsüne bakanlar aldanır ve onların şeytanlıklarına meftûn olurlar. Bu açıdan da insî cinnî şeytanlardan gelebilecek hücumlara karşı latifelerimizi güçlendirmemiz, onlardaki nefsanî/şeytânî tuzaklara tepki gücünü artırmamız ve bu konuda Kur’an-ı Kerim’in talim buyurduğu üzere Allah’a sığınmamız gerekmektedir: وَقُلْ رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَنْ يَحْضُرُونِ “Sen de ki: Ya Rabbî! Şeytanların vesveselerinden, onların yanımda bulunmalarından (atmosferimi kirletmelerinden) Sana sığınırım!” (Mü’minûn Sûresi, 23/97-98) Nitekim, “Kur’ân okumak istediğin zaman, o kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.” (Nahl Sûresi, 16/98) mealindeki ayet-i kerime, İlahi Beyan’dan tam istifade edebilmenin bile öncelikle istiâzeye bağlı olduğunu ifade etmektedir. Bu video 20/10/2013 tarihinde yayınlanan “Girdili-Çıktılı Aktarmalar ve Suizan Virüsü” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/7/20248 minutes, 19 seconds
Episode Artwork

DİNE HİZMETTE KENDİMİZİ NEREYE KOYMAMIZ LAZIM

DİNE HİZMETTE KENDİMİZİ NEREYE KOYMAMIZ LAZIM by
1/7/202411 minutes, 45 seconds
Episode Artwork

Rabbim Hizmetten Ayırmasın!

Rabbim Hizmetten Ayırmasın! by
1/6/20246 minutes, 5 seconds
Episode Artwork

Karanlıktan Aydınlığa | Sonsuz Nur Vaazları 2 | M. Fethullah Gülen

Karanlıktan Aydınlığa | Sonsuz Nur Vaazları 2 | M. Fethullah Gülen by
1/5/202448 minutes, 45 seconds
Episode Artwork

Hz. Ebû Zerr (r. anh), tam bir zühd kahramanıydı! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Hazreti Ebû Zerr (radiyallahu anh), tam bir zühd kahramanıydı. (06:42) *Rasûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Ebû Zerr hazretlerinin şahsında bütün ümmet-i Muhammed’e şöyle buyurmuştur: جَدِّدِ السَّفِينَةَ فَإِنَّ الْبَحْرَ عَمِيقٌ وَخُذِ الزَّادَ كَامِلاً فَإِنَّ السَّفَرَ بَعِيدٌ وَخَفِّفِ الْحِمْلَ فَإِنَّ الْعَقَبَةَ كَئُودٌ وَأَخْلِصِ الْعَمَلَ فَإِنَّ النَّاقِدَ بَصِيرٌ “Gemini bir kere daha elden geçirerek yenile, çünkü deniz çok derin. Azığını tastamam al, şüphesiz yolculuk pek uzun. Sırtındaki yükünü hafif tut, çünkü tırmanacağın yokuş sarp mı sarp. Amelinde ihlâslı ol, zira her şeyi görüp gözeten, tefrik eden ve hakkıyla değerlendiren Allah senin yapıp ettiklerinden de haberdardır.” Bu video 27/10/2013 tarihinde yayınlanan “Adanmışın Manifestosu” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/5/20247 minutes, 24 seconds
Episode Artwork

Münacat-M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Münacat-M.Fethullah Gülen Hocaefendi by
1/4/20241 minute, 37 seconds
Episode Artwork

Allah Teâlâ her yüz senede bu dini tecdîd edecek bir insanı gönderir! | Mizan | M. Fethullah Gülen

İnsanların sürekli kendilerini yenilemeleri, duygu ve düşünce formatlarıyla oynamaları, kendi çağlarına göre her gün daha farklı bir zaviyeden hakikatlere bakıp “tecdîd” peşinde olmaları lazımdır. (01:16) *Allah Teâlâ, enbiyâ-yı izâmla nübüvvet çerçevesinde hep “tecdîd” yapmıştır. Nübüvvetin sona ermesinden sonra da “tecdîd” büyük evliya ile devam etmiştir. Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor: “Allah Teâlâ her yüz senede bir, bu dini tecdîd edecek bir insanı gönderir.” *Aslında toplum hayatında olduğu gibi fert itibarıyla da sürekli tecdîde ihtiyaç vardır. Herkesin hem de her sabah yeni bir günün idrakiyle, dinini bir kere daha engince duyması lazımdır. Evet, Hak ve hakikat her gün daha bir derin duyulmalı, hissedilmeli ve o, vicdanlarda hep terütaze kalmalıdır. Bu video 27/10/2013 tarihinde yayınlanan “Adanmışın Manifestosu” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/4/20246 minutes, 28 seconds
Episode Artwork

Zaman İhtiyarladıkça Hz. Muhammed (sav) Gençleşiyor | Sonsuz Nur Vaazları 1 | M. Fethullah Gülen

Zaman İhtiyarladıkça Hz. Muhammed (sav) Gençleşiyor | Sonsuz Nur Vaazları 1 | M. Fethullah Gülen by
1/3/202445 minutes, 29 seconds
Episode Artwork

Ümmühât-ı hulukun dördüncüsü adalettir! | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Ümmühât-ı hulukun dördüncüsü ise “adalet”tir. Dengeli olma, aşırılığa düşmeme, herkesin ve her şeyin hakkına riâyet etme, zulme girmeme mânâlarına gelen “adl” ve “adalet”, İslâm dininde ahlâkî ve hukukî yanlarıyla fevkalâde önemli bir esastır. (41:33) *“Mukabele-i bilmisil”de bulunmaya (bir davranışa aynıyla karşılık vermeye) din ruhsat tanımıştır. Fakat, öyle zaman olur ki, bir kötülüğe karşı siz de aynıyla mukabele ederseniz, çok daha olumsuz hadiselere sebebiyet verebilirsiniz. Bu açıdan, o ruhsatı günümüzün insanları kullanmamalıdır. Nitekim, Kur’an-ı Kerim’de düşmana ancak yaptığı kadarıyla karşılık verilebileceği beyan buyurulduktan sonra, “Eğer sabrederseniz, bu, sabredenler için daha hayırlıdır” (Nahl Suresi, 16/126) denmekte ve inananlar sabra teşvik edilmektedir. (41:52) *İman ve Kur’an hizmetinin gönüllüleri her zaman şu ayetin ışığında hareket etmelidirler: وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُ اِدْفَعْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ فَإِذَا الَّذِي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَأَنَّهُ وَلِيٌّ حَمِيمٌ “İyilikle kötülük bir olmaz. O halde sen kötülüğü en güzel tarzda uzaklaştırmaya bak. Bir de bakarsın ki seninle kendisi arasında düşmanlık olan kişi candan, sıcak bir dost oluvermiş!” (Fussilet Suresi, 41/34) (44:38) *“Zalimin zulmü varsa mazlumun da Allah’ı var / Bugün halka cevretmek kolay, yarın Hakk’ın divanı var.” demişler. Fakat bence size zulmedenlerin Hakk’ın divanında cezaya çarptırılmaları isteğinde de bulunmayın. Sizi karşı cepheden görüp 40-50 sene en olumlu işlerinizi dahi sorgulayan insan hakkında bile “Allah seni cehennemle cezalandırsın!” demeyin. İlle de bir şey diyecekseniz, “Allah benim kalbimi de senin kalbini de ıslah eylesin!” deyin. (45:37) *Sabrın, sabırdan daha ötesine sabredeceğimi bileceği ana kadar dişimi sıkıp sabredeceğim. Bu video 03/11/2013 tarihinde yayınlanan “Ahlakın Esasları: Hikmet, Şecaat, İffet ve Adalet” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/3/20249 minutes, 40 seconds
Episode Artwork

Kabe'nin kutsallığı hakkında bilgi verir misiniz? | Fethullah Gülen Hocaefendi

Kabe'nin kutsallığı hakkında bilgi verir misiniz? | Fethullah Gülen Hocaefendi by
1/2/20244 minutes, 55 seconds
Episode Artwork

İffetin çok önemli bir buudu, istiğna ve beklentisizliktir. | Mizan | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

İffetin çok önemli bir buudu, istiğna ve beklentisizliktir. Gerçek insanlık ve beklentisizlik ufkuna doğru dikey yükselenlerden biri olan Amr ibn As (radıyallahu anh) kendisine ganimet verilmek istendiğinde: “Ya Rasûlallah, ben ganimet için Müslüman olmadım!” demiştir. Onunla aynı ruh halini paylaşan bir sahabîye de İnsanlığın İftihar Tablosu (aleyhissalâtü vesselâm) ganimetten hissesini vermek istediğinde, o zat, “Ya Rasûlallah! Ben bunu kabul edemem. Ben (boğazını göstererek) şuradan bir ok yiyeyim de şehit olayım diye Müslüman oldum.” demiş ve neticede arzu ettiği gibi şehit olup ötelere yürümüştür. Kim bilir onların içlerinde daha kaç yüz tane öyle müstağni insan vardı ama kendilerini ifşâ etmediklerinden dolayı isimleri siyer ve megazi kitaplarına girmedi. Bu video 03/11/2013 tarihinde yayınlanan “Ahlakın Esasları: Hikmet, Şecaat, İffet ve Adalet” isimli bamtelinden alınmıştır.
1/2/20245 minutes, 32 seconds
Episode Artwork

Allah’ın Yardımını Nasıl Kazanabiliriz

Allah’ın Yardımını Nasıl Kazanabiliriz by
12/31/202311 minutes, 55 seconds
Episode Artwork

Bu İplikten Aldığımız Para Yenir Mi

Bu İplikten Aldığımız Para Yenir Mi by
12/30/20236 minutes, 35 seconds
Episode Artwork

Hocaefendi Bizim İçin Bir Cesaret Örneği | Hizmetten Özel

Hocaefendi Bizim İçin Bir Cesaret Örneği | Hizmetten Özel by
12/29/202310 minutes, 55 seconds
Episode Artwork

Hakka Adanmış Bir Hayat

Hakka Adanmış Bir Hayat by
12/28/202343 minutes, 28 seconds
Episode Artwork

Ey Mekke! Eğer beni çıkarmasalardı, senden ayrılmazdım! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

"Seni o kadar çok seviyorum ki, eğer beni çıkarmasalardı vallahi senden ayrılmazdım!” *Bütün tehlike dolapları herkesten önce İnsanlığın İftihar Tablosu’nun mübarek başında dönüp durmuştur. Kur’an-ı Kerim, Müslümanlar hakkında kurulan komploları âdetâ Efendimiz’e tahsis etmiş ve şöyle demiştir: وَإِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِيُثْبِتُوكَ أَوْ يَقْتُلُوكَ أَوْ يُخْرِجُوكَ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُاللّهُ وَاللّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ “Bir vakit de o kâfirler senin elini kolunu bağlayıp zindana mı atsınlar veya öldürsünler mi, yahut seni ülke dışına mı sürsünler diye birtakım tuzaklar planlıyorlardı. Onlar tuzak kuradursunlar, Allah da tuzaklarını başlarına doluyordu. Zaten Allah’tır tuzakları boşa çıkarıp onları kuranların başlarına dolayan.” (Enfal, 8/30) Görüldüğü üzere, elini kolunu bağlayıp zindana atma, öldürme ya da belde dışına sürme gibi mekrin değişik dalga boyundaki zuhurları olan bütün komplolarda gayr-i sarih mef’ul Efendimiz’dir; bütün planlar O’nun üzerine yapılmıştır. *İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz hicret esnasında Sevr sultanlığından ayrılıp yola revân olacağı an, yaşlı gözlerle son bir kere daha doğup büyüdüğü topraklara bakmış ve “Ey Mekke! Seni o kadar çok seviyorum ki, eğer beni çıkarmasalardı vallahi senden ayrılmazdım.” buyurmuşlardı. *Şayet en mübarek insanlar hırpalanmışlarsa, preslerden geçmişlerse, dibeklerde adeta dövülmüşlerse ve siz bundan âzâde, vâreste tutuluyorsanız, bence kendi durumunuzdan şüphe duymanız lazım. Bu video 19/04/2015 tarihinde yayınlanan “Mukaddes Çile ve İnfak Kahramanları” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
12/27/20235 minutes, 46 seconds
Episode Artwork

İslam dininin tüm şart ve zamanlarda yaşanabilir olduğu nasıl ispat edilebilir? | F. G. Hocaefendi

İslam dininin tüm şart ve zamanlarda yaşanabilir olduğu nasıl ispat edilebilir? | F. G. Hocaefendi by
12/26/20233 minutes, 19 seconds
Episode Artwork

Sızıntı'lı Günler | Özlenen Günler | Hatıralar Kuşağında

Sızıntı dergisinin 30. yılında dergininin isminin konulması ve ilk faaliyete başlama sürecini ve hatıraları Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'nin kendi anlatımlarıyla istifadelerinize sunuyoruz.
12/25/20233 minutes, 36 seconds
Episode Artwork

İTAAT KONUSU NASIL ANLAŞILMALIDIR

İTAAT KONUSU NASIL ANLAŞILMALIDIR by
12/24/202315 minutes, 35 seconds
Episode Artwork

ALDANMA NOKTALARINDAN NASIL KURTULABİLİRİZ

Aldanma noktalalarından nasıl kurtulabiliriz? 00:24 Kuran insan tarafından yorumlanınca bir derinliğe ulaşır 01:12 Yeniden her yerde beş-on deliyle işe başlamak lazım! 02:52 Çok aldanma noktaları var 03:16 Bundan sonraki zor günler geçmişteki zor günleri mumla arattıracaktır 04:15 Bize o büyük saltanat, o büyük icraat karşısında kendimize sadece sıfır demek düşer 06:19 Çok bilmek değil, bildiğimiz kadar Allah’a kul olmak… 08:02 Her mümin, her arkadaşımız tıpkı bu işin pazarlamacısı gibi her yerde O’nu anlatmalı 11:52 Kendi kutuplarını gösteren pusuladaki ibreler gibi hep O’nu göstermek lazım 12:28 Zikzak çizenler çok yoruldalar da yol alamazlar!
12/23/202312 minutes, 57 seconds
Episode Artwork

Hz. Âişe (R.A.) Vâlidemizin Evlilik Yaşı

Hz. Âişe (R.A.) Vâlidemizin Evlilik Yaşı by
12/21/20231 hour, 17 minutes, 24 seconds
Episode Artwork

Allahım, medrese-i Yusufiye misafirlerini salıver! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

“Allahım, medrese-i Yusufiye misafirlerini salıver ve onları en çabuk zamanda sevdiklerine kavuştur!..” *Bazılarınız çeker, bazılarınız da onların çektiğini paylaşır, onların ızdıraplarını ruhunda duyar; yapılması gerekli olan şeyler mevzuunda bir küheylan gibi şahlanır, bir üveyk gibi kanatlanır Allah’ın izni inâyetiyle; işte o zaman paylaşıyor demektir. *Evet, birileri içeride medrese-i Yusufiye yaşarlar; berikiler de dışarıda oturur kalkar onlara dua ederler: “Onları en çabuk zamanda, çok rahatlıkla salıver Allahım! Salıver ve onlarla beraber bir sürü aileyi, kırk bin tane aileyi, elli bin tane aileyi, yüz bin tane aileyi; belki on milyon aileyi sevindir Allahım!” Bu on milyon ailenin sevinmesi, mele-i âlânın sakinlerinin de sevinmesi demektir. Bu arada bir şirzime-i kalîl “Niye böyle oldu?” diye üzülecekler. İnşaallah, iman ediyorlarsa Allah’a, o üzülme de onların günahlarına kefaret olur. Biz onu da düşünürüz: Allah onların da günahlarına kefaret olabilecek şeylere onları hidayet eylesin. Genel ahlakımız bu!.. *Bazı densizler bir mülâaneyi, bir mübâheleyi, bir muhâveleyi beddua kabul edip böyle bir meseleden dolayı, incir çekirdeği nevinden meseleleri dava mevzuu yaparak, “Acaba bununla bunlara bir örgüt diyebilir miyiz?” düşüncesine daldılar. Bu yaptıkları mesâvîden dolayı bize düşen şey “Allahım bunlara da hidayet eyle!” demektir. Bir de sabredemediğimiz takdirde “Allah Allah, cinnetin bu seviyesi de varmış!.” demektir. Ama ben bu mülahazaya girmenizi de istemem. Mukaddes Çile Nöbeti Sizlerdeyse… *Dünden bugüne sizin çizginizde hareket eden insanlar hep çekmişlerdir. Yüce mefkûrelerini, gaye-i hayallerini, dünyanın dört bir yanında bir bayrak gibi dalgalandırmaya odaklanmış insanlar hep musibetlere maruz kalmışlardır. Başka mülahazaları olmayan, dünya adına bir kazanım peşinde koşmayan, ölürken “Varım ol Dost’a verdim hânümânım kalmadı / Cümlesinden el yudum pes dü cihanım kalmadı.” (Ahmedî) diyerek Allah’a yürümeyi planlayan, farklılığını fark etmeyen; el-âlem hizmetini alkışlarken “Allah Allah bunlar neyi alkışlıyor?” diyen, kendini tamamen bu işe adamış, başkalarının başka şeyleri sıfırlamalarına mukabil o kendini sıfırlamış; el-âlem göklere çıkarsa bile kendisini yeryüzünde debelenen bir “dâbbe” ve Cenâb-ı Hakk’ın küçük, hakîr, zavallı, kıtmir bir varlığı olarak gören insanlar… Cenâb-ı Hak kendimizi öyle görmeye muvaffak eylesin; bu Allah’ın büyük bir hidayetidir. Başka türlü görme, Allah’ın, insanın firavunlaşmasına fırsat vermesi demektir. *Evet, insanın, kendini diğer insanlardan büyük görmesi ve “ben şuyum, buyum” demesi bir mekr-i ilahidir; Allah’ın o insanın firavunlaşmasına müsaade etmesi demektir. Verdiği imkânların onda istidraç şeklinde tesir göstermesi demektir. İstidraç, nimet şeklinde gelen, insanı Allah’tan uzaklaştıran nıkmettir. *Madem Hak yolun en kıymetli yolcuları enbiya, mukarrebin, asfiya ve evliya hep musibetlere maruz kalmış ve çileler çekmişler, bizim de başımıza gelenleri tabii kabul etmemiz, öfkelenmememiz ve hale rıza göstermemiz lazım. Bu video 19/04/2015 tarihinde yayınlanan “Mukaddes Çile ve İnfak Kahramanları” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
12/20/20237 minutes, 8 seconds
Episode Artwork

Ülfet nedir? Nasıl aşılır? | Fethullah Gülen Hocaefendi

Ülfet nedir? Nasıl aşılır? | Fethullah Gülen Hocaefendi by
12/19/20235 minutes, 4 seconds
Episode Artwork

Melekût Âlemi-10 | Melek ve Ruh | 5 Mayıs 1978, Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

• Meleklerin vazifeleri nelerdir? • Seyyar meleklerin yeryüzünde teveccüh ettikleri yer. • Melekler insanın yaratılışını nasıl karşıladılar? • Cenab-ı Hakk'ın insana melekten daha çok değer vermesi. • Meleklerin girip girmeyeceği yerler, hoşlandığı veya hoşlanmadığı şeyler nelerdir? • İnsanın teheccüd namazıyla meleklerle muhatap olması. • Cihad yolunda gidenlere meleklerin yardımı ve Bedir'e katılmalarının ayrıcalığı. • Ölüm meleklerinin mümin ve kafire muameleleri. • Mümin yeryüzünde nasıl muvazene unsurudur? • Zamanımıza kadar 124 bin peygamber geldiğine göre Konfiçyüs ve Buda gibi kimseler peygamber olabilirler mi?
12/18/20231 hour, 28 minutes, 15 seconds
Episode Artwork

Modern Hayatın Uzağında Komşuluk

Modern Hayatın Uzağında Komşuluk by
12/14/202347 minutes, 7 seconds
Episode Artwork

O’nu bulan neyi kaybetmiş ki!.. | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Allah’a kul olmak ne güzel!.. Sadece O’nun karşısında eğilmek ne hoş!.. *Allah ile münasebetimize bakınca, bu karınca halimizle diyoruz ki: “Ne kadar bahtiyar insanlarız! Bu küçük halimizle O’nunla bir çeşit münasebet içindeyiz. Bunun lezzetine, halavetine, zevkine doyulmaz!” Kim bilir o meseleyi zirvede duyanlar daha neler duyuyordur neler! Çobanlar meseleyi böyle duyuyorsa, kim bilir sürü sahibi meseleyi nasıl duyuyordur! Tabii İnsanlığın İftihar Tablosu bu mevzuda her sözden vârestedir. O, duyuşu, hissedişi, ihsası ve ihtisaslarıyla adeta semâvîdir. O, belki bazı hususları melâike-i kirâmın bile duyamayacağı seviyede duyuyordu. Evet, O müstesna!.. *Bir de zılliyet planında Hakk’ın mükerrem ibâdı var. Onlar da bize göre müstesna insanlar. Ne var ki, hemen her seviyede insan, O’nun ile münasebeti açısından çok şey duyar, çok şey hisseder; böyle âvâre, sergerdân kimselerin durumunu nazar-ı itibara alınca, kendi bahtiyarlığına tebessümler yağdırır. “Oh be!.. Müslümanlık ne güzelmiş! İnsanlığın İftihar Tablosu’nun arkasında Allah deyip kemerbeste-i ubudiyet içinde ayakta durmak ne latifmiş! İki büklüm olup tevazuun birinci faslını eda etmek, Allah karşısında eğilmek ne zevkli bir şeymiş! Yüzünü yerlere sürmek ne derin haz kaynağıymış!..” der. Cenâb-ı Hak o zevki derinlemesine duymaya muvaffak eylesin! “O’nu bulan neyi kaybetmiş ve O’nu kaybeden neyi bulmuştur ki?” *İnsanın, küçük çapta, zıllıyet/gölge planında, çok küçük nispetler perspektifinde bile olsa, böyle bir mazhariyet ve zevk hemhemesi, demdemesi iradelerinize ait yönüyle hemheme, öbür taraftan, O’nun vâridâtına mazhariyeti itibarıyla demdeme içinde bulunması çok önemlidir. Bu açıdan da bu arada başımıza ne gelirse gelsin, onun yanında hafif kalır. *Madem O’nu bulduk, bir yönüyle artık bulacağımız bir şey yok ve kurtulduk!.. “Seni buldum ve kurtuldum!” diyebilirsiniz.“O’nu bulan neyi kaybetmiş ve O’nu kaybeden neyi bulmuştur ki?” demiyor mu Ataullah İskenderânî?!. Evet, O’nu bulan ne kaybetmiştir?!. O’nu kaybeden, yani kendi düşünce dünyasında kendini uzaklara atan, kendini O’nun yokluğuna, daha doğrusu O’nsuzluğa, “ene”sini “Hüve”sizliğe salan kimse ne bulmuştur ki?!. *Binaenaleyh, böyle cevheri bulmuş bir insan huzur, mutluluk, şâd ve hürrem olma gibi şeylere hiç gönül kaptırmaz. Bunlar, bakırcılar çarşısında bile elde edilebilecek şeylerdir; cevherlerin alış-verişinin yapıldığı, sarrafların bulunduğu yerde olan şeyler değildir. Bu itibarla da bazı şeylere katlanmalı!.. Ve katlananlar bu mülahaza ile katlanmışlardır. O katlanma işi de tarihî tekerrürler devr-i daimi içinde hiç eksik olmamıştır. Bu video 19/04/2015 tarihinde yayınlanan “Mukaddes Çile ve İmfak Kahramanları” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
12/13/20236 minutes, 40 seconds
Episode Artwork

Efendimiz'in (sav) vefatı, yıkanması, defni nasıl oldu? | Fethullah Gülen Hocaefendi

Efendimiz'in (sav) vefatı, yıkanması, defni nasıl oldu? | Fethullah Gülen Hocaefendi by
12/12/20235 minutes, 5 seconds
Episode Artwork

Melekût Âlemi-9 | Melek ve Ruh | 28 Nisan 1978, Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

• Ayetler ve hadisler ışığında melekler ve vazifeleri. • Melek ve şeytan dünyevi işlerde nereye kadar müdahale edebilir? • Ayetlerle hesap gününe ait enteresan tablolar. • Hak hesabına kurulan meclislere meleklerin ve Allah'ın (cc) bakış açısı buna dair misaller. • Cuma günü salat-ü selam getirmenin ehemmiyeti.
12/11/20231 hour, 11 minutes, 17 seconds
Episode Artwork

ÜMİDİM ÇOK ÜST SEVİYEDE

ÜMİDİM ÇOK ÜST SEVİYEDE by
12/10/20239 minutes, 57 seconds
Episode Artwork

KÂMİL MANADA NAMAZ NASILDIR

KÂMİL MANADA NAMAZ NASILDIR by
12/9/202315 minutes, 47 seconds
Episode Artwork

Müeyyidat Serisi 1 | 26.10.1979 | Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

Hayata istikamet verecek müeyyideler, cihada giriş. Kişinin inandığı Resulüllah (sav) hayatını yaşaması ve anlatması.
12/8/20231 hour, 7 minutes, 40 seconds
Episode Artwork

Peygamber Tavsiyeleri ile Sağlıklı Hayat

Peygamber Tavsiyeleri ile Sağlıklı Hayat by
12/7/202344 minutes, 38 seconds
Episode Artwork

Allah insafsız zalimlere insaf ihsan eylesin! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Bin Tanemizi Öldürseler de Bu Kervan Yine Yürüyecek!.. *Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) hicretlerine tekaddüm eden günlerde, “Dâru’n-Nedve” denilen kulüpte toplanan Mekke müşriklerinin arasında, Necidli bir ihtiyar kılığında şeytanın bulunduğu da rivayet edilir. Müşrikler İslam’ın boy atıp intişar edişini engellemekten aciz kalınca, insî ve cinnî şeytanlar, Allah Rasûlü’nü (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve ashabını imha için bir plan yapmak üzere bir araya gelmişlerdi. Evet, Necidli bir ihtiyar kılığında Şeytan da onların aralarına katılmıştı. İhtimal müşrikler, işin idaresini ellerinden kaçırdıklarını anlamaya başlamış ve âdeta panik içindeydiler. Acaba ne yapmalıydılar? İşte onları bir araya getiren gündemin ana maddesi buydu. Sonunda “Her kabileden birer ikişer genç seçelim. Onları organize edelim. O’nun üzerine hep beraber saldırsınlar ve O’nu hep beraber öldürsünler. Böyle yaparsak Hâşimoğulları kan iddia edemezler. Bütün kavim ve kabilelerle savaşmayı da göze alamazlar.” teklifinde anlaşmışlardı. *İnanın günümüzde de aynı şeyler yaşanıyor. Burada ısrarla “Amanın o ahşap binada durmayın, problem var!” falan dediler. Bu kadarını açayım, bilin. Oysaki biz kim oluyoruz?!. Vifak ve ittifak içinde yürekleri çarpan, bu davaya gönül vermiş milyonlarca insan var. Bir buçuk seneye yakın bir zamandır, sürekli baskılar altında preslendikleri halde, hizmetlerinde bir duraklamaya girmeyen babayiğitler var. Bizim bin tanemiz ölse bile Allah’ın izni ve inayetiyle o kervanı durduramayacaklar. *Bir kimse Allah için olur ve O’nun teveccühünü, yakınlığını, dostluğunu, muhabbetini, maiyyetini, korumasını ve yardımını gönülden dilerse, Allah onu katiyen hasımlarına teslim etmez, himaye ve sıyanet buyurur. Himaye ve sıyanet buyuruyor! Himaye ve sıyanet buyuracaktır, endişe duymayın. Şayet ille de endişe duyacaksanız, belli bir dönemde mabette sizinle beraber namaz kıldıkları halde yanlış bir yola girmiş, yanlışlığın dili ve tercümanı olmuş ve birileri de dilini yutmuş, sessiz şeytanlığı tercih etmiş kimselerin su-i akıbetleri adına endişe duyun. Öylelerinin bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbür gün, bir su-i akıbete maruz kalacaklarında hiç şüpheniz olmasın! Dünyadaki bütün eşrar, füccar, mekkar, küyyad ve a’danın da aynı şeye maruz kalacaklarında hiç tereddüdünüz olmasın! *Allah (celle celaluhu) inâyetini, riâyetini, kilâetini bizimle beraber eylesin. İnsafsız zalimlere insaf ihsan eylesin. Yanlış yolda yürüyerek doğru bir yere varacaklarını zanneden o insanları Cenâb-ı Hak yanlışlarından döndürsün, sırat-ı müstakime hidayet eylesin. Vesselam… Bu video 26/04/2015 tarihinde yayınlanan “En Büyük Tehlike ve Boykot” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
12/6/20238 minutes, 53 seconds
Episode Artwork

Hayır Ve Şer Allahtan Geldiğine Göre Kaderin Uygulayıcısı Olan Insan Neden Sorumlu Oluyor

Hayır Ve Şer Allahtan Geldiğine Göre Kaderin Uygulayıcısı Olan Insan Neden Sorumlu Oluyor by
12/5/20234 minutes, 12 seconds
Episode Artwork

Melekût Âlemi-8 | Melek ve Ruh | 21 Nisan 1978, Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

• Gayba maneviyata inanmanın gerekliliği. • Görünen âlemle görünmeyen âlemlerin farkı. • Meleklerin vasıfları ve Allah'a (cc) karşı yakınlıkları. • Meleklerin insanla münasebetleri ve muhafazası. • Meleklere inanma ve yakinen onları hissetme. • Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) arz ve semadaki vezirleri kimlerdir? • Meleklerde vazife, Rabb'e karşı ubudiyetleri. • Cennet ve Cehennem; Hâzin meleklerin durumları. • İnanan insanın imanında ve hayatında hasbi olması nelere bağlıdır ve vazifesi nedir? • Asım bin Ebi Ehvel'in hasbiliği. • Bedir'e çıkış ve sahabenin hasbiliği, Sa'd b. Muaz'ın (ra) hitabı. • Hasbilikte itaat ve nasıl olunması gerektiği.
12/4/20231 hour, 20 minutes, 11 seconds
Episode Artwork

'’Pozitif Ebeveynlik’' - ÇOCUĞUMLA BÜYÜYORUM (17.BÖLÜM)

Bir kişi için ebeveyn tutumları neden önemli? Pozitif ebeveynliği oluşturan davranışlar ya da bileşenler nelerdir? Sınır koymanın önemi nedir? Neden zorlayıcı bir alana dönüştü? Teknoloji ile ilgili ailede uygulanacak pozitif yaklaşımlar nelerdir?
12/1/202341 minutes, 20 seconds
Episode Artwork

Herkes dilsiz şeytanlık durumuna düşmeseydi, keşke!.. | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Cesur Münevverler Çıkmadı, Bari Bugün de Bir Emile Zola Olsaydı!.. *Keşke günümüzde de entelektüellerden Dreyfus Davası’ndaki Emile Zola’nın yiğitliği gibi ki aslında bizim tarihimizde öyle binlercesi vardır ama bu konu açılınca ilk planda batıya bakmanın neticesi olarak o akla gelir bir yiğitliği gösterenler olsaydı. İnsan ne kadar arzu ederdi, alnını yere koyan, secde eden insanlardan bir kaç tanesi, en azından Mekke’deki müşrikler gibi, binlerce ailenin yüreğini sızlatan, binlerce insanı vazifelerini yaptığından dolayı gadre uğratan zalimler güruhuna karşı “yeter artık” falan deyip entelektüelce bir tavır sergileseydi, samimi bir ses yükseltseydi, herkes dilsiz şeytanlık durumuna düşmeseydi, keşke!.. İnsan ne kadar arzu ederdi!.. Ahiretlerini kurtaracaklardı. Maalesef aynı cürmün cezasını paylaşacaklar; birileri cürüm işleyerek, diğerleri de cürüm karşısında sessiz kalarak o cürme iştirak ettiklerinden dolayı, o cürmün cezasını müşterek olarak çekecekler öbür tarafta. Ve yine bizim canımız yanacak, onları öyle gördükçe, yüreğimiz sızlayacak; ciğerimize zıpkın saplanmış gibi bir acı duyacağız. Cenâb-ı Hak tez zamanda aklını yitirmiş kimselerin tutulmuş akıllarının zincirlerini, bağlarını çözsün, doğruyu göstersin, hakiki imana ulaştırsın, zulümden vazgeçirsin. *O üç insanla boykota son verildi ama işkence ve çileler bi’set-i seniyyenin on üçüncü senesine kadar öyle devam etti. “Acaba algı operasyonlarıyla bu insanları inandıkları şeyden vazgeçirebilir miyiz? Haydi bir fasıl daha, haydi bir fasıl daha!..” Kullanmadıkları argüman kalmadı: İnsan öldürmeden alın da, mahrum etmeye, zincir vurmaya, bir kaç günde sadece bir su sunmaya… kadar işkencenin en utandırıcılarını yaptılar. Fakat hiçbir Müslümanı sindiremediler . *Ashab-ı Kiram eziyet ve işkencelere boyun eğmedi zira onların insibağı çok güçlüydü. Sanki Allah (celle celaluhu) İnsanlığın İftihar Tablosu’nu hususi bir donanımla gönderdiği gibi, O’na hakiki ümmet olabilecek o babayiğitleri de hususi O’nun için hazırlamış. Bu açıdan da sahabeyle kimse boy ölçüşemez. Cenâb-ı Hak bizi onların arkasından yürüyenlerden eylesin. Bu video 26/04/2015 tarihinde yayınlanan “En Büyük Tehlike ve Boykot” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
12/1/20234 minutes, 46 seconds
Episode Artwork

'’Çocukların İlkokul Dönemlerinde Nelere Dikkat etmeliyiz?'' - ÇOCUĞUMLA BÜYÜYORUM (16.BÖLÜM)

1. 7-12 yaşta ailelerin dikkat etmesi gereken noktalar nelerdir? Ve diğer dönemlerden farkları nelerdir? 2. Bu yaş dönemi ile birlikte okul dönemi başlıyor. Bu konu ile ilgili özellikle dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir? 3. Pozitif ebeveynlik ile ne anlama geliyor? 4.Değer odaklı olmayı nasıl başarabiliriz? Bize ne kazandırır? Sorularına cevap arıyoruz.
11/30/202343 minutes, 17 seconds
Episode Artwork

“Lanet olsun bu insanlara!..” denecek... | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Dünyada Sıfırlamak Yetmez, Öbür Aleme Giderken Hesapları Sıfırlamış Olmalı!.. *Varsın başkaları sizi saraylarda yatıyor ediyor zannetsinler. El-âlem biliyor, kendimize göre kirasını veriyor, burada öyle duruyoruz. Onu da kitaplardan gelen telifle ödüyoruz. Fakat hırsızlar herkesi kendileri gibi hırsız zannederler; çalanlar herkesi kendileri gibi çalıyor zannederler. İki huyları vardır onların: Eğer onlara “hırsız” derseniz, hemen sizi hırsız gibi yakın takibe alırlar. Bir de âlemi nasıl bilirsin, kendin gibi; herkesi de kendileri gibi çalıyor çırpıyor bilirler; bir elleri balda bir elleri kaymakta, işte ona göre yiyip içip hayvan gibi kulakları üzerine yatıyor zannederler. *Oysaki biz: “Râyete meylederiz kâmet-i dilcû yerine / Tûğa dil bağlamışız kâkül-i hoş-bû yerine Heves-i tîr-u keman çıkmadı dilden, asla / Nâvek-i gamze-i dil-dûz ile ebrû yerine Severiz esb-i hüner-mend-i sabâ reftârı / Bir perî-şekl sanem bir gözü âhû yerine” Yani; gönül alıcı (sevgilinin) boyuna değil biz sancağa meylederiz. Hoş kokulu kâkül yerine tuğa gönül bağlamışız. Sevgilinin kalbe saplanan gamze oku ile kaşlarına bedel ok ve yay hevesi bizim gönlümüzden asla çıkmadı. Gözleri ceylana benzeyen peri suretli bir sanem yerine, rüzgâr gibi giden hünerli atı severiz. (Gazi Giray) *Cennetin hurileri gelse vallahi, billahi, tallahi ayağımın ucuyla iterim ben onları. Mesleğim, davam, ruh-u revân-ı Muhammedî’nin şehbal açması, dünyada bana bin tane Cennet’ten daha leziz geliyor. Ve şimdiye kadar hayatımın büyük kısmı garibane medreselerde geçti; yirmi yaşlarında cami penceresinde üç senem; sonra iki metrelik tahta kulübede altı senem geçti. Bazen üç dört gün ekmek bulamadığım da olmuştur. Ben bunlarda hiç olumsuzluk görmedim. Olumsuzluğu şunda gördüm: Bir gün o talebeler için açılan çeşmelerden abdest almışsam, ben ondan dolayı korkarım. Bir lokma yemeklerini ağzıma koymadım ve orada yedi-sekiz saat mesai yapıyorum diye bir kuruş para da almadım. *Elden geldiğince öbür âleme hesapları sıfırlayarak gitmek lazım. Meseleleri dünyada sıfırlamak yetmiyor; çünkü onu Allah görüyor, maşeri vicdan ona şahit oluyor, günümüzde kaydeden şeyler onları kaydediyor. Siz bugün onları baskı altına alsanız da yarın tarihin sayfalarına simsiyah dökülecek ve her satırıyla bir kere lanet okunacak onlara; “Lanet olsun bu insanlara!..” denecek. Bunu dedirtmemek lazım; birer yâd-ı cemîl olarak, arkada çok hayırlı şeyler bırakarak, Allah’ın izni ve inayetiyle, yüz ak alın açık Allah’ın huzuruna çıkmaya bakmak lazım. Bu video 26/04/2015 tarihinde yayınlanan “En Büyük Tehlike ve Boykot” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/30/20234 minutes, 36 seconds
Episode Artwork

His Felcinin Sebepleri | 20.08.2007

Soru: Bazılarımız itibarıyla dünkü hassasiyetlerimizi bugün kaybetmekte olduğumuz ve bir ölçüde duyarsızlaştığımız görülüyor. Tanıma bahtiyarlığına erdiğimiz ulvî hakikatleri herkese duyurmaya gayret ederken farkında olmadan başkalarına benzemeye başlıyoruz. Bu hal, hizmet dairesinin genişlemesine ve dünyaya açılmasına nazaran normal mi karşılanmalıdır, yoksa nasıl değerlendirilmelidir? -Kur’an hizmeti hesabına yapılan bütün hayırlı faaliyetler Allah’ı daha iyi tanımak ve O’nun marifetinin hasıl ettiği heyecanı her gün daha canlı duymak içindir. Şayet, yazıp çizdiğimiz şeyler ve yapıp ettiğimiz işler bizi marifet yolunda bir-iki adım daha ileri götürmüyorsa, onların hepsini bir çukura dökmek ve üzerine de taşlar yığmak gerekir. Çünkü, o zaman işin şeklî ve surî yanını öne çıkarmış, özünü ve ruhunu unutmuşuz demektir. (02.05) -“Heyecan yorgunluğu” ve “his felci” sözleri hangi manalara gelmektedir? (02.31) -Allah yolunda yürüyenler marifet, aşk ve iştiyakın sarhoşları olmalıdırlar; fakat, maalesef bugün çokları alkışların sarhoşu oluyorlar. (03.01) -İnsan nasıl çarpılır; kaç türlü çarpılma vardır? (03.33) -“Ben” diyenler rahmet kapısından içeri giremezler. Nitekim, birisi kapıya vurup “Kim o?” sualine muhatap olunca “Ben ben” dediği için Allah Rasûlü ona kapıyı açmamış ve onu içeriye almamıştır. (05.50) -Gerçek dava adamının dünya düşüncesi ve maddî-manevî beklentisi olmaz; bir insan dinine hizmet karşılığında bir beklentiye ve korunup kollanması gerektiği mülahazasına girerse, o kudsî vazifeyi kirletmiş sayılır. (08.33) -Amerika’da kariyer yapanlar arasında takdire şayan biricik insan kim? (11.03) -İslamiyet helal ve haramdan ibarettir; helal-haram bilmeyen bir kimse “Ben Allah’a ve ahirete inanıyorum!” diyorsa, yalan söylüyor demektir. (11.32) -Vatana-millete hizmet ediyor olmak hizmet müesseselerinden yiyip içmeyi helal kılmaz; ahirete inanan insan hakkı olmayan bir şeye asla el uzatmaz. (12.42) -Senelerce talebe okuttum ama karşılığında bir çay bile beklemedim; talebeye ait yemekten bir kaşık olsun yemedim. Hatta öz kardeşlerimin evinde yediğim yemeğin dahi parasını verdim. Hakkım olmayan bir şeyi yemekten ve ötede onun hesabını verememekten korktum. (15.57) -Osmanlı, bir mefkure topluluğuydu. Osman Gazi hazretleri yoklukta varlık cilvesi gösterdi; Fatihleri, Yavuzları, Kanunileri netice veren bir nesil yetiştirdi ama kendisi bir çadırda ruhunu Allah’a teslim etti. (18.39) -Dünyanın dört bir yanına giden ilk sevgi kahramanları da bu beklentisizliği ve mefkûre ruhunu ortaya koydular. (19.12) -Herhalde bana bir mağaraya çekilip hayatımın geri kalan kısmını orada geçirmek düşüyor!.. (20.24) -Biz gerçekten müslüman mıyız? (24.58) -Şefkat Peygamberi’nin (sallallahu aleyhi ve sellem) bizim hakkımızdaki endişesi neydi? (26.42) -Kur’an-ı Kerim’in füruata ait meselelerde detaya girmesinin ve tavzihte bulunmasının hikmetlerinden biri… (29.16) -Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’in zahidâne hayatı, mütevazı hane-i saadeti.. Zübeyr Gündüzalp gibi Kur’an talebelerinin hasbîlikleri.. ve halimiz!.. (30.31)
11/29/202336 minutes, 20 seconds
Episode Artwork

Varsın Karun gibi yaşasın!.. | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Hizmet-i imaniye ve Kur’aniye adına en çok korkulacak husus şudur: Bir gün hafizanallah bazılarının bugün bir kısım kimselerin yaptığı gibi bazı kazanımlarını kendi refahları, huzurları, mutlulukları, saadetleri adına kullanırken rakip saydıkları insanları ezmeyi de haklarıymış gibi görmeleridir. Öyle olmasın inşaallah!.. İçimizde o duygu varsa, kuyruğunu dikip bizi zehirlemeden evvel, Cenâb-ı Hak emanetini alsın, öbür dünyaya götürsün!.. *Meşru dairede, ticaretle, yatırımla kazandığımız şeyleri kazanmış olabiliriz. Fakat Kur’an’a, imana gönül vermiş insanlar olarak, giderken arkada bir dikili taş bırakmadan gitmeye Cenâb-ı Hak hepimizi muvaffak eylesin!.. Varsa imkânlarınız şurada burada sakladığınız bir kefen parası hariç vasiyetnamenize yazın, onu da mutlaka bir hayır müessesesine vakfedin, hibe edin, bağışlayın. Tâ öbür tarafa öyle saray maray, kapıkulları, halayık, şöhret, debdebe, ihtişam, değişik giysiler… gibi hesabının altından kalkılamayacak şeylerle gitmemeye bakın!.. *İç çekişmeler bitmeyen çekişmelerdir, sonu gelmeyen çekişmelerdir; ona düşmemek için bizim rehabiliteye, kalbî ve rûhî hayata yönlendirilmeye çok ihtiyacımız var. “Dünya bir pislik yığınıdır. Onun arkasından koşanlar da kelblerden başkası değildir!” buyuruyor İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem). Ticaretiyle, yatırımıyla, içte ve dışta yaptığı işlerle meşru dairedeki kazanımlar müstesnadır bu mevzuda. Tek Arpanın Hesabıyla Öbür Tarafa Giderseniz… *Fakat kendini hizmete adamış, “Ben milletime hizmet ediyorum!” diyen ve bu kategoride olan insanlar, öbür tarafa giderken Allah’ın izni ve inayetiyle öyle kalbî ve ruhî bir hayat seviyesinde bir ufukla gitmelidirler ki üzerlerinde tek bir arpanın hesabı bile olmasın. Düşünün, tek bir arpa!.. Gayr-ı meşru dairede ağzınıza tek bir arpa koydunuz mu? Koydu iseniz, kime aitse, ta Fizan’da bir insan da olsa, gidin elini öpün onun, o arpadan dolayı “Hakkını helal et!” deyin. *Bu daire içinde bulunanlar, Hazreti Rasûl-ü Zişan’a iktida edenler, Hazreti Pir-i Mugan’ın arkasından gidenler, tek bir arpanın hesabıyla öbür tarafa giderlerse, benim olmasa bile birinin iki eli onların yakasında olacaktır. Tek bir arpa!.. Hizmete adanmış ruhların zerre kadar dünyayla irtibatları olmamalıdır!.. *“Hikmet-i dünya ve mâ fîhâ bilen ârif değil / Ârif oldur bilmeye dünya ve mâ fîhâ nedir.” (Fuzuli) Öbür tarafa öyle gitmeli ki, Münker Nekir kabirde baktıkları zaman “Ne soracağız buna, adamın hiçbir şeyi yok ki?” desinler. Bu bizim yolumuz. Bu duygu inşaallah sizi bir araya getirecek ve bu duygu etrafında kümelenen sizleri dünyaya ait hiçbir cazibedar güzellik koparamayacaktır. Varsın başkaları gırtlağına kadar dünyaya gömülsün, hayatlarını debdebe içinde sürdürsün, Karun gibi yaşasın; dünya onların olsun, Allah bize yeter, Rasûlullah bize yeter. Rasûlullah’ın yolunda olanlar bize yeter!.. Bu video 26/04/2015 tarihinde yayınlanan “En Büyük Tehlike ve Boykot” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/29/20235 minutes, 3 seconds
Episode Artwork

İslam'da dini nikah var mıdır? | Fethullah Gülen Hocaefendi

İslam'da dini nikah var mıdır? | Fethullah Gülen Hocaefendi by
11/28/20232 minutes, 20 seconds
Episode Artwork

En Zavallı Kimseler Mü’minken Zalimleşenlerdir!.. | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

En Zavallı Kimseler Mü’minken Zalimleşenlerdir!.. *Fakat kanaat-i acizânemce, bu çekmelere belki insan katlanabilir. Şu anda birilerinin sizi preslemeleri, alıp sağa sola savurmaları, insanî haklardan mahrum etmeleri, adalet gözetmeden hakkınızı yemeleri ve hukukunuza tecavüz etmeleri… Bunlar, zalimin, gaddarın, hainin yaptığı çok hafif şeylerdir. Ayrıca, zulüm zirve yaptığı zaman, Allah (celle celâluhu) cezalandırır. Dünyada en acınacak insanlar, hele bir de mü’min iseler, başkalarının hukukuna tecavüz eden zalimlerdir. Çünkü size zulmetmişlerse, çok yakın bir gelecekte, Allah (celle celâluhu) onları tepetaklak edecek ve cezalandıracaktır. Bu defa o mazlumlar (!) karşısında sizin içiniz cız edecek, acı duyacaksınız; çünkü insansınız! Zalim insanlığını yitirmiş; siz insanlığınızı yitirmediğinizden dolayı, insanlara karşı alaka duyacak ve acıyacaksınız. *“Allah insanlara zulmetmez. İnsanlar kendi kendilerine zulmediyorlar.” (Yunus, 10/44) Zulmetmek suretiyle zulüm muamelesine çağrıda bulunuyorlar. Birilerinin hakkını yemek suretiyle, bir gün bütün haklarının ellerinden alınmasına kendilerini mahkûm ediyorlar. Olmazsa burada, çok yakın bir gelecekte.. can hulkuma geldiği halden başlayarak kabirde Münker ve Nekir’e cevap vermeye, ondan berzah hayatındaki ve mahşerdeki azaba kadar, çok yakın bir gelecekte.. öyle azaplara duçar olacaklar ki, orada, o ezilmişlik içinde şefkat dilenircesine, gözlerini sizin gözlerinizin içine dikecek, “Ne olur hakkınızı bize helal edin!” diyecekler.. ama geçmiş olacak artık o mesele!.. En Ağır İmtihan: Dava Arkadaşlarının Birbirleriyle Yaka Paça Olmaları *İşte bütün bunlardan daha kötü bir tehlike var: Bir gün bütün dünyanın size açılması.. hizmet eden bazı arkadaşların, kendi ettikleri hizmetin altında kalmaları.. hizmetlerine bakarak “ben” demeleri.. “Bana da şu denmeli! Ben de şöyle gösterilmeliyim! Ben de bir yerden geçerken, millet bana kıyam etmeli, tazimde bulunmalı!..” mülahazaları.. Cenâb-ı Hakk’ın eltâf-ı Sübhâniyesi karşısında herkesin kendine bir pay çıkarması.. kendine nispet ettiği şeylerden dolayı bir beklentiye girmesi.. ve aynı dava, aynı daire içinde bulunan insanların birbiriyle yaka-paça olmaları… Bu öyle ağır bir musibettir ki; Bedir’deki savaştan daha ağırdır; Uhud’daki savaştan daha ağırdır; Huneyn’deki savaştan daha ağırdır. *Hizmet-i imaniye ve Kur’aniye adına en çok korkulacak husus şudur: Bir gün hafizanallah bazılarının bugün bir kısım kimselerin yaptığı gibi bazı kazanımlarını kendi refahları, huzurları, mutlulukları, saadetleri adına kullanırken rakip saydıkları insanları ezmeyi de haklarıymış gibi görmeleridir. Öyle olmasın inşaallah!.. İçimizde o duygu varsa, kuyruğunu dikip bizi zehirlemeden evvel, Cenâb-ı Hak emanetini alsın, öbür dünyaya götürsün!.. *Meşru dairede, ticaretle, yatırımla kazandığımız şeyleri kazanmış olabiliriz. Fakat Kur’an’a, imana gönül vermiş insanlar olarak, giderken arkada bir dikili taş bırakmadan gitmeye Cenâb-ı Hak hepimizi muvaffak eylesin!.. Varsa imkânlarınız şurada burada sakladığınız bir kefen parası hariç vasiyetnamenize yazın, onu da mutlaka bir hayır müessesesine vakfedin, hibe edin, bağışlayın. Tâ öbür tarafa öyle saray maray, kapıkulları, halayık, şöhret, debdebe, ihtişam, değişik giysiler… gibi hesabının altından kalkılamayacak şeylerle gitmemeye bakın!.. *İç çekişmeler bitmeyen çekişmelerdir, sonu gelmeyen çekişmelerdir; ona düşmemek için bizim rehabiliteye, kalbî ve rûhî hayata yönlendirilmeye çok ihtiyacımız var. “Dünya bir pislik yığınıdır. Onun arkasından koşanlar da kelblerden başkası değildir!” buyuruyor İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem). Ticaretiyle, yatırımıyla, içte ve dışta yaptığı işlerle meşru dairedeki kazanımlar müstesnadır bu mevzuda. Bu video 26/04/2015 tarihinde yayınlanan “En Büyük Tehlike ve Boykot” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/28/20237 minutes, 20 seconds
Episode Artwork

Melekût Âlemi-7 | Melek ve Ruh | 14 Nisan 1978, Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

• Ruhlarla irtibat kurma, cinlerle uğraşma vs gibi mevzularla iştigal etmenin önemi var mı? • Temsil âlemine dair Kitap ve Sünnetten deliller. • Bakara ve Al-i İmran surelerinin temsil âlemine bakan yönü. • İşlenen her günahta küfre giden bir yol vardır. • "Cenab-ı Hakk'ın iclalinden korkmak" ne demektir? • Allah korkusundan titreyen bir kalbe sahip olmak ve bu haşyetle yaşamak. • Allah'a karşı en saygılı olanlar Allah'ı (cc) hakkıyla bilenlerdir. • Meleğin beşer ile sıkı münasebeti. • Allah'a giden yollar bütünüyle açıktır. • Allah yolunda sarf edilen hiçbir gayret boşa gitmeyecektir. • Hz. Ebu Bekir'e (ra) büyük müjde. • Meleklerin eliyle gömülmeye hak kazanan sahabi Amir ibni Fuheyr.
11/27/20231 hour, 23 minutes, 2 seconds
Episode Artwork

Doğru yolda iseniz çekersiniz! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

En Azılı Düşman!.. *Bir dönemde dinsizle ve imansızla yaka-paça olursunuz. Doğrudan doğruya inancınıza ve Allah ile münasebetinize karşı cephe oluşturmuşlardır; Hazreti Rasûl-u Zîşân’a ve O’nunla münasebetlerinize karşı cephe oluşturmuşlardır. Bunlar bir yönüyle belki sizde bir kısım olumsuz gerilimler hâsıl eder. Onlar da size karşı olumsuz tecavüzlerinde sürekli metafizik gerilim içindedirler. Siz hiçbir şey yapmasanız, el kaldırmasanız, bir sözle mukabele etmeseniz bile, sözleriyle, tavırlarıyla, davranışlarıyla sürekli sizi presler geçerler üzerinizden. Bir dönemde öyledir! Ama bunlar görünen düşmanlar olduğu için, bilirsiniz bunları; onlardan ne geleceğini de bilirsiniz. Akrebin ısırdığını bilirsiniz. Dolayısıyla yanınızda dolaşsa bile, kuyruğunu size sokmamasına dikkat edersiniz; problemi kuyruğundadır onun. Bazılarının problem olan yanları da ağızlarındadır, dişlerinin dibindedir; ısırırlar ve zehirlerini dökerler. Fakat bunların ikisi de mübarek mahlûktur, çünkü ne oldukları bellidir. Gördüğünüz zaman bunlara karşı hemen müdafaa vaziyetine geçersiniz. *Fakat bir de zehir saçan sinekler vardır; keneler vardır; çok küçük şeyler vardır. Her sene bir virüs, bir mikrop çıkıyor ortaya; mikroskopla ancak görebilirsiniz. Nereden geleceği, sizi nasıl vuracağı belli değil. Bunlar içinizde dolaşırlar böyle ve siz hiç fark edemezsiniz bunları. Çarparlar sizi, felç ederler, kolunuzu kanadınızı kırarlar. Bu açıdan da düşmanın açıktan açığa cephe teşkil edip üzerinize gelmesi kötü bir şeydir ama bir yönüyle savulacak bir tehlike olması itibarıyla çok da kötü değildir. Savabilirsiniz onu; bir cephe, bir mevzi, bir tabye oluşturursunuz; ona göre bir strateji geliştirirsiniz ve def edersiniz. Fakat kendi içinizde bir mikrop ya da virüs olursa hafizanallah bilemeyebilirsiniz. Zaaflarımız kuyruk diken akrep gibi aramızda dolaşırsa, yılan gibi diş gösterip dilini sarkıtarak üzerimize gelirse; içimizde olan, evimizde barındırdığımız hubb-u cah hissi, korku hissi, tenperverlik hissi, bohemlik hissi, makam mansıp hissi, servet hissi, rahatlık hissi, yiyip içip yan gelip kulağı üzerine yatma hissi gibi duygular benliğimizi sararsa, işte asıl böyle bir musibet çok tehlikelidir. *Bu açıdan, öteden beri insanların başına hep belalar musallat olagelmiştir. Ondan ne enbiyâ kurtulmuştur, ne evliyâ kurtulmuştur, ne asfiyâ ne müctehidîn ne de müceddidîn kurtulmuştur. Çileye maruz kalmayan bir tane bile peygamber yoktur. Çekmeyenler akıbetlerinden endişe etsinler; çekmeleri öbür âleme ertelenmiş demektir. Doğru yolda iseniz çekersiniz; o işten kaçış yoktur. Şu kadar var ki, bazısı doğrudan doğruya preslenir; bazıları da o preslenmeyi görür, vicdan azabı çeker, içten içe ağlar, “Nasıl yapayım? Ben buna yardım etmeliyim ama yardım edemedim. Nasıl vefasız bir insanım?” der, o da öyle çeker. Herkes seviyesine, donanımına, insanî alakalarına ve derinliğine göre çeker. Bu video 26/04/2015 tarihinde yayınlanan “En Büyük Tehlike ve Boykot” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/27/20236 minutes, 54 seconds
Episode Artwork

'’7-12 Yaş Arası Çocuğuma Nasıl Davranmalıyım?'' - ÇOCUĞUMLA BÜYÜYORUM (15.BÖLÜM)

- 7 - 12 yaş çocuklar da fiziksel ve sosyal gelişim nasıl oluyor, nasıl gelişir? - 7 - 12 yaş çocukları da görülebilecek davranış problemleri nelerdir? - 7 - 12 yaş çocuklarda dikkat edilmesi gerekenler neler? Sorularına cevap arıyoruz.
11/24/202336 minutes
Episode Artwork

Yaka-paça olma tabiat-ı insaniyede var! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Bir Duygu Birliği Oluşturup Asgari Müştereklerde Buluşmalı!.. *“Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşır, anlaşabilir.” (Hazreti Mevlana) Dolayısıyla duygu birliği oluşturmak, en azından asgari müştereklerde buluşmak lazım: İnsanız hepimiz! Hepimiz Allah’ın sanatıyız; Kendini bizimle ifade ediyor; bizi varlığına, birliğine, esmâ-i İlâhiyesine, sıfât-ı Sübhâniyesine şeffaf birer ayna haline getiriyor; kalblerimizi tecelligâh-ı ilâhî yapıyor. Bunlar yetmez mi?!. *Sinek kanadı kadar ayrıştırıcı hususlar var ve gördüğünüz gibi bunlar, fil kadar müştereklerin yerini alarak hükümlerini icra ediyorlar. Çok önemsiz şeylerden dolayı insanlar birbirleriyle adeta yaka-paça oluyorlar. *Yaka-paça olma tabiat-ı insaniyede var. İnsan iman, İslam, ihsan şuuru, ihlas telakkisi, rıza yörüngesi ve Allah’a karşı aşk u iştiyak duygusu ile o olumsuz hisleri baskı altına alabilir; kurutabilir onları. Dolayısıyla da kurumuş bu çekirdekler, şeytandan gelen sinyalleri almaz artık. Fakat o duygular canlı ise, şeytandan gelen o türlü esintileri, sinyalleri duyarlar; onları deşifre edip çözerler ve sizin çok ulvi duygularınız üzerinde tesir icra etmeye başlarlar hafizanallah. *Muktezâ-yı beşeriyeti inkâr etmeye kalkmamak lazım, tabiatımızda var! Fakat Allah Teâlâ o tabiatı tadil etmeye matuf Enbiyâ-ı İzâm’ı göndermiş; onlara kitaplar vermiş; sonra onları uygulatmış, bize yol yöntem öğretmiş. Hallerinde görmüşüz onları, Cenâb-ı Hak gerçekten görmeye muvaffak eylesin, temsillerinde şahit olmuşuz. Bu açıdan da, o olumsuz hisleri baskı altına almak için lazım gelen dinamiklerin hepsi mevcut. Bu video 26/04/2015 tarihinde yayınlanan “En Büyük Tehlike ve Boykot” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/24/20234 minutes, 36 seconds
Episode Artwork

Evlerdeki Rahat Metafizik Gerilimimizi Kaybettirmesin!

“Evlerdeki rahat ve rehavet bizi alıp bağrında eritebilir ve böylece metafizik gerilim kaybolabilir. Çok şiddetli gerilim isteyen bu mevzu, gerilimini kaybettiği bu insanlar tahakkuk ettirilemez. Biz zindeliğimizle, neşatımızla, canlılığımızla inşallah Resulullah'a ulaşacağız."
11/23/20232 minutes, 14 seconds
Episode Artwork

Olumlu şeyleri yıkmayı kendisine vazife edinmiş, çağın Ebû Lehebleri! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Ebû Leheb, Bedir’e iştirak edememişti. Bedir’de Müslümanların zaferi Mekke’ye ulaşınca, sinir krizleri geçirmeye başladı. Gelen haberci, hiç beklenmedik bir hâdiseden, Müslümanlara yardım eden sarıklı askerlerden bahsediyordu. O güne kadar imanını gizlemiş olan Ebû Râfi de denilenleri dinleyenler arasındaydı. Bu sözü duyunca dayanamadı ve “Vallahi bunlar melekler!” dedi. Bunun üzerine Ebû Leheb çıldıracak hâle geldi ve Ebû Râfi’nin üzerine yürüyerek onu ayaklarının altına aldı ve çiğnemeye başladı. Ebû Râfi, Hazreti Abbas’ın kölesiydi. Hazreti Abbas’ın hanımı Ümmü Fadl, koşarak geldi ve Ebû Leheb’in başına elindeki sopayı indiriverdi. “Efendisi yok diye bir köleyi dövüyorsun değil mi?” dedi. Ebû Leheb kardeşinin karısına seslenmedi. Başından akan kanla evine gitti ve bir daha dışarıya çıkamadı. Bu darbenin tesiri, aldığı haberin elemiyle birleşince veya başka bir sebeple “Adese” denilen bir hastalığa yakalanmıştı. O gün, bu hastalık vebadan daha tehlikeli kabul ediliyordu. Malı vardı, evlâtları vardı; fakat hiçbirinin Ebû Leheb’e faydası olmuyordu. Yedi gün kıvrandı durdu. Tek başına kaldı. Öldüğü zaman başucunda kimsecikler yoktu. Ölüsünü almaya dahi giren olmuyordu. Nihayet utandılar. Çölden birkaç bedevî tuttular ve kokuşmuş cesedi bir çukura atarak üzerine taş yığdılar. Kazanma Kuşağında Büyük Kayıp ve Odun Taşıyıcısı Ümmü Cemil *Kabile ve soy olarak en uzak kimseler en erken gelip Allah Rasûlü’ne karabet ve yakınlık kurmaya gayret ederken, Ebû Leheb aksine uzaklaşmayı âdeta kendine bir vazife bilmişti. Nasıl bir kördü ki, yanında doğan ve yükselen Nur Menbaı bir Güneşi görmüyordu. Talih kuşu başındayken onu uçurmuş, kendisini talihsizliğe mahkûm etmişti. O’nun eteğinden tutsaydı, Hazreti Abbas ve “Allah’ın Arslanı” Hazreti Hamza gibi arş-ı kemalât-ı insaniyete çıkması mukadderdi. Fakat o, büyük kazancı ayağının ucuyla itti, aslında böylece kendisini cehenneme itti. *Kur’an-ı Kerim, Ebû Leheb’in hanımı Ümmü Cemil için de “hammâlete’l-hatab – odun taşıyıcısı” diyor ve onun da kocasıyla beraber Cehennem’e yuvarlanacağını bildiriyor. Onlar “Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş” denecek türdendi; biri diğerini destekliyordu; ikisi de küfürde yarışırcasına koşuyor ve aralarında kin, nefret, intikam, gayz, küfür sinerjisi oluşturuyorlardı. Kadın, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) geçeceği yollara diken atıyordu ayağına batsın diye. Bu çok kavi, sahih rivayetlerde olmasa da menkıbe kitaplarında naklediliyor. Bu açıdan “odun taşıyıcısı” denmesi, Efendimiz’in geçeceği yollara odun, çalı çırpı taşıması dolayısıyla olabilir. Bir diğer yandan da yaptığı şeyler itibarıyla sırtında cehennem ateşini tutuşturacak odunları taşıması cihetiyle odun taşıyıcısı denmesi muhtemeldir. *Diğer taraftan, Peygamber Efendimiz’in öz amcası ve onun eşi olan iki şahsın, açık açık Kur’ân’ın tehditlerinden nasibini alması, Nebiler Serveri’nin her yönüyle vahye/risalete dayandığını ve kendisine vahyedileni aynıyla insanlara bildirdiğini de göstermektedir. Cehennem’de Şeker Şerbet Musluğu Nasıl Olur? *Ayrıca, Cenâb-ı Hakk’ın, Tebbet Sûresi’yle gayet açık bir şekilde, Ebû Leheb ve hanımının Cehennem’e gireceklerini ilan etmesi gaybî bir mucizedir. Çünkü, Kur’ân’ın, Ebû Leheb’in bu kötü sonunu haber verdiği dönemde, ufuklarda bu neticeye emare sayılabilecek en küçük bir iz dahi yoktu. Bu âyetlerin nazil olmasından –yaklaşık– on sene sonra Müslümanların Bedir’de galibiyeti ve müşriklerin mağlubiyeti karşısında küfrü, gayzı, nefreti ve hasedi içinde, tam Kur’ân’ın haber verdiği gibi imansız olarak ölmüş ve bu şekil ölümüyle o da Kur’ân’ın Allah kelâmı olduğunu doğrulamıştı. Bu video 10/05/2015 tarihinde yayınlanan “Yakın Körlüğü ve Ebu Leheb” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/23/202313 minutes, 5 seconds
Episode Artwork

Kalb Kasveti ve İnşirah Vesileleri | 13.08.2007

Soru: Her kabz hali bir günahtan dolayı mıdır? Kabz dönemlerini kısaltmak ne ile mümkün olur? -Kabz u bast, kalbe gelen değişik boy ve renkteki ilahî tecelli dalgalarının tesirinde, kalbin neşeyle atması veya kasvetle kasılması demektir. Kabz u bast, Yaradan’ın tasarrufunda, gecelerin gündüzleri, gündüzlerin de geceleri takip etmesi misillü birbirini takip eder durur. (00.10) -Kabz ve bast dönemlerini uzatıp kısaltmak bir yönüyle insanın iradesine vâbestedir. (01.05) -Kabz dönemini daraltıp kısaltmak ve bast dilimini de genişletip uzatmak her şeyden önce sağlam bir imana ve Allah’la irtibata bağlıdır. (03.24) -İbadet ü taat de kabz karanlığını boğup ışık alanını genişleten faktörlerden birisidir. (05.10) -Gönül darlığını aşmanın önemli bir vesilesi de yüreğini yırtarcasına dua etmek ve Cenâb-ı Hak’tan marifet, muhabbet, aşk u iştiyak istemektir. (06.14) -Hadis-i şerifin ifadesiyle; insanı boğan gam, keder, tasa ve iç darlığı gibi huzursuzluklar günahlara biçilen cezalardandır. Öyleyse insan, herhangi bir günah çukuruna düşmemek için hata ve kusur alanlarından da uzak durmalıdır ki, masiyetten kaynaklanan tasa ve gam atmosferinde boğulmasın. (08.58) -Bazı ham ruhlar, bast halinde gaflet ve gevşekliklere düşebilirler; kimileri de bir teyakkuz faslı sayılan kabzı yanlış yorumlayıp ümitsizliğe sürüklenebilirler. Halbuki gerçek mü’min, her hali kendi çerçevesi içinde değerlendirip semere almasını bilen insandır. (14.40)
11/22/202317 minutes, 48 seconds
Episode Artwork

Kolu Kanadı Kırılsın Ebû Leheb’in, Kırıldı da!.. | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Bir Yakın Körü Prototipi: Ebû Leheb Soru: Muhterem efendim! Müşrik ve münkir onca şahıs varken Ebû Leheb ve hanımı hakkında müstakil bir sûre indirilmiş olmasının hikmetleri nelerdir? Bu sûre-i celile ile verilmek istenen mesajlar sadedinde neler söylenebilir? *Ebû Leheb’in asıl adı Abduluzza’dır. “Ebû Leheb” sözlük itibarıyla alevli, kızgın ateşin babası demektir. Bu türlü lakaplar aslında Araplar’da özel tabir ve bir üsluptur; birinin bir şeye iltisakından, fevkalade münasebetinden dolayı öyle derler. Mesela, bir defasında Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Hazreti Ali’yi mescidde kumun üzerinde yatarken görünce, ona Ebû Turab (toprak babası) şeklinde hitap etmiştir. Bu itibarla da Kur’an-ı Kerim, kötü akıbeti ve alevli ateşe girmesi açısından Abduluzza adındaki şahsı “Ebû Leheb” lakabıyla zikretmiştir. Bir de zayıf rivayetlerde yüzü ve yanağı kırmızı olduğundan dolayı Ebû Leheb dendiği de söylenmiştir. *Rasûl-ü Ekrem’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) amcası olmasına, O’nun ne kadar nezih yetiştiğine şahitlik etmesine, O’nu çoklarından daha iyi tanımasına ve tanıyan herkes gibi “emin” bilmesine rağmen Ebû Leheb, o Nur’dan istifade edememişti. Dahası, en azılı düşman kesilmişti. Çünkü onda çok ciddi bir yakın körlüğü vardı. *Aynı çağda, aynı toplum içinde, aynı muhitte, bazen de aynı ailede neşet eden insanı görmezlikten gelme, beşerin tabiatında vardır ki buna yakın körlüğü diyoruz. Bu yakın körlüğü en temiz, en nezih ruhlarda bile olabilir. “Emsal arasında tenâfüs olur!” sözü de bir açıdan bunu anlatmaktadır; yani birbirlerine yakın olan insanların yarışmada birbirlerine dirsek vurmaları gibi hafif bir hazımsızlık bulunabilir. Fakat bu tenafüs hissinin önü alınmazsa ve o duygu dengelenmezse, tehlikeli bir rekabete ve körlüğe dönüşebilir. İşte Ebû Leheb’de de Efendimiz’e karşı bir tenafüs hissi vardı; “Bizim Muhammed” diyordu. Böyle bir bakış onu kör etmişti ki bu yakın körlüğü dediğimiz marazdı. *Bir de daha önce değişik vesilelerle ifade edildiği gibi kibir, bakış zaviyesindeki inhiraf ve ataları/öndekileri körü körüne taklit, imana girmeye mani ve imandan çıkmaya sebep olan virüslerdir ki bunların üçü de Ebû Leheb’de vardı. *O mütekebbir, mağrur ve neye nasıl bakacağını bilemeyen Ebû Leheb, servetiyle sarhoş olmuş; sarayıyla, villasıyla, yalısıyla zehirlenmiş bir insandı. Kolu Kanadı Kırılsın Ebû Leheb’in, Kırıldı da!.. *Cenâb-ı Hak, en büyük vazife olan tebliğ hususunda, “Önce en yakın akrabalarını uyar.” (Şuarâ, 26/214) buyurarak, Allah Rasûlü’nün evvela yakınlarından başlamasını emretmişti. Bu ayet indirildiğinde Peygamber Efendimiz ailesinin bütün fertlerini, akraba ve yakın komşularını Ebû Kubeys tepesinde toplamış ve “Ey Abdulmuttalip oğulları! Ey Fih oğulları! Ey Lüeyy oğulları! Ben şimdi şu dağın öbür yamacında düşman süvarilerinin bulunduğunu ve size saldırmak üzere olduklarını söylesem bana inanır mısınız?” diye sormuştu. Onlar, “evet inanırız” deyince Efendimiz sözlerine şöyle devam etmişti: “Ben şiddetli bir azaptan önce size gönderilmiş bir uyarıcıyım.” Bunun üzerine, Ebû Leheb öfkeden yerinde duramaz hâle gelmiş, –hâşâ ve kellâ– “Ağzın kurusun. Sırf bunun için mi bizi buraya çağırdın?” deme ve “tebben leke” sözünü tekrar etme küstahlığında bulunmuştu. “Tebben leke” helak olasın, kolun kanadın kırılsın manasına geliyordu. Bunun üzerine Tebbet (Mesed) Sûresi nazil olmuş ve Kur’an-ı Kerim ona kolu kanadı kırılası, helak olası, hüsrana uğrayası, mahv u perişan olası, tepetaklak gidesi, gayyaya yuvarlanası, ateş babası demişti: “Elleri kurusun (kolu kanadı kırılsın) Ebû Leheb’in ve kurudu (kırıldı) da. Malı da kazandıkları da hiçbir işe yaramadı. Alevli bir ateşe gidip yaslanacak.. karısı da.. odun taşıyıcı olarak.. hem boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu hâlde. Bu video 10/05/2015 tarihinde yayınlanan “Yakın Körlüğü ve Ebu Leheb” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/22/202313 minutes, 57 seconds
Episode Artwork

Toprak, su, maden ve gıdanın devletleştirilmesinin İslam'da yeri var mıdır? | Fethullah G Hocaefendi

Toprak, su, maden ve gıdanın devletleştirilmesinin İslam'da yeri var mıdır? | Fethullah G Hocaefendi by
11/21/202310 minutes, 19 seconds
Episode Artwork

Böylelerine sadece acınır! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Böylelerine sadece acınır.. acınır.. ve yine acınır!.. *Yıkılıp tepetaklak gidecek insanların defolup gitmeleri için gayretlere girmemeli; aksine size kötülük yapanlara acımalısınız ki asıl yiğitlik de odur. Hazreti Mesih der ki: “İyilik sana karşı iyilik yapana iyilik yapmak değildir. Sürekli başından aşağıya kötülük yağdırana iyilik yapmak, işte asıl iyilik odur.” *“Koğuculuk yapanlar, söz götürüp getirenler, insanları dedi-koduyla birbirine düşürenler katiyen cennete giremezler!” buyuruyor Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem). Jurnallere bakın, neler yapılıyor!.. Bence Cennet’e giremeyecek kimseye acımak lazım. Siz öyle birini Sırat’tan tam dökülecekken görüyorsunuz, siz de yanından geçiyorsunuz; bir tekme vurup “Bir an evvel düş!” mü dersiniz, yoksa “Yahu bu adam bir müddet bizimle beraber yürümüştü, elinden tutayım!” diye mi düşünürsünüz?!. Sonra nazarınızı da O’na, Her Şeyin Sahibi’ne çevirirsiniz, “Müsaade buyuruyor musun Allahım?!.” dersiniz. *Bizim mesleğimiz: Düşene tekme vurmak değil, düşenin elinden tutup kaldırmak. Düşmüşler.. düşünceleriyle düşmüşler.. beyanlarıyla düşmüşler.. ettikleri şeylerle düşmüşler… Zahiren düşmeleri de mukadder, kaçınılmaz, en yakın zamanda. Böylelerine sadece acınır.. acınır.. ve yine acınır!.. Bu video 10/05/2015 tarihinde yayınlanan “Yakın Körlüğü ve Ebu Leheb” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/21/20234 minutes, 50 seconds
Episode Artwork

Melekût Âlemi - 6 Melek Ve Ruh 7 Nisan 1978, Bornova Fethullah Gülen Hocaefendi

• Berzah âlemi ile bu âlem arasındaki sıkı alâka. • Habis ruhların insanlar üzerindeki etkisi. • "Sözü kalbe dinletme" sözünden ne anlamalıyız? • "Ruh çağırma" habis ruhların veya cinlerin bir ameliyesidir. • Maddî-manevî problemler karşısında müminin tavrı nasıl olmalıdır? • Allah'a (cc) kul olma dışında bütün maksatlara sırt çevirmek. • Kadere rıza göstermek, zorluklar karşısında sabır kadem olmak. • Muvakkat yıkılışlar karşısında ruh bütünlüğünü muhafaza etme kararlılığı. • Allah hakkında ümitsizliğe düşmemek. • Dünya hayatı ile ahiret hayatı arasındaki sıkı bağlantı. • İç-dış münasebetinde hassas olunmalı mı? • Hz. Peygamber'in ahirete iritihalinden sonra Ashab-ı kiram'ın O'nu (sallallâhu aleyhi ve sellem) rüyada görmeleri.
11/20/20231 hour, 22 minutes, 1 second
Episode Artwork

Yalancının mumu zannediyorum yatsıya kadar da yanmayacak! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

“O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok!..” *Fakat yalancının mumu yatsıya kadar yanar; zannediyorum yatsıya kadar da yanmayacak, akşam güneşin batmasıyla tam muma ihtiyaç duyulduğu zaman sönecektir o. Şimdi, kendi kendine sönecek olan şeyleri söndürme gayretine girmemek lazım. Bitmiş, yapıştığı tahtaya gelip dayanmış, artık ne fitili kalmış ne mumu!.. Tepetaklak gidecek insanlarla hiç meşgul olmamalı ve kendi meselelerimize yoğunlaşmalıyız. *Yüce bir mefkûreye dilbeste olmuş ve başka mülahazalardan belli ölçüde tecerrüd etmiş, sıyrılmışsınız. Varsın bazıları sizi hayattan tecrid etmeye çalışsınlar!.. Siz mâsivadan alâkanızı kesip Allah’a ve hakka hizmete öyle müteveccih olmuşsunuz ki, böyle bir tecerrüd karşısında onların tecridleri ne yazar Allah aşkına?!. Allah’la irtibatınızı pekiştirmişseniz, onların tecridleri ne yazar?!. O’nun maiyyetiyle beraber başka maiyyetlerin ne kıymeti olur?!. Hazreti Pir’in İhlas Risalesi’nde dediği gibi: “Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok.” Bu video 10/05/2015 tarihinde yayınlanan “Yakın Körlüğü ve Ebu Leheb” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/20/20238 minutes, 29 seconds
Episode Artwork

İSLAMIN RUHUNDAKİ ENGİNLİK NASILDIR?

İslamın ruhundaki enginlik nasıldır? 02:03 Allah kan döktürmek istemiyordu 03:50 O İslamın ruhundaki bir şey 04:52 Allah ahlakıyla ahlaklanın
11/18/20235 minutes, 48 seconds
Episode Artwork

'’Anne, Allah Nerede?'' - ÇOCUĞUMLA BÜYÜYORUM (14.BÖLÜM)

Çocuğun Dini Eğitimi Ne Zaman Başlar? Çocuklara Allah'ı nasıl anlatmak gerekir? "Allah nerede oturuyor? Allah'ın evi var mı? Allah'ı neden göremiyoruz?" "Allah nerede?", " Allah'ı niçin göremiyoruz?" gibi sorulara nasıl cevap verilmeli? Allah’ın Nasıl Bir Varlık olduğu nasıl anlatılmalı? Çocuklarımızı İbadete ve Duaya Nasıl Alıştırabiliriz? Korkutarak Değil, Sevdirerek nasıl anlatırız? Dini sorular nasıl cevaplanırken nelere dikkat edilmeli? Sorularına cevap arıyoruz.
11/17/202349 minutes, 2 seconds
Episode Artwork

Çok uzun vadede içten dıştan engellemeler olacaktır! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Zift Vadileri *Hayatınızı tamamen sevgi atkıları içinde, göz kamaştırıcı bir dantela gibi işlemek mümkünken nefret, kin, intikam, hemz u lemz (insanları çekiştirip dille yaralamak ve kaş-göz, el-kol hareketleriyle onlarla alay etmek) ve gayz vadilerinde dolaşmak çok büyük hüsrandır. Bütün bunlar birer zift vadisidir; kin bir zift vadisi, nefret bir zift vadisi, haset bir zift vadisi, adavet bir zift vadisi, korkunç rekabet bir zift vadisi, intikam bir zift vadisi, ibâde (herkesi kökten kazıma, yok etme) duygusu bir zift vadisi, tehcir bir zift vadisi, insanların mahkûm edilmesini istemek bir zift vadisi, istintâka ve tevkife (sorgulamaya ve tutuklamaya) zorlamak bir zift vadisi… Tamamen sevgiye kilitlenmiş insanlar, gönüllerini bu tür ziftlerle kirletmemelidirler. Hatta başkaları böyle bir kirlenme ve kirletme içinde bocalayıp dursalar bile onlar onun zerresini dahi yapmamalı ve mukabelenin en küçüğüyle dahi mukabelede bulunmamalıdırlar. *Çok uzun vadede içten dıştan engellemeler olacaktır. Bir taraftan dış, kuşkuyla karşılayacak; temsil ve hal diliyle o kuşkuları gidermeye çalışacağız. Bir taraftan da içtekiler şimdiye kadar kendileri beceremediklerinden, gelip gelip dünyevîliklerine takıldıklarından, yapacakları her şeyde dünyevi bir beklentiye girdiklerinden ve yüzlerine gözlerine bulaştırdıklarından dolayı hazımsızlıkla çelme takmaya çalışacaklar. Dünyevî beklentilere bağlanmış en büyük fedakârlıkların bile fiyaskoyla neticelenmesi kaçınılmazdır; onlar da fiyasko yaşadıkça efkârı ifsat etmeye çalışacaklar. Bu video 10/05/2015 tarihinde yayınlanan “Yakın Körlüğü ve Ebu Leheb” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/17/20235 minutes, 50 seconds
Episode Artwork

Gerçek İman Muamelatta Zuhur Eder

“Hakiki Müslümanlık ancak muamelatta belli olur. Alışın, verişin, aile münasebetlerinin, insanların münasebetlerinin ve diyaloğun bunlarda ne kadar istikamet içindesin işte sen o kadar Müslümansın. Çünkü bu işi amelî yanıdır... Gerçek iman muamelatta zuhur eder.
11/16/20231 minute, 5 seconds
Episode Artwork

Allah’ı ve Rasûlü’nü Sevmek ve Sevdirmek... | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Allah’ı ve Rasûlü’nü Sevmek ve Sevdirmek *Allah Rasûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) fazileti ve üstünlüğü için bir had, bir sınır yoktur. Olmadığından dolayı hiçbir nâtık kimse O’nu gerektiği gibi dillendiremez, ifade edemez; “Sen şu konumun insanısın!” diyemez. O, Cenâb-ı Hakk’ın yarattığı en mümtaz varlık ve insan-ı kâmildir. *Bize düşen de O’nu (sallallâhu aleyhi ve sellem) sevdirmek, dünyanın dört bir yanında takdirle yâd edilmesini sağlamaktır. *Hadis-i şerifte, “Allah’ı kullarına sevdirin ki Allah da sizi sevsin.” buyurulmaktadır. Meseleyi İnsanlığın İftihar Tablosu’na bağlayarak şöyle de diyebiliriz: “Peygamberi ümmetine/insanlığa sevdirin ki O da sizi sevsin.” O’nun sevdikleri hiçbir zaman dağidar ve perişan olmaz, dökülüp yollarda kalmaz ve katiyen derbederlik yaşamaz. Bu video 10/05/2015 tarihinde yayınlanan “Yakın Körlüğü ve Ebu Leheb” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/16/20236 minutes, 25 seconds
Episode Artwork

Secde İzindeki Tehlike | 30.07.2007

Soru: “Onların alâmeti, simalarındaki secde izidir.” (Fetih, 48/29) mealindeki ayet-i kerimede işaret edilen “secde izi”ni nasıl anlamalıyız? -Ahiretle alâkalı meseleleri bu dünyanın kıstaslarıyla değerlendirirsek yanlış neticelere ulaşmamız kaçınılmaz olur; mesela, burada söyleyeceğimiz “Elhamdulillah” sözünün bir Cennet meyvesine dönüşmesini fizikî ölçülerle açıklamaya kalkışırsak hatalı yorumlardan kurtulamayız. (00.30) -Çok namaz kılan insanların alınlarında tabiî olarak bir iz belirebilir; fakat, insan kendini ifade etme fırsatları kollayan nefs-i emmâreye malzeme vermemek için, mümkünse öyle maddî bir secde alâmetinin ortaya çıkmasına mani olmalıdır. (04.12) -Hem çok namaz kılma hem üzerinde onun izinin görünmemesini sağlama, hem çok ibadet etme hem ibadet yorgunluğu ortaya koymama, hem çok oruç tutma hem beti benzi atmış görünmemeye çalışma… böyle derin olup sığ görünme, hâlis bir mü’minin şiarıdır. (07.14) -Alındaki secde izi, uhrevî ve melekî bir güzelliktir; o manevî bir alâmet ve farklı buuddaki bir gökçekliktir; onu Cenâb-ı Allah, melekler ve ruhânîler görürler. (09.23) -Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz alınların nasırlaştırılmaması gerektiğini beyan buyurmuştur; dolayısıyla, icap ederse yumuşak bir seccade kullanılmalı ve nefsin riya için sûiistîmal edebileceği bir izin oluşması engellenmelidir. (12.12) -Seher vaktinde uyuyanları görünce çok buruklaşıyorum; adeta ayaklarımın bağı çözülüyor ve yıkılıyorum. Mevlâ-yı Müteâl’in “İsteyen yok mu vereyim, dua eden yok mu icâbet edeyim, af dileyen yok mu bağışlayayım!” çağrısının mukabelesiz kalışına çok üzülüyorum. (16.00)
11/15/202320 minutes
Episode Artwork

İnsan dininin gücü ölçüsünde imtihana tabi tutulur! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Hazreti Aişe Validemizin İmtihanı: İfk Hadisesi *Efendimiz’in hane-i saadetlerinde Hazreti Aişe validemiz de büyük bir imtihana tabi tutulanlardandır. Mevlana Şibli’nin tahkikiyle on dört, on beş yaşlarındayken, idrake adımını attığı an Efendimiz’in hane-i saadetine de adımını atıyor. Gözünün içine haram girmiyor ve vahyin sağanak sağanak yağdığı bir hanede ömrünü geçiriyor. Annemiz, Müreysî vakasından dönülürken bir aralık ihtiyaç için ayrılınca kafileden geri kalıyor. Arkadan gelen bir sahabi onu getiriyor. Bu hadise münafıkların serrişte etmesi için yetip artıyor. Münafıkların başı Abdullah ibni Übeyy ibni Selûl, iftirayı yayıyor; zift medyası gibi propaganda yapmasını öyle biliyor ki, ona bir kısım mü’minler bile inanıyorlar; üç beş kişi de olsa o mevzuda kayan mü’minler de oluyor. *Anamız, Hazreti Meryem gibi iffetli, gözlerinin içine, hayaline haram girmemiş. O iftira çok ağırına gidiyor, hatta yatağa düşüyor. Öyle bir imtihan ki, Allah (celle celaluhu) Nur Sûresi’ndeki ilgili ayeti hemen indirebilirdi ama Tebük’e iştirak etmeyenlerin elli gün bekledikleri gibi imtihan günlerce sürüyor. İnsanlığın İftihar Tablosu da vahiy gelmeyince, meselenin gerçek yüzü kendisine Hak tarafından bildirilmeyince, kutsi bir hayret ve dehşet yaşıyor. Efendimiz haşa kendi keyfine söz söyleyemez ki; o zamanki hali de O’nun peygamberliğine delalet eder. O çekiyor, Hazreti Ebu Bekir çekiyor, anamız çekiyor. Bu dünya dar-ı imtihan ve hizmettir, dar-ı ücret ve mükâfat değildir. İmanına ve seviyesine göre herkes bazı şeylere maruz kalacaktır. O validemiz de maruz kalıyor. O validemizin başına gelen de zannediyorum toptan heyet-i umumiyemizin başına gelseydi, çil yavrusu gibi sağa sola savrulur giderdik. Elmas ile Kömür Ruhluların Ayrılmaları İçin Çok İnce Eleklerden Geçiriliyorsunuz/Geçirileceksiniz!.. *Yolumuzun cilvesi bu!.. Şayet bu yolda yürüyorsanız, önceden olduğu gibi şimdi, şimdi olduğu gibi de gelecekte bazı şeylere maruz kalacaksınız. Hazreti Pîr’in dediği gibi, çok eleneceksiniz, ince eleklerden geçirileceksiniz; elmas ile kömürün birbirinden ayrılması için çok defa eleneceksiniz. *“İnsan dininin gücü ölçüsünde imtihana tabi tutulur.” buyuruyor Efendimiz. İnsan, dininde kavi ise, imtihanı çok ağır olur. Zayıf, kenarından köşesinden meseleye sarılan, yeni yetme, Hazreti Pîr’in ve sizlerin bela ve musibetlere maruz kaldığı dönemde ekmeğe “pepe” diyen çocukların bunu anlamaları mümkün değildir. Onlar dünyayı zevk u sefa yeri olarak görecekler ve bütün zevk u sefalarını dünyada yaşayacaklar; ahiretlerini, Allah’la olan münasebetlerini karartacaklar. Allah ıslah eylesin, kalblerine iman ilkâ etsin ve bize de bu dünyanın dar-ı imtihan olduğunu ihsas buyursun (hissettirsin/duyursun). Bizi iman-ı kamil, amel-i salih, rıza-yı etemm ve ihlas-ı etemm ile serfiraz eylesin. Bu video 10/05/2015 tarihinde yayınlanan “İmtihan Dünyası” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/15/20237 minutes, 41 seconds
Episode Artwork

İslam tam anlamıyla hayata hakim olup yaşandıktan sonra, küfür nasıl yayılıyor? | F.G. Hocaefendi

İslam tam anlamıyla hayata hakim olup yaşandıktan sonra, küfür nasıl yayılıyor? | F.G. Hocaefendi by
11/14/202310 minutes, 7 seconds
Episode Artwork

Bu ne müthiş imtihandır! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Haya Âbidesi Hazreti Meryem’in İffet İmtihanı *Cenâb-ı Allah’ın, “İffet ve namusunu gerektiği gibi koruyan Meryem’i de an. Biz ona rûhumuzdan üfledik, hem onu, hem oğlunu cümle alem için bir ibret yaptık.” (Enbiya, 21/91) diyerek yücelttiği Hazreti Meryem bütün insanlık için tam bir iffet örneğidir. Öyle ki, temiz ve nezih bir atmosferde, iffetli ve şerefli bir şekilde yetişen Meryem validemiz, o paklardan pak mahiyetiyle adeta mücessem iffet haline gelmiştir. Hazreti Meryem, daha doğmadan ana-babası tarafından mâbedin hizmetine vakfedilmiş bir kutludur. Mâbede adanmış olması sebebiyle çocukluğunu ve gençliğini hep orada geçirmiştir. Zaman gelmiş o, lâhûtî âlemden gönderilen nimetlerle perverde edilmiştir. Bazı camilerimizin mihraplarının üstünde yazılı bulunan, “Zekeriya, onun yanına mâbede ne zaman girse, beraberinde yiyecekler bulurdu. ‘Meryem, bu yiyecekleri nereden buluyorsun!’ deyince de o, ‘Bunlar Allah tarafından gönderiliyor. Muhakkak ki Allah dilediğine sayısız rızıklar verir.’ derdi.” (Âl-i İmrân, 3/37) âyeti, bu harikulâde hususların ifadesidir. İşte böylesi mânevî atmosferde günlerini geçiren ve lâhûtî âlemin maddî ve mânevî nimetleriyle perverde olan iffet ve namus âbidesi bir kadın, en hassas olduğu konuda bir imtihana tabi tutulur; birden sebepler üstü denecek şekilde hamile kalır. *Bu ne müthiş imtihandır. Hazreti Meryem, kavmine bunu nasıl izah edecektir? Kavminden uzak bir yere çekilmeye karar verir. Aslında onu uzlete çeken şey, iffeti ve namusudur. Doğum sancıları onu kıvrandırmaya başladığı anda, Hazreti Meryem sevk-i ilâhî ile bir hurma ağacına yaslanır ve başına gelen şeyler karşısında derin derin düşüncelere dalar; dalar ve “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim!” (Meryem, 19/23) der. “Keşke ölseydim.. unutulup gitseydim!” sözleri her şeyden önce onun iffet duygusunun ifadesidir. *“Keşke bundan evvel ölseydim!” diyor anamız. Evet, öyle bir imtihan ki dağların başına konsa, zannediyorum dağlar toz duman olur. Eğer birine imtihandan azade olarak hem burayı Cennet gibi yaşama hem de öbür tarafta Cennet’e gitme meselesi söz konusu olsaydı, o mübarek validemize olurdu. Fakat gördüğünüz gibi Hazreti Mesih’e ana olmak için, Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’la öbür tarafta bir araya gelmek için presleniyor, presleniyor, presleniyor!.. Bu video 10/05/2015 tarihinde yayınlanan “İmtihan Dünyası” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/14/20235 minutes, 14 seconds
Episode Artwork

Melekût Âlemi-5 | Melek ve Ruh | 31 Mart 1978, Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

• İnsanlığın boğulduğu maddi kıstaslardan sıyrılıp, vahyî kıstaslara bel bağlaması kurtuluşunun habercisidir. • Ruh çağırma mevzuu nasıl anlaşılmalıdır? • Görmediğine inanmama, ruhaniyete dair mevzuları inkar mümkün mü? • Ervah-ı habisenin bazı hastalıklara sebep olması mümkün müdür? • İyi ruhlar iyilerle kötü ruhlar da kötülerle uğraşırlar. • Her devirde insanlar kendi ruh haletlerine göre bazı haller müşahede edebilirler. • İslâmi fetihlerde asıl maksat ne idi? • Rüyay-ı sadıkalar insanlara bazı şeyleri ilham edebilir. • Bitmez tükenmez ihtiyaçlar karşısında insanın durumu.
11/13/20231 hour, 30 minutes, 32 seconds
Episode Artwork

Bütün zevklerinizi dünya hayatınızda kullanıp tükettiniz! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Ahiret Endişesi ve Kuru Ekmeğini Zeytinyağına Bandırmakla Yetinen Devlet Başkanı *Dünyada kendini hep emniyet içinde gören insanlar, ahiret emniyetini burada kullanıyorlar demektir. Niye bunu böyle dedin? Ben demiyorum; kudsî hadis diye rivayet edilen mübarek beyanda, Allah (celle celaluhu) şöyle buyuruyor: لاَ أَجْمَعُ عَلَى عَبْدِي خَوْفَيْنِ وَ أَمْنَيْنِ “Kuluma iki emniyeti birden vermem, iki korkuyu da birden vermem.” Burada emin, güven içinde, rahat, bir eli balda bir eli kaymakta, saraylarda, villalarda, yalılarda, yatlarda, tenezzühlerde, gezilerde, yazlıklarda, kışlıklarda ve “Gözün üstünde kaşın var!” dedirtmemede olanlar emniyeti dünyada yiyip bitiriyorlar demektir. *Ömer b. Abdülaziz, çok defa şu âyeti okuyup kendinden geçerdi: أَذْهَبْتُمْ طَيِّبَاتِكُمْ فِي حَيَاتِكُمُ الدُّنْيَا وَاسْتَمْتَعْتُمْ بِهَا “Bütün zevklerinizi dünya hayatınızda kullanıp tükettiniz, onlarla sefa sürdünüz.” (Ahkâf, 46/20) Siz dünya hayatında, bütün yaptığınız iyiliklerin karşılığını gördünüz, mükâfatınızı aldınız, sanki dünya için gelmiş gibi her şeyinizi dünyada yiyip bitirdiniz ve ahirete bir şey bırakmadınız. *Ömer b. Abdülaziz, Hazreti Ebubekir efendimize çok benzer; zühdü, takvası, idari kabiliyeti ve adaletinden dolayı onu beşinci halife olarak sayarlar. Onun döneminde hazineler öyle dolup taşıyor ki, hazinedarlar gelip diyorlar: “Efendimiz, hazine çok fazla veriyor, yığıldı kaldı burada; ne yapacağız?” Diyor ki: “Bütün fukaraya dağıtın.” Dağıtıyorlar. “Dağıttık, insanların hepsi nisaba mâlik oldu, zekât verecek hale geldiler. Şimdi ne yapalım?” sorusuna karşılık Halife “Rüştünü idrak etmiş insanları evlendirin!” diyor. Devlet, böyle bir devlet; Emevî’de devletin zirveleştiği dönem. Servet öyle; bal da akıyor kaymak da. Fakat Hazret’i yakından tanıyanlar diyorlar ki: “Sabah kahvaltı ve öğlen yemek olduğunda tabağın içinde bir parça zeytinyağı ve bir de kuru ekmek; ekmeğini yağa batırıp ağzına götürüyor.” O büyük insan, “Ben ne yaparım, ‘Allah’ın size ihsan ettiği iyilik ve güzellikleri dünya hayatında yiyip bitirdiniz!’ denirse?” mülahazasıyla zühde bağlı yaşıyor. Musibetler Karşısında Kaza ve Kadere Rızasızlık Hissinin Başına Balyoz İndirmeli!.. *Evet, dünya dar-ı imtihan ve hizmettir, dar-ı ücret ve mükâfat değildir. Şayet, duygunuz, düşünceniz, mefkûreniz, gaye-i hayaliniz ve kendinizi bağladığınız idealiniz itibarıyla bazılarınız dedikodu sıkıntısına maruz kalıyorsanız, bazılarınızın adı bazı şeylere karışıyorsa, bazılarınızın haklarında kırmızı bülten çıkarılıyorsa, gönül koymamanız ve darılmamanız lazım. Bu türlü şeylere maruz kalınca, her defasında رَضِينَا بِاللهِ رَبًّا وَبِالْإِسْلَامِ دِينًا وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولًا “Rab olarak Allah’tan, din olarak İslâm’dan, rasûl olarak da Hazreti Muhammed’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) razı olduk.” sözüyle içimize şöyle böyle gölgesi düşmüş rızasızlık hissinin başına bir balyoz indirmeli, kendi sesimizi kesmeli, iç dürtüleri bununla susturmalı ve iç konuşmaların ağzına fermuar vurmalıyız. Bu video 10/05/2015 tarihinde yayınlanan “İmtihan Dünyası” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/13/20236 minutes, 38 seconds
Episode Artwork

KADINA ÖYLE HÜRMET EDERDİ Kİ!...

Kadına öyle hürmet ederdi ki!... 01:36 Hayatında bir kerecik ‘hayır’ demedi 02:53 Esen bir rüzgar gibi eline geçen her şeyi sağa sola saçarlardı 03:20 Kadına öyle hürmet ederdi ki!... 06:45 Şeytan insanın damarlarında kanla dolaşır 08:47 Güven insanına karşı güvenimizi koruyacağız
11/12/20239 minutes
Episode Artwork

ADANMIŞLIĞIN SIRLARI NELERDİR?

Adanmışlığın sırları nelerdir? 02:43 Kendini hiç o işe katmayacaksın 04:02 Çünkü O’nun hakkıdır bunlar ve benim için de bir sorumluluktur 04:52 Zevk-i ruhani bile ayağının dibine gelse bana lazım değilsin demelisin 05:40 Bir kapıkulu başkasına kul olamaz! 07:20 Ahiret hayatında kullanabileceğiniz sermayeyi burada yetip bitirdiniz! 09:00 Hakkın değilse gelemezsin oraya! 09:51 Bu hizmet-i imâniye ve kuraniyede, hak yolunda yakın kayrılmaz! 10:46 Hizmetten bazı şeyler aparan münafığın tekidir! 12:28 Münafıklar da namaz kılıyordu, oruç tutuyorlardı, hacca gidiyorlardı, savaşlara da katılıyorlardı…
11/11/202313 minutes, 17 seconds
Episode Artwork

YENİ ’Çocuğumun İlk Yıllarında Nasıl Bir Ebeveyn Olmalıyım - ÇOCUĞUMLA BÜYÜYORUM (13.BÖLÜM)

Çocuğumun İlk Yıllarında Nasıl Bir Ebeveyn Olmalıyım? Çocuklarda 3- 6 Yaş Dönemi Bilişsel Gelişimi İçin Ebeveynler Neler Yapabilir? Bedensel (Motor) Gelişimi İçin Ebeveynler Neler Yapabilir? Duygusal-Sosyal Gelişim İçin Ebeveynler Neler Yapabilir? Dil Gelişimi İçin Ebeveynler Neler Yapabilir? Sorularına cevap arıyoruz.
11/10/202344 minutes, 18 seconds
Episode Artwork

Dünya imtihan yeridir! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

“Şu dâr-ı dünya, meydan-ı imtihandır ve dâr-ı hizmettir; lezzet, ücret ve mükâfat yeri değildir.” *İnsan her zaman imtihanda olduğunu hiç hatırdan çıkarmamalı. O, imtihanda ya ikrama mazhar edilir veya orada hor ve hakir olur. “Bu dünya bir dar-ı imtihandır!” deniyor. Ayrı bir ifadeyle, bu dünya dar-ı hizmettir, dar-ı ücret ve mükâfat değildir. Biz ücret ve mükâfatımızı almışız: Var olmuşuz, insan olmuşuz, Müslüman olmuşuz, Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’a ümmet olmuşuz, Kur’an’la tanışmışız, onun adesesiyle kâinata bakmışız, inananlar için Cennet vaadiyle şereflendirilmişiz, su-i akıbetten inzar edilmişiz… *“Meşru dairedeki zevkler ve lezzetler keyfe kâfidir.” der Üstad Hazretleri. Meşru daire ile iktifa eder, gayr-ı meşru daireye karşı bütün kapılarınızı, pencerelerinizi kapatırsınız. Fakat her şeye rağmen, unutmamak lazım ki, yürekten Allah’a inanıyorsanız, yürekten Allah’a inananlarınki gibi sizin imtihanlarınız da eksik olmayacaktır. Belki de imanınızın derecesine, Allah’la münasebetinizin enginliğine, mefkûreye gönül vermenize ve İnsanlığın İftihar Tablosu’na (sallallâhu aleyhi ve sellem) gönülden inkıyad etmenize göre çok ağır imtihanlara tabi tutulacaksınız. Bu video 10/05/2015 tarihinde yayınlanan “İmtihan Dünyası” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/10/20235 minutes, 13 seconds
Episode Artwork

''Cuma Namazı Bir Cemaat Namazıdır...''

“Cuma namazı bir cemaat namazıdır. Yani Müslümanlar kendi kendilerine cemaat haline geldikten sonra cuma namazı kılmaya başlamışlardır. Fertler bir araya geldikleri zaman çok büyük farklı müşterekleri ile bütünleştikleri zaman onların ferdi namazlarının yanında bir de cemaat namazları olacaktır...Bunda bir bütünlük olurdu, dağılma olmazdı. Devlet politikası değil, fakat ehli sünnet ve cemaat düşüncesi ve solukları orada ifade edilirdi. Bir bütünlük olurdu. Cemaat namazı cemaatle eda edilirdi. Şimdi kısmen bu cumalarda eda ediliyor. Daha büyük çapta bayramlarda eda ediliyor. En büyüğü de bunun Hac'da eda ediliyor, Arafat’ta eda ediliyor...Orada rabbimin bize bir bakışı bir teveccühü vardı ki başka yerde onu bulamayız. O fırsatı o ganimeti kaçırmak istemedim... Bugün cemaat içinde kalacak, Ondan gelenlere katlanacak. Onların içinde birine bir şey anlatmaya çalışacak, bataklık içinde bulduğunu tutup çıkaracak ve katiyen cemaat içine iftirak tohumları saçmadan sakıncaksın.”
11/9/20236 minutes, 14 seconds
Episode Artwork

Belanın En Çetini Peygamberlere, Sonra... | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Belanın En Çetini Peygamberlere, Sonra Velilere, Nihayet Derecesine Göre Mü’minlere Gelir!.. *Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) hususiyetlerine rağmen sürekli preslenmiş ise, arkasındaki insanlar da preslenebileceklerini hesaba katmalılar. Bu açıdan, maruz kalınan musibetler karşısında sarsılmamalı; haşa ve kella içten küskünlüklerle Allah’ın kazasına karşı rızasızlıkla mukabelede bulunmamalı!.. Rızasızlığın rüyasını bile görmemeli; ima yoluyla ya da kelam-ı nefsî ile dahi onu konuşmamalı!.. *Herkes belli ölçüde çekecektir; en büyükler en ağırına maruz kalacaklardır. Bu zaviyeden de eğer herkes inancının seviyesine göre imtihana tabi tutulacaksa, belanın en çetini, en zorlusu başta Enbiya-i izâma, sonra Hak dostlarına ve seviyesine göre diğer mü’minleredir. O zaman, dininden ve diyanetinden ötürü dünyada bir tokat yemeyen insanlar kendi akıbetlerinden endişe etmeliler. Nedendir ki acaba şeytan ve şeytanın avenesi onlarla çok meşgul olmuyor?!. *Nedendir ki acaba İnsanlığın İftihar Tablosu’na yeryüzünde yaşama hakkı verilmiyor? Nedendir ki Hazreti Ebubekir (radıyallahu anh) boy hedefi haline geliyor? Nedendir ki Hazreti Ömer efendimiz bir Persli münafık tarafından şehit ediliyor.. Hazreti Ali efendimiz bir münafık tarafından şehit ediliyor.. Hazreti Osman efendimiz şeytanın dürtüsüyle bir kısım gafil insanlar tarafından şehit ediliyor?!. Nedendir ki Hazreti Hasan efendimiz zehirleniyor, şehit ediliyor? Nedendir ki o dönemin Yezitleri tarafından Seyyidina Hazreti Hüseyin Kerbela’da şehit ediliyor? Nedendir?.. İmanlarının kuvvetinden, Allah’la olan irtibatlarından, bu dünyanın dar-ı imtihan olduğu hakikatini göstermelerinden… Bu video 10/05/2015 tarihinde yayınlanan “İmtihan Dünyası” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/9/20235 minutes, 38 seconds
Episode Artwork

Hâcet Namazına Çağrı | 16.07.2007

Soru: Hâcet duası denilince dünyevî ihtiyaçlar akla geliyor. Uhrevî meseleler için de hâcet namazı kılınır mı? Hâcet duası yaparken hangi mülahazalar içinde bulunmak gerekir? -Cenâb-ı Allah’a arz edilen ihtiyaçlar, el açanların himmet hislerine göre farklılaşır. Kimileri, hayırlı eş, salih çocuk, geniş ev, bol rızık gibi isteklerinden dolayı hâcet namazı kılarlar; adanmış ruhlar ise, gece gündüz i’lâ-yı kelimetullah hesabına yalvarıp yakarırlar. -Bir ihtiyacı, sıkıntısı, derdi ve isteği olan kimse dört rekât namaz kılar, Cenâb-ı Allah’ı sena eder, Peygamber Efendimiz’e (aleyhissalâtü vesselâm), Enbiya-ı İzâm’a, Melâike-i Kiram’a ve selef-i salihîne salat ü selâm getirir, ümmet-i Muhammed’e dua eder, sonra şöyle yakarışa geçer ve ardından da ihtiyacını zikreder: لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ أَسْأَلُكَ مُوجِبَاتِ رَحْمَتِكَ وَعَزَائِمَ مَغْفِرَتِكَ وَالْعِصْمَةَ مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ وَالْغَنِيمَةَ مِنْ كُلِّ بِرٍّ وَالسَّلَامَةَ مِنْ كُلِّ إِثْمٍ لَا تَدَعْ لِي ذَنْبًا إِلَّا غَفَرْتَهُ وَلَا هَمًّا إِلَّا فَرَّجْتَهُ وَلَا حَاجَةً هِيَ لَكَ رِضًا إِلَّا قَضَيْتَهَا يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ اَللّهُمَّ أَنْتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ فِيمَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ لاَ إِلهَ إِلاَّ اللَّهُ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ لاَ إِلهَ إِلاَّ اللَّهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ سـُبْحَانَ رَبِّ السَّـموَاتِ السَّـبْعِ وَرَبِّ الْعَـرْشِ الْعَظِيمِ اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ اَللّهُمَّ كَاشِـفَ الْغَمِّ مُفَرِّجَ الْهَمِّ مُجِيبَ دَعْوَةِ الْمُضْطَرِّينَ إِذَا دَعَوْكَ رَحْمانَ الدُّنْيَا وَاْلاخِرَةِ وَرَحِيمَهُمَا فَارْحَمْنِي فِي حَاجَتِي هذِهِ بِقَضَائِهَا وَنَجَاحِهَا رَحْمَةً تُغْنِينِي بِهَا عَنْ رَحْمَةِ مَنْ سِوَاكَ “Halîm ü Kerîm Allah’tan başka ilah yoktur. Arş-ı Azîm’in Rabbi Allah’ı tesbih ederim. Hamd alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Rabbim, Senden, rahmetinin gereklerini, merhametini celbedecek şeyleri, gerçekleşmesi muhakkak olan mağfiretini, günahtan korunmayı, her türlü iyiliği kazanmayı, her türlü günahtan da selâmette olmayı istiyorum. Bende bağışlamadığın hiçbir günah, gidermediğin hiçbir keder, Senin rızana muvafık olup da karşılamadığın hiçbir ihtiyaç bırakma Ya Erhamerrahimin. Allah’ım, Sen kullarının ihtilaf ettikleri şeylerde hüküm verirsin. Yüce ve Azim Allah’tan başka ilah yoktur. Halîm ve Kerîm Allah yegâne ilahtır. Yedi semanın ve Arş-ı Azîm’in Rabbi Allah’ı tesbih ederim. Hamd alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Ey kederleri gideren, tasaları kaldıran, Sana dua ettiklerinde çaresizlerin duasına icabet eden Allahım, ey dünya ve ahiretin Rahman ve Rahîm’i! Şu ihtiyacımın giderilmesi ve tamamlanması hususunda beni başkalarının merhametinden müstağni kılacak bir şekilde bana merhamet et.” -Onulmaz gibi görünen bir derdi, bir hastalığı olan kimse de abdest alır, iki rekât namaz kılar; hamd ü sena, salat ü selam ve ümmete dua ettikten sonra şu tevessülün akabinde ihtiyacını dile getirir: اَللّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ وَأَتَوَجَّهُ إِلَيْكَ بِنَبِيّـِكَ مُحَمَّدٍ نَبِيِّ الرَّحْمَةِ، يَا مُحَمَّدُ إِنِّي أَتَوَجَّهُ بِكَ إِلَى رَبِّي فِي حَاجَتِي هَذِهِ لِتُقْضَى لِي، اَللّهُمَّ فَشَفّـِعْهُ فِيَّ “Allah’ım Sen’den diliyor ve dileniyorum, Rahmet Peygamberi Hazreti Muhammed’i vesile edinerek Sana teveccüh ediyorum. Ya Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm) şu hacetimin yerine getirilmesi için seni vesile yaparak Rabbime yöneliyorum. Allahım, Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’i hakkımda şefaatçi eyle.”
11/8/202331 minutes, 14 seconds
Episode Artwork

O’nun sevdirilmesi Allah’ın sevdirilmesi demektir. | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

-Muhterem Hocaefendi, merhum Mehmet Akif’in “Bir Gece” şiirini okuyor: “On dört asır evvel, yine bir böyle geceydi, Kumdan, ayın on dördü, bir öksüz çıkıverdi! Lâkin o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler; Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi! Nereden görecekler? Göremezlerdi tabiî: Bir kere, zuhûr ettiği çöl en sapa yerdi; Bir kere de, ma’mure-i dünyâ, o zamanlar, Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi. Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta; Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi! Fevzâ bütün âfâkını sarmıştı zemînin Salgındı, bugün Şark’ı yıkan, tefrika derdi. Derken, büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz, Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi! Bir nefhada kurtardı insanlığı o ma’sum, Bir hamlede kayserleri, kisrâları yere serdi! Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi; Zulmün ki, zevâl aklına gelmezdi, geberdi! Âlemlere, rahmetti, evet, Şer’-i mübîni, Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi. Dünya neye sâhipse, onun vergisidir hep; Medyûn ona cemiyyeti, medyûn ona ferdi. Medyûndur o masûma bütün bir beşeriyyet… Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.” (31:0anlatırken, Rasûl-ü Ekrem onu gözyaşları içinde dinlemiş ve etrafındakilere İslam’ın insanları hangi vahşiliklerden kurtardığını hatırlatmıştı. (29:00) -Muhterem Hocaefendi, merhum Mehmet Akif’in “Bir Gece” şiirini okuyor: “On dört asır evvel, yine bir böyle geceydi, Kumdan, ayın on dördü, bir öksüz çıkıverdi! Lâkin o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler; Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi! Nereden görecekler? Göremezlerdi tabiî: Bir kere, zuhûr ettiği çöl en sapa yerdi; Bir kere de, ma’mure-i dünyâ, o zamanlar, Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi. Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta; Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi! Fevzâ bütün âfâkını sarmıştı zemînin Salgındı, bugün Şark’ı yıkan, tefrika derdi. Derken, büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz, Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi! Bir nefhada kurtardı insanlığı o ma’sum, Bir hamlede kayserleri, kisrâları yere serdi! Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi; Zulmün ki, zevâl aklına gelmezdi, geberdi! Âlemlere, rahmetti, evet, Şer’-i mübîni, Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi. Dünya neye sâhipse, onun vergisidir hep; Medyûn ona cemiyyeti, medyûn ona ferdi. Medyûndur o masûma bütün bir beşeriyyet… Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.” (31:00) Bu video 14/04/2013 tarihinde yayınlanan “Kutlu Doğum ve İnsan Onuru” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/kutlu-...
11/8/202313 minutes, 1 second
Episode Artwork

Müceddit kime denir? Görevleri nedir? Şimdiye kadar gelenler kimlerdir? | Fethullah Gülen Hocaefendi

Müceddit kime denir? Görevleri nedir? Şimdiye kadar gelenler kimlerdir? | Fethullah Gülen Hocaefendi by
11/7/202316 minutes, 13 seconds
Episode Artwork

Nifak Ehlinin Peşine Takılmış Hasta Ruhlar! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Nifak Ehlinin Peşine Takılmış Hasta Ruhlar *Bir de o ölçüde münafık değilse de onların arkasında imanları tabiatlarına mal olmamış kimseler vardır. Belki dünyevî ve maddî cihetle bir irtibatları da vardır: Onlardan geçiniyorlardır, ihaleleri alıyorlardır, onlar korunuyor kollanıyorlardır, KPSS’siz memur oluyorlardır; dolayısıyla o istikamette tercihte bulunuyorlardır. *Kur’an-ı Kerim münafıkların kalblerinde de maraz bulunduğunu anlatır. Şöyle buyurur: {فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ فَزَادَهُمُ اللّهُ مَرَضاً وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ} “Kalblerinde bir hastalık vardır. Allah, onların hastalıklarını daha da artırdı. Bu yalancılık (ve samimiyetsizlikleri) sebebiyle bunlara gayet acı bir ceza vardır.” (Bakara, 2/10) Evet, kalblerinde maraz vardı; o marazın gereği temayüllerine uydular, onların arkasından sürüklendiler; bu sebeple, Allah marazlarını daha da artırdı. *Efendimiz’in (aleyhissalâtü vesselam) mübarek bir hadis-i şerifiyle meseleye ışık tutabilirsiniz. Buyuruyor ki: İnsan bir günah işlediği zaman kalbde bir leke olur; istiğfar, tevbe, inabe, evbe ile çabuk onu silmezse, o günah başka bir günaha çağrıdır, davetiyedir; adeta “Burası müsait bir ortam, sahipsiz, burayı kapatabilirsiniz, gelseniz kapatsak burayı!..” falan der. Her bir günah arkadan gelecek bir günaha çağrıdır. Hazreti Bediüzzaman “Her bir günah içinde küfre giden bir yol vardır.” der. Günah işleyen bir insan, küfre doğru bir adım atmış demektir. Bu böyle çoğala çoğala kalbi bütünüyle karartır. *Soruda okunan ayet-i kerimede münafıklar ve kalbinde maraz bulunanlar ayrı ayrı zikrediliyor. Mealen şöyle buyuruluyor: “Hani (hatırlayın o vakti ki) münafıklar ve kalblerinde hastalık olanlar, ‘Allah ve Rasulünün bize zafer vâd etmesi, meğer bizi aldatmak içinmiş/aldatmaktan başka bir şey değilmiş!’ demişlerdi.” (Ahzâb, 33/12) *Münafıklar.. ve bir de kalbinde maraz bulunanlar. Belli bir noktada bunların bir ortak paydaları oluyor. Ya bir çıkar, ya da kendilerince bir zarardan kaçınma adına bir ortak nokta oluyor. Bu itibarla ikisi de aynı mütalaayı paylaşıyorlar. Haşa ve kella, “Allah ve Rasûlü bize sadece gurur, bizi aldatabilecek şey vadetti.” diyorlar. Küstahlık zirve yapıyor burada; bir kısım sarsıntıları görünce, “Allah’ın vaadi haşa bir aldatmadan ibaret” deme küstahlığında bulunuyorlar. Belki her dönemde olmuştur, ama bazıları bunu ifade etmeyebilir. Mesela koşturur dururlar hep dünya için, başkalarını tahkir ve tezyif ederler, hemz u lemzde bulunurlar, tehcire, tenkile, ibadeye tabi tutarlar. Akıllı gibi davranırlar. Tam başarının zirvesine ulaşacakları bir yerde, Allah (celle celaluhu) tepe taklak getirir. İşte o zaman açıktan açığa söylemeseler bile, haşa ve kella “aldatıldık” derler. Bu video 31/05/2015 tarihinde yayınlanan “Nifakın Güdümündeki Marazlı Kalbler” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/tag/kirmizi-bu...
11/7/20237 minutes, 23 seconds
Episode Artwork

Melekût Âlemi-4 | Melek ve Ruh | 24 Mart 1978, Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

Ruhların mevcudiyeti hakkında bazı kimselerden müşahhas misaller ile hissi kablel vuku (bir şeyi önceden sezme) hakkında. • Fizik ve tabiat, fizikötesi bir kuvvetin tesirindedir. • İnsanlar fizik ötesini bilebilir mi? • Mi'rac hadisesi, madde ile izah edilemez. • İşleri gören hep duyu organları mıdır? • Ruh, bedenden ayrılıp dolaşabilir mi? • Hadiseler olmadan önce hissedilebilir mi? • Gelecekten verilen haberlerden misaller. • Gelecekten haber vermek mümkün müdür? • Her şeyin anahtarı Allah'ın elindedir. • Allah yoluna girenlerin melekler dahi arkasında koşacaktır. • Üseyd b. Hudayr'ın (ra) Kur'an okuyuşuna meleklerin gelmesi. • Savaşa cünüpken koşan Hanzala'nın (ra) cenazesini meleklerin yıkaması.
11/6/20231 hour, 21 minutes, 52 seconds
Episode Artwork

Münafıklar Her Zaman Zelildir! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Zulme Uğrayıp Ezilirken Dahi Aziz ve Üstünsünüz!.. *Ayet-i kerimede ifade edildiği gibi; {وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَنْتُمُ الْأَعْلَوْنَ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ} “Gevşeklik göstermeyin, tasalanmayın; eğer iman ediyorsanız üstünsünüz.” (Âl-i Imrân, 3/139) Tasalanmayın, gevşekliğe kendinizi salmayın! Allah’a imanınız tamsa, üstün sayılırsınız. Ezilirken dahi, başına basılırken dahi, zulme uğrarken dahi, gadir yaşarken dahi, nefyedilirken dahi, istintaka tabi tutulurken dahi, mahkemeye gönderilirken dahi, tahkim emirleri verilirken dahi, olmadık şeylere muhatap olurken dahi, sen azizsin. Esas, senin başına basan Nemrutlar, Şeddadlar, Sezarlar, Napolyonlar, zelil olanlar onlardır. Zillet Allah karşısında zillettir. Allah karşısında O’na kul olma şeref ve itibarını koruyabiliyorsanız, O’na kulluk sayesinde değişik şeylere kulluktan sıyrılabiliyorsanız, zilletten sıyrılmış ve izzeti ihraz etmiş sayılırsınız. İzzet Allah’a aittir, Rasûlullah’a aittir ve O’na intisab etmiş mü’minlere aittir. İzzet Allah’ın, Rasûlünün ve Mü’minlerindir; Münafıklar Her Zaman Zelildir *Kur’an-ı Kerim, kendilerini aziz, mü’minleri zelil sayan münafıkları şöyle anlatır: {يَقُولُونَ لَئِنْ رَجَعْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الْأَعَزُّ مِنْهَا الْأَذَلَّ وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَا يَعْلَمُونَ} “Hem derler ki: ‘Medine’ye bir dönelim; göreceksiniz aziz olan, zelil olanı oradan dışarı atacaktır.’ Oysa, izzet, Allah’ın, Rasûlünün ve mü’minlerindir. Ne var ki münafıklar bunu bilmezler.” (Münâfikûn, 63/8) *Mü’minler azizdir; çünkü değişik kulluklardan sıyrılmışlardır; makama kulluktan, imkâna kulluktan, güce kulluktan, rahata kulluktan, korkuya kulluktan, dünyada ebedi kalmak gibi tul-i emele kapılma duygusundan sıyrılmışlardır. Allah’a gerçek kulluk, bütün kulluklardan sıyrılmaya bağlıdır. Bu türlü kulluklardan sıyrılmayanlar “Ene Abdullah – Ben Allah’ın kuluyum!” dedikleri zaman bile hafizanallah başka bir yalan söylüyorlardır. *Cenâb-ı Allah sizi böyle bir izzetle aziz ve payidar kılmışsa bence alacağınız bir şey kalmamıştır. Allah’a intisaptan daha büyük paye, Hazreti Rasûl-ü Zişan’a intisaptan daha büyük bir mansıp yoktur. Varsın bu uğurda Cenâb-ı Allah sizi bir imtihandan başka bir imtihana, bir sürgünden başka bir sürgüne, Amerika’dan Çin’e, Çin’den Maçin’e.. nereye sürgün ederse etsin!.. Bu intisabı devam ettiriyorsanız, hep kazanma kuşağında yaşıyorsunuz demektir. Bu video 31/05/2015 tarihinde yayınlanan “Nifakın Güdümündeki Marazlı Kalbler” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/6/20237 minutes, 37 seconds
Episode Artwork

BU MESELEYE BİR NAMUS HASSASİYETİ GÖSTERİYORDU

BU MESELEYE BİR NAMUS HASSASİYETİ GÖSTERİYORDU by
11/5/20237 minutes, 37 seconds
Episode Artwork

HAYATTA GAYEMİZ NE OLMALIDIR?

HAYATTA GAYEMİZ NE OLMALIDIR? by
11/4/202312 minutes, 12 seconds
Episode Artwork

'’Çocuğunuz Yeni Kardeşe Hazır Mı?’' - ÇOCUĞUMLA BÜYÜYORUM (12.BÖLÜM)

Çocuğunuz Yeni Kardeşe Hazır Mı? Çocuğu Yeni Doğacak Kardeşe Nasıl Hazırlamalıyım? Çocuğuma kardeşi olacağını ne zaman söylemeliyim? Çocuğum kardeşiyle ilgili hazırlıklara ne ölçüde dahil olmalı? Doğum zamanı yaklaştığında neler yapmalıyım? Doğum sonrasında çocuğumun sorun yaşamamasını nasıl sağlayabilirim? Yeni doğan bebekle ilgilenmem çocuğumun düzenini etkiler mi? Sorularına cevap arıyoruz.
11/3/202338 minutes, 43 seconds
Episode Artwork

Zulme Uğrayıp Ezilirken Dahi Aziz ve Üstünsünüz! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Zulme Uğrayıp Ezilirken Dahi Aziz ve Üstünsünüz!.. *Ayet-i kerimede ifade edildiği gibi; {وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَنْتُمُ الْأَعْلَوْنَ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ} “Gevşeklik göstermeyin, tasalanmayın; eğer iman ediyorsanız üstünsünüz.” (Âl-i Imrân, 3/139) Tasalanmayın, gevşekliğe kendinizi salmayın! Allah’a imanınız tamsa, üstün sayılırsınız. Ezilirken dahi, başına basılırken dahi, zulme uğrarken dahi, gadir yaşarken dahi, nefyedilirken dahi, istintaka tabi tutulurken dahi, mahkemeye gönderilirken dahi, tahkim emirleri verilirken dahi, olmadık şeylere muhatap olurken dahi, sen azizsin. Esas, senin başına basan Nemrutlar, Şeddadlar, Sezarlar, Napolyonlar, zelil olanlar onlardır. Zillet Allah karşısında zillettir. Allah karşısında O’na kul olma şeref ve itibarını koruyabiliyorsanız, O’na kulluk sayesinde değişik şeylere kulluktan sıyrılabiliyorsanız, zilletten sıyrılmış ve izzeti ihraz etmiş sayılırsınız. İzzet Allah’a aittir, Rasûlullah’a aittir ve O’na intisab etmiş mü’minlere aittir. İzzet Allah’ın, Rasûlünün ve Mü’minlerindir; Münafıklar Her Zaman Zelildir *Kur’an-ı Kerim, kendilerini aziz, mü’minleri zelil sayan münafıkları şöyle anlatır: {يَقُولُونَ لَئِنْ رَجَعْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الْأَعَزُّ مِنْهَا الْأَذَلَّ وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَا يَعْلَمُونَ} “Hem derler ki: ‘Medine’ye bir dönelim; göreceksiniz aziz olan, zelil olanı oradan dışarı atacaktır.’ Oysa, izzet, Allah’ın, Rasûlünün ve mü’minlerindir. Ne var ki münafıklar bunu bilmezler.” (Münâfikûn, 63/8) *Mü’minler azizdir; çünkü değişik kulluklardan sıyrılmışlardır; makama kulluktan, imkâna kulluktan, güce kulluktan, rahata kulluktan, korkuya kulluktan, dünyada ebedi kalmak gibi tul-i emele kapılma duygusundan sıyrılmışlardır. Allah’a gerçek kulluk, bütün kulluklardan sıyrılmaya bağlıdır. Bu türlü kulluklardan sıyrılmayanlar “Ene Abdullah – Ben Allah’ın kuluyum!” dedikleri zaman bile hafizanallah başka bir yalan söylüyorlardır. *Cenâb-ı Allah sizi böyle bir izzetle aziz ve payidar kılmışsa bence alacağınız bir şey kalmamıştır. Allah’a intisaptan daha büyük paye, Hazreti Rasûl-ü Zişan’a intisaptan daha büyük bir mansıp yoktur. Varsın bu uğurda Cenâb-ı Allah sizi bir imtihandan başka bir imtihana, bir sürgünden başka bir sürgüne, Amerika’dan Çin’e, Çin’den Maçin’e.. nereye sürgün ederse etsin!.. Bu intisabı devam ettiriyorsanız, hep kazanma kuşağında yaşıyorsunuz demektir. Bu video 31/05/2015 tarihinde yayınlanan “Nifakın Güdümündeki Marazlı Kalbler” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/3/20234 minutes, 35 seconds
Episode Artwork

Allah'a karşı kimseyi tezkiye edemeyiz

“Allah'a karşı kimseyi tezkiye edemeyiz. Ancak sizlere olan hüsn-ü zannım çok kavidir.. Bütün hayatınıza Ramazan nazarıyla bakıyorsunuz. Siz bütün seneye sahip çıkarsanız, o zaman Ramazan sizin için ilahi bir ulufe günü olur...”
11/2/20231 minute, 51 seconds
Episode Artwork

“Bu ölsün de bu iş bitsin!” diyorlar... | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Osmanlıca ifadesiyle “isabet-i ayn”, yani (göz değmesi) vardır ve vâkidir. Bazı insanların gözü, baktığı şeye büyük bir hasret ve iştiyakla bakar; erişilmesi güç bir mazhariyet ve nâiliyet hissiyle nazar eder. Böyle derin hasret ve arzu ile bakışlardan sonra bakılan o şeyde bir arıza meydana gelebilir, bir rahatsızlık söz konusu olabilir. Buna isabet-i ayn, yahut göz değmesi denir. Rasûl-ü Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), nazarın hak olduğunu bildirdiği bir hadis-i şerifinde, “Nazar deveyi kazana, insanı mezara girdirir.” buyurmuşlardır. *Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) nazar değmesine karşı, Âyetü’l-Kürsî’yi, İhlâs, Felak ve Nâs sûrelerini okumuş, Ashabına da bunları okumalarını tavsiye buyurmuştur. Ayrıca meşâyih ve ehl-i keşf, nazarın etkisinden korunmak veya nazar isabet etmiş ise kurtulmak için Kalem Sûresi’nin 51. ve 52. âyetlerinin okunmasını tavsiye etmişlerdir. Kalem Sûresi’nde, zikri geçen âyetlerin metni ve anlamı şöyledir: وَإِنْ يَكَادُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُ لَمَجْنُونٌ وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمِينَ “O kâfirler Zikr’i (Kur’ân’ı) işittikleri zaman, hırslarından neredeyse bakışlarıyla seni kaydıracak, âdeta gözleriyle yiyecekler! Ve o ‘delinin teki!’ derler. (Delilik nerede, o nerede! Kur’ân’ın hiç delilikle ilgisi mi olur?) Kur’ân olsa olsa, sadece bütün insanlara bir derstir.” “Allah’ın yürüttüğünü kimse durduramaz!..” *Termitler, kubbeler yaptığından dolayı, eserlerine bakıp onları gergedan sanan kimseler var. Yahu Allah yaptırıyor; termitin ne haddine?!. Termitin diğer türleri karıncalar yerin altında bir delik bulur başlarını sokarlarsa, sultanlık sayıyorlar; kendilerini ak sarayda mı, pembe sarayda mı, turuncu sarayda mı zannediyorlar! O termitlere gelince, Selçuklu kubbeleri gibi onlar kubbeler yapıyorlar. Termitin kubbesine bakan onu fil gibi görüyorsa, o kendi zavallı yanılgısına ağlasın. Biz katiyen inanıyor ve biliyoruz ki, Türkiye’deki on beş milyon insanın hepsi on sekiz saatini bu işe vererek aktif hale gelse, yine de Cenâb-ı Hakk’ın inayeti söz konusu olmadan dünyanın yüz yetmiş ülkesinde 1300 okul açılmaz. Vallahi açılmaz. Kültür lokalleri açılmaz.. yurtlar açılmaz.. pansiyonlar açılmaz.. televizyonlar açılmaz.. radyolar açılmaz.. gazeteler çıkmaz.. okuyucu elde edilemez. İnâyet-i ilahiye olmayınca olmaz. *“Bu ölsün de bu iş bitsin!” diyorlar. Yanılıyorsunuz!.. Bir işi Allah sevk ve idare buyuruyorsa ve insanların ihsasları, daha doğrusu iç hamleleri diyebileceğimiz ihtisasları o Allah’ın meşiet-i sübhaniyesiyle ve irade-i sübhaniyesiyle oluyorsa, vallahi billahi tallahi onu kimse durduramaz. Onu Bizans da durduramaz, Pers de durduramaz.. Bizansça hareket edenler de durduramazlar, Persçe hareket edenler de durduramazlar, Allah’ın izniyle. Allah’ın yürüttüğünü kimse durduramaz!.. Bu video 17/05/2015 tarihinde yayınlanan “Rabbimize Sığınıyoruz” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/2/20237 minutes, 52 seconds
Episode Artwork

İstişare mi Dayatma mı? | 02.07.2007

Soru: Bazen dayatmaları, kıdemi kullanmayı, hoşumuza giden fikrin arkasında durup onun tatbikine yönelik tahşidâtı istişare zannediyor, bazen de istişare öncesi kulislerle toplantıları kendi fikirlerimiz etrafında örgüleyebiliyoruz. Bütün bu açılardan, dinin özüne ve hizmetin ruhuna uygun istişare nasıl olmalıdır? -İstişareye hislerin karıştırılmaması, heva ve hevesin akıl ve mantık yerine konmaması için insan, aklının, kalbinin ve hislerinin sâlim olduğu bir anda meşveret mevzularını bir kenara yazmalı ve arz edeceği meselelerin çerçevesini önceden iyi belirlemelidir. (00.43) -Meşverette her zaman hakkın hatırı âli tutulmalıdır; orada hiçkimse turnikeye önce girmiş olmasını, kıdemini, adını-unvanını ve izafî makamını birer dayatma unsuru yapmamalı, kendi fikrinin kabul edilmesi için diretmemeli ve asla işi inada dökmemelidir. (03.53) -Sahabe-i Kiram efendilerimiz illa kendilerinin dinlenmesini istemiyor, yaşça kendilerinden çok küçük olan kimselere bile hep söz hakkı veriyor ve tabiînden de olsa Hasan Basri gibi bir Hak eri konuşunca “Bu genç varken, niye bize soruyorsunuz ki?” diyecek kadar hakperest ve mütevazı davranıyorlardı. (07.11) -Sabah akşam göklerle münasebet içinde bulunan Rasûl-ü Ekrem Efendimiz, istişareye hiç ihtiyacı olmadığı halde hemen her meseleyi ashabıyla meşveret ediyor ve ümmetine meseleleri ortak akılla değerlendirerek hizmetleri umuma mal etme ahlakını öğretiyordu. (12.07) -İstişare meclisinde aynı hak ve hakikati söyleyecek başka kimseler varsa, insan susmasını bilmeli; kendisi söyleyince şahsından dolayı hakikate karşı da bir tepki hasıl olacaksa, onu başkasının ifade etmesini sağlamalı ve asla bir reaksiyona sebebiyet vermemeli. (17.00) -Gönüllüler hareketinin sevgi erleri pek çok mazhariyete nail olmuşlardır ama bir kısım küfür ahlakından bir türlü kurtulamamışlardır. Bu küfür ahlakının bir şubesi de manevi hayatı felç eden gıybettir. (20.05)
11/1/202325 minutes, 35 seconds
Episode Artwork

Dünya'nın dört bir tarafına yayılacaksınız! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Dünyayı Sevgi, Merhamet ve Şefkat Alınıp Verilen Bir Pazar Haline Getireceksiniz *Bir kısım ulvî değerlere sahipseniz ve kendi dininizden, ruh ve mana köklerinizden, örf ve adetlerinizden kaynaklanan bu değerlere yürekten inanıyorsanız, neden dünyanın bu gül bahçesinin güllerinden istifade etmesini sağlamıyorsunuz? Neden her tarafa birer gül atmıyorsunuz? Neden her tarafın ıtriyat çarşısı gibi gül kokmasını sağlamıyorsunuz? Belki de siz bazılarınız itibarıyla iradî olarak bunu yapmadığınızdan dolayı, cebr-i lutfî, yani yine bir lütuf, bir ihsan, lütuf tecelli dalga boyunda bir ihsan olarak hicrete zorlandınız. Cebr-i lutfî olarak gideceksiniz, oralara tohum olacaksınız. Dünyanın dört bir tarafına yayılacaksınız, ruhunuzda taşıdığınız değerleri saçacaksınız oralara!.. Alacağınız şeyler de olacak, vereceğiniz şeyler de olacak. Alışveriş yapacaksınız; sevgi, alaka, irtibat, şefkat adına bütün dünyayı adeta bu işlerin alındığı verildiği bir pazar haline getireceksiniz. Şefkat alacaksınız muhabbet vereceksiniz; muhabbet alacak şefkat vereceksiniz… Alacaksınız, vereceksiniz; dünyayı bir yönüyle sevginin, güzelliğin, aşkın, şevkin, kucaklaşmanın çarşısı, pazarı haline getireceksiniz. *Burada çıkarılan o (kırmızı) bültenler var ya, öbür tarafta meleklerin ellerinde ahiret rengini alacak; “Arkadaş, biliyor musun, bunlar senin beraat fermanın; bu uğursuzluğa el uzatanların da mahkumiyet fermanıdır!..” diyecekler. Güzel mi bu alışveriş?!. Ona talip olalım o zaman!.. Bu video 31/05/2015 tarihinde yayınlanan “Nifakın Güdümündeki Marazlı Kalbler” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
11/1/20238 minutes, 2 seconds
Episode Artwork

Kâbe kavseyn nedir? | Fethullah Gülen Hocaefendi

Kâbe kavseyn nedir? | Fethullah Gülen Hocaefendi by
10/31/20236 minutes, 25 seconds
Episode Artwork

Her Şeyi Cenâb-ı Hakk’ın Hoşnutluğuna Bağlamalı! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, haftanın Bamteli sohbetinde özetle şunları söyledi: Her Şeyi Cenâb-ı Hakk’ın Hoşnutluğuna Bağlamalı *Asıl mesele, her şeyi Cenâb-ı Hakk’ın muradına ve memnuniyetine bağlamaktır; bu, cihanların fethinden daha mualla bir meseledir. Bu açıdan, bir şey söylerken, anlatırken ve bir vesileyle insanlara faydalı olmaya çalışırken “Acaba murad-ı sübhanîsine uygun mu? İstediği ve dilediği de o muydu?” şeklinde çok ince ayarla meselenin üzerinde durmak ve değişik şerarelerden tecrid ederek o sinyali dosdoğru almaya çalışmak lazımdır. *Nazarlarımız hep Efendimiz’de olmalı!.. Selef-i salihînden geri kalmamalı!.. Zılliyet planında, onları takip edenlerin daire-yi halkaları içinde bulunmaya çalışmalı; “Bu da o halkanın içinde vardı!” dedirtmeli: “İhlas diye inliyordu, rıza diye sızlanıyordu, iştiyak ilallah diye kendinden geçiyordu.” Cenâb-ı Hak müyesser kılsın. Bir karadelik tarafından çekildiklerinin farkında değiller!.. *Enaniyetin, hodgamlığın, bencilliğin başını alıp gittiği günümüzde, nefisperestliğin, tenperverliğin, ikbal duygusunun esirip durduğu bir dönemde insanların bu saf, bu duru duygulara ulaşması çok zor. Güzergâhlar çok kirli, köprüler çok tehlikeli, karşımızdaki manzaralar çok kafa karıştırıcı, baş döndürücü, bakış bulandırıcı. Selamet-i kalbiye, selamet-i ruhiye, selamet-i hissiye Allah’ın inayeti olmazsa korunacak gibi değil. *Görenek ve tiryakilikle, âlem ne yapıyorsa insanlar da şuursuzca onun arkasından sürükleniyorlar. Niceleri bu kıstasları ayarlayamamış, kalibre edememiş; bir yönüyle, sesin ve mesajın doğrusunu alamamış veya doğrusunu alıp tabiatına mal edememiş, aldığı şeyleri tabiatının bir derinliği haline getirememiş!.. Bunlar yığın yığın dünya zevk u sefası arkasından koşuyorlar ve bunun için bütün uhrevî varidatı harap ediyorlar, feda ediyorlar, ayaklar altına alıyorlar. Derdimiz Dermandır Bize *Bize, halimize razı olmak düşer. “Arifin gönlün Huda gamgîn eder şâd eylemez!” Allah’la azıcık münasebetiniz varsa ve O’nu, rızasını, rıdvanını az biliyorsanız, irfana adım atmış sayılırsınız. Onun için de gönlünüzü hep gamgîn eder şâd eylemez. “Bende-yi makbulunu Mevlası âzâd eylemez.” Efendinin hoşuna gitmişsen şayet, âzâd edip seni hürriyete kavuşturmaz. O sana bakar, sen de hep ona bakarsın. Bu karşılıklı bakış Cennet nimetlerinden, Cennet lezzetlerinden daha leziz, daha taravetlidir. Allah ona erdirsin. *Onun için, çekilen şeylerden rahatsızlık duymamak lazım. Dertliyim dersen bela-yı dertten âh eyleme; ah edip nadanı ahından agah eyleme. Kendi içinde mağmalar gibi fokur fokur kayna dur, dert küpü ol fakat dışarıya hiçbir şey sızdırma; el-âlem “Ne zevkli, ne şevkli, ne ümitli, ne pür neşe insan!..” desinler. Bu video 31/05/2015 tarihinde yayınlanan “Nifakın Güdümündeki Marazlı Kalbler” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/31/20236 minutes, 59 seconds
Episode Artwork

Melekût Âlemi-3 | Melek ve Ruh | 17 Mart 1978, Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

• Melaike-i Kiram ve ruhanilerin mevcudiyetine inanmanın ehemmiyeti. • Melekler vefat ederler mi? • Melek ve ruh âlemlerine inanmanın, insana kazandırdığı faydalar. • Meleklerin dünyadaki değişikliklerde tesirleri olur mu? • Peygamberlerin, meleklerle ve ruhaniyatın mevcudiyetini ispat. • Medyumların verdiği haberler. • Batılı ilim adamlarının tecrübeleri. • Vefat eden insanın ruhu ne olur? • Ruhun varlığı laboratuvarda tespit edilebilir mi? • Ruhların fotoğrafı çekilebilir mi? • İnsanlar melekleri görebilirler mi? • İnsan, hak ve hakikate teveccühü nispetinde teveccüh görecektir. • Sa'd b. Muaz'ın (ra) vefatında arzın sallanıp, cenazede meleklerin hazır bulunmaları. • Mus'ab b. Umeyr'in (ra) vefatı üzerine, bir meleğin onun yerine savaşması.
10/30/20231 hour, 22 minutes, 56 seconds
Episode Artwork

Büyü ve Nazara Karşı Felak ve Nas Sureleri | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

İhlâs sûre-i celilesi, Cenâb-ı Hakk’ın lâzım-ı Zâtiyesi olan sıfât-ı kemal ile tavsifi ve Zâtına münâfî noksan sıfatlardan da tenzihi ifade etmesi açısından tevhid-i ulûhiyeti takrir eder. Kâfirûn sûresi ise, ibadet ve perestişin ancak ve ancak şerîk ve nazîri bulunmayan Allah’a mahsus olmasını ifade etmesi açısından tevhid-i ubûdiyeti takrir eylemektedir. *Felak ve Nâs sûrelerinin ikisine birden “Muavvizeteyn” denilir; bu ifade “Allah’a sığınmayı gösteren, O’na iltica ettiren, Hakk’a sığınmaya vesile, kendisiyle Rabb’e istiâze edilen” iki sûre demektir. Bu sûrelerde Allah Teâlâ, görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen, afakî ve enfüsî, insî ve cinnî bütün korkunç ve zararlı şeylerden kendisine sığınmamızı emretmiştir. *Felak Sûresi قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ “De ki: Sığınırım şafak vaktinin Rabbine: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfleyip büyü yapan büyücü kadınların şerrinden ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.” Büyü ve Nazara Karşı Felak ve Nas Sureleri *Ehl-i Sünnet âlimlerine göre, sihir bir gerçektir ve onun bazı türlerinin fizikî dünyaya tesirleri de söz konusudur; ancak bu tesir sihirbazın değil, onun sebepleri yerine getirmesi neticesinde Allah’ın yarattığı bir tesirdir. Buhârî ve Müslim gibi sahih hadis kitaplarında, Allah Rasûlü’ne de (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) büyü yapıldığından bahsedilir; böylelikle meselenin olabilirliği vurgulanmış ve ondan kurtulmanın çaresi gösterilmiştir. Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) kendisine büyü yapıldığının farkına varınca dua etmiş ve Cenâb-ı Allah’tan şifa dilemişti. Çok geçmeden Hazreti Cibrîl ve Mikâil (aleyhimesselam) gelerek işin hakikatini Efendimiz’e haber vermiş; Allah Rasûlü’nden alınan bir tarak saç-sakal ile hurma çiçeği kullanılarak Lebîd İbn-i A’sam tarafından yapılan büyünün Zervan kuyusuna atıldığını söylemişlerdi. Rasûl-ü Ekrem, bazı ashâbıyla beraber o kuyuya gitmiş ve kuyuyu kapatmışlardı. Hazreti Aişe, “Ya Rasûlallah, sihri çıkardınız mı?” diye sorunca Efendimiz, “Hayır çıkarmadım. O sihri çıkarıp çözmekle halk arasında sihrin şuyû bulmasından endişe ettim.” buyurmuş; Cenâb-ı Hakk’ın, kendisine şifa verdiğini ve şifa bulmak için illâ sihri çözmek gerekmediğini belirtmişti. (Buhari, Tıbb 47,49,50, Nesai, Tahrim 20) *Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) nazar değmesine karşı, Âyetü’l-Kürsî’yi, İhlâs, Felak ve Nâs sûrelerini okumuş, Ashabına da bunları okumalarını tavsiye buyurmuştur. Ayrıca meşâyih ve ehl-i keşf, nazarın etkisinden korunmak veya nazar isabet etmiş ise kurtulmak için Kalem Sûresi’nin 51. ve 52. âyetlerinin okunmasını tavsiye etmişlerdir. Kalem Sûresi’nde, zikri geçen âyetlerin metni ve anlamı şöyledir: وَإِنْ يَكَادُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُ لَمَجْنُونٌ وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمِينَ “O kâfirler Zikr’i (Kur’ân’ı) işittikleri zaman, hırslarından neredeyse bakışlarıyla seni kaydıracak, âdeta gözleriyle yiyecekler! Ve o ‘delinin teki!’ derler. (Delilik nerede, o nerede! Kur’ân’ın hiç delilikle ilgisi mi olur?) Kur’ân olsa olsa, sadece bütün insanlara bir derstir.” Bu video 17/05/2015 tarihinde yayınlanan “Rabbimize Sığınıyoruz” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/30/202311 minutes, 11 seconds
Episode Artwork

HZ EBUBEKİR VE HZ ÖMER DÖNEMİNDE HRİSTİYANLIK ALTIN DÖNEMİNİ YAŞADI

01:24 Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer döneminde Hristiyanlık altın dönemini yaşadı. 02:16 O gün kiliseler sabahtan akşama kadar hristiyanların, papazların, ruhani reislerin dualarıyla inledi durdu. 02:46 Cami olduğu yerde kalsın ve kiliseye ilişilmesin! 04:59 İnsanlığın muhtaç olduğu o şeyi insanlığa vereceksiniz. 06:09 Gelecekte de inşallah en ali manada emniyeti temsil edecek ve insanlığı huzura kavuşturacaksınız.
10/29/20236 minutes, 24 seconds
Episode Artwork

MÜSLÜMAN TERÖRİST OLABİLİR Mİ

Müslüman Terörist Olabilir mi? 0:57 Bir müslüman Allah rızası için hareket eder 02:00 Meşru gayenin vesileleri gayr-ı meşru olamaz! 03:06 Hiçbir zaman devlet kurma bir insan için gaye olamaz! 04:42 Müslüman terörist olamaz!.. 04:48 Hiçbir terörist de Müslüman değildir!!! 06:15 Masum insanları öldürmeyi müslümanlıkla telif etmek mümkün değildir 06:58 İstanbul halkının cennete girmesi için bir tek adam öldüremez! 08:13 Terörizmi İslamiyetle telif etmek mümkün değildir
10/28/20239 minutes, 17 seconds
Episode Artwork

'’İlk Adımlar - 2. Bölüm’' - ÇOCUĞUMLA BÜYÜYORUM (11.BÖLÜM)

9 ayın sonunda sağlıkla dünyaya gelen bebeğinizle artık tanışma zamanı.. -Çocuklarda ‘Ayrışma ve bireyselleşme’ kavramlarını açıklar mısınız? -Ayrışma ve Bireyselleşme neden önemlidir? -Ayrışma ve bireyselleşmenin sağlıklı olabilmesi için babaya ne gibi sorumluluklar düşmektedir? -Bu sürecin sağlıklı atlatılabilmesi için neler yapılabilir?
10/27/202339 minutes, 50 seconds
Episode Artwork

Bazı şeylerde geç kalmışız, ahesterevlik etmişiz! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Mü’min yeryüzünde emniyet ve güvenin teminatçısıdır. İnsanlığın İftihar Tablosu, emniyet ve güven telkin edenlerin en başta geleni, zirve emniyet ve güven telkin edenidir. Bundan dolayıdır ki nübüvvetle serfiraz kılınmadan evvel de O’na Muhammedü’l-Emin diyorlardı (sallallâhu aleyhi ve sellem). Kırk yaşına kadar, adından daha çok dillere pelesenk edilen unvan “Muhammedü’l-Emin” idi. O emniyetiydi ki, ilk başta Hazreti Sıddık’lar için referans oldu. *Üzerinize gelindikçe, metafizik geriliminizi bir kat daha artırmak düşer size. Bazı şeylerde geç kalmışız, ahesterevlik etmişiz. Tizreftar olmamız lazımmış ayağa paçayı, eteği dolaştırmadan; bu da mantığın, teyakkuzun, temkinin gereğidir. *İhmal ettiğimiz şeyler olmuş bugüne kadar, bu mâfâtı telafi için herhalde hızımızı artırmamız, vitesi değiştirmemiz lazım. Bunu yaparken de tedbir ü temkinde kusur etmememiz lazım. Kimseyi rahatsız etmeme, başkalarını gıpta ve hasede sevk etmeme, elin-âlemin farklı düşüncelerine karşı savaş ilan etmeme konularında çok dikkatli davranarak, elden geldiğince güzergâh emniyetini tehlikeye atmadan vitesi ikiye katlamak lazım. İşte birbirine zıt gibi görünen bu iki hususu at başı götürürseniz, Allah’ın izni ve inayetiyle, kimse size ilişemeyecektir. *Kim Allah içinse, Allah (celle celaluhu) onları kendi başlarına, yapayalnız bırakmaz. “Allah bize kâfidir. Allah bize yeter!” mülahazalarına sığınarak, sa’ye sarıl; gayretten, cehdden, aksiyondan geri durma!.. Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol!.. Yaptığın her şeyin altı dolu olsun, mantıkla çelişmesin, hissiyât-ı insaniyeye mütenakız düşmesin, insani değerlerle mütenakız hale gelmesin.. hikmet odur!.. Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!.. Bu video 17/05/2015 tarihinde yayınlanan “Rabbimize Sığınıyoruz” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/27/20236 minutes, 38 seconds
Episode Artwork

Mühim Olan İnsanın Bütün Hayatını Ramazan Yapmasıdır

“Ramazan, Allah ayıdır, müminler için bir vazife mevsimidir. Fakat mühim olan mesele Ramazan'ın on bir ay içinde istikbal edilmesi ve bir insanın bütün hayatını Ramazan yapmasıdır. Siz yaparsanız Allah böyle bir lütfu sizden esirgemez..”
10/26/20231 minute, 43 seconds
Episode Artwork

Bir yerde bir avuçluk bir hırsızlık yaparsanız... | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Kendini yüce mefkûreyi ikâmeye adamış insanların nazarında başka en önemli şeylerin bile sinek kanadı kadar kıymeti yoktur. Cenâb-ı Allah’ın rızası, Rıdvan’ı, rü’yeti ve vadettiği ebedi saadet karşısında Hazreti Pîr’in de Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’den nakille ifade ettiği gibi dünyanın sinek kanadı kadar kıymeti yoksa şayet, kendini bu işe adamış insanların nazarında da dünya ve mafihanın bir sinek kanadı kadar kıymeti olmamalıdır. *“Hikmet-i dünya ve mâ fîhâ bilen ârif değil / Ârif oldur bilmeye dünya ve mâ fîhâ nedir.” (Fuzuli) *Âlemi nasıl bilirsin? Kendin gibi!.. Dünyaya perestiş eden insanlar, sizin bu koşmalarınızı da o türlü şeylerin arkasından koşma gibi değerlendirebilirler. Sizi de kendileri gibi görebilirler. “Acaba şimdi değilse bile gelecekte bunların da sarayda, saraycıkta, gemide, gemicikte, villada gözleri var mı?” diye düşünebilirler. Cahildir onlar, mazur görün onları. Onlar için de hidayet dilek ve temennisinden dûr olmayın. Keramet Sahibi Değil İstikamet Eri Olmaktır Marifet!.. *Hiç kimse gönlünüze girdiğinde ayakta kalacağı endişesine kapılmamalı. Mutlaka orada herkesin bir sandalyesi, bir koltuğu olmalı; geldiğinde gönlünüzde kendine bir yer bulmalı. Bu fiilî bir duadır. Cenâb-ı Allah onu fiilî bir dua kabul buyurur. Bakarsınız, bütün bütün istidadı körelmemiş insanlar, sağda-solda yalpa yapsalar bile, patikalarda yürüseler bile, dağ-dere-tepe düşe kalka emekleseler bile, bir gün döner gelir, Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) güzergâhında yürümeye dururlar. *Önemli olan bizim o güzergâhta yürümeyi devam ettirmemizdir. Küçük bir zikzak çizme, yolun kenarına gitme, bazen patikada yürüme, bazen trafiğe göre yürünmeyecek yerde yürüme, başkalarının kafalarında tereddüt hâsıl eder. İstikamet çok önemli bir faktördür. Sadakat Allah kapısında çok önemli bir faktördür, fakat bunların en önemli, en inandırıcı referansı devam ve temadîdir. Bu, o istikamet içinde yürümekten daha önemlidir. Çünkü bu halinizle kimseyi aldatmamış olursunuz. *Bir gün uçuyor gibi olabilirsiniz.. gidip Kâbe’yi tavaf ediyor olabilirsiniz.. Ravza-yı Tahire’ye yüz sürebilirsiniz.. yüreğiniz İnsanlığın İftihar Tablosu’nun aşk u heyecanıyla çarpabilir. Fakat bir yerde bir avuçluk bir hırsızlık yaparsanız, o ölçüde bir rüşvete girerseniz ve halk nazarında o ölçüde bir itibar kaybına uğrarsanız, o güne kadar yaptığınız bütün güzellikler gümbür gümbür yıkılır. Ve ne yaparsınız siz? Kendi düşünce ve inanç dünyanıza itimadı yıkmış olursunuz. Bu video 17/05/2015 tarihinde yayınlanan “Rabbimize Sığınıyoruz” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/26/20238 minutes, 23 seconds
Episode Artwork

Anne-Babanın Üslûbu | 02.07.2007

Soru: Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) Hazreti Fâtıma’nın (radiyallahu anha) bir işaretiyle hemen onun evine gitmesi, her haliyle ilgilenmesi nazar-ı itibara alınırsa, anne-babaların evlenen çocuklarına karşı tutumları nasıl olmalıdır? Günümüzde evlenen gençler, anne-babaların, kayınpeder ve kayınvalidelerin alâkalarını kendilerine müdahale gibi anlıyorlar; bu konuda sırat-ı müstakim esasları nelerdir? – İnsanlığın İftihar Tablosu, Cenâb-ı Allah’ın “benzersiz ve örneksiz yaratan” manasına gelen “el-Bedi” ism-i cemîline de mazhar olduğundan her meseleyi evveli ve âhiriyle birden görüp hep en uygun şekilde hareket etmiştir. (00.52) – Rehber-i Ekmel Efendimiz, dünyevî işler için bir yardımcı isteyen Hazreti Fâtıma annemize ukbanın yamaçlarını göstermiş ve onun nazarlarının sürekli ahirete müteveccih olması gerektiğini işaret etmişti. (05.14) – Hazret-i Fâtıma’nın hazîn sözleri ve gözyaşları… (06.00) – Anne-babalar, çocuklarının uygun olmayan isteklerine nasıl mukabele etmeliler? (11.31) – Anne-baba, çocuklarına karşı öyle şefkatli davranmalı ve bu konuda öyle istikrarlı bir tavır sergilemelidir ki, çocuk, onların her zaman kendi yanında olduğuna ve ne yaparlarsa yapsınlar onun iyiliğini düşündüklerine imanın bir rüknü gibi inanmalıdır. (16.45) – Evde, çocukların görüp duyabileceği şekilde tartışan ve kavga eden anne-babalar birbirlerinin kredilerini bir anda tüketmiş, itibarlarını yiyip bitirmiş ve çocuklarını da güvensizliğe, saygısızlığa, aileden uzaklaşmaya itmiş olurlar. (19.23)
10/25/202325 minutes, 15 seconds
Episode Artwork

Nefsinden emin olan, kendi emniyetini yitirmiş demektir! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Allah’a güvenen, sa’ye sarılan, hikmete râm olan mutlaka zaferyâb olur. Burada olmasa orada olur.. can hulkuma girdiği zaman, kabre girdiği zaman olur.. ötede olur. *Nefsinden emin olan, kendi emniyetini yitirmiş demektir; emin olmamak lazım. Hazreti Pir’in ifadesiyle, nefs-i emmâre pılını pırtısını toplayıp gittiği zaman bile vazifesini âsâba devrediyor; onlarla da aynı fonksiyon eda ediliyor; şeytanın aynı madikleri insan için yine söz konusu olabiliyor. Bu açıdan taleplerimizin ne ölçüde nefs-i emmâreden azade olduğunu bilememekle beraber, her şeye rağmen istiyoruz ki: İki üç asırdan beri ağlayan Müslümanların yüzü gülsün. Hususiyle yutkunup duran ve sineleri ızdırap içinde kıvranıp duran Müslümanlar, o sıkıntıdan, ızdıraptan, kalaktan, heymandan sıyrılıversinler!.. O’nun rahmetinin vüs’atine ve fazlının enginliğine güvenerek bunu istiyoruz. Şu kadar var ki, istediklerimizi isterken, “Allahım Senin muradın!..” demeyi de ihmal etmemek lazım. Bu video 17/05/2015 tarihinde yayınlanan “Rabbimize Sığınıyoruz” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/25/20235 minutes, 57 seconds
Episode Artwork

İnsanlar kendilerine fayda getirmeyeceğini bilmesine rağmen put-yıldıza neden taparlar?

İnsanlar kendilerine fayda getirmeyeceğini bilmesine rağmen put-yıldıza neden taparlar? by
10/24/20236 minutes, 23 seconds
Episode Artwork

Hayr, Allah Teâlâ’nın ihtiyar buyurduğu husustadır! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Hayr, Allah Teâlâ’nın ihtiyar buyurduğu (seçtiği) husustadır!” deyip, Cenâb-ı Hakk’ın takdîrinin her zaman en isabetli, bereketli, faydalı, sevaplı ve akıbet itibarıyla da en hayırlı tercih olduğuna inanmalı ve takdir-i ilahîye gönülden teslim olmalıdır. O, neyi murat buyurmuşsa, hayr ondadır. Dua ederken “Herkesi Cennet’e koy, herkesin kalbini imanla doldur, imanla şahlandır.” gibi bir talepte dahi bulunsam, bütün bunlardan sonra hemen “Allahım bunlar Senin murad-ı sübhânîne uygun olsun.” deme lüzumu hissediyorum. Çünkü O’na saygı çok önemlidir. *Allah’ın ihtiyar buyurduğu şeyde hayr vardır. Biz O’nun takdirlerini rıza ile karşılarsak, o rıza bize öyle razı olma şeklinde döner ki!.. Aslında İslamî sistemdeki rıza, Cenâb-ı Hakk’ın rızasından başlar. Ehlullah meseleye tedellî (en âlâdan başlayıp aşağı doğru gitme) zaviyesinden yaklaşmış ve “Allah sevmeyince siz sevemezsiniz; O sizden razı olmayınca, siz rıza ufkuna ulaşamazsınız.” demişlerdir. Onlar biraz da eşyanın perde arkasına göre hüküm verdiklerinden dolayı, Cenâb-ı Allah’ın rızasının önce geldiğini, kulun Allah’tan hoşnut olmasının ise onu takip ettiğini söylemişlerdir. Nitekim ayet-i kerimelerde “Allah onlardan, onlar da Allah’tan râzı olmuşlardır.” (Maide, 5/119; Beyyine, 98/8) denilmiş ve önce Allah’ın hoşnutluğu zikredilmiştir. *Biz, رَضِينَا بِاللهِ رَبًّا وَبِالْإِسْلَامِ دِينًا وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولًا “Rab olarak Allah’tan, din olarak İslâm’dan, rasûl olarak da Hazreti Muhammed’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) razı olduk.” derken, bunu gönlümüzden koparak diyorsak, bu O’ndan geliyor demektir. Aslında her şey O’ndan geliyor. مَا شَاءَ اللهُ كَانَ وَمَا لَمْ يَشَأْ لَمْ يَكُنْ “Olmasını dilediği hemen olur, olmamasını dilediği de olmaz.” Olan da olmayan da, inkişaf eden de etmeyen de O’nun irade-i sübhâniyesine vabestedir. Bu video 24/05/2015 tarihinde yayınlanan “Tazyiklerden sonra sürpriz inkişaflar” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/24/20234 minutes, 50 seconds
Episode Artwork

Melekût Âlemi-2 | Melek ve Ruh | 10 Mart 1978, Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

• Her şey aklın terkib ve tahlilinden ibaret değildir. • Mümin fizikötesi hadiselere göre hayatına istikamet verebilir mi? • İnsan etrafında olup bitenleri nasıl değerlendirmelidir? • Melekleri inkârın neticeleri nelerdir? • Meleklerin varlığının ispat edilmesi. • Kur'an-ı Kerim'in 100 ayetinin haber vermesi. • İlim adamlarının medyumların vs müşahedeleri. • Ruhun misallerle ispatı. • Temessülat âlemi nedir? • Uzaktan kumanda ile tedavi mümkün müdür? • Allah'ın inayeti her şeyi kazandırabilir. • Kendinden geçme ve kendini aşma nasıl olur? • Allah'ın (cc) rızası tüm işlerin anahtarıdır. • Razı oldukları Allah, melekleri yardıma gönderir. • Bedir savaşında meleklerin yardımı.
10/23/20231 hour, 30 minutes, 52 seconds
Episode Artwork

Tevfik-i ilahinin vesilesi vifak ve ittifaktır. | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Her balyozlanmanın ardından hem kemmiyet hem de keyfiyet açısından inkişaf ettiniz!.. *Gördüğünüz gibi bir buçuk senedir balyozlanıyoruz. Belki daha eski yıllara da gidebilir; 60’lı yıllar balyoz, 70’lı yıllar balyoz, 80’li yıllar balyoz, 28 Şubat balyoz. Hep böyle sürekli balyoz gelmiştir; fakat sanki balyozlanmalar hem kemmiyet hem de keyfiyet açısından sizin daha fazla inkişafınıza vesile olmuştur. *Bir taraftan Zât-ı ulûhiyete teveccüh-ü tamla teveccüh etmek suretiyle ciddi bir metafizik gerilime geçmişsinizdir. Diğer taraftan, böyle bir dönemde bünyan-ı marsus haline gelmek gerektiğini görmüş, Hazreti Pir’in “Tevfik-i ilahinin vesilesi vifak ve ittifaktır.” sözüne itimat ederek saflarınızı sıklaştırmışsınızdır. Hadiseler, cebrî vifak ve ittifaka sizi zorlamış, adeta size “derlenin toparlanın” demiş. Bir kısım zayıf karakterli insanlarda dökülme olabilir fakat siz derlenip toparlanmışsınız. O da sağanak sağanak tevfikât-ı sübhaniyesini başınızdan aşağı yağdırmıştır. *Bu açıdan da böyle bir tazyik size yeni yeni kapıların açılmasına vesile olabilir. Oturur derin derin düşünürsünüz: Kim bilir, belki halk ifadesiyle diyeceğim işlerin tıkırında gitmesi bizi ülfet ve ünsiyete düşürmüştü; duygu, düşünce ve meselelere bakış açısından matlaşmaya sevk etmişti. Şimdi yapılan şeyleri bir kere daha ülfet üstü gözden geçirerek “Şu da yapılabilir, bu da yapılabilir!” dersiniz. Bu itibarla da belli bir yolda yürüyorken, Cenâb-ı Allah bizi o yolun kenarlarında yeni şehrahlar oluşturmaya sevk ediyordur. Cebr-i Lutfî Açılımlar ve İlahî Takdire Rıza *Evlerde tazyik gördüğünüz zaman yurda sıçradınız.. bir tazyikle yurtları okullar haline getirdiniz.. bir gün geldi, okullar dünya okulları haline geldi; belki binlerce, belki milyonlarca insan size sempati duymaya başladı; ihtida eden insanların sayısını da Allah bilir. *Cenâb-ı Hak böyle bir şeye eğer bunları vesile kılıyorsa, o mevzudaki tazyikleri, balyozları, mızraklanmaları da yine bir yönüyle rahmet tecellisi gibi görmek lazım. Hazreti Pir, buna kendi terminolojisi içinde “cebr-i lutfî” diyor. Bu video 24/05/2015 tarihinde yayınlanan “Tazyiklerden sonra sürpriz inkişaflar” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/23/20238 minutes, 12 seconds
Episode Artwork

ZALİMLERİ KİM TEDİP EDECEK!

Zalimleri kim tedip edecek! 01:48 Zalimleri kim tedip edecek? Allaaaah! 03:16 Demokrasi yamaçlarında yetişse bile demokratik düşünceye ulaşamayan insanlar var! 03:56 İman teslimi, teslim tevekkülü, tevvekkül saadet-i dareyni netice verir 06:38 Peygamberi öldüren de cehennemliktir, peygamberin eliyle ölen de cehennemliktir.
10/22/20237 minutes, 1 second
Episode Artwork

DİNİN RUHU NEDİR

Dinin ruhu nedir? 0:44 Dünya ve içindekilere bir tekme vurduğunuzda yol genişliyor 03:50 Bu kavga dimin kavgası değildir!.. Nefsinizin kavgasıdır bu kavga! 06:34 Dine fatura edilemez bu mesele! 07:56 Her ne istiyorsa verin, hakkını bana helal etsin
10/21/20239 minutes, 43 seconds
Episode Artwork

Cennet’in göbeğine otağını kurmak isteyenler... | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

“Ne helva ne de selvâ, illâ rü’yet-i Mevlâ!..” *Mukteza-yı beşeriyet, hatalarımız ve nisyanlarımız olmuş olabilir. Fakat dünya adına bir talebimizin olmadığı bellidir. *İnsan gibi ahsen-i takvime mazhar bir varlık, Allah’tan ve O’nun rızasından başka hiçbir şeyi gaye-i hayal yapmamalı, hiçbir şeyi ideal haline getirmemeli. İlle de bir mefkûre arkasında koşacaksa, Cenâb-ı Hakk’ın rızası, teveccühü ve cemâl-i bâkemâlini görme için koşmalı. *Ne helva ne de selvâ, illâ rü’yet-i Mevlâ!.. Ne kudret helvası isterim ne de bıldırcın eti; benim muradım yalnızca Cenâb-ı Hakk’ın rü’yeti!.. Râbia Adeviyye validemiz, kendisine dünyevî nimetler teklif edenlere “Allah Allah, beni niye böyle hakaret zeminine çağırıyorsunuz. Ben ‘İlle rü’yet-i Mevlâ.. ille rıza-yı ilahî!..’ diyorum.” şeklinde cevap verirmiş. “Münacât-ı Seheriyye” adıyla meşhur duasında da görüldüğü üzere şöyle nida edermiş: إِلهِي، لَسْتُ فِي الْبَلْوَى، وَلَا أَشْكُو مِنَ الْبَلْوَى، مُرَادِي مِنْكَ يَا سُؤْلِى بِلَا مَنٍّ وَلَا سَلْوَى، وَإِنْ أَعْطَيْتَنِي الدُّنْيَا وَإِنْ اَعْطَيْتَنِي الْعُقْبَى، فَلَا أَرْضَى مِنَ الدَّارَيْنِ إِلَّا رُؤْيَةَ الْمَوْلَى “Allahım! Hamd ü sena olsun ki, belâlar içinde değilim ve Sana belâlardan şikâyet etmeyeceğim. Ey muradımı gerçekleştirmeye kâdir yüce Rabbim; Senden istediğim ne “kudret helvası”dır ve ne de bıldırcın eti. Bana dünyâyı da versen âhireti de, her iki âlemi bağışlasan bile, yine razı olmam; ben Seni dilerim Rabbim, ancak rüyetinle hoşnutluğa ererim.” * Allah Teâlâ şimdiye kadar “Ne helva ne de selvâ, illâ rü’yet-i Mevlâ!..” diyen hiç kimseyi hiçbir zaman yolda bırakmamıştır; onlardan yolda takılıp kalanlar olmamıştır. Yürüyüp gidenler de otağlarını götürüp cennetin göbeğine kurmuşlardır. Beş on dâhi dimağına sahip olmaktansa her meseleyi üç beş insanla istişare etmek daha kıymetlidir!.. *Heyet içinde olunca insan yanılmaz ya da yanılgıya çok az düşer. Ben yanılabilirim, bir başka fert de yanılabilir, yanılma hepimiz için söz konusudur; fakat kafa kafaya vermiş, her meselesini ortak aklın süzgecinden geçiren insanların yanılma nispetleri çok azdır. Çünkü orada birinin fikri, diğerinin fikrini rötuşlar, onu bir yönüyle istikamete çağırır. *Onun içindir ki Rasûl-ü Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor: “Cennet’in göbeğine otağını kurmak isteyenler cemaatten ayrılmasınlar.” Toplu halde hareket etsin, düşüncelerini o toplum içinde nazar-ı itibara alsın ve değerlendirsinler; analizlerini, sentezlerini toplumla yapsınlar; herkesin aklına, düşüncesine saygılı olsunlar; meselelerini kendi darlıkları içinde ele almasınlar. *İnsan, dâhi bile olsa, hatta on dâhi dimağını bile taşısa, bu beş tane düz insanla istişare etme kıymetinde değildir ve başarıları da o nispette olur. Arkadaşların bu çizgiyi takip ettikleri istikametinde kanaatimiz tamdır. Öyle olmasaydı zaten, Allah bütün bütün tokatlar ve dağıtırdı. Bu video 24/05/2015 tarihinde yayınlanan “Tazyiklerden sonra sürpriz inkişaflar” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/20/20235 minutes, 5 seconds
Episode Artwork

Kim bilir sırada nasıl bir lütuf var! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Sıkıntı ve musibetler, Cenâb-ı Hakk’a yürekten teveccüh çağrısıdır!.. *Şimdiye kadar yaşadığımız her tazyik dönemini Allah’ın izni ve inayetiyle sürpriz açılımlar takip etmiştir. Bu tazyiklerden sonra da Cenâb-ı Allah nasıl bir yöne yönlendirir onu bizim kestirmemiz mümkün değil. Ancak biz önümüze, arkamıza, sağımıza, solumuza çok iyi bakarak, bulunduğumuz konumu rantabl değerlendirmeye çalışmalıyız. *İçinde bulunduğumuz hadiselerin tazyiki karşısında hemen paniklememeli!.. Mevlâ, şimdiye kadar eltâf-ı sübhaniyede bulundu, kim bilir sırada nasıl bir lütuf var. Belki öyle bir lütfa hazırlamak için, büyükleri yaptığı gibi, bizim gibi küçükleri de bir tazyikten geçiriyordur. *Allah Teâlâ, büyükleri, derecelerinin yükselmesine vesile olsun ve temsil ettikleri konumun hakkını versinler diye, tabir-i diğerle arş-ı kemalâtlarına uygun şekilde bir tazyike maruz bırakmıştır. Zılliyet planında o işi götürenleri de bu türlü tazyiklere maruz bırakarak, Kendisine daha yürekten yönelmelerini istiyordur. Muzdarr olmayınca, yani sebepler bütün bütün uçup elden gitmeyince, Müsebbibü’l-esbab’a yönelme çok defa zor olur. İnsan başka zamanlarda şeklen yönelse, el kaldırsa, başını yere koysa, yalvarsa da ızdırar halinde, sebeplerin bütün bütün çekip gittiği anda, Hazreti Pir’in ifadesiyle, nur-u tevhid içinde sırr-ı ehadiyetin zuhur etmesi çerçevesinde, ölçüsünde, seviyesinde O’na yönelemeyebilir. *Bu açıdan da o tazyikler, yürekten, bütün benliğimizle, kendimizden sıyrılarak, O’nunla aramızda bir hüsufa, bir küsufa sebebiyet vermeden Müsebbibü’l-esbâb’a yönelebilmemiz; bize gelen şuaların önünü kesmeden, daha rahat, aydınlık içinde ileriye doğru yürümemiz için cebr-i lutfîdir. Zikredilen neticelerin husulü için Allah Teâlâ böyle muvakkat bir ızdırar haline itebilir. O ızdırar hali içinde, geleceğe bakarsınız ızdıraplarınız rahmet şualarına dönüşür Allah’ın izni ve inayetiyle. *İnsanlar öteden beri yanılarak hep böyle kitle psikolojisiyle sağa-sola saçılmış ve savrulmuşlardır. Fakat şöyle-böyle saçılıp savruldukları gibi, akılları başlarına gelince derlenip toparlanmaları da katlanarak olmuştur. Bu video 24/05/2015 tarihinde yayınlanan “Tazyiklerden sonra sürpriz inkişaflar” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/19/20234 minutes, 44 seconds
Episode Artwork

Melekût Âlemi-1 | Melek ve Ruh | 3 Mart 1978, Bornova | Fethullah Gülen Hocaefendi

• Ahirete inanan insanın diğer insanlardan farkı ne olmalıdır? • Madde ötesine ve meleklere inanmanın önemi. • Meleklerin dereceleri. • Meleklerle insanların mukayesesi. • Meleklerin kulluğu mu, yoksa insanların kulluğu mu üstündür? • İnsanlar melekleri görüp bilebilirler mi? • Meleklerin özellikleri nelerdir? • Meleklerin insana faydası olabilir mi? • İnsanın her yaptığı melekler tarafından yazılıp tespit edilmektedir. • Her meseleye kendi yoluyla gidilir. • Her meselede bazı temel şartlar vardır ki onlar sız hiç bir iş halledilemez. • Dupduru bir gönülle Cenab-ı Hakk'a teveccüh. • Bunların ötesinde Allah'ın (cc) yardımı. • Allah melekleri insanlara yardımcı olarak gönderir.
10/18/20231 hour, 29 minutes, 53 seconds
Episode Artwork

Belayı ve musibeti ne kadar minimize ederseniz... | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Seleften Allah razı olsun halefe ne kadar çok iş bırakmışlar. Sizin döneminizde Hazreti Pir-i Muğan Şem-i Taban, Mısır’da bir başkası, Suudi Arabistan’da bir başkası, Pakistan’da bir başkası; herkes kendi ufku ve ufkundaki enginliği ölçüsünde ortaya bir şeyler koymuştur. Arkadan gelen nesillere bu doneleri değerlendirmek düşmektedir. Bunu yapmak suretiyle kendi dünyanızın rengini dünyaya aksettirin, o mükemmel dantelayı bütün dünyaya gösterin, onlarda imrenme duygusu uyarın. Belayı ve musibeti ne kadar minimize ederseniz, Allah’ın izni ve inayetiyle, insanlık o kadar huzurlu bir dünyada yaşamış olur. *Evet, geçmişte kavgaya, gürültüye, patırtıya sebebiyet vermiş hadiseleri deşelemek suretiyle günümüzde yeni kavga unsurları oluşturmamak, aksine güzergâh emniyeti adına herkese açık durmak lazım. Kardeş, dost, taraftar, muhip, sempatizan, ilişmeyen ve arafta (bir o tarafa bakan, bir de bu tarafa bakan, bazen dökülen bazen de siz kalkıp yürüdüğünüz zaman çıkarları o istikamette olduğundan dolayı sizin yanınızda) bulunanlara kadar alaka dairesini geniş tutmak lazım. *Hazreti Mevlana’nın ifadesiyle “Bir ayağım İslam’ın merkezinde, öbür ayağım yetmiş iki millet içinde!..” Hazret öyle diyor, öyle bir daire çiziyor. Böyle engin bir vicdanla insanlığa bakmak lazım. Zira kinlerin, nefretlerin, gayzların, öfkelerin şimdiye kadar insana bir şey kazandırdığı hiç görülmemiştir. Geleceği Omuzunda Bayraklaştıracak Genç Nesiller *Düne kadar Türkçe Olimpiyatları adıyla, şimdilerde Dil ve Kültür Festivali unvanıyla yapılan faaliyetleri yasak ettiler; “Burada olmasın!” dediler, “Yaptırmayacağız!..” dediler. Sağ olsunlar, hidayet defterlerine yazılsın bu, kaydedilsin!.. Bu sene yirmi yerde yapıldı. Yirmi yerde Türkiye’de olandan daha parlak icra edildiği için, arkadaşların bu mevzuda aşk u iştiyakları daha bir arttı. Diyorlar ki: “Yahu 40 ülkede de yapmak mümkünmüş bunu! Niye 40 ülkede yapmadık?!.” Öyleyse gelecek sene 40 ülkede yapacak şekilde bu meseleyi projelendirelim Allah’ın izni ve inâyetiyle. Nasıl olsa varidat, semalar ötesinden geliyor. Nasıl olsa, Cenâb-ı Hak vüdd vaz ederek, kalbleri size tevcih ediyor. *Geleceği omuzunda bayraklaştıracak genç nesiller.. siyahı, esmeri, mavi gözlüsü, kara gözlüsü, kıvırcık saçlısı, düz saçlısı, uzun saçlısı, kısa saçlısı… birbiriyle öyle mezc oldu, öyle kaynaştı, öyle bütünleştiler ki, bunlar geleceğin eliti olmak üzere yürüyorlar ve geleceğin huzur dünyası adına her birisi adeta inandıran çok önemli bir mesajdır. Aslında olan şeyler, gelecekte olacak şeylerin en inandırıcı ve en yanıltmayan referansıdır. Bu video 07/06/2015 tarihinde yayınlanan “Tarih Şuuru ve Sulh Ruhu” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/18/20237 minutes, 57 seconds
Episode Artwork

Lütfunda da Hoş, Kahrın da! | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Bu video 04/03/2018 tarihinde yayınlanan " MUSİBETLERİN EKŞİ ÇEHRESİ VE HİKMETİN GÜZEL YÜZÜ" isimli bamtelinden alınmıştır. Yayının tamamını buradan izleyebilirsiniz :http://herkul.org/bamteli/bamteli-mus.... Bela ve musibetler, dış yüzleri itibarıyla çirkin, sevimsiz, iç bulandırıcı ve aynı zamanda insanın nöronlarına, Hipofiz bezine, Talamus bezine gelip çarpan şeytanî şerâreler mahiyetinde duyulur, hissedilir. Fakat meselenin sonucuna/neticesine bakmak lazımdır. Bu bakış açısı da aslında size, bize ait değildir, Kur’ân’ın fermanıdır: وَعَسَى أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَعَسَى أَنْ تُحِبُّوا شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْ “Olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da o şey hakkınızda hayırlıdır; bir şeyi seversiniz ama o şey de hakkınızda şerlidir.” (Bakara, 2/216) Mesela, i’lâ-i Kelimetullah istikametinde çekilen çileler.. o mevzuda bir yönüyle duygu-düşünce açısından kıvamın önemli bir unsuru olan manevî cihadlar, mücahedeler, manevî savaşlar.. Allah Rasûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) “cihâd-ı ekber” dediği şey… Antrparantez arz edeyim: “Günümüzde maddî kılıç, kınına girmiştir; Kur’an’ın elmas düsturları, elmas prensipleri hükümfermadır.” Küreselleşen bir dünyada o türlü şeylere gitmek, katliamlara sebebiyet verir, ardı arkası kesilmeyen savaşlar fâsid dairesine sebebiyet verir, vuruşmalar kısır döngüsüne sebebiyet verir. Hele günümüzdeki o korkunç silahlarla?!. 1945’lerdeki, 50’lerdeki Japonya’nın başına patlayan silahlar değil; bunlar, bugün bir yerde patladığı zaman, Amerika’nın yarısını alıp götürecek kadar korkunç silahlar!.. Bir Batılı düşünürün dediği gibi: “Bir üçüncü cihan savaşında, maktûl mezara, kâtil de yoğun bakıma kalkar!” Şimdi buna karşı sizin kalkanınız, sütreniz, siperiniz, insanî değerleri öne çıkarma, sevgiyi öne çıkarma, kucaklaşmayı öne çıkarma olmuştur/olmalıdır. Burada bir şey soracağım, vicdanlarınızla cevap verin: Sizler ve sizin arkadaşlarınız dünyanın değişik yerlerine açılırken, bunun (sevgi, kucaklaşma ve insanî değerlerin) dışında ne götürdünüz? Efendim, “Biz renk körüyüz!” dediniz. Efendim, “Duyma sağırıyız!” dediniz. Dolayısıyla elin-âlemin değişik anlayışsızlıklarına karşı, anlayışlı davrandınız. Duymaları gerekli olan “mesmûât”ın yanında farklı duyuşları duyucu oldunuz. Elin-âlemin farklı dil kullanmasına karşılık, siz, gönülleri yumuşatacak bir dil kullandınız. Kalbiniz gül gibi oldu; gezdiğiniz caddeler, sokaklar, çarşı-pazar da ıtriyat çarşısına döndü. Bağırlarını açtılar. Size yol verdikleri zaman da eşrârın şerrinden emniyet adına yol verdiler: “Gidin, koruyamayacağız sizi!” dediler ama zannediyorum yüreklerine kan damlıyordu. Evet, bir gün şartlar/konjonktür müsait olduğu zaman dönüp gideceğinizi/geleceğinizi bekleme sevdası ile zannediyorum bir intizar içindeler şu anda da. İnşaallah, Cenâb-ı Hak, o günleri de gösterir; eşrârın er geç akîm kalacak o hâinâne gayretlerini, sa’ylerini, himmetlerini akîm bırakır, inşaallah teâlâ. Evet, bazen dış yüzü itibarıyla, kabuğu itibarıyla çirkin görünen şeyler vardır; fakat iç yüzü itibarıyla çok lâtiftir. Başta, konuya başlarken, Alvar İmamı’nın sözüyle ifade ettik: Seyyidinâ Hazreti Âdem’in yaşadığı, bir zelle idi. Bir zelle idi ki, ثُمَّ اجْتَبَاهُ رَبُّهُ فَتَابَ عَلَيْهِ وَهَدَى “Ama sonra Rabbisi O’nu seçti de, tevbesini kabul buyurdu ve O’nu hidayetine mazhar kıldı.” (Tâhâ, 20/122) Sonra Allah, onu seçti, seçkinlerden yaptı ve arkadan gelen nesiller “Mustafeyne’l-Ahyâr”dan saydılar. Ne dediler? “Âdem, Safiyyullah!” dediler. “Hakikî şecerenin hikmeti / Dünyaya gele Muhammed Hazreti.” Hazreti Âdem, Cennet gibi bir güzellikler otağından ayrıldı fakat bir yönüyle, o otağa insanlığı çağırabilecek, Hazreti Rûh u Seyyidi’l-Enâm gibi bir “İnsan”a baba olma şerefi ile taçlandırıldı. ثُمَّ اجْتَبَاهُ رَبُّهُ فَتَابَ عَلَيْهِ وَهَدَى Cenâb-ı Hak, öyle eylesin, inşaallah!..
10/17/20235 minutes, 55 seconds
Episode Artwork

Bugün onların dedikodusunu etmek... | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

İslam’ın savaşları yüzde doksan müdafaa harbi olarak vuku bulmuştur. *Geçmişte olan hadiseleri, yeniden deşelemek suretiyle, günümüzde yeni kavga vesileleri yapmanın hiçbir faydası yoktur. Bugün onların dedikodusunu etmek, onları dillendirmek ve bâtılı tasvir etmek suretiyle safi zihinleri idlal etmek, yeni kavga vesileleri oluşturmak demektir. Kin duygusuna, nefret duygusuna, gayz feveranına sebebiyet verebilecek hususları tarihin bağrına gömmek ve üzerine de kocaman kocaman kayalar koymak lazım; onları unutmak ve onların yeni kavga vesileleri haline gelmesine fırsat vermemek lazım. Bu biraz hazım sisteminin sağlam işlemesine bağlı. Sindireceksiniz bunları, yoksa hepimizde vardır: Niye bu kötülüğü yaptılar, neden İslam dünyasını işgal ettiler, neden onun genel ahengini bozdular?!. Bunları bugün söylemenin bir âlemi yok. *Derlenirsiniz, toparlanırsınız, yine ruh ve mana kökleri üzerinde kendi ruh abidenizi ikame etmeye çalışırsınız. Bunu yaparken de etrafı tahrik etmemeye ve yeni yeni düşman cepheleri oluşturmamaya dikkat edersiniz; tabir-i diğerle, güzergâh emniyetini tehlikeye atmazsınız. Yürüyeceğiniz yollarda borazanla canavarları uyarmak, üzerinize saldırtmak akıllı insan işi değildir. *Herkesle iyi geçinerek, bir huzur dünyası oluşturma istikametinde elden gelen her şeyi yapmak lazım. Hasım gibi görünen insanların evine gitmek suretiyle “Sizi de bekliyoruz, bağrımız size de açık!” demek lazım. *Öyle engin bir vicdana sahip olmalı ki, o vicdana giren kimse ayakta kalacağı endişesine kapılmasın. Herkesin oturacağı bir sandalye olsun sizin kalbinizde!.. Bu video 07/06/2015 tarihinde yayınlanan “Tarih Şuuru ve Sulh Ruhu” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/17/202310 minutes, 17 seconds
Episode Artwork

MİNBERDEN ÇAĞA SESLENİŞ

Çağın idrakine seslenen bir ses.. Samimiyetle bestelenmiş duru bir nefes.. Gözyaşı ile tanıştı camiye gelen herkes.. Bülbül şakımasının heyecanı vardı sesinde.. Evladını kaybetmiş bir annenin feryadı vardı iniltisinde.. Bir derdi vardı. Derdini derdi bilecek birilerini arıyordu.. Minberden yükselen o ses, gözyaşına karışıp gönül dünyamızın yeşermesine vesile oluyordu.. Çoraklaşmış ruhlar o sesin ihtizâsıyla yeniden diriliyordu.. Gönül kâsesini kevserle dolduranlar, gittikleri beldelerde ab-ı hayat oluyorlardı..
10/16/20231 hour, 20 minutes, 51 seconds
Episode Artwork

Güçlü bir gelecek bekliyorsanız... | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Kendisine, “Sen hep maziden bahsediyorsun; sen bir harabîsin; gözün mazidedir, âtî değilsin…” diyenlere karşı Yahya Kemal, “Ne harabîyim ne harabatîyim / Kökü mazide olan âtîyim!” diye cevap vermiştir. Evet, bugünü değerlendirmek için dünü bilmek iktiza etmektedir. Güçlü bir gelecek bekliyorsanız sağlam bir kökünüzün olması lazımdır. *Geçmişsiz bir gelecekten bahsedilemez. Geçmiş bir kök gibidir. Gelecek onun üzerinde ser çekmiş, budak salmış ve yayılabilme ölçüsünde yayılabilmiş bir ağaç gibidir. Mutlaka kökümüzle irtibatımızı korumamız lazımdır. Ruh ve mana kökü diyoruz buna; hususiyle bizi biz yapan değerlere.. Üstad Necip Fazıl “Bu milleti gerçek millet yapan İslam’la tanışması olmuştur.” derdi. Biz bir yönüyle o blokaj üzerinde Allah’ın izni inayetiyle gökdelenler gibi yükselmişiz. Değişik dönemlerde devletler muvazenesinde bir muvazene unsuru olmuş ve sözümüzü âleme dinletmişiz. Kur’an-ı Kerim’den Enfes Bir Misal *Geçmişi olmayanların, sağlam bir geçmişe ve geçmiş blokajına bina edilmeyen şeylerin geleceği olması söz konusu değildir. Onlar âtîsiz insanlardır; her şeyi bugüne ve şartlara göre yaparlar. *Kur’an-ı Kerim’in şu teşbihleri sağlam blokaja dayanıp istikbal vad eden ya da köksüzlüğe yenilip kuruyup giden nesiller açısından da değerlendirilebilir: أَلَمْ تَرَ كَيْفَ ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلاً كَلِمَةً طَيِّبَةً كَشَجَرَةٍ طَيِّبَةٍ أَصْلُهَا ثَابِتٌ وَفَرْعُهَا فِي السَّمَاءِ تُؤْتِي أُكُلَهَا كُلَّ حِينٍ بِإِذْنِ رَبِّهَا وَيَضْرِبُ اللَّهُ الْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ وَمَثَلُ كَلِمَةٍ خَبِيثَةٍ كَشَجَرَةٍ خَبِيثَةٍ اجْتُثَّتْ مِنْ فَوْقِ الْأَرْضِ مَا لَهَا مِنْ قَرَارٍ “Görmedin mi Allah nasıl bir benzetme yaptı: Güzel söz, kökü yerin derinliklerinde sabit, dalları ise göğe doğru yükselmiş bir ağaç gibidir ki Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Düşünüp ders çıkarsınlar diye Allah insanlara böyle temsiller getirir. Kötü söz ise, gövdesi toprağın üstünden kolayca çıkarılabilen, kökleşip yerleşmeyen değersiz bir ağaca benzer.” (İbrahim, 14/24-25) Bu video 07/06/2015 tarihinde yayınlanan “Tarih Şuuru ve Sulh Ruhu” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/16/20236 minutes, 47 seconds
Episode Artwork

''Kul, ellerini Allah'a kaldırırsa aşağıya inerken boş dönmez''

“Cenâb-ı Hakk, her zaman el açan kulların ellerini hadisin ifadesiyle sıfır olarak geriye döndürmez. "Kul, ellerini Allah'a kaldırırsa aşağıya inerken boş dönmez." diyor... Allah, her zaman kalkan ellere müspet cevap verir.... Allah kulunun tövbesine tahminlerin üstünde, tasavvurların fevkinde ferah duyar..”
10/13/20234 minutes, 34 seconds
Episode Artwork

“Bugün milleti kurban edenler, yarın olurlar millete kurban!” | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Cüneyd-i Bağdadî hazretleri şöyle der: “(Ey Nefsim!) Heva kapısından girmek dilersen, kolayca girersin. Ne var ki, dışarı çıkmak istersen, pek zordur bilesin.” Hevâ kapısından girmek.. nefsin dürtülerine uymak.. şeytanın dürtüleriyle yanlış yollara sapmak.. bu çok kolaydır. Fakat bir kere de içine düştün mü, çırpındıkça batarsın, çırpındıkça batarsın, çırpındıkça batarsın. Zira Hazreti Pîr’in dediği gibi: “Her bir günah içinde küfre giden bir yol vardır.” “Bugün milleti kurban edenler, yarın olurlar millete kurban!” *“Bir adaletgâh-ı vâsidir bu dâr-ı imtihan / Bugün milleti kurban edenler yarın olurlar millete kurban!” Geniş bir dâr-ı imtihan bu dünya. Bugün kötülük yapanlar, yarın öyle kötülüklere maruz kalacaklardır ki, hiç şüpheniz olmasın, ettiklerinin on katıyla Cenâb-ı Hak onlara azap edecek. Kıvranacak, gözlerini dikip sizin yüzünüze bakacaklar; medet dilenecekler kendilerini çok güçlü görenler. *Firavun da kendini çok güçlü görüyordu; Hazreti Musa (aleyhisselam) ve bir avuç Musevî karşısında gark olup giderken, döndü sığındı ama artık iş işten geçmişti. Kur’an diyor ki: “Şimdi mi?” Sen ondan evvel hep başkaldırdın, serkeşlik yaptın durdun. Ama madem o kadar dedin, senin bedenine necat vereceğim. O da sana yaramayacak da, arkadan gelenler için; senin gibi Nemrutların, Şeddâdların, Firavunların akıbetine şahit olmaları için; lâşelerini koruyacağım onların. “Lâ şey” olduklarının farkına varmadıklarından ve kendilerini bir şey zannettiklerinden dolayı “lâ şey” ve “lâşe” oldular; lâşe korundu, arkadan gelenlere bir ibret tablosu sunuldu. “Bugün milleti kurban edenler yarın olurlar millete kurban!” Hiç tereddüdünüz olmasın!.. Bu video 07/06/2015 tarihinde yayınlanan “Tarih Şuuru ve Sulh Ruhu” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/13/20234 minutes, 58 seconds
Episode Artwork

Hicap İçinde İki Büklüm Yanınıza Geldiklerinde… | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

“Küfür devam eder ama zulüm devam etmez!” Küfür mahkeme-i kübraya kalır; Allah kendi huzur-u kibriyasında onu cezalandırır; fakat zulüm umumun hukukuna tecavüz, masum insanların hukukuna tecavüz olduğundan dolayı er-geç dünyada cezasını bulur. Zulmedenler cezalarını bulurlar. Hicap İçinde İki Büklüm Yanınıza Geldiklerinde… *Bir gün birileri ettikleri zulümden hicap duyacaklar, utanacaklar, yanınıza gelecekler. Şu sözü çok vird-ü zeban edin: “لَا تَثْرِيبَ عَلَيْكُمُ الْيَوْمَ يَغْفِرُ اللّٰهُ لَكُمْ وَهُوَ اَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ” (Daha önce yaptıklarınızdan dolayı bugün size kınama yoktur. Allah, sizi de affeder. O, Merhametlilerin En Merhametlisi’dir.) Hazreti Yusuf (aleyhisselam) söylemişti kardeşlerine karşı. Yusuflar Yusufu (sallallâhu aleyhi ve sellem) da Mekkelilere karşı söylemişti bunu. Bu video 02/08/2015 tarihinde yayınlanan “Yürekler Acısı Dünya ve Diriltici Ruh” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/12/20236 minutes, 49 seconds
Episode Artwork

Kazanma da Var Kaybetme de! | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Bu video 25/02/2018 tarihinde yayınlanan "SADÂKAT İKSİRİ VE DURAĞANLIK ZEHRİ" isimli bamtelinden alınmıştır. Yayının tamamını buradan izleyebilirsiniz :http://herkul.org/bamteli/bamteli-sad... Kur’an-ı Kerim, çok yerde الَّذِينَ آمَنُوا “iman edenler” dedikten hemen sonra وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ “imanları istikametinde sağlam, yerinde, doğru ve ıslaha yönelik işler yapanlar” vasfını nazara veriyor. İman ve sâlih amel. Biz, kendi dilimiz ile “amel” diyoruz fakat Üstad Necip Fazıl, konferansında “İman ve Aksiyon” demişti. Aksiyon kelimesi “amel”i tam karşılar mı; yoksa “fiil”in karşılığı mı? “Fiil” ile “amel” birbirinden farklı şeylerdir; “fiil”, bir iş yapma demektir; “amel” ise, meselenin şuurunda olarak bir mükellefiyeti yerine getirmektir. Şimdi, Allah’a iman ettikten sonra, insanın, imanını teminat altına alması onun hareketine/aksiyonuna bağlıdır. Aksiyon olmadığı takdirde, iman zamanla solar; bir yönüyle taklit yollarına gidilir, bir yönüyle şekle gidilir, bir yönüyle surete gidilir. Nitekim günümüzde “sizin” demeyelim de “benim” gibi çoklarında mesele tamamen şekil, suret ve taklit vadilerinde bocalayıp durmaktan ibaret bir hal almıştır. Ancak “amel” ile, “hâlis amel” ile, “ihlasa iktiran eden amel” ile, “rıza hedefli amel” ile, “aşk u iştiyak en son gaye, aşk u iştiyâk-ı likâullah hedefli amel” ile insan canlı kalabilir. Onun için insanda ister “iman” adına, isterse de “İslam” adına bir durağanlık olduğu zaman, bu durağanlık sebebiyle o insanın hazan vurmuş yapraklar gibi savrulup gitmesi kaçınılmaz olur. Ağacın başında salınıp durma, şebnemlere bağrını açma, aynı zamanda bülbüllere karşı tebessüm etme var iken savrulup giden yapraklar gibi insan da toprağın bağrına savrulur, gübre olur! İnançta, duyguda, düşüncede “amel” ile “iman”ın böyle bir münasebeti olduğu gibi.. onda meselenin durağanlığa tahammülü olmadığı gibi.. iş, durağanlığa gittiği zaman, gidip taklide incirâr ettiği gibi.. aynı zamanda hizmet-i imaniye ve Kur’aniye adına da durağanlık bir felakettir. Bu durağanlık, bazen ülfetten, ünsiyetten dolayı olur. Hazreti Pîr, ona da temas ediyor: Ülfet ve ünsiyet bazen insanı köreltir; o alışkanlık, bazen “Böyle de oluyor!” dedirtir. Oysaki insan, sürekli taşan bir bardak gibi Akif ifadesiyle sürekli bir “lebrîz” içinde olmalı; sürekli bir şey dolmalı oraya ve sürekli o taşmalı. Ve taşanlardan da başkaları istifade etmeli, sürekli. Sürekli taşıp duran bir insan olmalı; his ve heyecanı, herkese yetecek kadar taşıp durmalı sürekli. Hizmet-i imaniye ve Kur’âniyede de öyle… Bir, böyle olur; ülfetten ve ünsiyetten dolayı insan, farkına varmadan durağanlığa girer; ülfet ve ünsiyete yenik düşer. Kalb, bunlar ile renk atar; “latife-i Rabbâniye” artık fonksiyonunu edâ edemez hâle gelir. Bakarsınız bunların gözyaşları da kupkurudur. O konuda “Allah’ım, yaşarmayan gözden Sana sığınırım!” buyurmuş İnsanlığın İftihar Tablosu. Vakıa İmam Gazzâli, “Ağlayan da bazen kaybeder, ağlamayan da!” demiş. Ama bence ağlayıp kaybedenler, işin içine riya katanlar, gözyaşlarını “Âlem görsün!” diye dökenlerdir. Fakat aşk u iştiyaktan dolayı ağlayanlar, âkıbetinden endişe edip ağlayanlar, Cehennemden endişe edip ağlayanlar, “Allah’tan uzak düşeceğim!” diye korkup ağlayanlar, her an onu yürekten hissetmeme, kalbinin ritimlerinde hep “Allah, Allah, Allah!” sesi duymama endişesinden korkup ağlayanlar da vardır. Bunlar kazanır; öbürleri kaybeder. Kazanma da var, kaybetme de var orada. O mevzuda bile durağanlık öldürücü bir zehirdir esasen, kahreden bir zehirdir. Nefis, bunları kullanır; bir yönüyle şeytanı istikbal eder ve şeytan da onun araladığı kapılardan senin latife-i Rabbâniyene senin değil, yani insanın latife-i Rabbâniyesine nüfuz eder, hâkimiyet kurar orada. Orası esasen Cenâb-ı Hakk’ın tecelligâh-ı Sübhâniyesidir: “Dil, beyt-i Hudâ’dır, anı pâk eyle sivâdan / Kasrına nüzul eyleye Rahman, gecelerde.” diyor Hak dostu.
10/11/20235 minutes, 21 seconds
Episode Artwork

Hoş gör! Hoş göremezsen bari nâhoş görme! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

*Vifak ve ittifak, sizin aranızda problemleri çoğaltmama adına da önemlidir. Çünkü insanın belli ölçüde bir enerji kapasitesi vardır. Onu dağıtacak olursanız, asıl vazifenizi gereğince eda edemezsiniz. Hazreti Pîr’in ifadesiyle, iki elimiz var; dört elimiz olsaydı dahi bu hizmete yetmezdi. Öyle dağılırsak, konsantre olamazsak, en basit işlerde bile başarı sergileyemeyiz, başarılı olamayız. Kendimiz, kendimiz olma çizgisinde kendimizi ifade edemediğimizden dolayı, başkalarına da bir şey anlatamayız. *Hazreti Üstad, “Vifak ve ittifak tevfîk-i ilâhinin en büyük vesilesidir.” diyor. Bir dua!.. Siz birleşirseniz, Allah da muvaffakiyetlerini sağanak sağanak başınızdan aşağıya yağdırır. “Hoş gör!.. Hoş göremezsen bari nâhoş görme!.. Nâhoş görsen de dillendirme!..” *Kötülükleri dahi iyilikle savmaya çalışmak bir mü’min ahlakıdır. Kur’an-ı Kerim’de bu husus farklı şekillerde nazara verilmektedir. Bu cümleden olarak şöyle buyurulmaktadır: وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُ اِدْفَعْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ فَإِذَا الَّذِي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَأَنَّهُ وَلِيٌّ حَمِيمٌ “İyilikle kötülük bir olmaz. O halde sen kötülüğü en güzel tarzda uzaklaştırmaya bak. Bir de bakarsın ki seninle kendisi arasında düşmanlık olan kişi candan, sıcak bir dost oluvermiş!” (Fussilet, 41/34) *Hoş gör!.. Hoş göremezsen bari nâhoş görme!.. Nâhoş görsen de dillendirme!.. En azından bu mertebelerden, bu yörüngelerden birinde yol almaya bakmak lazım. *Yanlış bulduğum bir Türk atasözü var: “Kendisine iyilik yaptığın insanın şerrinden sakın!” Belki gerçekten öyle namert insanlar, cibilliyeti bozuk olanlar bulunabilir. Ama o sözün yerine esasen sizin düşünce dünyanızı aksettiren şu söz daha uygun: “Şerrinden korktuğun, kötülüğünden endişe duyduğun kimseye dahi bir damlacık bile olsa iyilikte bulun.” (…) Endişe duyduğunuz insanların o endişe verici hislerini, gayzlarını, kinlerini, nefretlerini bu istikamette kırmaya çalışmak lazım. Böyle yapıldığı takdirde, siz karşınıza çıkacak problemleri de azaltmış olursunuz. Tabir-i diğerle, güzergâh emniyetini de sağlamış olursunuz. Bu video 02/08/2015 tarihinde yayınlanan “Yürekler Acısı Dünya ve Diriltici Ruh” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/11/20239 minutes, 32 seconds
Episode Artwork

“Kur’an’da Cariye Konusu'' - RASİM HANER / HİZMETTEN SESLİ KÖŞELER

“Kur’an’da Cariye Konusu'' - RASİM HANER / HİZMETTEN SESLİ KÖŞELER by
10/10/20236 minutes, 17 seconds
Episode Artwork

Allah’ın Rahmet ve Bereketi Birleşen Gönüller Üzerine Yağar! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Çölleri Cennetlere Çevirmenin Biricik Yolu *“Ey kupkuru çölleri cennetlere çeviren gül!..” İslam dünyasına o kadar gülmüştün; etrafa güller saçmış, gül kokuları neşretmiştin; bir kere daha niye olmasın ki?!. Evet, günümüzde güle, gül kokusuna, gül gibi olmaya çok ihtiyaç var. Gönlümüz gül gibi olursa, gezdiğimiz her yer de Allah’ın izniyle ıtriyat çarşısı gibi hep gül kokar. *Elin-âlemin sağa sola levsiyât savurmasına, kerih kokular neşretmesine bakmamak ve ona takılmamak lazım. Aynı şeyleri yapmakla mukabelede bulunmak, İslamî konumumuz ve duruşumuz itibarıyla bize yaraşmaz, yakışmaz. Güllerin Sultanı da onu hoş karşılamaz. O zaman size karşı yapılan bütün taarruzları güzel bir tavırla savmaya çalışın. El-âlem, hatta sizinle aynı safta bulunan ve aynı kıbleye yönelen insanlar yaylarını gerip size zehirli oklarını atmaya çalıştığında, siz yayınızı gerin, okunuzun ucuna bir gül yerleştirin ve onlara bir gül atın; duygu ve düşüncelerinizi bu tavırla ortaya koymaya çalışın. Allah’ın Rahmet ve Bereketi Birleşen Gönüller Üzerine Yağar!.. *Allah’ın ümmet-i Muhammed’e en büyük lütuflarından bir tanesi, onların kalblerini te’lif etmesi, onları bir araya getirmesidir. Gönülleri birbirine ısındırmak çok zordur. Kalbleri telif edecek, insanları birbirine sevimli kılacak ve dostluk köprülerinin kurulmasını sağlayacak olan sadece Allah’tır. Nitekim İlahî Kelam’da “Şayet sen dünyada bulunan her şeyi sarf etseydin, yine de onların kalblerini birleştiremezdin; fakat, Allah onları birleştirdi. Çünkü O Aziz’dir, Hakîm’dir (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir).” (Enfâl, 8/63) buyurulmuştur. Evet, kalbleri birbirine ısındırmak, insanları bir araya getirmek ve onlardan bir vahdet örgülemek için dünya dolusu altın, gümüş sarfedilse yine de yeterli olmaz. Te’lif belki ittihattan ve vifaktan evvel gelir. Bu, en basitinden, en seviyesizce bir araya gelmeye denir. Bunun üstünde esas vifak ve ittifak vardır. *Vifak ve ittifak, sizin aranızda problemleri çoğaltmama adına da önemlidir. Çünkü insanın belli ölçüde bir enerji kapasitesi vardır. Onu dağıtacak olursanız, asıl vazifenizi gereğince eda edemezsiniz. Hazreti Pîr’in ifadesiyle, iki elimiz var; dört elimiz olsaydı dahi bu hizmete yetmezdi. Öyle dağılırsak, konsantre olamazsak, en basit işlerde bile başarı sergileyemeyiz, başarılı olamayız. Kendimiz, kendimiz olma çizgisinde kendimizi ifade edemediğimizden dolayı, başkalarına da bir şey anlatamayız. Bu video 02/08/2015 tarihinde yayınlanan “Yürekler Acısı Dünya ve Diriltici Ruh” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada:https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/10/20237 minutes, 38 seconds
Episode Artwork

'’İlk Adımlar’' - ÇOCUĞUMLA BÜYÜYORUM (10.BÖLÜM)

-Çocuklarda ‘Ayrışma ve bireyselleşme’ kavramlarını açıklar mısınız? -Ayrışma ve Bireyselleşme neden önemlidir? -Ayrışma ve bireyselleşmenin sağlıklı olabilmesi için babaya ne gibi sorumluluklar düşmektedir? -Bu sürecin sağlıklı atlatılabilmesi için neler yapılabilir?
10/9/202334 minutes, 9 seconds
Episode Artwork

Dünden bu güne “doğru” dediğiniz şeyde elif gibi dimdik durun! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Adanmış ruhlar, aldırmazlar tezvirlere ve hep elif gibi dimdik dururlar!.. *Elin-âlemin şöyle böyle demesine bakmayın, aldırmayın. Bir tanesi paranoyanın gereği kalkmış “paralel” demiş, “haşhâşî” demiş… “Âlemi nasıl bilirsin? Kendin gibi!” Bunlara aldırmamak lazım. Aldırılması ve üzerinde kemal-i hassasiyetle, ölesiye durulması gerekli olan husus, mefkûre kaymasına maruz kalmamaktır. *Bu açıdan da zalimin zulmü karşısında eğilmeden, cebbarın cebbariyeti karşısında yol yön değiştirmeden ve “Giderken şunu bırakalım, bunu bırakalım!” mülahazasına girmeden Allah’ın izni ve inayetiyle hizmetlerimize yoğunlaşmalıyız. “İlla geride bir şey bırakacaksam, canım dâhil her şeyimi o mübarek milletim, Anadolu insanı için bırakmalıyım. Yüreğim atıyorsa, hep onun için atmalı, onun dışında bir şey düşünmemeliyim. Orada teşekkül eden o ruh ve manayı bütün dünyaya duyurmaya çalışmalıyım. Bir de ahir zaman herc ü mercini elden geldiğince önlemeye gayret göstermeliyim!..” mülahazalarına bağlı bulunmalıyız. *Evet, hakkınızda denen şeylere bakmayın. Çünkü diyenler bile onların yalan ve iftira olduğunu biliyorlar. Kendi kendilerine konuştuklarında, kendi dediklerine kendileri de gülüyorlardır. Komik duruma düştüklerinin farkındalar. Önemli olan aynı duruma sizin düşmemenizdir; dünden bu güne “doğru” dediğiniz şeyde elif gibi dimdik durmanız, dosdoğru hareket etmeniz ve bu halinizi her şeye rağmen devam ettirmenizdir. Bu video 02/08/2015 tarihinde yayınlanan “Yürekler Acısı Dünya ve Diriltici Ruh” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/9/20236 minutes, 22 seconds
Episode Artwork

Aşk ve Heyecanımızı Onlara Borçluyuz

“Allah için, Resulullah için, günahlarına ağlayan insanları görmediğim zamanlar çok oldu... Hıçkırıkları içinde boğulmuş, gözyaşlarını ceyhun etmiş insanları da arardım. Aşk ve heyecanımızı onlara borçluyuz... Sahabi aşk ve heyecan insanıydı.. Heyecan, aşk, yürekteki sızı insanın inancı ölçüsündedir..”
10/8/20232 minutes, 38 seconds
Episode Artwork

KARANLIK TABLOLARDAN NASIL SIYRILACAĞIZ?

Karanlık Tablolardan Nasıl Sıyrılacağız? 01:58 Bunlar bizim arkadaşlarımız için gelip geçici şeylerdir 03:47 Hakka yapışan herkes aynı gerçeğe yapışmıştır. O da kopmayacaktır! 05:01 O’nun havl ve kuvvetiyle sizin olmaz gibi gördüğünüz şeyler olur 06:33 Bir hamlede insanlığı kurtardı o Masum Bir nefhada kayserleri, kisraları yere serdi 07:18 Vade vefa önemlidir. Bunu hiç unutmamak lazım!
10/7/20238 minutes, 6 seconds
Episode Artwork

Allah Aşkına; Bari Bir Teheccüd, Bir Hâcet Duası! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Allah aşkına; bari bir teheccüd, bir hâcet duası!.. *Dünyevî olduğumuzdan dolayı yer yer dünya ilelmerkez cazibesiyle bizi bağrına çekebilir. Fakat hemen bir tezekkür, tedebbür ve tefekkürle kendimize gelmeli; yeniden o urve-i vüskâya, kopmayan urgan mı, halat mı, zincir mi diyelim, işte ona sımsıkı sarılmalıyız! Maalesef bazılarımız Allah karşısında durumunu her zaman ayarlayamama gibi bir olumsuz tavır sergilemekte ve başkalarına da kötü örnek olmaktadırlar. *Sadece Türkiye perspektife alınsa dahi bence vicdanı ve muhakemesi olan insanlar gözyaşı dökerler. O mübarek Anadolu insanını seven, gönlüyle ona bağlı olan ve onun potansiyel gücünü gaye-i hayallerini gerçekleştirmek için yeterli bir güç, bir dinamizm sayan insanlar hâlihazırdaki manzara karşısında yirmi dört saat ağlasalar, yine de işin hakkını vermemiş sayılırlar. *Otursun kalksın, ağlasınlar! Allah aşkına, hiç olmazsa bir teheccüde kalksınlar ve sekiz rekât teheccüd namazı kılsınlar. Sonra hâcet namazı kılmış gibi hâcet duası okusunlar; ellerini kaldırsınlar: “Allah, idare ediyorum diye problemler çıkaranları ıslah eylesin! Hidayet eylesin! Allah akıl fikir versin! Ve muvâzene unsuru olmaya namzet o milletimizi bir dönemde olduğu gibi muvâzene unsuru haline getirsin!” diye yalvarsınlar. “Yıldız”lar yıldızlarımızı kaydırdı, “fener”ler fenerlerimizi söndürdü!.. *Bari siz, hizmete gönül vermiş insanlar!.. Keşke yaptığınız hizmet karşılığında “Vallahî, billahî, tallahî”lerle ne dünyevî ne de uhrevî hiçbir beklenti mülâhazasına, zihnen dahi olsa ilelebed girmeseniz. Zira hizmetlerini belli bir dünyevî menfaat ve çıkara bağlamış insanların kendi milletlerine faydalı olduğu hiç görülmemiştir. Siz de katiyen inanmayın!.. Parayla, villayla, yatlarla, gemilerle peylenebilecek, alınıp satılan insanlarla insanlığa kalıcı hiçbir hayır armağan edilememiştir. *Bizim yükselme ve zirvede kalma dönemlerimiz, bir büyük mürşidin beyanıyla, “Hizmette en önde, ücrette en arkada!..” bulunan yiğitler vesilesiyle gerçekleşmiştir. “Yatlar, gemiler milletin olsun; yükselen millet olsun; yıldızı parlayan millet olsun; bana bir kulubecik yeter!..” diyen insanlar sayesinde itilâ (yücelme, yükselme) dönemlerimiz yaşanmıştır!.. Yıldızlar, fenerler ve emsali saraylar bizim aktivitemizi felç etmiş, kuvve-i maneviyemizi kırmış, metafizik gerilimimizi kaybettirmiştir. Saltanat ve debdebe içinde bulunan insanların samimâne, halisâne, muhlisâne, mülhemâne Allah ile irtibat içinde millete hizmet etmeleri düşünülemez. Ben vallahi buna inanmıyorum. Siz inanırsanız buna, safderunluk etmiş olursunuz. İnanmayın!.. İnandığınız ölçüde zannediyorum onlardan ihanet görürsünüz. Bu video 02/08/2015 tarihinde yayınlanan “Yürekler Acısı Dünya ve Diriltici Ruh” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada:https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/6/202310 minutes, 5 seconds
Episode Artwork

Şu mefkurenden vazgeç! denilse... | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

insanın fiyatı olsa olsa Allah’ın rızasıdır; o Cennet’e de satılsa, ucuza gitmiş sayılır!.. *Bu açıdan da yüce bir gayeye gönül vermiş, yüksek bir ideale bağlı bulunan insanlar dünyevî, bayağı şeylere dilbeste olmamalıdırlar. Dünyalar dolusu altın bile olsa, insan onun karşısında peylenmeyecek kadar kıymetlidir. Hazreti Ali’nin (kerremallahu vechehu) “Kendini küçük bir cirim görüyorsun; hâlbuki bütün âlemler sende gizlidir. Sen bütün kâinatın bir fihristisin.” der. M. Akif, seyyidina Hazreti Ali’nin sözünü nazmen ilaveleriyle şöyle ifade etmiştir: “Haberdâr olmamışsın kendi zâtından da hâlâ sen / “Muhakkar bir vücûdum!” dersin ey insan, fakat bilsen. / Senin mâhiyyetin hattâ meleklerden de ulvîdir: / Avâlim sende pinhandır, cihanlar sende matvîdir.” *Sen, şu kevn u mekânların bir fihristisin; sana bakan, bütün kâinatı ve tekvinî emirleri okuyabilir. O mahiyette yaratılmışsın. Dolayısıyla hiçbir şey senin fiyatın olamaz; Cennet bile olamaz. Kendini Cennet karşısında peylesen, ucuza peylemiş olursun. Senin fiyatın olsa olsa Allah’ın rızası olur. *Dünyada hiçbir şey karşısında peylenmemeye kararlı durmalı. Viyana’nın anahtarları, Belgrad’ın anahtarları, Roma’nın anahtarları getirilse, sana verilse, “Şu mefkurenden vazgeç!” denilse; yani, “O yüce duygunu dünyaya duyurmaktan, ruhunun ilhamlarını başkalarına aşılamaktan vazgeç!” denilse, bunun karşısında az bir tereddüt geçirirsen, ben sana dönek nazarıyla bakarım; “Seni gidi dönek, müzebzeb, zıp orada zıp burada!..” derim. Bu video 02/08/2015 tarihinde yayınlanan “Yürekler Acısı Dünya ve Diriltici Ruh” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/5/20235 minutes, 30 seconds
Episode Artwork

Dünyaya Gönül Kaptırmayacağız

“Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dünyayı hiç terk etmemiştir ama halk içinde daima Hak ile beraber olmuştur... Dünyaya gönül kaptırmayacağız. Madden ve manen füyüzat hislerinden fedakarlıkta bulunacağız...”
10/4/20234 minutes, 3 seconds
Episode Artwork

Zaman Eğlenecek Zaman Değil, Az Gülün Çok Ağlayın! M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Aç ellerini içini O’na dök her zaman / Kes ağyâra dil dökmeyi, O’ndan dile aman / Eremez emâna gafletle gülen oynayan / “Velyebkû kesiran”la bunu istiyor Kur’ân!..” *Mukaddes hüzne bağlı ağlamanın rabbânîlere mahsus bir hâl olduğunu hatırlatan ve hayatı oyun eğlence sanıp ömürlerini gülüp oynamakla geçirenler hakkında ikazlarda bulunan Kur’ân-ı Kerim, şu irşadıyla ağlamanın önemine farklı bir gönderme daha yapar: فَلْيَضْحَكُوا قَلِيلاً وَلْيَبْكُوا كَثِيرًا جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ “Gayrı bunlar kazandıkları onca negatif şeyden ötürü az gülsün ve çok ağlasınlar.” (Tevbe, 9/82) Zaman eğlenecek zaman değil, az gülün çok ağlayın!.. *Az gülün çok ağlayın!.. Hiç kimseyi incitmeyen İnsan (sallallâhu aleyhi ve sellem) kendi aralarında oturup laf u güzafla birbirlerini güldürenleri görünce, mübarek ayağının ucuyla birinin canını yakmayacak bir yeri olan kasığına dürtüyor. Şöyle buyuruyor: “Öteden, varacağınız yer itibarıyla, bişaret mi aldınız?” Vakıa, sonra “Kısas yap!” diyor ama oradaki mütalaa şudur: Sizi bekleyen onca dâhiye (felaket, afet, bela) varken, bu gülüp eğlenmek de neden?!. *Gamgîn olup sürekli somurtmak da değil; fakat bir murâkabe insanı gibi yüzümüzdeki çizgilerin kalbin çarpışlarının ifadesi olması!.. Kalbimizle dış davranışlarımız arasında bir koordinasyon bulunması!.. Kalb sürekli O’nun için çarpmalı; latîfe-i Rabbaniye hep ayakta olmalı; ruh, o canlılığı duymalı; sır, temâşâ edeceği erişilmezleri o rasathâneden temâşâ etmeye çalışmalı!.. Öbür türlü, önemsemediğimiz, umursamadığımız bazı şeyler başımıza büyük dertler açabilir! Öyle demişler: “Günahı umursamama en büyük günahtır. Gafleti umursamama en büyük gaflettir! Dalgınlık, Allah’tan kopuştur!” *Dünyanın, bilhassa İslam dünyasının değişik yerlerinde insanlar inlerken bizim gülmemiz, eğlenmemiz, keyif için tenezzühe gitmemiz ayıp olmaz mı? Çünkü zaman öyle bir zaman değil! Oturup gözyaşı dökecek bir zamandır! Bu video 02/08/2015 tarihinde yayınlanan “Yürekler Acısı Dünya ve Diriltici Ruh” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/4/20237 minutes, 44 seconds
Episode Artwork

''Öz Şefkat Nedir? Ne Değildir?'' - ÇOCUĞUMLA BÜYÜYORUM (8.BÖLÜM)

''Öz Şefkat Nedir? Ne Değildir?'' 02:13 Öz Şefkat Nedir? Ne Değildir? 05:30 Öz Şefkatli Ebeveyn Nasıl Olunur? 32:04 Öz Şefkat Molası ve Uygulaması
10/3/202346 minutes, 26 seconds
Episode Artwork

Beklentisizlik, insanın yükünü hafifletir... | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Bu simada yalan yok!..” *Allah Rasûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) her tavrında Hak nümâyandı. Bakışlarında, kulak kabartışında, ağzını açışında, dilini ve dudaklarını hareket ettirişinde dahi hep Allah’a inanmışlığın hakikatleri görülürdü. Bir şair, O’nun halini, كُلَّمَا سَجَدَ تَجَلَّي اللهُ فِيهِ “Her secde ettiğinde onda Allah mütecelli olurdu.” sözleriyle ifade etmiştir. Yani O’na bakan bir insan, O’nun silinip gitmesi karşısında adeta Allah’la karşı karşıya kalıyordu. Hâşâ bunun manası, zat-ı nübüvvette, Zat-ı Ulûhiyet tasavvur etme değildir. Bilakis O’nun her tavır ve davranışıyla Allah’ı ifade ettiğini vurgulamaktır. Dolayısıyla böyle bir Nebiyy-i Muhterem’in huzurunda bulunan sahabîler hiç şüphesiz ayrı bir insibağ yaşıyorlar; neye nasıl teveccüh etmeleri gerektiğini çok iyi belirleyip hayatlarını o çizgide sürdürüyorlar ve bu halleriyle sonraki nesillere de hüsn-ü misal oluyorlardı. *İnsanlığın İftihar Tablosu’nun siması ve ahvâli öyle inandırıcıydı ki, Abdullah İbni Selâm Hazretleri, Peygamber Efendimiz’in huzuruna gelince, sadece O’na bakmış ve başka bir şey arama lüzumu hissetmeden, “Bu simada yalan yok.” deyip kelime-i şehâdet getirerek İslam’a dehalet etmişti. Öbür taraf aydınlıklar aydınlığı bir dünya; burası ise, görenler için fevkalade loş!.. *Öyle bir rehberin rehnümâlığı arkasında, öyle gayeler üstü bir gayeye ulaşma yolunda bulunanlar, onun karşılığında dünya sultanlığı bile olsa, ona dönüp bakmamalılar. Çünkü Aksaraylar, kara saraylar, Yıldızlar, Çırağanlar, Dolmabahçeler ve diğerleri O’nun teveccühünün gölgesinin gölgesinin gölgesinin… gölgesi yanında sadece sineğin kanadı gibi kalırlar. *“Sineğin kanadı” sözü şu hadisi hatırlattı: “Şayet dünyanın Cenâb-ı Hak nezdinde bir sinek kanadı kadar kıymeti olsaydı, kâfirler ondan bir yudum su bile içemezlerdi.” *Dünyanın kıymeti, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin bir aynası ve ahiretin tarlası olmasındadır. Gerisi boş!.. Öbür taraf aydınlıklar aydınlığı bir dünya; burası ise, görenler için fevkalade loş. Eğer o Rehber-i pişuvânın projektörü altında yol almaya bakmazsanız, bu loş dünyada yürüyeceğiniz yolu şaşırırsınız; Allah muhafaza, düz yolda şaşkınlığa düşer ve dökülür yollarda kalırsınız. Beklentisizlik, insanın yükünü hafifletir *Beklentisizlik, insanın yükünü azaltır. Celâl ve cemâli bir görmek, yükü hafifletir. Yunus’un ifadesiyle, “Gelse Celâlinden cefa / Yahut Cemâlinden vefa / İkisi de cana safa.. / Lütfun da hoş, kahrın da hoş…” Cenâb-ı Hak lütfettiği zaman, metafizik gerilimle gerilirsin; “Oh be, elhamdülillah!” der, şükre vesile olacak davranışlarına yenilerini ekler ve “Birkaç sarp yokuş daha aşmalıyım!” düşüncesiyle yola koyulursun. Kahrı da gördüğünde, “Galiba bazı imkanları rantabl değerlendirmediğimden dolayı şefkat tokadıyla kulağım çekiliyor!” diye düşünürsün; “Dikkatli ol, sen burada misafirsin, burası senin evin değil; misafir, bir yerde mukim gibi davranamaz!..” tembihini almış gibi olursun. *Hâsılı, şu fâni dünyaya aldanmamalı. Aziz Mahmud Hüdâî hazretleri ne hoş söyler: “Yalancı dünyâya aldanma yâhû / Bu dernek dağılır dîvân eğlenmez / İki kapılı bir virânedir bu / Bunda konan göçer, konuk eğlenmez.” Alvarlı Efe Hazretleri de şöyle der: “Acib bir karûbân hane bu dünya / Gelen gider konan göçer bu elden / Vefası yok sefası yok fani hülya / Gelen gider konan göçer bu elden.” Bu video 09/08/2015 tarihinde yayınlanan “Sen Tohum At Git” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada:https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/3/20238 minutes, 35 seconds
Episode Artwork

Beni Sıfırlama - M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin "Beni Sıfırlama" başlığındaki bu özel sohbetinde aşağıdaki konuları bulabilirsiniz: Yanlış yapan insan nasıl davranmalı, ne yapmalı? İnanmış insanın vasfı nasıl olmalı? Şekil, şekil, şekil... Namazı, yatağımdaki cima kadar lezzetli buldum diyecek kaç mümin vardır? Evradı ezkar ve Muhasebe... Işık Evler içindekilerle Işık Evler'dir.. Kafalara çivi çakmak.. Hocaefendi "Gelecekte bunları daha iyi anlayacaksınız" dediği konu. Gelecekteki zor günlerin konusu ne olacak?
10/2/202317 minutes, 56 seconds
Episode Artwork

Sen bir ağaç ol, etrafına gölgeler sal! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Sen bir ağaç ol, etrafına gölgeler sal; o gölgeye sığınmayan sığınmasın!.. *Sen toprak ol, bağrına tohum atmayan atmasın. Sen su ol, ak mecranda; içmeyen içmesin. Sen güneş ol, şualarınla başları okşa; ondan istifade etmeyenler etmesin. Sen bir ağaç ol, etrafına gölgeler sal; o gölgeye sığınmayan sığınmasın. Asıl mesele, olmaktır, senin olmandır; sen öyle olunca, esas kazanmış sayılırsın. Bugün olmazsa yarın, bir kısım kadirşinas insanlar, o çağlayana dudaklarını uzattıkları, o ağacın gölgesinde oturdukları zaman “Allah sizden razı olsun!” derler. *Bu ufuk, peygamberlerin ve Raşit Halifeler’in ufkudur. O ufka yönelmeyen insanlar kazanma yolunda hep kaybetmişlerdir. Öyleyse insan neye ne ölçüde teveccüh edeceğini iyi belirlemelidir. *Dünyaya dünya kadar, ukbaya ukba kadar teveccüh etmeli. Birazı çocuklukta, bir miktarı uykuda geçen; bir kısmı da yaşlılıkta geçen mi, yoksa insanı sürüm sürüm eden mi, işte böyle bir dünya! Bu kaç para eder? Bunun karşısında öbür tarafı düşünün, ebediyet. Rakamlara sığmayan bir süre. Aslında süre sözü ifade etmez onu, belki ona süresizlik demek lazım. Evvel, âhir, zâhir, bâtın orada iç içe… Şu halde, dünyaya dünya kadar, ukbaya da ukba kadar… Şahsımıza nefsaniyet itibarıyla, şahsımız kadar; Kendisiyle şahısların mukayese edilemeyeceği o Zât’a karşı da namütenâhîliğine göre teveccüh içinde bulunmak lazım. Bu video 09/08/2015 tarihinde yayınlanan “Sen Tohum At Git” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
10/2/20238 minutes, 39 seconds
Episode Artwork

İnsan Sebepleri Hiçe Sayarsa Dalâlet Hırkasına Girer

“Esbaba riayet etmek icap ediyor. Sebeplere riayet dairesinde insan, sebepleri hiçe sayarsa cebrî olur, dalâlet hırkasına girer. Kur'an'dan istifadenin yolu âyât-ı tekviniyedeki kanunları hesaba katmaktır...”
10/1/202359 seconds
Episode Artwork

NASIL ÇÜRÜMEDEN KALABİLİRİZ

Nasıl çürümeden kalabiliriz? 00:50 Dünyada en zor şey insanları çürümeden oldukları gibi kalmaları hatta işi ileriye götürmeleridir 02:02 Allah’ın marziyatına kilitlenip onun dışında her mülahazayı tali mülahaza sayma 04:11 Yüzen gezenler nasibini alamazlar!
9/30/20234 minutes, 49 seconds
Episode Artwork

Erkek 4 kadınla evleniyorken kadın neden 4 erkekle evlenemiyor? | Fethullah Gülen Hocaefendi

Erkek 4 kadınla evleniyorken kadın neden 4 erkekle evlenemiyor? | Fethullah Gülen Hocaefendi by
9/29/20232 minutes, 34 seconds
Episode Artwork

Ne gelip başımın ucunda dursunlar, ne bir türbe sayıp bez bağlasınlar | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

İradenin hakkını ver ve sırf Hak rızası için gayret göster!.. *İnsanlar mefkûreleri uğrunda yapacakları şeyleri iradî olarak yapmalılar; yapmalılar ve şahısları adına semeresini dermeyi de düşünmemeliler, bırakıp gitmeliler. Sevap iradî olan şeylere terettüp eder. Gayr-ı iradî şeyler Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinin farklı bir tecelli dalga boyuyla insana bir şey kazandırabilirse de asıl insana sevap kazandıran husus, amelin iradî yapılmış olmasıdır. *Bu açıdan da iradî şekilde yapıp etmek, sonra da arkaya dönüp bakmadan çekip gitmektir esas olan. Sen tohum at git, kim hasat ederse etsin!.. “Semeresini ille ben dereceğim.. mükafatını göreceğim.. yapacağım şeyden dolayı alkış toplayacağım.. takdire mazhar olacağım.. yâd-ı cemil olarak anılacağım!..” demeden, hiç o türlü taleplerde bulunmadan vazifeni sırf Allah rızası için yap!.. “Benim mezarımı bir-iki has talebemden başkası bilmemeli!..” *Bazı enbiya-i izâmın yâd-ı cemil olmayı dilemeleri kendi kutsiyetlerine yaraşır, yakışır ve ufuklarına uygun şekildedir. Bir ayet-i kerimede Hazreti İbrahim’in şöyle dua ettiği anlatılır: وَاجْعَلْ لِي لِسَانَ صِدْقٍ فِي اْلآخِرِينَ “Bana sonrakiler içinde bir lisân-ı sıdk (ve bir yâd-ı cemîl) lütfeyle!” (Şuarâ, 26/84) İbrahim Aleyhisselam ve diğer peygamberlerin bu türlü talepleri, onların misyonları icabıdır. *Hazreti Pir-i Mugan, “Benim mezarımı bir-iki has talebemden başkası bilmemeli!..” diyor; yani ne gelip başımın ucunda dursunlar ne bir türbe sayıp oraya bir bez bağlasınlar ne de bir bardak su döksünler!.. *Allah’la irtibatın kuvvetli olarak ahirete gitmişsen, o senin için yeter ve artar; başkasının o mevzuda seni desteklemesine ihtiyacın yoktur. Bu itibarla da yâd-ı cemil olmayı bile talep etmemek, Hizmet Hareketi’ne gönül vermiş adanmışlar için çok önemli bir husustur. Cenâb-ı Hak, insan iradesine büyük değer veriyor *Yaptığın şeyler sen yâd edilmeden de sana kazandıracağı şeyi kazandırır. Şu kadar var ki, sevaplar, iradeye terettüp eder. *Allah (celle celâluhû), şart-ı adî planında, insanın iradesine çok değer veriyor. Mesela; “فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ – Beni anın ki Ben de size anayım.” (Bakara, 2/152) buyuruyor: Beni ibadet ü tâatle anın, Ben de sizi lütuflarımla anayım. Beni, üzerinizdeki nimetlerimle anın; Ben de yeni nimetler vermek suretiyle sizi yâd edeyim. Siz, Beni yeryüzünde mükellefiyetler çerçevesinde anın; Ben de sizi mele-i âlânın sakinleri arasında anayım. *Yine Allah Teâlâ, insanın vefasını bir sözleşme maddesi gibi kabul ediyor; “وَأَوْفُوا بِعَهْدِي أُوفِ بِعَهْدِكُمْ – Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki Ben de size karşı ahdimi yerine getireyim.” (Bakara, 2/40) buyuruyor. Bu, insana ve onun iradesine değer verme demektir; onu, Kendi icraat-ı sübhâniyesi için âdeta bir esas kabul etmektir: Bana karşı verdiğiniz sözü tutun, Ben de mukabelede bulunayım! Söz tutma neymiş, onu size göstereyim. Biri, namütenahinin insana karşı va’di; diğeri, minnacık bir karıncanın ortaya bir şey koyması. Katiyen bir tenasüp söz konusu değil ama Allah öyle muamele yapıyor. *O’nun öyle muamele yapacağına yürekten inanmalı. Başkalarına el açma ve dilencilikte bulunma zilletine düşmemeli. Zira insan mahlûkata el açmayacak kadar aziz yaratılmıştır. Mahlûkattan bir şey beklemek insanın şahsına karşı en büyük hakaret ve en büyük saygısızlıktır. Hatta insanın, sanat-ı ilahî olması itibarıyla, başkalarına el açması, Allah’ın sanatına karşı saygısızlık sayılır. O, âleme dilencilik yapmayacak kadar aziz yaratılmıştır; isteyeceğini yalnızca Allah’tan istemelidir. Bu video 09/08/2015 tarihinde yayınlanan “Sen Tohum At Git” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/29/20237 minutes, 19 seconds
Episode Artwork

Sahabenin Rehberliği | 25.06.2007

Soru: Sahabe efendilerimizin, -kıvamlarına rağmen- bazı hususlarda ikaz edildikleri göz önünde bulundurulursa, bizim bunca kusurumuz karşısında maruz kaldığımız musibetler az bile sayılabilir. Bu açıdan, onların dini delicesine yaşamalarına mukabil bizim sadece işin kenarından tutuyor gibi olduğumuz nazar-ı itibara alındığında hâlâ hakkımızda ümit vesileleri var mıdır? – Cenâb-ı Hakk’ın teveccühlerinin ve Allah Teâlâ ile münasebetin seradan süreyyaya kadar basamakları, farklı farklı daireleri vardır. (00.23) – Hasan Basrî Hazretleri diyor ki: “Siz Sahabeyi görseydiniz deli sanırdınız; onlar da sizin iyilerinizi görselerdi artık ahlakın kalmadığına hükmeder, kötülerinizi görselerdi onların hesap gününe bile inanmadıklarını söylerlerdi.” (03.29) – Ashab-ı Kiram ve Tabiîn-i İzam efendilerimiz gibi selef-i salihînin örnek hayatlarına bakıp nefsimizi sorgulamalıyız; fakat, kendimizi onlarla kıyaslayarak asla ümitsizliğe düşmemeli, aksine onların ulaştığı zirvelere çıkabileceğimiz ümidiyle şahlanmalı ve onlara benzemeye çalışmalıyız. (05.20) – İnsan hangi mertebelere ulaşırsa ulaşsın, yine de sürekli hayatının muhasebesini yapmaz ve nefsinin kusurlarıyla meşgul olmazsa, şeytan onu kendisinin mükemmel olduğuna inandırır ve hep başkalarının eksiklikleriyle uğraştırır. (09.37) – Ashab-ı Kiramı tenbih sadedinde nazil olan bazı ayet-i kerimeler… (14.39) – “Sübjektif mükellefiyet” ne demektir? (18.17) – “Gaye-i hayal olmazsa veyahut nisyan veya tenasi edilse, ezhan enelere dönüp etrafında gezerler.” sözüyle anlatılmak istenen nedir? (22.31) – Kıdem, tecrübe, benlik ve aidiyet mülahazası… bunlar, “Önden Giden Atlılar”ın günümüzdeki izdüşümlerini tehdit eden en büyük tehlikelerdendir. (24.07)
9/28/202326 minutes, 33 seconds
Episode Artwork

Bu yol uzaktır, menzili çoktur! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Sarp yokuşlarla dolu bu yol azık, teyakkuz ve temkin istiyor!.. *Yunus Emre’nin deyişiyle, “Bu yol uzaktır, menzili çoktur, geçidi yoktur, derin sular var.” Bu yolda kat’ edilmesi gereken nice mesafe, geçilmesi gereken nice derya ve aşılması gereken nice tepe mevcuttur. Zorlardan zor bu meşakkatli yolculukta maddî-mânevî hiçbir engele takılıp kalmamak, dünyanın aldatıcı cazibedar güzelliklerinin ağına düşmemek ve yol yorgunluğu yaşamamak için her zaman ciddi teyakkuz ve temkine ihtiyaç vardır. *Rasûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Ebû Zerr hazretlerinin şahsında bütün ümmet-i Muhammed’e şöyle buyurmuştur: جَدِّدِ السَّفِينَةَ فَإِنَّ الْبَحْرَ عَمِيقٌ وَخُذِ الزَّادَ كَامِلاً فَإِنَّ السَّفَرَ بَعِيدٌ وَخَفِّفِ الْحِمْلَ فَإِنَّ الْعَقَبَةَ كَئُودٌ وَأَخْلِصِ الْعَمَلَ فَإِنَّ النَّاقِدَ بَصِيرٌ “Gemini bir kere daha elden geçirerek yenile, çünkü deniz çok derin. Azığını tastamam al, şüphesiz yolculuk pek uzun. Sırtındaki yükünü hafif tut, çünkü tırmanacağın yokuş sarp mı sarp. Amelinde ihlâslı ol, zira her şeyi görüp gözeten, tefrik eden ve hakkıyla değerlendiren Allah, senin yapıp ettiklerinden de haberdardır.” *Bayezid-i Bistâmî Hazretleri der ki: “Bütün iç dinamizmimi kullanarak Cenâb-ı Hakk’a tam otuz sene ibadet ettim. Sonra gaybdan, ‘Ey Bâyezid, Cenâb-ı Hakk’ın hazineleri ibadetle doludur. Eğer gayen O’na ulaşmaksa, Hak kapısında kendini küçük gör ve amelinde ihlâslı ol!’ sesini duydum ve tembihini aldım.” Bu video 23/08/2015 tarihinde yayınlanan “Hal ve Ümit” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/28/20237 minutes, 47 seconds
Episode Artwork

Dünyayı ahiretin mezrası olarak görüyor ve seviyoruz

“Dünyayı ahiretin mezrası olarak görüyor ve seviyoruz. Allah'ın verdiği bütün lütuf ve imkanlar ile ahiret yurdunu araştıracaksın... Bütün hayatın boyunca şu faniyat içinde dahi Bâki sermediye gidecek yolları arayacaksın. Bu yönüyle dünya sevilir ve takdir edilir... Rabbim hakikati kameti kıymetine idrak etmeye bizleri muvaffak eylesin.”
9/27/20232 minutes, 24 seconds
Episode Artwork

Tarihin sayfalarına birer leke halinde kaydedilecekler! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Son dönemde şahit olduğumuz çekmeler, ızdıraplar, tehcirler, tehditler, tenkiller, ibadeler, mahkûmiyetler, mağduriyetler, mazlumiyetler, mevkufiyetler, mustantakiyetler… Bütün bunlar bizi üzebilir. Bunları da şefkat tokadı veya kulak çekilmesi şeklinde mülahazaya almak lazımdır. İhtimal ki biz yürüdüğümüz bu yolda yolun âdâbına tam uyamadık; Hazreti Mevlâ da kulağımızdan hafif tuttu ve çekti. Onca eltaf-ı İlahiye karşısında hukuka riayet etmek, istikameti korumak, dimdik durmak ve sarsılmadan meseleyi götürmek gerekirken bazen bunlar gereğince gözetilmemişse, bu, hafif bir kulak çekilmesine sebebiyet vermiş olabilir. Hadiselere böyle bakarsak, Allah’ın izni ve inayetiyle, o da bizi tevbe, inâbe ve evbeye sevkeder. Rabbimizin razı olmadığı ve sevmediği ne varsa, hepsinden dolayı “Estağfirullah” deriz. İstiğfar da O’na teveccühün, tevbenin, inâbenin ve evbenin mebdeidir. Tarihin sayfalarına kapkara lekeler halinde yazılacak kimselere sadece acınır!.. *Böyle bir bakış aynı zamanda bizi kin ve nefretten de uzak tutar. Hizmet’e zulmü reva gören, uğradığı her yerde efkârı aleyhimize çevirmeye çalışan ve “Kapatın bu okulları; kapatamıyorsanız yıkın!..” diyen kimselere karşı bakışımızı tadil eder. Meseleye bir yönüyle bizim istihkakımız nazarıyla bakacak olursak; onları da musallat olmuş birer kılıç gibi görür ve Allah’ın onlarla gözlerimizi açtığına, bizi tedip ettiğine ve istiğfara, tevbeye, inâbeye, evbeye yönlendirdiğine inanırsak, onlar hakkındaki mülahazamız da birdenbire kinden, nefretten, misliyle mukabele düşüncesinden sıyrılarak şefkate ve acımaya döner. Acırız onlara; çünkü tarihin sayfalarına birer leke halinde kaydedilecekler. Evet, hizmetinizle alakalı menfi propaganda yapan kimselere sadece acıma duygusuyla bakmak lazım. Bu video 23/08/2015 tarihinde yayınlanan “Hal ve Ümit” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/27/20235 minutes, 15 seconds
Episode Artwork

'’Bakışların Dansı’' - ÇOCUĞUMLA BÜYÜYORUM (9.BÖLÜM)

'’Bakışların Dansı’' - ÇOCUĞUMLA BÜYÜYORUM (9.BÖLÜM) by
9/26/202338 minutes, 56 seconds
Episode Artwork

Günümüzün zalimleri de çer-çöp gibi savrulup gidecekler! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Bir de meselenin gayretullaha dokunma kertesi var. Menkıbelerin aslına değil faslına bakılır ve onlardan ibret alınır. İşte ibretlik bir menkıbe: Bir deve kervanı yola koyulmuş giderken fakir bir derviş önlerine çıkar ve kervancıbaşına kendisini de aralarına almaları ricasında bulunur. Kervancıbaşı adamcağızın isteğini kabul eder ve beraberce yola revan olurlar. Bir zaman sonra haramiler kervana saldırır ve gariplerin bütün eşyalarını alırlar. Bir aralık, eşkıyânın reisi, dervişe de malı olup olmadığını sorar. Hak dostu, “Benim hiç param yok, ama kervancıbaşının bürümcek bir gömleği vardı, onu almayı unutmuşsunuz.” der. Haramîler hemen koşar, kervancıbaşının heybesini, üstünü başını yeniden arar ve pek değerli gömleğine de el koyarlar. Uzun süre hiçbir şey söylemese de dervişe karşı kervancıbaşının gönlü çok kırılır. Öyle ya; onca iyiliğine mukabil maruz kaldığı tavır kolay kolay kabul edilebilecek cinsten değildir. Bütün sermayelerini kaybeden mazlumlar, çaresiz bir halde yürürlerken devletin askerleri çıkagelir; haramilerin hepsi derdest edilmiştir. Nihayet, gasbedilen mallar sahiplerine geri verilir. İşte o zaman kervancıbaşı dervişe yaklaşır ve der ki, “Baba aşkolsun! Ben sana o kadar iyilik yaptım, sen de tuttun, benim biricik gömleğimi de şakîlere haber verdin.” Hak dostunun cevabı düşündürücüdür: “Oğul, niyetim sana kötülük yapmak değildi; bu haramiler halka o kadar gadretmişlerdi ki, baktım zulümlerinin gayretullaha dokunmasına dört parmak kalmış.. senin gömleğinin işte o dört parmak yerine geçmesiydi muradım.” Günümüzün zalimleri de çer-çöp gibi savrulup gidecekler!.. *Gayretullaha dokunduğu zaman, günümüzün zalimleri de çer-çöp gibi savrulup gidecekler, hiç tereddüdünüz olmasın. Takvim vermek ve zaman belirlemek, bu mevzuda karanlığa taş atmak olur; bu, Allamu’l-guyub Allah’a karşı bir saygısızlıktır. Bir zaman veremeyiz ama bildiğimiz bir âdet-i ilahiye, âdet-i sübhaniye var. Cenâb-ı Hak, zalimlere hep öyle yapmıştır: Nuh kavmi, Hud kavmi, Salih kavmi, Şuayb kavmi, Lut kavmi, Seyyidina Hazreti Musa’nın kavmi… Hepsi hazan yemiş yapraklar gibi savrulup gitmiş, ağaçların başındayken toprağın bağrında gübre haline gelmişlerdir. Hiç tereddüdünüz olmasın, endişe etmeyin. Bu video 16/08/2015 tarihinde yayınlanan “Yol Adabı ve Gayretullah” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/26/20237 minutes, 35 seconds
Episode Artwork

“Hiç Başımı Okşayan Olmadı” - MEHMET YILDIZ / HİZMETTEN SESLİ KÖŞELER

“Hiç Başımı Okşayan Olmadı” - MEHMET YILDIZ / HİZMETTEN SESLİ KÖŞELER by
9/25/202311 minutes, 45 seconds
Episode Artwork

Ye’se düşmek de ne demek! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Ye’se düşmek de ne demek?!. *Acz, fakr, şevk ve şükür! Kendini aciz görme; adeta eli hiçbir şeye yetmeyen ve hiçbir şeye sahip bulunmayan biri olarak kabul etme. Genel kabulümüz ve genel durumumuz odur. Bu düşüncemiz bir yönüyle kendi konumumuzu çok iyi bilme sayılır; diğer yandan da şevk ve şükür vesilesi olur: Cenâb-ı Hakk’ın sağanak sağanak lütufları geliyor. Her şey O’ndan geldiğine göre hiç ye’se düşmemek ve sürekli şevk içinde olmak lazım! Madem O’ndan geliyor ne diye ye’se düşeceğim?!. Şayet yolu açan O ise, güzergâhı gösteren O ise, güzergâh emniyetini sağlayan O ise ve yol boyunca gulyabânileri bertaraf edecek O ise, niye ye’se düşeyim ki?!. *Meseleye şu şekilde bakılsa mahzuru yok: “Allah Allah, kaderî bir plan var, senaryo gibi. Bizi hiç farkına varmadan birer figür, birer ırgat, birer amele gibi sahneye sürüyor; ‘Bu şeyi tamir etmede, onarmada sizi çalıştırıyorum!’ diyor.” Böyle bakarsanız, “Ona binlerce hamd ü sena olsun. Bizi böyle güzel işlerde koşturuyor. Acaba işin hakkını tam verebiliyor muyuz? Acaba konumumuzu rantabl olarak değerlendirebiliyor muyuz? Fakat ona binlerce hamd ü sena olsun, her şeye rağmen bizi güzel işlerde istihdam ediyor!” dersiniz. Zalim, Allah’ın kılıcıdır; mazlumiyet de bazen şefkat tokadıdır!.. *Fakat bazen farkına varmadan zikzaklar olabilir. Doğru yolda doğru yürüme hususiyetlerini koruyamayabiliriz; hafizanallah, kaymalar yaşayabiliriz. Ondan dolayı da şefkat tokatlarına ve kulak çekmelerine maruz kalabiliriz. Allah, birilerini musallat edebilir. Ümmet-i Muhammed (aleyhissalatü vesselam) cezalandırılmayı hak ettiğinde Allah (celle celâluhu), onlara karşı tedip unsuru olarak bir kısım zalimleri kullanır. Zalim, Allah’ın kılıcıdır. Allah, önce onunla intikam alır; sonra da döner ondan intikam alır. *Son dönemde şahit olduğumuz çekmeler, ızdıraplar, tehcirler, tehditler, tenkiller, ibadeler, mahkûmiyetler, mağduriyetler, mazlumiyetler, mevkufiyetler, mustantakiyetler… Bütün bunlar bizi üzebilir. Bunları da şefkat tokadı veya kulak çekilmesi şeklinde mülahazaya almak lazımdır. İhtimal ki biz yürüdüğümüz bu yolda yolun âdâbına tam uyamadık; Hazreti Mevlâ da kulağımızdan hafif tuttu ve çekti. Onca eltaf-ı İlahiye karşısında hukuka riayet etmek, istikameti korumak, dimdik durmak ve sarsılmadan meseleyi götürmek gerekirken bazen bunlar gereğince gözetilmemişse, bu, hafif bir kulak çekilmesine sebebiyet vermiş olabilir. Hadiselere böyle bakarsak, Allah’ın izni ve inayetiyle, o da bizi tevbe, inâbe ve evbeye sevkeder. Rabbimizin razı olmadığı ve sevmediği ne varsa, hepsinden dolayı “Estağfirullah” deriz. İstiğfar da O’na teveccühün, tevbenin, inâbenin ve evbenin mebdeidir. Bu video 23/08/2015 tarihinde yayınlanan “Hal ve Ümit” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/25/20238 minutes, 25 seconds
Episode Artwork

SOLUKLARINA MUHTACIZ!

Soluklarına Muhtacız! 00:50 Beşer O’nunla (S.A.V) emniyete kavuştu… 1:38 Güven bizim yamaçların gülü, çiçeğidir 3:35 Allah’ın himayesine hala sığınmayacak mısınız? 5:06 Hayatında yalan olmayan insan, hıyanet görülmeyen insan, emniyete riayet eden insan, güvenin temsilcisi insan, Muhammedü’l Emin (S.A.V) 6:50 Bir kerecik olsun yalanına şahit olmamışlardı! 7:00 İnsanlığın kurtuluşu bahis mevzuysa şayet onu Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) gerçekleştirecektir
9/24/20237 minutes, 24 seconds
Episode Artwork

ÜÇ HASTALIK VE KURTULUŞ YOLLARI NELERDİR

Üç Hastalık ve Kurtuluş Yolları Nelerdir? 0:09 Bizim üç önemli hastalığımız vardır. Bu hastalıklardan bir tanesi cehalettir 0:44 İnsanlık cehalet denen bu yüz karasından mutlaka sıyrılmalıdır 1:36 Bizim ikinci hastalığımız da fakirliktir 2:15 Fakirlik neredeyse küfürdür! 3:43 Zühd, insanın kendi vicdanında duyacağı şeydir 4:30 Üçüncü hastalığımız da bizim iftiraktır 5:49 Herkesi müsbet hizmetinde, Allah yolundaki tavrında alkışlamalı, ona sahip çıkmalı 6:32 İçinde olmadığınız yerde size söz vermezler
9/23/20237 minutes, 56 seconds
Episode Artwork

Allah her yerde hazır nazır ise Peygamberimiz(sav) neden Miraç'ta arşa (gökyüzüne) çıktı?

Allah her yerde hazır nazır ise Peygamberimiz(sav) neden Miraç'ta arşa (gökyüzüne) çıktı? by
9/22/20236 minutes, 25 seconds
Episode Artwork

Sana hakkıyla ibadet edemedik ey Ma’bûd | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

*Konumumuza göre bir tavır belirlemeye ihtiyacımız var; yoksa hiç farkına varmadan Cenâb-ı Hakk’ın ekstradan lütuflarını kendimize mâl etme gibi bir hataya düşmüş olabiliriz. Vifak ve ittifaka sağanak sağanak gelen tevfîk-i ilâhîyi, şahsî kabiliyetlerimize ve istidatlarımıza nisbet etmeye kalkarız. Bu da bir yönüyle şirk sayılır, ondan sakınmak lazımdır. Oysaki üzerimizdeki ilahi ihsanlar, vifak ve ittifak mevzuunda gösterilen cehde Cenâb-ı Hakk’ın ayrı bir lütuf tecellisidir. Üstad Hazretleri de “Vifak ve ittifak, tevfîk-i ilâhînin vesilesidir.” diyerek bu hususa dikkat çekmektedir. Sana Hakkıyla Kulluk Yapamadık!.. *Cenâb-ı Hakk’ın bu fevkalâdeden lütufları karşısında bize düşen vazife, oturup kalkıp sürekli “eşşükrulillâh” ve “elhamdülillah” demektir. Aslında, biz sabahtan akşama kadar ibadet yapsak, her gün yüz rekât namaz kılsak, bir gün oruç bir gün yeme şeklinde savm-ı Dâvud veya aralıksız olarak savm-ı visal tutsak ve her sene hacca gitsek, yine de “مَا عَبَدْنَاكَ حَقَّ عِبَادَتِكَ يَا مَعْبُودُ – Sana hakkıyla ibadet edemedik ey Ma’bûd” demeliyiz. *Cenâb-ı Hakk’ın lütufları karşısında aklımıza “Bir şeyler yaptık” mülahazası geldiği zaman hemen o düşüncenin başını “mâ abednâ”, “mâ arefnâ”, “mâ hamidnâ”, “mâ şekernâ”, “mâ sebbahnâ” (ibadetin, marifetin, hamdin, şükrün, tesbihin hakkını veremedik) duygusuyla ezmeliyiz. “Ey ibadete layık yegâne Ma’bud, Sana hakkıyla ibadet edemedik!.. Ey bütün mahlûkat tarafından bilinen Rabbimiz, Seni bilinmesi gereken ölçüde bilip tanıyamadık!.. Ey her dilde meşkûr olan Rabbimiz, Sana gereğince şükredemedik! Ey yerde ve gökte her varlık tarafından adı anılan ve tesbih edilen Rabbimiz, şanına lâyık zikr u tesbihi yapamadık!” deyip O’na gerektiği gibi kullukta bulunamadığımızı, O’nu hakkıyla bilemediğimizi, ululuğu ölçüsünde zikredemediğimizi ve şükür vazifesini tam yerine getiremediğimizi avaz avaz ilan etmeliyiz. Bu video 23/08/2015 tarihinde yayınlanan “Hal ve Ümit” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/22/20239 minutes, 25 seconds
Episode Artwork

İbadet İştiyakı | 18.06.2007

Soru: Günümüzde, iman hizmetine gönül verenler arasında bile âbidlerin çok az sayıda olduğunu ifade ediyorsunuz. Bu nedret, şahısların dûnhimmetliliğinden midir, yoksa zamanın şartlarından mı kaynaklanmaktadır? Mânileri defedip âbid olmak ve âbidler, zâhitler yetiştirmek için hangi hususlara dikkat etmek gerekir? -İman zaafı, amelde de bir kısım eksiklik ve kusurlara sebebiyet verir. (00.30) -Bunca zamandır bazı hakikatları heceleyen insanların, gözleri ötelere açılmalı ve kalbleri Allah sevgisiyle dolmalı değil miydi? (01.44) -İnsan ancak nazarî bilgilerini amel ile destekleyip derinleştirdikten sonra marifete erebileceği içindir ki, Kur’an-ı Kerim imanı zikrettiği hemen her yerde ameli de nazara vermektedir. (05.38) -Hazreti Masum (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz’in günde en az yetmiş defa istiğfar etmesi –hâşâ– herhangi bir günahından dolayı değildi; O, her gün marifet ufkunda biraz daha yol alıyor ve dönüp geriye baktığında bir önceki durağı görüp muvakkaten de olsa oraya uğramış olmasından dolayı istiğfar ediyordu. (06.55) -İnsan için en ciddi mesele sağlam iman etmesi ve o imanı salih amel ile payandalayıp sağ salim ötelere gidebilmesidir; dolayısıyla o, bütün ömrünü bu ciddi iş etrafında programlamalıdır. (13.53) -İyi birer kul olabilmemiz için teâvün düsturunu çok iyi işletmeli ve birbirimize hayırhahlık yapmalıyız. (15.18) -Hakiki imana ulaşma ve ibadet ufkunu yakalama yolunda asla “olmuyor” dememeli, sürekli oldurmak için ısrar etmeli!.. (20.56) -Gençlik veda edip gitmeden, dizler tutmaz olup bel bükülmeden insan yapabildiği kadar ibadet yapmalı ve kırk yaşına varmadan gönlünde ciddi bir ibadet iştiyakı oluşmasına gayret etmelidir. (23.20)
9/21/202327 minutes, 28 seconds
Episode Artwork

Sen mi yoksa ümidin mi yüreksiz! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Ashab-ı Kirâm’ın İman ve Ümidi *Allah Rasûlü’nün hayat-ı seniyyeleri ümit tablolarıyla doludur. Mesela, Hendek Müdafaası. Mü’minler karşısında teker teker tutunamayacaklarını anlayan kavim ve kabileler, Hicret’in 5. senesinde bir araya gelip tek vücut olmaya ve bu defa bütün güçlerini bir merkezde toplayıp Medine’ye öyle hücum etmeye karar vermişlerdi. Rasûl-ü Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) Efendimiz, durumdan haberdar olunca, ashabını toplamış, harp tekniği hakkında onlarla istişare etmiş, değişik teklifler arasında Hazreti Selman-ı Farisî’nin fikri Peygamber Efendimiz’in düşüncesine muvafık gelince düşmanın taarruz etmesinin muhtemel olduğu yerlere hendekler kazılmasına ve böylece müdafaa harbi yapılmasına karar verilmişti. *Rehber-i Ekmel Efendimiz, ashabıyla beraber hendek kazmaya başlamıştı. Bir aralık büyükçe bir kaya çıkmıştı karşılarına; Ashab-ı Kiram’dan güçlü kuvvetli insanlar bile o kayayı parçalayamamışlardı. Onlar, en küçük dertlerini dahi Allah Rasûlü’ne söylerlerdi; bu büyük kayayı da O’na haber verdiler. İnsanlığın İftihar Tablosu, manivelası elinde geldi ve onunla taşı parçalamaya başladı. O, manivelasını indirdikçe taştan kıvılcımlar fışkırıyor.. ve sanki aynı esnada Allah Rasûlü’nde de vahiy ve ilham kıvılcımları çakıyordu. Her vuruşta bir müjde veriyordu: “Bana şu anda Bizans’ın anahtarları verildi. İran’ın anahtarlarının bana verildiğini müşâhede ediyorum… Bana Yemen’in anahtarları verildi; şu anda bulunduğum yerden San’â’nın kapılarını görüyorum.” *Hazreti Sâdık u Masdûk Efendimiz, asla parçalanmaz gibi görülen büyük devletlerin fethini müjdelediği o esnada karşısındaki 24.000 kişilik tam donanımlı düşman ordusuna karşı sadece 3.000 Müslümanla müdafaa harbine hazırlanıyordu. Fakat dünyevi ölçüler açısından insanı dehşete düşürmesi beklenen o anki şartlar Peygamber Efendimiz’i tesiri altına alamadığı gibi, mü’minlerin de ancak imanlarını artırıyordu. İman ve ümit idi bu. Böyle bir atmosfer içerisinde, İnsanlığın İftihar Tablosu, dünyanın iki süper gücünün tarumar olacağı bişaretini veriyordu, Allah’ın bildirmesiyle. O yüksek imanıyla, o bütün insanlığa dağıtılsa herkesin Firdevs’e girmesine yetecek kadar mükemmel imanıyla bişaret veriyor ve sahabe-i kiram efendilerimiz de o iman ve ümitle şahlanıyorlardı. Sen mi yoksa ümidin mi yüreksiz!.. *Ümitle uzun yollar aşılır; ümitle kandan irinden deryalar geçilir ve ancak ümitle dirliğe ve düzene erilir. Ümit dünyasında mağlup olanlar, pratikte de yenilmiş sayılırlar. Kim bilir, belki de hasımlarınız sizi ye’se atıp ellerinizi kollarınızı bağlamak için uğraşıyorlardır. İnşaallah, siz Kur’an’ın ve evrensel insanî değerlerin elmas düsturlarına sarılarak, insanların gönüllerini fethetme mevzuunda sarsılmayan bir ümitle, hep ileriye doğru yürüyeceksiniz. Allah’ın izni ve inayetiyle, içteki hasetçileri aşacaksınız; dıştaki muhtemel tehlikelere ve badirelere de takılmadan yol alacaksınız. *Merhum M. Akif’in ifadeleriyle noktalayalım: “Ey dipdiri meyyit! ‘İki el bir baş içindir.’ Davransana… Eller de senin, baş da senindir! Kurtulmaya azmin, niye bilmem ki süreksiz? Kendin mi senin, yoksa ümidin mi yüreksiz?” Bu video 23/08/2015 tarihinde yayınlanan “Hal ve Ümit” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/21/20239 minutes, 15 seconds
Episode Artwork

İhsan Şuuruna Sahip İnsanların Aleyhinde Olanlar, Onları Tenkit Edenler İflah Olmazlar

''Arkadaşlarınız, sizin abi diyeceğiniz insanlar arasında üç beş insan biliyorum ki, ihtimal ihsan şuurunu paylaşıyorlardır. Bu açıdan da bu insanlar aleyhinde olanlar, onları tenkit edenler iflah olmazlar. İmanlarına da mal olabilir. Çünkü birileri onlar için bir şey biliyorsa, benim de bildiğim bazı şeyler vardır ve ben onu açmaya mezun değilim..''
9/20/20232 minutes, 7 seconds
Episode Artwork

Dünya onların, ahiret de bizim olsun! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Hal Dili ve Peygamber Efendimiz *İnsanlığın bugün beklediği bir şey var ki maalesef o bir iki asırdır bizim yitirdiğimiz şeydir: Hâl ve temsil! Hâl ile halledilmeyecek problem yoktur. Rasûl-ü Ekrem ve Sahâbe-i Kirâm efendilerimizin belki en müessir yanları, onların hâl ve temsilleriydi. Onları derinden derine tetkik eden insanlar, “Vallahi çehresinde, tavır ve davranışlarında yalan yok!” diyorlardı. *Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz söylediği her hakikati öncelikle kendi hayatına tatbik ediyordu. Mesela, zühd, tevazu ve mahviyet tavsiye buyuruyorsa, her güzel ahlakta olduğu gibi, önce kendisi o hususta zirveyi tutuyordu. *Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’in (aleyhissalatü vesselam) hasır üzerinde istirahat buyurması ve hasırın da vücudunda iz bırakması sebebiyle Hazreti Ömer’in gözleri dolu dolu, “Yâ Rasûlallah! Sasaniler şöyle, Romalılar böyle…” diyerek O’nun da dünya nimetlerinden biraz istifade etmesi gerektiğini ima etmesi üzerine Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğu rivayet edilir: “İstemez misin, yâ Ömer! Dünya onların, ahiret de bizim olsun!” *Ayrıca Efendimiz şunu söyler: مَا لِي وَمَا لِلدُّنْيَا مَا أَنَا فِي الدُّنْيَا إِلَّا كَرَاكِبٍ اسْتَظَلَّ تَحْتَ شَجَرَةٍ ثُمَّ رَاحَ وَتَرَكَهَا “Benim dünya ile ne alâkam olabilir ki! Benim dünyadaki hâlim, bir ağacın altında gölgelenip azıcık dinlendikten sonra yoluna devam eden bir yolcunun hâline benzer.” Bu video 23/08/2015 tarihinde yayınlanan “Hal ve Ümit” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/20/20238 minutes, 28 seconds
Episode Artwork

''Öz Şefkat Nedir? Ne Değildir?'' - ÇOCUĞUMLA BÜYÜYORUM (8.BÖLÜM)

''Öz Şefkat Nedir? Ne Değildir?'' - ÇOCUĞUMLA BÜYÜYORUM (8.BÖLÜM) by
9/19/202346 minutes, 26 seconds
Episode Artwork

Allah’ın rahmetinden asla ümidinizi kesmeyiniz! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Allah’ın rahmetinden asla ümidinizi kesmeyiniz!.. *Ümit denilince genellikle, وَلَا تَيْأَسُوا مِنْ رَوْحِ اللهِ إِنَّهُ لَا يَيْأَسُ مِنْ رَوْحِ اللهِ إِلَّا الْقَوْمُ الْكَافِرُونَ “Allah’ın rahmetinden asla ümidinizi kesmeyiniz. Çünkü kâfirler güruhu dışında hiç kimse Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez. ” (Yusuf, 12/87) ayet-i kerimesi akla gelmektedir. *Aslında daha pek çok ayet-i kerime ümit zaviyesinden ele alınabilir: Mesela; Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: وَالَّذِينَ جَاهَدُوا فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا وَإِنَّ اللّٰهَ لَمَعَ الْمُحْسِنِينَ “Bizim uğrumuzda gayret gösterip mücahede edenlere elbette muvaffakiyet yollarımızı gösteririz. Muhakkak ki Allah, hep iyilik peşinde koşan ehl-i ihsanla beraberdir.” (Ankebut, 29/69) Mücahede, kalblerin Allah’la münasebeti için aradaki engelleri bertaraf etmek demektir. Bu, iktiza ettiğinde müdafaa harpleri gibi bir savaşla da olabilir. Fakat esas olan, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) “büyük cihad” dediği cihaddır; nefisle mücahede, Allah’a yönelme işi. Bu video 23/08/2015 tarihinde yayınlanan “Hal ve Ümit” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada:https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/19/20239 minutes, 57 seconds
Episode Artwork

Ahlâkî Mülâhazalar - Ahlâk Serisi | Hutbe-14 | Fethullah Gülen Hocaefendi

Allah Rasülünün (sallallahu aleyhi ve sellem) misal teşkil eden tevazuu... Mü'minlere karşı mütevazi, kafirlere karşı ALİ olmalı Kendine :'Miskinlerden bir miskin' diyen Hz. Süleyman.
9/18/202316 minutes, 43 seconds
Episode Artwork

Hele bir “Allah” de yürekten, bak nasıl cevap veriyor! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Günümüzün çoğu Müslümanları yüce dinimiz İslamiyet’e hüsuf küsuf yaşatıyorlar!.. *Peygamber Efendimiz ve selef-i salihîn tarafından ortaya konan hal ve temsil bugünün müminlerince de gerçekleştirilirse, Allah’ın izni ve inayetiyle, adeta bir yerde ütopik bir dünya oluşmuş gibi başkaları ona koşup gelecektir. Yoksa İslam’ın mübarek çehresine zift saçan şer odakları varken ve Müslümanlık çoklarınca kötü temsil ediliyorken kimsenin ona karşı imrenme duyması mümkün değildir. *Müslümanlığın aynası ve bir yönüyle temsilde onun figüranı olan bizler, onu mükemmeliyet içerisinde, gerektiği gibi temsil edemediğimizden ve hâl ile ortaya koyamadığımızdan dolayı, onun o dırahşan çehresini, pırıl pırıl güneşlerden aydın imrendiren çehresini karartmış oluyoruz. İslamiyet’e hüsûf ve küsûf (ay ve güneş tutulması gibi tutulma) yaşatıyoruz. İslamiyet ile insanlar arasında biz bulunduğumuzdan dolayı, bize bakıyor, bizimle İslamiyet’i değerlendiriyorlar. *Hakk’ı anlatmak ve i’lâ-yı kelimetullah mülahazası içinde yaşamak gibi bir mefkûre ve gâye-i hayal, insanın kendi benliğinden uzaklaşması ve bencilliğinden kurtulması için de çok önemlidir. Çünkü insan, bir gâyeyi bütün varlığıyla sahiplenirse, artık hareket, tavır ve davranışlarını o gâye istikametinde değerlendirmeye çalışır. Üstad Hazretleri bu hakikati şöyle ifade eder “Gâye-i hayâl olmazsa veyahut nisyan veya tenâsi edilse, ezhan enelere dönüp etrafında gezerler.” Demek ki, benlikten tecerrüt etmenin, her şeyi bencilliğe bağlamaktan kurtulmanın yolu, O’na bağlanmak ve her şeyi O’nunla alakalı bir hususa bağlamaktır. “Sen Mevlâ’yı seven de Mevlâ seni sevmez mi?” *Şayet siz, “Allah’ın izniyle Nam-ı Celil-i Muhammedî’yi (sallallâhu aleyhi ve sellem) güneşin doğup battığı her yere ulaştıracağız. Bir stratejiye, bir plana, bir projeye mukabil on tane alternatif yol oluşturacağız. Oturup kalktığımız her yerde “bismillah” der gibi sohbet-i Canan deyip meseleleri O’nunla başlatıp O’nunla noktalayacağız.” mülahazasına bağlı olur ve o istikamette gayret gösterirseniz, Allah da (celle celaluhu) yolunuza su serpecektir. *Alvarlı Muhammed Lutfî Efendi hazretleri ne hoş söyler: “Sen Mevlâ’yı seven de / Mevlâ seni sevmez mi? / Rızasına iven de /Hak rızasın vermez mi? Sen Hakk’ın kapısında / Canlar feda eylesen / Emrince hizmet etsen / Allah ecrin vermez mi? Sular gibi çağlasan / Eyyub gibi ağlasan / Ciğergâhı dağlasan / Ahvalini sormaz mı? Derde dermandır bu dert / Dertliyi sever Samed / Derde dermandır Ehad / Fazlı seni bulmaz mı?” *Hele bir “Allah” de yürekten, bak nasıl cevap veriyor!.. Sen “Ya Rab!” deyince, “lebbeyk” diyor. Oysaki aşağıdan yukarıya doğru tazim ifadesi olarak, biz gönüllerimizin heyecanını bu kelimeyle O’na karşı ifade ediyoruz. Allah kuluna tenezzül tecelli dalga boyunda “lebbeyk” diyor. “Kulcağızım bir isteğin mi var?” Böyle bir Rab sizin o güzel isteklerinizi intizar buyuruyorsa şayet, hep O’na karşı dilekte bulunmak lazım. Zaten, bir hadis-i şerifte ifade edildiği üzere; bir kimse, Allah’tan bir şey istemezse, isteklerini Allah’a sunmazsa, gazab-ı ilahîye maruz kalır. Kur’an-ı Kerim’de de Hazreti Üstad’ın mealiyle “Duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var.” buyurulmaktadır; yani, ne yazarsınız ki duanız olmazsa?!. Bu video 23/08/2015 tarihinde yayınlanan “Hal ve Ümit” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/18/20237 minutes, 40 seconds
Episode Artwork

KİME EMANET

Kime emanet? 3:18 Diyemedim ama yolunda olmaya çalıştım 4:58 Mümin emniyeti temsil eden insan demektir. 6:08 Mümin içinde yaşadığı toplum adına emniyeti temsil eden demektir. 8:00 Emanetini alacağın güne kadar bizleri emanette emin kıl
9/16/20238 minutes, 17 seconds
Episode Artwork

Vehhabilik nedir? | Fethullah Gülen Hocaefendi

Vehhabilik nedir? | Fethullah Gülen Hocaefendi by
9/15/20233 minutes, 22 seconds
Episode Artwork

Zannediyorum bu dönemde yerinde sabit-kadem olan insanlar... | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Sadece Allah rızasını maksat yapanlar fırtınalar karşısında sabit-kadem olabilirler/olabildiler!.. *En büyük isteğimiz O (celle celaluhu) olmalı!.. İnancımızda, ibâdet ü tâatımızda, bir şey söylememizde, bir şey yazıp çizmemizde, bir yere gitmemizde hep ihlas!.. Hazreti Pîr diyor ki: “İhlaslı bir zerre amel, batmanlarla hâlis olmayana müreccahtır.” *Evet, Allah’ın rızası en önemli, en yüksek, en zor ulaşılan bir hedeftir. Ona talip olma, ona kilitlenme, onun berisinde her şeyi bayağı görme!.. Sonra halis aşk ve iştiyak onun zirvesi; bu, büyüklerin, ekrabu’l-mukarrabînin talep ettiği ufuk; Hazreti Mevlana gibi, ruhunun ufkuna yürümeyi şeb-i arûs sayma. *Her işimizi ihlas, rıza ve aşk u iştiyaka bağlamamız lazım. O zaman öyle bir şeyi peylemiş veya öyle bir şeyin arkasına düşmüş oluruz ki, dünyanın bütün zevkleri, lezzetleri bir araya gelse, onun yanında yine deryada damla kalır. *Zannediyorum bu dönemde yerinde sabit-kadem olan insanlar, Cenâb-ı Hakk’ın murad-ı Sübhânîsinden, ihlastan ve rıza-yı ilahîden başka bir şey düşünmüyorlardır. Düşünmesinler Allah’ın izniyle.. ve bu düşünmemede sabit-kadem olsunlar. Bu video 23/08/2015 tarihinde yayınlanan “Hal ve Ümit” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada:https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/15/20239 minutes, 10 seconds
Episode Artwork

Yıkık Yuvalar ve Ebedî Yetim Çocuklar | 11.06.2007

Soru: Günümüzde aile müessesesinin ciddi yaralar almış olması, sahipsiz bir sürü çocuğun da ortada kalmasına ve sokaklara düşmesine sebebiyet verdi. Aile sıcaklığından mahrum kalan ve gayz, kin, nefret duygularıyla beslenen bu çocukların, toplumu huzursuzluğa sürükleyen birer tehdit unsuru haline gelmemesi için bize ne gibi vazifeler düşmektedir? -Bugün aile içerisinde huzursuzluğa sebebiyet veren ve eşleri birbirinden koparan sebeplerin başında özgürlüğün yanlış yorumlanması ve mutlak hürriyet mülahazası gelmektedir. (00.30) -Babası ölene yetim, annesi ölene de öksüz denir; fakat, bugün anne-babası var olduğu halde, onların görüp gözetmesinden ve sevgisinden mahrum kalan o kadar çok çocuk var ki, bunlara dense dense “ebedî yetimler” ya da “derbeder yetimler” denir. (03.35) -Yuva bir toplumun molekülüdür; onun yıkılması toplumun yıkılması demektir. (05.07) -Çoğunlukla sokak çocukları kullanılarak işlenen suçları engellemek için polisiye tedbirler ve zecrî uygulamalar mutlaka faydalıdır; ama bunlar meseleyi muvakkaten defetmeye matuftur. Meselenin temelden halledilebilmesi nesillerin kalb ve kafalarına birer yasakçı koymak, yani onları Allah korkusuyla ve haşre iman duygusuyla doldurmaktır. (06.38) -Sıhhatli bir topluma kavuşabilmek için çocukların mutlaka ahlak dersleriyle yetiştirilmeleri şarttır; bugün güçlü devletler suçları önlemek ve mücrimleri topluma kazandırmak için dinin gücünü de kullanmakta, hapishanelerinde dahi her dinden bilgili insanların gelip mahkumlara ders yapmasına müsaade etmektedirler. (12.53) -Bizim ülkemizde de, birer suç aleti haline gelen zavallı insanların cürümlerine mani olmak ve onları topluma kazandırmak için bir sürü yol ve metod denendi; ne olurdu sanki bir de dinin gücü ve ahlak eğitimi denenseydi! (18.47) -Savaşlarda esir düştükten ya da bir köle olarak satıldıktan sonra samimi mü’minlerin yanında öz evlat gibi yetiştirilen ve akabinde hürriyetine kavuşturulan insanlara İslâm literatüründe “mevâli” denilmiştir. Mevalinin eğitilmesi ve görülüp gözetilmesi hususunda selef-i salihînin ortaya koydukları güzel misaller incelenirse, bugünün sahipsiz çocuklarının yetiştirilmeleri hususunda önemli ipuçları bulunabilir. (22.26)
9/14/202328 minutes, 33 seconds
Episode Artwork

Nereden başlayacağınızı çok iyi belirlemeniz lazım! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Bir diğer hayati mesele de üslupta tedrîcîliktir: Tedrîc; adım adım, azar azar, derece derece ilerlemek manasına gelir. Hadiselerin yavaş yavaş, mertebe mertebe, zaman zaman ve belli bir vakte bağlı şekilde cereyan etmesine “tedrîciyye” (tedrîcîlik) adı verilir. Tedrîcîlik, Kur’an-ı Kerim’in tenzil keyfiyetinin ve Efendimiz’in tebliğdeki üslubunun da önemli bir derinliğidir. *Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) beşerin efendisi olduğu gibi, İnsanlığın Efendisi’nin sözleri de insan sözlerinin efendisidir. O’nun lâl u güher gibi dudaklarından dökülen kelimeler gönülleri fetheder. Fakat o Söz Sultanı söyleyeceklerini tek fasılda söylememiştir; insanları rehabilite ede ede hakikatleri dile getirmiştir. Mesela, içki dört fasılda yasak edilmiş; kati yasak da Bedir’den sonra gelmiştir. *Her mefkure kahramanının, kainatta bir nizam dahilinde meydana gelen hâdiselerden ders alması, sebep ve netice münasebetini gözetmesi ve eşyâ arasında bulunan tertibe riayet etmesi gerekir. Bu ilahî ahlakın, Kur’an-ı Kerim’in ceste ceste inen ayetlerinde ve İnsanlığın İftihar Tablosu’nun tebliğ metodunda da kendisini gösterdiğine dikkat etmesi icap eder. Evet, emir ve yasaklar, bir başka ifade ile teklifî hükümler birden bire değil, belli zaman aralıkları ile nazil olmuştur; ilahî emirlerden önce adeta kalb ve kafalar rehabilite edilerek her şeyi kabule hazır hale getirilmiştir. Mürşit ve mübelliğler de dile getirecekleri hususlarda bu tedrîcîliğe riayet etmelidirler. *Çok önem arz etmeyen veya ehemmiyet arz eden esasa nispeten nisbî önemi bulunan meseleleri öne çıkardığınız zaman tepki alırsınız, reaksiyonlarla karşı karşıya kalırsınız. Bu itibarla da, nereden başlayacağınızı çok iyi belirlemeniz lazım. Onun için Hazreti Pir, daha ziyade iman mevzuunu işliyor, namaz gibi ibadet u tâati nazara veriyor. Bu video 30/08/2015 tarihinde yayınlanan “Tebliğde Dört Esas” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/14/20237 minutes, 46 seconds
Episode Artwork

İyi Arkadaşları Seçip Onlarla Haşr-u Neşr Olun

''Huzurlu insanların yanında namaz kılmak insana huzurgah olur. Onun için cemaat tavsiye olunmuştur. Ferdin iç mukavemeti huzuru temin etmek için tek başına yetmeyebilir. İyi arkadaşları seçip onlarla haşr-u neşr olun. Rabbim dünyada ve ukbada sizi onlarla beraber edecektir..''
9/13/20232 minutes
Episode Artwork

Hâl ile halledilmedik problem yoktur! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Mefkûre muhacirleri ortaya koydukları temsil sayesinde tesirli oldular *Evet, temsil çok önemlidir! Tebliğ ancak onunla inandırıcı olur! Firdevsî edasıyla veya Câmi inceliğiyle ya da Mevlana içtenliğiyle talâkatlı, belagatli hutbeler îrad etseniz de, temsildeki bu güç kadar çevrenizde müessir olamazsınız. *Eğitim faaliyetlerinde bulunmak ve sulh adacıkları kurmak için dünyanın dört bir yanına açılan arkadaşlarınız, yirmi küsur senedir temsildeki bu güç sayesinde hüsn-ü kabul görmüşlerdir. Sahabe-i Kiram’ın ve selef-i salihînin ortaya koydukları temsilin kaçta kaçını uyguladılar; onu Allah bilir. Fakat gönüllere öyle otağlar kurdular ki, Allah’ın izni ve inayetiyle, bir iki senedir kafalar karıştırıldığı halde, ev sahibi insanlar çağırdılar sizin arkadaşlarınızı ve dediler ki: “Hakkınızda ne derlerse desinler, bakmayın onların dediklerine. Biz onlarla da aramızı bozmak istemiyoruz ama siz işinize devam edin!” Hatta o mevzuda ifsâdat kabardıkça, köpürdükçe, onlar “Birkaç tane daha okul açsanız iyi olur!” dediler. Ne onların eliyle gelen talebeler pişmanlık duydu, ne de sizden oraya havariler gibi giden insanlar adem-i kabul ile karşı karşıya kaldılar. Bu video 30/08/2015 tarihinde yayınlanan “Tebliğde Dört Esas” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/13/20233 minutes, 28 seconds
Episode Artwork

''Lohusalık Sendromu Nedir Ne Değildir?'' - ÇOCUĞUMLA BÜYÜYORUM (7.BÖLÜM)

''Lohusalık Sendromu Nedir Ne Değildir?'' - ÇOCUĞUMLA BÜYÜYORUM (7.BÖLÜM) by
9/12/202339 minutes, 15 seconds
Episode Artwork

Tebliğde önemli bir husus merak uyarmaktır! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

*Tebliğde önemli bir husus da merak uyarmaktır. Sunacağınız mesaj etrafında merak uyaracaksınız. Hem ele alacağınız, anlatacağınız mevzuları çok iyi belirleyecek hem de temsilinizle “Böyle iyi ve güzel insanlar olmanızın vesileleri nedir? Şunu neden böyle yapıyorsunuz?” dedirteceksiniz. Merak-âver meselelerle başlayarak onların içinde bir öğrenme arzusu tutuşturmaya çalışacaksınız. *Ulvi hakikatlere ilgi ve merak uyarmak kadar o alakaya cevap verebilecek bir donanıma sahip bulunmak da lazımdır. Mübelliğ ve rehber diyebileceğimiz şahısların, dinin temel kaynakları olan Kitap ve Sünnet’e muttali olmaları gereklidir. Aynı zamanda onlar gittikleri yerlerdeki muhataplarını kendi karakteristik çizgileri ve ana hatlarıyla bilmelidirler. Bütün bunların yanında belli ölçüde fünun-u müspeteye vâkıf olmalı, yani az buçuk fizik, kimya, riyaziye, antropoloji gibi ilimleri yudumlamalıdırlar. Evet, rehberlik yapacak insan, gittiği yere mükemmel yetişmiş bir fert olarak gitmelidir. Bu video 30/08/2015 tarihinde yayınlanan “Tebliğde Dört Esas” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/12/20239 minutes, 41 seconds
Episode Artwork

Ahlâkî Mülâhazalar - Ahlâk Serisi | Hutbe-13 | Fethullah Gülen Hocaefendi

Kuran , insan olmanın yolunu gösteriyor... Kur'an ahlakıyla insan, insanlık tahtına oturur. Hz. Ömerin,salahattin Eyyubinin tevazuu... Dünyada en büyük işleri, dünyayı misafirhane sayan insanlar yapacaktır...
9/11/202320 minutes, 51 seconds
Episode Artwork

Nafile ibadetler eksikleri kapama vazifesi görür! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

İnsanlığın İftihar Tablosu, kulluğun ve hizmetin her çeşidinde her zaman en öndeydi!.. *İnsan farz ibadetleri keyfiyetlerine uygun şekilde yerine getirerek Cenâb-ı Hakk’a yaklaşır. Farzlarla kurbeti yakalama en sağlam bir yoldur. Çünkü farz dediğimiz şeyler, dindeki zaruriyattır, olmazsa olmaz esaslardır. Hakikî zaruriyât imân esasları; bir manada zaruriyât da İslâm’ın şartlarıdır. Evet, farzlar çok önemli birer kurbet vesilesidir ki; farzları hakkını vererek eda etmek suretiyle Hak yakınlığına ermeye “kurbet-i ferâiz” denir. *Nafile ibadetler ise “cebren linnoksan” yani, “eksikleri kapama, yarayı sarma, gedikleri tıkama” vazifesi görürler. Farzlarında eksiği, gediği, kusuru olan insan nafilelerle onları telafi ettiği için, arzuladığı neticeye nafilelerin desteğiyle ulaşabilir. Öyleyse, ana atkılar yine farzlardır; nafileler ise, onların üzerindeki dantela gibi işlenmiş nakışlardır. Bu itibarla da, farzları nafilelerle tamamlayıp derinleştirme vesilesiyle Hakk’a yakınlık kesbetmeye “kurbet-i nevâfil” denmektedir. *İnsanın mükellef olduğu farzlar için, Hazreti Pîr’in de ifade ettiği gibi, abdest ile beraber günde bir saat kafîdir. Fakat İnsanlığın İftihar Tablosu’na gelince, O bize mükellefiyet adına teklif buyurduğu bu ibadetlerin on katını yapıyordu. Ümmetine objektif mükellefiyeti emrediyor ve kimseyi farzların ötesine zorlamıyordu ama kendisi ayakları şişinceye kadar namaz kılıyordu. *Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) her zaman vazife başında, hizmette önde ve her hayırlı faaliyetin bizzat içinde olmuştu. “Allah’ın arslanı” lakabıyla tanınan şecaat kahramanı Hazreti Ali, “Biz savaşın kızıştığı, gözlerin yuvalarından fırladığı zamanlarda Rasûlullah’ın arkasına sığınır, o sayede korunurduk” der. Huneyn Savaşı’na bakarsanız bu sözün en güzel misalini görürsünüz: Bir ara karşı cephenin askerleri zafer sarhoşluğuyla koşarken Allah Rasûlü Müslümanlara, “Nereye gidiyorsunuz ey insanlar! Yalan yok, ben Rasûlullahım; Ben Abdülmüttalib’in torunu, Abdullah’ın oğlu Muhammedim!” diye seslenir. Bu çağrı üzerine mü’minler derlenip toparlanır. Allah Rasûlü, “İşte ocak şimdi kızıştı” buyurur, yerden bir avuç toprak alıp düşmanların üzerine fırlatır; saldırıya geçilirken yine en önde O vardır. *İnsanlığın İftihar Tablosu, orada önde olduğu gibi hizmetin her çeşidinde her zaman önde bulunmuştur. Bundan dolayı da, bütün tehlike dolapları herkesten önce O’nun başında dönüp durmuştur. Bu böyle devam ettiği sürece de bizim ikbal yıldızımız adeta kutup yıldızı gibi hep kendi çevresinde dönmüş, hiç yer değiştirmemiş, hiç batmamıştır; belki de bütün yıldızlar onun etrafında tavaf ediyor gibi dönmüştür. İkbal yıldızımız!.. Emevî döneminde de böyle, Abbâsî döneminde de böyle, Osmanlı’da da böyle!.. Bu video 30/08/2015 tarihinde yayınlanan “Tebliğde Dört Esas” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/11/20238 minutes, 35 seconds
Episode Artwork

İMAMLARIMIZA NASIL ISINABİLİRİZ

İmamlarımıza nasıl ısınabiliriz? 0:50 Bir yerde üç kişi bulunursa biri imam olsun. 2:27 Müminin mümini gıybet etmesi düşünülemez! 5:12 İmama düşen vazife birlikte hizmet ettiği kimselerin her meselede düşüncelerini almasıdır. 8:12 Medine’de taş taşın üstünde kalmayacağını bilmeseydi dahi çıkacaktı. 9:09 İmam bunu yapmıyorsa vazifesini suistimal ediyor. Allah’a hesap verir. Yakasını kurtaramaz! 10:54 Seyyidül kavmi hadimühüm: İnsanların efendisi onlara hizmet edendir. 11:23 Her iki taraf çok makul davranırsa işlerimiz ahenkle yürür. 13:27 Bu hizmetin hatırına birbirimizin ayaklarını niye öpmeyelim ki! 17:16 Bizler boş bir dönemin çocuklarıyız.
9/10/20233 minutes, 18 seconds
Episode Artwork

SİZDEN BİR İSTİRHAMIM VAR

Sizden bir istirhamım var 00:36 Bari ağlamalarımız olsun! 03:22 Dünyada benim hiçbir muradım olmadı!
9/9/20237 minutes, 36 seconds
Episode Artwork

Cin nedir? Nasıl çağrılır? | Fethullah Gülen Hocaefendi

B Serisi olarak da bilinen bu soru cevap serisi, 1980 öncesinde Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'nin çoğunluğu üniversite gençliği ve farklı fikirlerdeki insanlardan oluşan muhataplarının her konuda sorduğu sorulara verdiği cevaplardan oluşmaktadır. Sorular, vaaz öncesi yazılarak soru kutusuna atılmakta, kürsüye çıkan Hocaefendi sorulardan rastgele seçerek cevaplamaktadır. Cin nedir? Nasıl çağrılır?
9/8/202313 minutes, 51 seconds
Episode Artwork

Tebliğin Temsil ile Derinleştirilmesi | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Peygamber Efendimiz’in Fetanetinin Bir Buudu: İnsanları Doğru Yerde İstihdam *Rasûl-i Ekrem Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) fetanetinin farklı bir derinliği de kimi nerede istihdam ettiyse o mevzuda milimi milimine isabet buyurmasıdır. Evet, O, tayin ve tavzifte bulunduğu insanlardan hiçbirini değiştirme lüzumu duymamıştır. Çünkü kimi nereye tayin etmişse o orada başarılı olmuştur. Bu da vazife verirken insanları çok iyi okumaya, çok iyi test etmeye ve karakterlerini çok iyi keşfetmeye bağlıdır. Günümüz şartları içinde kabiliyetlerin doğru okunması ve onların yerli yerinde istihdam edilmesi ise bir yönüyle müşterek akla ve kolektif şuura vâbeste bir durumdur. *Evet, Allah Rasûlü’nün gönderdiği insanlar hep başarıyla dönmüşlerdir. Bir kısım muvakkat hezimet türü sarsıntılar ve sürçmeler yaşanmışsa, O’nun dediğinin hilafına hareket edildiğinden dolayıdır. Örnek olarak, Uhud Savaşı’nda okçular tepesini terk eden insanların durumunu düşünebilirsiniz. Şu kadar var ki, Kur’an-ı Kerim’de ilahi af, mağfiret ve rahmete mazhar olduklarına işaret edilen o insanları suçlamaya kalkmamalısınız; onların zellelerini bir içtihad hatası olarak kabul etmelisiniz. *Allah Rasûlü, Yemen halkının İslam’a büyük hayırları dokunacağını biliyor; onlara ihtimam gösteriyordu. Bir gün Rasûl-i Ekrem Efendimizin meclisinde herkes yerini almış otururken Cerîr İbni Abdullah el-Becelî hazretleri içeri girmişti. Hazreti Cerîr, kavminden 200 kişiyle birlikte Yemen’den Medine’ye gelerek müslüman olmuş saygıdeğer bir insandı. Genç, heybetli, güzel yüzlü ve imrendirici bir hâli vardı. Peygamberimizin huzuruna kim önce gelmiş ve nereye oturmuşsa orası onun hakkı idi; günümüzün nakil vasıtalarındaki numarasız koltuklarda olduğu gibi önce gelen arzu ettiği yere otururdu. Cerîr İbni Abdullah (radıyallahu anh) içeri girince oturacak yer bulamamıştı ve kendisine yer gösteren de olmamıştı. Bu durumu farkeden Peygamber Efendimiz, hemen cübbesini çıkarmış, künyesiyle ona seslenmiş “Ey Ebû Amr, al onu, üzerine otur!” demişti. Sonra da, çevresindekilere dönerek, “Bir topluluğun kerem ve şeref sahibi büyüğü yanınıza geldiği zaman, ona ikramda bulunun ve hürmet edin.” buyurmuştu. *İnsanlığın İftihar Tablosu, değişik dönemlerde Yemen’in farklı bölgelerine çok büyük sahabileri vazifelendirmişti. Onlardan biri de Muaz bin Cebel (radıyallahu anh) olmuştu. Sahiden onun Yemen’e gidişiyle alakalı hadisler dikkatlice mütalaa edildiğinde özellikle dört vasfın öne çıktığı görülür: Temsil, merak uyarma, meraka cevap verecek donanım ve üslupta tedricîlik.
9/8/20237 minutes, 18 seconds
Episode Artwork

Türkçe Olimpiyatları’nın Hatırlattıkları | 04.06.2007

Soru: 5. Uluslar arası Türkçe Olimpiyatları’nı hayranlık hisleriyle ve gözyaşları içinde izledik. Olimpiyatların şu haliyle kemale ulaşmış olduğu söylenebilir mi? Hem şimdiye kadarki gayretlerin hem de bundan sonra gerçekleşmesini ümit ettiğimiz daha büyük ve güzel hizmetlerin zat-ı alinize hatırlattığı hususlar nelerdir? -Ehl-i dünyanın ancak mucize diyerek ifade edebileceği ve sizin de ikrâm-ı ilahî sözüyle adlandırabileceğiniz bu büyük hizmetler ne zaman söz konusu olsa hemen “sevk-i ilahi”yi nazara vermelisiniz. (01.11) -Küçük bir ev açmaya sevkettiği günlerden şimdiye kadar, size her dönemdeki şartlara ve konjonktüre göre ayrı bir hizmet imkanı lutfeden Cenâb-ı Allah, şayet çizginizi muhafaza ederseniz, sizi daha büyük muvaffakiyetlere de ulaştıracaktır. (05.57) -Yaşa, başa, kıdeme ve mansıba takılmadıklarını umduğum o genç öğretmenler ve onların çırakları –inşaallah– “yaşlılık hastalığı” diyebileceğimiz “kendini ifade etme” marazından uzak kalacak ve sadece kendi vazifelerine bakacaklardır. (08.06) -Çilekeş olma ve muzdarip yaşama nebilerin ve velilerin yoludur. Evet, sahabe mesleğinin de cilvelerinden birisi olan ızdırap, aynı zamanda dava adamı için bütün kilitli kapıların da anahtarıdır. (14.28) -Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in hayatı hep ızdırapla yoğrulmuştur; Mevla-yı Müteâl, O’nun ızdıraplarını paylaşıp kendisine hakiki bir yol arkadaşı olması için Hazreti Hatice’yi tayin buyurmuştur. (16.44) -Ne mutlu size ki Şefkat Peygamberi’nin gölgesi hâlâ sizin üzerinizdedir. (21.26)
9/7/202323 minutes, 46 seconds
Episode Artwork

Tarih boyu diktatörlerin değişmeyen bahaneleri… | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: وَقَالَ فِرْعَوْنُ ذَرُونِي أَقْتُلْ مُوسٰى وَلْيَدْعُ رَبَّهُ إِنِّي أَخَافُ أَنْ يُبَدِّلَ دِينَكُمْ أَوْ أَنْ يُظْهِرَ فِي الْأَرْضِ الْفَسَادَ Bu âyet-i kerime, Firavun ailesi içinde neş’et edip, Hazreti Musa’ya en kritik anda destek veren bir mü’minin (Mü’min-i âl-i firavn) adının verildiği Mü’min Sûresi’nde geçmektedir. Firavun’un “Bırakın, ben Musa’yı öldüreyim; varsın o da Rabb’ine yalvarsın. Doğrusu ben onun, sizin dininizi değiştirmesinden ve bu yerde, bu ülkede fesat çıkarmasından korkuyorum.” dediğini anlatmaktadır. *Mekke müşriklerinin Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) için, “Ailelerimizi bölüyor, bizi atalarımızın yolundan döndürmeye çalışıyor.” dedikleri gibi; Firavun da kendi kavmine, “Dininizi, sisteminizi değiştirmesinden, sizi birbirinize düşürüp, bozgunculuk çıkarmasından korkuyorum.” diyor ve kendi müfsitliğini gizleme gayreti içinde, eskiden beri bütün tiranların, diktatörlerin, tağutların yaptığı gibi davranıyordu. *Evet hak karşısında yenilince ya kuvvete ya da demagojiye başvuran, dünyanın kaderine hâkim bütün mütekebbirler, despotlar gibi, Firavun da kuvvet gösterisinde bulunmak istiyor, bunun için halka sığınarak kamuoyu oluşturma gayretleriyle demagojiler yapıyor ve “Onun, dininizi/sisteminizi değiştirmesinden veya ülkede fesat çıkarmasından korkuyorum.” diyordu; diyor ve sanki o âna kadar her şey yolundaymış, toplum da müreffeh ve mesutmuş da Hazreti Musa her şeyi karıştırmış, halkı kargaşaya sürüklemiş gibi bir imaj uyarmaya çalışıyordu. Mütekebbir zorbalardan Rabbimize sığındık!.. *Firavun’un gittikçe çöküp, nihaî bir kaybetme noktasına doğru hızla ilerlemesine karşılık, Hazreti Musa fevkalâde rahattı ve Firavun’un tehditleri karşısında en ufak bir sarsıntı bile hissetmiyordu. Bu itibarla da hemen cevabını yapıştırmıştı: وَقَالَ مُوسَى إِنِّي عُذْتُ بِرَبِّي وَرَبِّكُمْ مِنْ كُلِّ مُتَكَبِّرٍ لَا يُؤْمِنُ بِيَوْمِ الْحِسَابِ “Ben, hesap gününe inanmayan her mütekebbir (gururlu, kendini beğenmiş zorba)dan benim ve sizin Rabbinize sığındım.” (Mü’min, 40/27) diyerek, bir yandan Hakk’a güvenini ortaya koyarken diğer yandan da bütün insanların Rabbinin sadece Allah olduğunu bir defa daha ihtar etmişti. *Bu ayet-i kerimelerle, bir tarafta Firavun’un tiz perdeden atıp tutması, ölüm tehditleri savurması, ölüm tehditleri savururken de içten içe aklî, mantıkî ve kalbî tutarsızlıklarının şuurunda olarak tedirginliği, telaşı ortaya konuyor. Ayrıca, böyle bir tedirginlik ve telaş karşısında, daha evvel horlayıp hakir gördüğü teb’anın gücünü yanına almaya çalışması ve bu uğurda onların dinî hissiyatlarını istismar etmesi anlatılıyor. Dahası her devirde olduğu gibi, kendisi fesat çıkarıp dururken başkalarını fesatla karalaması, her fırsatta mü’minlere düşmanlık yapmasına mukabil dindarların dinin ruhunu değiştirdiklerinden ve değiştireceklerinden dem vurması nazara veriliyor. Diğer taraftan da bütün bunlara karşı Hazreti Musa’nın fevkalâde bir temkin içinde halka bedel Allah’a sığınması ve Firavun’un kibrini, gururunu onun yüzüne vurması hatırlatılıyor. Bu video 13/09/2015 tarihinde yayınlanan “Fitneler Asrı ve Sulh Çizgisi” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/7/20236 minutes, 15 seconds
Episode Artwork

Mü'min Allah'ın (C.C.) Huzurunda Nasıl Olmalı?

“Mümin abdestle namaza hazırlanırken kafasındaki maleyaniyatı atacak. Namaza geleceği ana kadar nefsini boğazlamış olacak. Allah'ın huzurunda Miraç vazifesini eda ediyor gibi tekbir alacak. Secdeler sayılacak olursa bizler namazla birlikte günde 80 defa dize geliyoruz...”
9/6/20233 minutes, 52 seconds
Episode Artwork

Bölünmeyin, parçalanmayın! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Bir insanın imandan nasibi mahlûkata şefkati ölçüsündedir. Siz bir ölçüye kadar o şefkati sergileyen insanlarsınız. Yaprağı dökülecek bir ağacın yaprağını bile vaktinden evvel dökmeyi cinayet sayacak insanlar.. karıncaların otağ kurdukları yerde gezerken “aman birine basarım” diyenler.. kendi üzerlerine gelmeyen, sokma endişesi olmayan, ısırma endişesi olmayan yılana, akrebe, çıyana bile kıymayanlar.. böyle bir kıymayı bile cinayet sayanlar… *Evet, şefkat kahramanları, bu şefkati dünya çapında bir ölçüde sergilediklerinden dolayı gönüllere tahtlar kurdular. İki senedir onlar hakkında yapılan tezvirat belki daha önce de kapalı şekilde vardı; hazımsızlıktan kaynaklanıyor, gizli gizli yapılıyordu. Adanmış ruhların takdir ve mükâfat beklentileri yoktu. Adanmışlık ruhuyla hareket ediyorlardı ama sultanlar gibi semereler ortaya koyuyorlardı. Kendilerine sultanlık yakışırdı, fakat hiçbir zaman kendilerini amelenin üstünde görmediler. Açtıkları okullarda sıvacılık yaptılar, duvar ustalığı yaptılar; tahtayı sırayı masayı derlediler, toparladılar, kurdular. Sadece mektebe bunları kurmakla kalmadılar, gönüllere tahtlar kurdular. Onun için iki senedir süren tezvirat iki sene daha devam etse, sonra iki sene daha devam etse, Allah’ın inayetiyle gevezelerin gevezeliği yanlarına kâr kalacak. O insanlar diyecekler ki: “Bakmayın onların dediklerine, biz üç tane daha okul açmanızı istiyoruz.” *Bölünmeyin, parçalanmayın; Allah’ın kudret eli sağlam bir heyet-i içtimaiyeyle beraberdir. Vifak ve ittifak, Cenâb-ı Hakk’ın tevfikat-ı sübhaniyesinin en büyük vesilesidir. Bir ve beraber olur, hadisin ifadesiyle, bünyan-ı marsus gibi bir hal alırsanız, Allah da eltâf-ı sübhaniyesini başınızdan aşağıya sağanak sağanak yağdırır. Bu video 13/09/2015 tarihinde yayınlanan “Fitneler Asrı ve Sulh Çizgisi” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/6/20236 minutes, 19 seconds
Episode Artwork

'’Ailemizin Yeni Üyesi’' - ÇOCUĞUMLA BÜYÜYORUM (6.BÖLÜM)

'’Ailemizin Yeni Üyesi’' - ÇOCUĞUMLA BÜYÜYORUM (6.BÖLÜM) by
9/5/202342 minutes, 16 seconds
Episode Artwork

Hazreti Üstad’a denilenler size de denilmiş; çok mu? | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Evvelki gün öyle olduğu gibi dün de öyle oldu. Hazreti Pir de kendisinden evvelkiler gibi aynı güzergâhtan geçti, aynı zulümlere maruz kaldı. “Şeriat devleti kuracak” demediler mi?!. “Haşhaşi” demediler mi?!. Onu haşa Karmati şeklinde muameleye tabi tutmadılar mı?!. Çağınıza ışık tutan, nurefşan insan, Pir-i Mugan, Şem-i Tâbân… Bugün de onu istismar etmek istiyorlar; kenardan köşeden yalancılıkla sahip çıkıp ona taraftar olanları cephelerine çekmek için uğraşıyorlar. Evet, ona da her şeyi söylediler; otuz sene zindanlarda, sürgünlerde hayatı zehir zemberek haline getirdiler. Size demişler çok mu? “Paralel” demişler, “haşhaşi” demişler, “karmati” demişler… *Allah’la irtibat tamam ise, O’nun, riayeti, hıfzı, emniyet ve güveni altındaysanız, ne derlerse desinler, ne herze yerlerse yesinler; yürüdüğünüz yolda sarsıntı geçirmeden Allah’ın izni ve inayetiyle yürüyeceksiniz. Karıncaya basmayan insanlara “terörist” diyenlerin asıl kendileri o levsiyatın içindedirler!.. *Zaten o uydurukça dedikleri şeylere bütün dünya gülüyor. Karıncaya basmayan adamlara “terörist” diyorlar. Hayatlarında arpa kadar haram yememiş insanlara diyorlar. Yeryüzünde dikili bir taşı olmayanlara diyorlar. Kendileri sultanlar gibi yaşadıkları halde, paryalar gibi yaşayan fakat halinden şikâyet etmeyen insanlara söylüyorlar bunları. Evet, iffetinizi, ismetinizi koruyarak nazarî imanınızı amelî imana çevirmiş iseniz, bütün varlığı, insanlığı bir Mevlana edasıyla şefkatle kucaklayabiliyorsanız ki kucaklıyorsunuz insanlık size her zaman bağrını açacaktır. Ve bu türlü herzegû (lüzumsuz, manasız, saçma sapan konuşan) insanların söyledikleri herzelere de güleceklerdir ve gülüyorlar. Şimdi gizli gizli gülüyorlar, kapalı kapılar arkasında gülüyorlar: “Allah Allah, kime terörist diyorlar!” *Terörist olmayan, hayatını melekler gibi sürdüren insanlara terörist diyenler, asıl kendileri o levsiyât içinde bulunan insanlardır. Bunlar bir gün tarihin sayfalarına simsiyah yazılarla kaderlerinin gereği olarak yazılacaklar. Tarih ve gelecek nesiller onlara diyecek: Sohbeti yalan ve iftira olana, konuşması yalan ve iftira olana, yazısı çizisi yalan ve iftira olana, oturduğu yer itibariyle başkalarına sinyaller göndermek suretiyle başkalarını yalan ve iftiralarla idlal edenlere yuf olsun!.. *Bırakın o şefkat mahrumu, merhamet mahrumu insanlar kendi gayzlarıyla, nefretleriyle, kinleriyle yaşayadursunlar. Onların da o kadar yaşamak hakkı var. Siz şimdiye kadar kendi üslubunuza göre yaşadınız, bundan sonra da üslubunuzu koruyarak yaşamaya bakınız. Mahlûkatı şefkatle kucaklayınız. Bu video 13/09/2015 tarihinde yayınlanan “Fitneler Asrı ve Sulh Çizgisi” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/5/20235 minutes, 26 seconds
Episode Artwork

Ahlâkî Mülâhazalar - Ahlâk Serisi | Hutbe-12 | Fethullah Gülen Hocaefendi

Gerçek yarış, Allah için yapılan yarıştır.
9/4/202315 minutes, 27 seconds
Episode Artwork

Yiğit belli değil mert belli değil! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

iman, muameleyle belli olur. Yoksa nazarî olarak söylersiniz; en ileri seviyede “Ebubekrizm” diyebilirsiniz; ya da nisbet “ye”si ile söyleyelim, “Ebu Bekrî, Ömerî” diyebilirsiniz. “Bizim insanlığa takdim etmek, yaşamak ve yaşatmak istediğimiz bunlardır!” diyebilirsiniz. Fakat muâmelâtınızda bu hassasiyeti milimi milimine ortaya koymuyorsanız, yalancının, sahtekârın, dümencinin tekisiniz demektir. Özür dilerim, sözüm size değil, öyle olanlara. Günümüzde öyle olanların da emsali çok. *Âşık Ruhsati der ki: “Bir vakte erdi ki bizim günümüz / Yiğit belli değil mert belli değil / Herkes yarasına derman arıyor / Deva belli değil dert belli değil.” Bu sözü, biraz değiştirip şöyle diyeceğim: Bir vakte erdi ki bizim günümüz. Mü’min belli değil münafık belli değil. Herkes problemine çare arıyor. Dert belli değil derman belli değil. Yâr belli değil ağyâr belli değil. Dolayısıyla hadiselerin çok girift olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Sizinle camiye gelip namaz kılabilir ve size ait bazı şeyleri icra edebilir. Fakat belki de o, çok güzide, çok yüksek firasetli, üstün fetanet abidesi sayılan insanlardan bile kendisini saklayacak kadar münafıklıkta profesyonel olan Abdullah ibni Übeyy ibni Selül gibidir. İfk Hadisesi’nin Ardında da Münafıkların Reisi ve Nifak Ehli Vardı *Münafıkların önderi Abdullah İbn Übey İbni Selül, nifakta bir prototip idi. Peygamberimizin hicretinden önceki liderlik konumu sarsıldığı için, ömrünün sonuna kadar O’nu çekemedi. Her fırsatta mü’minler arasında fitne çıkarmaya çalışır, onların kuvve-i maneviyelerini kırmaya uğraşır, günümüzdeki moda tabirle sürekli algı operasyonları yapardı. “İfk hadisesi” olarak bilinen, Hazreti Aişe validemize iftira atılması olayında da bühtanı yaymada başı çeken Abdullah ibni Übeyy ibni Selûl’dü. Zift medyası gibi, propaganda yapmasını öyle biliyordu ki, ona bir kısım mü’minler bile inanmışlardı. *O Aişe validemiz ki, hafizanallah hayat-ı seniyyelerinde olumsuzluğun rüyasını dahi görmemiştir. Çünkü “ben benim, ben bir kadınım” dediği andan itibaren gözlerini Efendimiz’e açtı. Vahyin sağanak sağanak yağdığı yerde neşet etti ve Sahabe-i Kirâm’ın en çok hadis rivayet edenlerinden birisi oldu. Kadınlık âlemine dair problemleri çözen müşkilküşâ bir valide oldu. Olumsuzluğun rüyasını görmemiştir benim anam. Fakat hiç utanmadan, hayâ etmeden onun için de dediklerini dediler. Bu açıdan da size bir şey denmişse, çok görmeyin. Öteden beri nifak düşüncesi taşıyanlar hiç denmeyecek şeyleri demişlerdir. Aldırmayın!.. Bir gün Allah (celle celâluhu) hükmünü verecek, kimin ne olduğunu ortaya çıkaracaktır. Nitekim o mübarek validemizi de doğrudan doğruya semâvî beyan tezkiye etmişti; falanın filanın şahitliği değil; hatta Efendimiz’in yüksek fetânetinin müşâhedesi de değil. Allah adeta diyordu ki Peygamberimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Ya Muhammed, Rasûl-ü Zîşân’ım (aleyhissalatü vesselam) Ben onun tezkiyesini, tasfiyesini sana bırakmam; Ben vahyimle onu tezkiye ederim!” Bu video 13/09/2015 tarihinde yayınlanan “Fitneler Asrı ve Sulh Çizgisi” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
9/4/20239 minutes, 42 seconds
Episode Artwork

TİCARETİMİZ NASIL OLMALI?

Ticaretimiz nasıl olmalı? 1:47 Büyük iş yerleri açın, süpermarketler açın, büyük işler tesis edin, müşterek işler yapın… 3:30 Türkiye’de ve Türkiye’nin dışında her yerde arkadaşlarımız müteşebbis olmalılar 5:37 Elinizdeki bütün imkanlarla ortaklıklara iştirak etmeyin 6:55 Hiçbir şey almayın şirketten, hiçbir beklentiniz olmasın
9/3/20237 minutes, 45 seconds
Episode Artwork

BAŞINA ZALİMLER MUSALLAT EDİLDİ!

Başına zalimler musallat edildi! 01:39 Başına zalimler musallat edildi! 02:16 Kemal-i samimiyetle Hakk’ın kapısına yönelme… 06:42 Bana ne hediye getirdin? 07:39 Günahına ağlamış insanların göz yaşını getirdim
9/2/20238 minutes, 20 seconds
Episode Artwork

Çizgimizde Yürüyüp Gidelim | 31.08.2023

Çizgimizde Yürüyüp Gidelim | 31.08.2023 by
9/1/20236 minutes, 20 seconds
Episode Artwork

Gerçek mü’min sözleriyle değil, muameleleriyle belli olur! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok.” *Büyük işler yapmalı fakat sonra hemen arkaya çekilip gizlenmeli. Edip eylenen, ortaya konulan başarılarla görünmemeli. Onlarla takdir edilme, alkışlanma arkasına düşmemeli. İnsan, herkesten daha iyi bilen birisinin mevcudiyetine yürekten inanıyorsa, O’nun bilmesini yeterli bulmalı. Evet, O biliyorsa, yeter!.. Kayda değer buluyorsa, yeter!.. Kıymet atfediyorsa, yeter!.. O bildikten, bulduktan, kıymet atfettikten sonra bütün dünya reddetse, ehemmiyeti yoktur. Peygamber Yolunda Taklitten Tahkîke, Nazarîden Amelîye *Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) din-i mübîn-i İslâm’ı bize emanet ederken, فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتيِ وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الرَّاشِدِينَ الْمَهْدِيِّينَ، عَضُّوا عَلَيْهَا بالنَّوَاجِذِ “Siz, Benim ve doğru yolda olan Raşid Halifeler’in yolunu yol edinin. Bu yolu, azı dişlerinizle tutar gibi sımsıkı tutun.” buyurmuş; nazarları Hulefa-yı Râşidîn’in yoluna çevirmiştir; çünkü o yol Peygamber yoludur. Hadis-i şerifteki “Azı dişleriyle tutma” tabiri, Arapça’da kullanılan bir ifade tarzı, bir idyumdur. Şu manaları ihtiva etmektedir: Benim ve Raşid Halifeler’in yolunu hiçbir zaman bırakmayacak şekilde âdeta bir kerpetenle tutar gibi sımsıkı tutun; ona sımsıkı sarılın. Sadece ellerinizle, pençelerinizle değil, azı dişlerinizle de sıkı tutun; onu elden kaçırmamaya çalışın. *İnsanların hayatında nazarî Müslümanlığı amelî Müslümanlığa çevirmek, taklit ortamında elde edilen Müslümanlığı tabiatın bir derinliği haline getirmek Raşid Halifeler’in yolu sayesinde olmuştur. Onlar, temsillerini deyip ettiklerinin on adım önünde götürmüşlerdir. Aslında bir mü’minin bir numaralı hedefi de bu olmalıdır: Mü’min, yetiştiği kültür ortamından elde ettiği o taklidî ve nazarî imanı, amelî ve tahkikî iman seviyesine yükseltmeye çalışmalıdır. *Bir insanın, herhangi bir araştırma lüzumu duymadan, görüp duyduğu gibi inanması ve netice itibarıyla da davranışlarını ona göre ayarlaması bir taklittir. Bu türlü davranışta muhakeme ve dolayısıyla da “ilm-i yakîn” bulunmadığından, kitlelerin akışına, hârîcî müessirlerin ağır basmalarına göre, sık sık yer ve yön değiştirmeler olabilir. Ayrıca, fen ve felsefeden gelen dalâlet ve küfran karşısında taklit Müslümanları mukavemet edemezler. Bu bakımdan da bilhassa günümüzde tahkîkî imana ulaşma yollarının araştırılmasına ve bu konuda insanların uyarılmasına ihtiyaç hatta zaruret vardır. Gerçek mü’min sözleriyle değil, muameleleriyle belli olur!..
9/1/202310 minutes, 37 seconds
Episode Artwork

Tabiata Yabancı Nesiller | 21.05.2007

Tabiata Yabancı Nesiller | 21.05.2007 by
8/31/202324 minutes, 55 seconds
Episode Artwork

Yalan kâfir sıfatıdır! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

*Dövene elsiz, sövene dilsiz ve gönülsüz gerek. Hazreti Mesih, “Sağ tarafına bir tokat vururlarsa, dön bir tokat da sol tarafına vursunlar!” buyurur. Tokat atana tokatla mukabelede bulunma! Kendi h